|
IMO 21. Genel Kurulu (21st IMO
Assembly) Hakkında Rapor
Cahit İstikbal
15-26 Aralık 1999 Tarihleri
Arasında Londra’da Yapılan “Uluslar arası Denizcilik Örgütü’ nün (IMO)
21. Genel Kurulu (21. Assembly) Hakkında Rapor
Uluslar
arası Denizcilik Örgütü (IMO) 21. Dönem Genel Kurulu 15/11/1999
Pazartesi günü Örgütün Londra’daki merkezinde ana salonda saat 1130 da
başladı. Genel Kurul başlamadan önce heyet başkanları saat 1030 da bir
toplantı yaptılar.
21.
Genel Kurul’a Türkiye geniş bir heyetle katıldı. Türk Heyeti, IMO’nun
yayınladığı “Katılımcılar Listesi- List of Participants” belgesine şu
şekilde yansıdı:
TURKEY/Participants
Representatives
·
Mr.
S. Varli, Deputy Undersecretary, Undersecretariat for Maritime Affairs
·
Mr.
H. Berk, Minister Plenipotentiary, Deputy Director-General, Maritime and
Civil Aviation, Ministry of Foreign Affairs
Alternates
·
Mr.
E. Arikan, Deputy Director General, General Management of Coastal Safety
and Salvage Administration
·
Mr.
E. Ercin, Head of Department for Maritime Affairs, Ministry of Foreign
Affairs
·
Mr.
M. Rende, Counsellor, Deputy Permanent Representative of the Republic of
Turkey to 1MO, Turkish Embassy, London
·
Mrs.
S. Onur, Head of Department, Undersecretariat for Maritime Affairs
Advisers
·
Lt.
Cmdr. K. Battal, Turkish General Staff
·
Lt.
Cmdr. S. Yilmaz, Turkish Naval Forces Command
·
Mr.
E. Etensel, First Secretary, Turkish Embassy, London
·
Captain A. Cekic, Expert Counsellor for Maritime Affairs, Turkish
Embassy, London
·
Mr.
U. Küçukay, Engineer, Ministry of Environment
·
Captain C. Istikbal, Turkish Maritime Organisation Inc.
·
Captain E. Yetkili, Director for Ports and Harbours
·
Mr.
L. Koleteli, Engineer, Undersecretariat for Maritime Affairs
·
Mr.
T. Kaya, Expert, Undersecretariat for Maritime Affairs
·
Miss
T. Sarayonlii, Legal Advisor, Turkish Embassy, London
·
Mr.
H. Ozcan, Directorate-General of Turkish State Railways
·
Associate Professor Dr. S. Ilgin, Turkish Maritime Law Association
·
Associate Professor Dr. M. Insel, Istanbul Technical University
·
Ms.
N. Oral, Istanbul Bilgi University
·
Mr.
M. Tuncer, Turkish Chamber of Shipping
·
Dr.
Z.O. Ozcayir, Lawyer, Maritime Law Consultant
·
Captain M. Kogar, Turkish Maritime Pilots' Association
21. Genel
Kurul’a isimleri aşağıda belirtilen 139 üye Ülke ve 2 birlikte üye ülke
katıldı:
-
Cezayir
-
Angola
-
Antigua ve Barbuda
-
Arjantin
-
Avustralya
-
Avusturya
-
Azerbaycan
-
Bahama
-
Bahreyn
-
Bangladeş
-
Barbados
-
Belçika
-
Belize
-
Benin
-
Bolivya
-
Bosna-Hersek
-
Brezilya
-
Brunei
-
Bulgaristan
-
Kamboçya
-
Kamerun
-
Kanada
-
Şili
-
Çin
-
Kolombiya
-
Kongo
-
Kosta Rika
-
Fildişi Sahili
-
Hırvatistan
-
Küba
-
Güney Kıbrıs
-
Çek Cumh.
-
Kuzey Kore
-
Danimarka
-
Dominik
-
Ekvator
-
Mısır
-
Eritre
-
Estonya
-
Etyopya
-
Fiji
-
Finlandiya
-
Fransa
-
Gabon
-
Gambiya
-
Gürcistan
-
Almanya
-
Gana
-
Yunanistan
-
Grenada
-
Guatemala
-
Gine
-
Guyana
-
Haiti
-
Honduras
-
Macaristan
-
İzlanda
-
Hindistan
-
Endonezya
-
İran
-
İrlanda
-
İsrail
-
İtalya
-
Jamaika
-
Japonya
-
Ürdün
-
Kazakistan
-
Kenya
-
Kuveyt
-
Latvia
-
Lübnan
-
Liberya
-
Libya
-
Litvanya
-
Lüksemburg
-
Madagaskar
-
Malawi
-
Malezya
-
Maldivler
-
Malta
-
Marşal Ad.
-
Moritanya
-
Mauritius
-
Meksika
-
Monako
-
Moğolistan
-
Fas
-
Mozambik
-
Myanmar
-
Namibya
-
Nepal
-
Hollanda
-
Yeni Zelanda
-
Nikaragua
-
Nijerya
-
Norveç
-
Yemen
-
Pakistan
-
Panama
-
Papua Yeni Gine
-
Paraguay
-
Peru
-
Filipinler
-
Polonya
-
Portekiz
-
Katar
-
Güney Kore
-
Romanya
-
Rusya Fed.
-
Saint Lucia
-
St. Vincent
-
Suudi Arabistan
-
Sierra Leone
-
Singapur
-
Slovakya
-
Slovenya
-
Güney Afrika
-
İspanya
-
Sri Lanka
-
Sudan
-
İsveç
-
İsviçre
-
Suriye
-
Tayland
-
Makedonya
-
Trinidad ve Tobago
-
Tunus
-
Türkiye
-
Türkmenistan
-
Ukrayna
-
Birleşik Arap Emirlikleri
-
İngiltere
-
Tanzanya
-
ABD
-
Uruguay
-
Vanuatu
-
Venezuela
-
Vietnam
-
Yemen
Gözlemci Üye
140.
Hong Kong
141.Macau
Genel
Kurula ayrıca şu 46 kuruluş temsilcileri de gözlemci olarak katıldılar:
Birleşmiş Millletler ve Özel
Temsilciler
1.
BirleşmişMilletler (UN)
2.
Uluslar arası Çalışma Örgütü (ILO)
Hükümetlerarası Örgütler
3.
Uluslar arası Hidrografi Örgütü (IHO)
4.
Afrika Birliği Örgütü (OAU)
5.
Avrupa Komisyonu (EC)
6.
Amerika Devletleri Örgütü (OAS)
7.
Uluslar arası Petrol Kirliliği Tazmin Fonu (IOPC FUNDS)
8.
Batı ve Orta Afrika Denizcilik Örgütü (MOWCA)
9.
Uluslar arası Taşınabilir Uydu Örgütü (IMSO)
10.
Arap Devletleri Ligi
Sivil Toplum Örgütleri
11.
Uluslar arası Deniz Ticaret Odası (ICS)
12.
Uluslar arası Gemicilik Federasyonu (ISF)
13.
Uluslar arası Deniz Sigortacıları Birliği (IUMI)
14.
Uluslar arası Serbest Ticaret Birlikleri Federasyonu (ICFTU)
15.
Deniz Seyir Yardımcıları ve Fener Otoriteleri Uluslar arası Birliği
(IALA)
16.
Uluslar arası Telsiz-Denizcilik Komitesi (CIRM)
17.
Uluslar arası Klas Kuruluşları Birliği (IACS)
18.
Avrupa Kimyasal Endüstri Konseyi (CEFIC)
19.
Latin Amerika Armatörler Birliği (LASA)
20.
Petrol Şirketleri Uluslar arası Deniz Forumu (OCIMF)
21.
Uluslar arası Kılavuz Kaptanlar Birliği (IMPA)
22.
Uluslar arası Yeryüzü Dostları (FOEI)
23.
Sondaj Müteahhitleri Uluslar arası Birliği (IADC)
24.
Uluslar arası Seyir Enstitüleri Birliği (IAIN)
25.
Deniz Endüstri Birlikleri Uluslar arası Konseyi (ICOMIA)
26.
Gemi Kaptanları Birlikleri Uluslar arası Federasyonu (IFSMA)
27.
Petrol ve Gaz Üreticileri Uluslar arası Birliği (OGP)
28.
Uluslar arası Bağımsız Tanker Sahipleri Birliği (INTERTANKO)
29.
P&I Birlikleri Uluslar arası Grubu (P and I)
30.
Uluslar arası Tanker Sahipleri Kirlilik Federasyonu (ITOPF)
31.
Uluslar arası Doğayı ve Doğal Kaynakları Koruma Birliği IUCN)
32.
Denizlerin Korunması Danışma Komitesi (ACOPS)
33.
Uluslar arası Gaz Tankerleri ve Terminal Operatörleri Topluluğu (SIGTTO)
34.
Uluslar arası Can Filikaları Federasyonu (ILF)
35.
Uluslar arası Karayolu Taşımacıları Birliği (IRU)
36.
Uluslar arası Gemi Destek Birliği (ISSA)
37.
Uluslar arası Kruvaze Yolcu Taşımacılığı Konseyi (ICCL)
38.
Kuru Yük Armatörleri Uluslar arası Birliği (INTERCARGO)
39.
Dünya Doğa Fonu (WWF)
40.
Gemi Mühendisleri Enstitüsü (IME)
41.
Gemi İşletmecileri Uluslar arası Birliği (ISMA)
42.
Uluslar arası Tankerler Birliği (IPTA)
43.
Uluslar arası Yelken Federasyonu (ISAF)
44.
Uluslar arası Deniz Müteahhitleri Birliği (IMCA)
45.
Uluslar arası Okyanus Enstitüsü (IOI)
46.
Dünya Nükleer Taşımacılık Enstitüsü (WNTI)
Genel
Kurul başladıktan sonra Başkan ve Yardımcılarının seçimi yapıldı. Seçimler
sonucunda;
Başkan Finlandiya’dan Pertti Salolainen,
1.
Yardımcı Panama’dan Ruben Reyna,
2.
Yardımcı Mısır’dan Adel El Gazzar
seçildiler.
IMO Genel Sekreteri WIllIam A. O’NeIl Tarafından yapılan Genel Kurul
Açılış Konuşması:
Daha sonra
IMO Genel Sekreteri William A. O’Neil kürsüye gelerek açılış konuşmasını
yaptı. Genel Sekreter William A.O’Neil’in konuşması IMO’nun hem geçmişte
yaptıkları hem de gelecekle ilgili planları bakımından bir özet
niteliğindeydi.Genel Sekreter, şunları söyledi:
“Sayın Başkan, Değerli
Bakanlar, Ekselansları, Değerli Delegeler, Bayanlar ve Baylar;
Sizi Genel Kurulumuzun 21.
Oturumunda görmekten mutluluk duyuyorum. Bu bin yılın son genel kurulu ve
bu nedenle bu genel kurulda yalnızca son iki yılda başarmış olduğumuz
işleri değil, kuruluşundan bu ana geçen yarım yüzyıl içinde yaptıklarımızı
yansıtmamız gerektiği doğaldır. Bu aynı zamanda gelecekte denizcilik
endüstrisi için neler yapabileceğimizi konuşabilmemiz ve gelecek yüzyıla
girerken IMO’ya yön gösterecek politikaların şekillendirilmesi için bir
fırsattır.
Son birkaç on senede, güvenlik
konusunda gelişmeler oldu ve deniz taşımacılığı faaliyetlerinden
kaynaklanan deniz çevresinin kirliliğinin önlenmesinde ölçülebilir bir
azalma görüldü. Bu yüzden IMO’nun kuruluş amacı olan öncelikli hedeflerini
tutturduğunu söylemek doğru ve uygun olacaktır.
Bunun başarılması Örgütün
teknik ve işlevsel konular üzerinde yoğunlaşması ve amacından sapmaması
şeklindeki felsefesini bağlılıkla izlemek sayesinde oldu. IMO’nun üyesi
ülkeler de buraya en üst düzeydeki uzmanlarını göndermek suretiyle katkıda
bulundular ve IMO’nun denizcilik dünyasındaki saygınlığı yüksek bir
“mükemmeliyet merkezi” olmasına olanak tanıdılar.
IMO’ya duyulan bu güven bir
şans eseri olarak değil, IMO’nun günün gereklerine uygun değişiklikleri ve
uyarlamaları yapabilmesi sonucunda ortaya çıktı. Bilinçli çabalar
sonucunda hem Uluslararası deniz taşımacılığı ile ilgili en zor konularla
ilgilenirken hem de kendi iç işlevselliğinde durgunluk ve üretimsizlikten
sıyrılabilmiştir.
Önemli bir nokta da kazalar
olduktan sonra göre standartların ve kuralların geliştirilmesinin tatmin
edici bir değişiklik yöntemi olmadığının bilinciyle hareket edilmesiydi.
Bizim ileriye bakıp sorunları bu sorunlar oluşmadan önce karşılamaya
hazırlıklı olmamız gerekmektedir. Bu yaklaşım biçiminin faydası şudur ki
bu şekilde yalnızca potansiyel bir felaket önlenmekle kalınmaz aynı
zamanda iyi düşünülmüş kurallar ve oluşumların geliştirilip yerli yerine
oturtulması için de yeterli zaman kazanılmış olur.
Bütün dünya çapında ülkelerin
IMO’nun çalışmalarına büyük ilgi gösterdiklerini görmek çok anlamlıdır, ki
bunun göstergesi de 1959 yılındaki ilk genel kurulda 28 olan üye ülke
sayısının bugün 157 üye ve iki de birlikte üye ülke sayısına ulaşmış
olmasıdır. Son genel kuruldan sonra aramıza katılmış olan ülkeler Grenada
ve Marşal Adaları’na ve onlarla birlikte de ilk kez bir genel kurulumuza
katılan değerli delegelere özel bir hoş geldiniz demek istiyorum.
IMO’nun üyesi olan ülkeler şu
anda bütün dünya denizcilik filosunun %98,6 sına yayılmış durumdadır ve
bizim temel kurallarımız hemen hemen dünya çapında kullanıma sahip olmuş
durumdadır. Bu IMO’nun pragmatik bir çalışma şekli olduğunun kanıtıdır ve,
her ne kadar gelecekte pek çok değişik zorluk ile karşılaşacak olsak da,
inanıyorum ki aldığımız kararları görüş birliği ile almamız şeklinde
süregelen yarım yüzyıllık geleneğimizden hiçbir zaman vazgeçmeyeceğiz.
Şimdi size başarılarımızı daha
iyi gösterecek birkaç örnek vermek istiyorum:
Denizde Can Güvenliği
Uluslararası Sözleşmesi (SOLAS) şimdi 140 katılımcısı ile toplam dünya
tonajının %98,5 i tarafından kullanılmaktadır. Uluslararası Yükleme Hattı
Konvansiyonu (LL) toplam dünya tonajının %98,5 ini temsil eden 143 ülke
tarafından kabul edilmiştir. Denizde Çatışmayı Önleme Tüzüğü dünya
tonajının %96.7 sini oluşturan 133 ülke tarafından imzalanmış, STCW 1978
Konvansiyonu da toplam dünya tonajının %98,1 ini oluşturan 133 ülke
tarafından kabul edilmiştir. Deniz Kirliliğinin Önlenmesi bakımından ise,
MARPOL 73/78 Konvansiyonları dünya tonajının %94,1 ini oluşturan 108 ülke
tarafından kabul edilmiştir.
Bu kısa liste göstermektedir ki
yeni konvansiyonlar yapmak için var olan gereksinim şimdi daha geniş bir
kesimce sahiplenilmektedir. Fakat yine de var olan unsurların
güncelleştirilmesini sağlamak gerekmektedir. İki yıllık süre içerisinde,
Konvansiyonlara ait on bir grup düzeltme yürürlüğe girerken dört grup
düzeltme de kabul edilmiştir. Ek olarak, daha önce kabul edilmiş olup
uygulanmaya konması için süre tanınmış olan bazı önemli düzeltmelerde de
tanınan süreler bu dönemde bitti. Şimdi bunlardan bazılarına kısaca
değineceğim.
1 Temmuz 1998 de, Uluslararası
Güvenlik Yönetimi Kodu (ISM Code) yürürlüğe girdi ve dökme yük gemileri,
tankerler ve yolcu gemilerini kapsayan bir grup gemiler bundan etkilendi.
Bu tarihten önce ve basın ve yayın organlarında sürenin bitiminde bir çok
gemilerin ve gemicilik şirketlerinin bu Kod’a uymayacaklarına dair çıkan
spekülasyonlara rağmen bu görüşün doğru olmadığı ortaya çıktı ve
kapsamdaki gemi tiplerinin büyük çoğunluğu yükümlülüklerini yerine
getirdiler. Ben oldukça kararlı bir şekilde sürenin uzatılmasının mümkün
olmadığını belirtmiştim ve pek çok liman Devletleri de sertifikalı olmayan
gemilere tolerans göstermeyeceklerini açıkça ortaya koymuşlardı.
Gemicilik şirketleri ve gemi
işletmecileri bunun sadece uyulması gereken alelade bir kağıt değil ciddi
bir konu olduğunun ve aslında deniz güvenliği ve kirliliğin önlenmesi için
atılmış çok önemli bir adım olduğunun bilincine vardılar. Onlar ayrıca bu
işlemle getirilen kuralların kendi gemicilik faaliyetlerini daha etkin
duruma getireceğini böylece de olumlu bir ticari etkisinin olacağını
anladılar. Şimdi önümüzde uygulamanın 2002 yılında yürürlüğe girecek olan
bir ileri aşaması daha var ve bununla da geriye kalan gemiler ISM Koduna
uymak zorunda olacaklar. Bu genel kurul süresinde, ISM Kodu uygulamasının
ikinci safhası için bir IMO Kararını (Resolution) kabul etmeye de davet
edileceksiniz. Bu karar Temmuz 2002 olan yürürlüğe giriş tarihinde
uzatmaya gidilmeyeceğine işaretle armatörler ile denizcilik makamlarını
gerekli işlemleri yapmaları için uyaran bir karardır.
Birinci ISM Kodu uygulama
safhasının yürürlüğe girmesinden bir ay sonrası,önemli bir tarihe, STCW
konvansiyonu 1995 düzeltmelerinin yürürlüğe giriş tarihine rastlıyordu. 1
Ağustos 1998 Tarihinden itibaren Konvansiyona imza atan taraflar eğitim
kuruluşlarının yeterliğine dair 1995 düzeltmelerine uydukları konusunda
IMO’ya bilgi sunmaya davet edildiler, ki şu ana kadar 133 ülkeden 82 si
bunu yerine getirdi. Bu 82 ülke aynı zamanda dünya gemi filosunun ve
denizcilerinin de %90 ını temsil etmektedir.
Bu yıl 12 Kasım Tarihinden
itibaren 13 ülke daha bilgi sundu, uzmanlardan oluşan 26 panel görevlerini
tamamlayıp raporlarını bana sundular, 48 panel de ön değerlendirme
çalışmalarını tamamlayıp ilgili taraflardan daha ayrıntılı bilgi
istediler, ve bu panellerden 22 sine istedikleri bilgi ilgili taraflarca
sağlandı. Bunlara bakarak bile bu araştırmanın ne kadar kapsamlı ve geniş
içerikli olduğunu görebilirsiniz.
1998 Yılı içerisinde Deniz
Güvenliği Komitesi, bütün taraflardan 1 Ağustos 1998 Tarihine kadar
sağlanacak bilgiler değerlendirilmeden benim STCW uyumluluğu hakkındaki
raporumun sunulmaması gerektiği kararına vardı. Umuyorum ki Ocak 2000
ortalarında bu çalışma tamamlanacak ve bu sayede de raporumu Mayıs 2000 de
toplanacak olan Deniz Güvenliği Komitesine sunabileceğim.
ISM Kodunun devreye sokulması
ve şimdi gündemde olan STCW Konvansiyonunun gerektirdiği değerlendirme
işlemi ile IMO şimdi temel bileşenlerinden ikisini hem denizde hem de
karadaki personel üzerinde yoğunlaşan deniz güvenliğini geliştirme
çalışmalarına yönlendirmiş bulunmaktadır. Bu çok önemli gelişmeler
meyvelerini önümüzdeki on yılın başlarından itibaren vermeye
başlayacaktır.
Bir başka konuya geçersek, 1988
yılında SOLAS Konvansiyonunda yapılan bir değişiklik uyarınca GMDSS 1
Şubat 1999 Tarihinden itibaren tamamen yürürlüğe girdi. Şubat ayında aynı
zamanda dünyadaki okyanusları kapsayan arama ve kurtarma planlarını
tamamlamayı başardık. Bu 1979 Tarihli SAR Konvansiyonundan sonra
Hükümetlerin yıllar boyunca bölgesel planları geliştirmek için
gösterdikleri çaba ve uğraşların da bir sonucu oldu.
SAR Konvansiyonu öyle bir
global SAR sistemi amaçlamaktaydı ki, denizde nerede bir kaza olursa
olsun, buna yapılacak müdahale mekanizmalarının işleyişi her yerde aynı
olacaktı. Konvansiyonun getirdiği özelliklerden birisi de okyanusların SAR
sahalarına bölünerek bu sahaların da alt sahalara ayrılması suretiyle her
devletin kendi sorumluluğunu yerine getireceği bölgelerin belirlenmesiydi.
GMDSS tarafından sağlanan haberleşme sistemiyle de bütünleşmesiyle şimdi
denizde can kaybını gerçekten azaltabilecek bir global SAR sistemine sahip
olmuş bulunuyoruz.
Her ne kadar faydaları bu kadar
açık görülüyor olsa da, SAR Konvansiyonu şu ana kadar ancak dünya
tonajının %47.1 ini oluşturan 64 Devlet tarafından imzalanmış
bulunmaktadır. SAR sistemini en yüksel potansiyele ulaştırabilmek için
temel olarak kapsama alanını mümkün olduğunca genişletmek gerekiyordu ve
bu yüzden de SAR Konvansiyonu Mayıs 1998 Tarihinde daha fazla Hükümet
tarafından kabul edilebilirliğini sağlamak üzere yeniden gözden geçirildi.
Gözden geçirilmiş Konvansiyon Hükümetlerin sorumluluklarını daha açıklıkla
belirlemekteydi ve deniz ve havacılık unsurlarının hizmetleri arasındaki
işbirliğine daha fazla önem vermekteydi. Umuyorum ve bekliyorum ki 1 Ocak
2000 tarihinde yürürlüğe girecek olan düzeltilmiş SAR Konvansiyonunu yakın
gelecekte çok daha fazla ülke imzalayacaktır. Aynı zamanda IMO ve
Uluslararası Sivil Havacılık Teşkilatı (ICIAO) ortaklaşa olarak oldukça
kapsamlı bir Havacılık ve Denizcilik için Uluslararası Arama ve Kurtarama
El Kitabı’nı yayınlamış olduğumuzu da burada belirtmek istiyorum.
Bir süreden beri dökme yük
gemilerinin güvenliği IMO için çok öncelikli bir konu olmaya devam
etmektedir, geçtiğimiz Temmuz ayında SOLAS’a standartları ve kuralları
daha da geliştiren bir bölüm eklenmiş bulunmaktadır. Fakat görevimiz
bitmiş sayılmaz. Mayıs 1998 de Birleşik Krallık, Deniz Güvenliği
Komitesi’ne dökme yük gemisi Derbyshire’ın 1980’de batıp 44
denizcinin ölmesi ile ilgili bir rapor sundu. Bu raporda dökme yük
gemilerinin dizaynı ve inşa edilmesi ile ilgili daha ileri seviyede
öneriler içermekteydi ki bunlardan bazıları halen Denge ve Yükleme Sınırı
Alt Komitesi ile Balıkçı Gemilerinin Güvenliği Alt Komitelerinde gözden
geçirilmektedir. Ek olarak, Birleşik Krallık, dökme yük gemilerinin
güvenliği konusunda geniş kapsamlı bir FSA çalışmasının eşgüdümünü
yapmaktadır. Bu çalışmanın sonuçları ve diğer önemli bilgiler ortaya
çıktığında bunlar Deniz Güvenliği Komitesi tarafından dikkate alınacak ve
standartlarda uygun değişikliklerin yapılması için kullanılacaktır.
Geçtiğimiz iki yılın altı
çizilecek bir başka olayı da SOLAS 1974 Konvansiyonunda yapılan
değişikliklerin kabul edilmesiydi, ki kabul edilen bu değişikliklerle de
INF Kodu (International Code for the Safe Carriage of Packaged Irradiated
Fuel, Plutonium and High Level Radioactive Wastes on Board Ships) nun 1
Ocak 2001 tarihinden itibaren zorlayıcı hale getirilmekteydi.
Deniz kirliliğini önleme
bakımından ise, 1978 Protokolü ile değişikliğe uğrayan MARPOL 73
Konvansiyonunda düzeltmeler yapıldı, bu değişikliklerle de halihazırdaki
20.000 ve 30.000 DWT arasındaki ağır dizel yakıtı ve fuel-oil i de içeren
petrol türevi ürünler taşıyan tankerler de ham petrol tankerleri ile aynı
inşa gereksinimlerine tabi tutuluyordu. Bu değişiklikler 1 Ocak 2001
Tarihinde yürürlüğe girecek.
Tehlikeli ve zehirli maddeden
kaynaklanan kirlilik olayları meydana geldiğinde ne yapılacağı konusu
oldukça ilgi gördü. Sonuç olarak HNS 2000 Protokolü (Protocol on
Preparedness, Response and Co-operation to Pollution Incidents by
Hazardous and Noxious Substances, 2000) geliştirildi ki bu da OPRC 1990 (International
Convention on Oil Pollution Preparedness, Response and Co-operation)
Konvansiyonunun prensiplerini izlemekteydi. Bu protokolün benimsenmesi
amacıyla Mart 2000 de bir konferans toplanacaktır.
Anti-fouling boyalar ve karine
kaplamaları konusunda ise bunların kullanımını kurallara bağlamak ve
özellikle de TBT (tributylin) gibi organotinleri içerenlerin kullanımını
zaman içerisinde ortadan kaldırmak suretiyle bu yollarla ortaya çıkan
deniz kirliliğinin engellenmesi amaçlanmaktadır. Bu konuda önümüzdeki iki
yıllık dönemde bir konferansın toplanmasını da öneren bir teklif de burada
dikkatlerinize sunulmaktadır.
Yakın zamandaki
faaliyetlerimizin kısa bir özetini gelecekte ilgili önerilerimiz ile
birlikte sunduktan sonra, inanıyorum ki sizler de denizde güvenliğin
geliştirilmesi, kirliliğin önlenmesi ve genel olarak IMO’nun otoritesinin
sağlanması işlerinin süreklilik gösteren bir etkinlik olduğu konusunda çok
açık bir fikre sahip oldunuz. Bu etkinlik standartları geliştirmek ve
gerektiğinde bunlara yeni öğeler eklemek, ya da var olanları düzeltmek
(tashih etmek) yoluyla bunların değişen koşullara uyumlu olmalarını
sağlamak gibi işlevleri içermektedir.
Şunu vurgulamam gerekir ki, bir
politika gereği olarak,bizim en büyük önceliğe sahip konularımızın başında
halihazırda var olan kuralların ve standartların doğru uygulanmasını
sağlamak gelmektedir. Var olan ve kağıtta yazılı olan kuralların
denizcilik endüstrisinde uygulanmasını sağlayamadıktan sonra yeni yeni
kurallar geliştirmenin bir faydası yoktur. Bu demektir ki bu işin içinde
olan üç tarafın da yani, armatör, liman devleti ve bayrak devletinin kendi
sorumluluklarını en üst düzeyde yerine getirecek iradeye ve kapasiteye
sahip olmaları gerekmektedir.
Çok basitçe armatörden
gemisinin ait olduğu bayrak devletinin kabul ettiği konvansiyonların
gerektirdiklerini gemilerinde yerine getirmesi beklenmektedir.
Bayrak devletinin görevi
imzaladığı konvansiyonların gerektirdiklerine kendi bayrağını taşıyan
gemilerin uymasını sağlamaktır. Bu işleme yardımcı olmak amacıyla bayrak
devletlerinin isteğe bağlı olarak kendi kendilerini değerlendirebilmeleri
için birtakım içsel ve dışsal kıstasları içeren birörnek “bayrak devleti
performansını ölçmek için kendi-kendini değerlendirme formu” nu
geliştirmiştir. Bu genel kurulda sizlerden Bayrak Devleti uygulamaları
konusunda bu formu da içeren bir karar taslağını değerlendirmeniz
istenecektir.
Üçüncü öğe, liman devleti
kontrolü, önceki iki öğe ile aynı derecede öneme sahiptir çünkü liman
devleti kontrolü bu zorunlulukların yerine getirildiğini ve eğer birtakım
eksiklikler varsa bunların düzeltildiğini kontrol etmek suretiyle bir
güvenlik ağı görevi yapmaktadır.
Deneyimler göstermiştir ki
liman devleti kontrolü en iyi etkiyi bölgesel bazda düzenlendiği zaman
göstermektedir ve ilk anlaşma olan Paris Memorandumundan bu yana, ya da
hep söylendiği şekliyle 1982 de sonuçlanan Paris MOU’dan beri, bu anlayışı
bütün dünyaya yaymak IMO’nun hedefi olmuştur. Paris MOU ile birlikte diğer
dört bölgeyi de kapsayacak anlaşmalar şimdi yapılmıştır, bunlar Latin
Amerika, Asya ve Pasifik, Karayipler ve Akdeniz’dir. Ek olarak iki anlaşma
daha imzalanmıştır ki bunların birisi Hint Okyanusu ötekisi de Batı ve
Orta Afrika içindir. Karadeniz Devletleri ve Basra Körfezi için de ön
taslak MOU’lar konusunda anlaşmaya varılmıştır.
Liman ve bayrak devletlerine
konvansiyonun gerekliliklerini uygulama konusunda yükümlülüklerini yerine
getirirken güçlükle karşılaşmaları durumunda teknik işbirliği programımız
yoluyla yardımcı olmaktan mutluluk duyacağımızı bildirdik. Üyelerimizi bu
önerimizden yararlanmaya çağırmak istiyorum.
Uzman tavsiyesi ve yardımı
denizcilikle ilgili diğer konularda da sağlanmaktadır, ayrıca Tümleşik
Teknik İşbirliği Programı ve Teknik İşbirliği Fonu bu konudaki
etkinliklerimizi arttırma arzumuzun göstergesidirler.
Dünya Denizcilik Günü’nün
kutlanması bizim temel konularımıza dikkatleri toplamak için bir fırsat
olmaktadır, 1998 yılında konumuzu “IMO’nun 50. Yılı: Denizcilik ve
Okyanuslar” olarak seçmiştik, bu sene ise konumuz “IMO ve Yeni
Milenyum” idi.
Her sene Dünya Denizcilik Günü
ile birlikte bir önceki yılda IMO’nın çalışmalarına ve amaçlarına en fazla
katkı yapan kişi ya da kurumlara IMO Konseyi tarafından yapılan
değerlendirme sonrasında Uluslararası Denizcilik Ödülü verilmektedir. 1997
yılındaki ödül IMO çalışmalarına yıllarca katkıda bulunan
Mısır-İskenderiye’deki Deniz Bilimleri, Teknolojisi ve Taşımacılığı Arap
Akademisi Başkanı Dr. Gamal El-Din Ahmed Mokhtar’a verilmişti.
1998 deki ödül denizde can
kurtarma için yaptığı büyük katkılardan dolayı Uluslararası Can filikaları
Federasyonu’na verilmişti. Bu kişilere değil de bir kuruma verilmiş olan
ilk ödüldü, bundan başka bu sene içerisinde GMDSS’te tam uygulamaya
geçilmesinin ve global SAR planları konusunda ilke anlaşmalarına
varılmasının bu ödülün bu kuruluşa verilmesini daha anlamlı kıldığı
inancındayım.
Sayın Başkan, gelecek iki yıl
içerisinde gideceğimiz yön aynı zamanda sizin değerlendirecek olduğunuz
çalışma programı ve bütçe ile belirlenecektir. Bir kez daha, Üye
Devletlerce istendiği gibi sıfır büyümeyi öngören bir bütçe hazırladık.
Konsey tarafından geçtiğimiz Cuma günü onaylanan taslak bütçeyi ve çalışma
programını hazırlarken, benim orijinal önerimde kesintiler yapıldı, fakat
aynı zamanda Kuruluşumuzun üzerindeki görevi sürdürebilmesi için gerekli
her türlü çaba da gösterildi.
IMO Konvansiyonunun kabul
edilmesinin 50. Yıldönümü 1998 de kutlanmıştı. Bu aynı zamanda kamuoyunun
deniz taşımacılığının dünya ekonomisindeki rolüne dikkatini toplamak ve
1948 yılından beri deniz taşımacılığının geçirdiği evrimi inceleyerek
IMO’nun gerçekleşen değişimleri nasıl karşıladığını sınamak için de bir
fırsat oldu.
Bu binada IMO’nun tarihini ve
başarılarını çizimleyen bir sergi açıldı, ayrıca IMO News dergisinin de bu
konuya ayrılmış özel bir sayısı yayınlandı. Ek olarak, Birleşmiş Milletler
Uluslar arası Okyanus Yılı’nın gösterilerinden birisi olarak
Portekiz-Lizbon’da açılan uluslar arası sergide kurumumuz Birleşmiş
Milletlere ayrılan bölümde sürekli bir gösterimde bulundu.
Bizim 50. Yıldönümüne en
önemli-ve muhtemelen en uzun ömürlü- katkımız Denizciler Anıtı önerisinin
kabulü ve Denizciler Anıtı Yardım Fonunun kurulması oldu. Bu fon gönüllü
katkılarla finanse edilmektedir ve deniz yoluyla malların taşınması ile
bir şekilde ilgili olan herkesi bu fona katkıda bulunmaya çağırıyorum.
Fonun amaçları şunlardır:
·
IMO’da Uluslar arası
Denizciler Anıtı’nın dikilmesi,
·
Malmö-İsveç’teki
Dünya Denizcilik Üniversitesinde deniz güvenliği ve kirliliğin önlenmesi
kürsüsünün kurulması,
·
Dünyanın çeşitli
denizcilik eğitimi veren kuruluşlarında okuyan öğrencilere burs temin
etmek, ve
·
Denizcilerin eğitimi
ile ilgili Fon yöneticileri tarafından uygun görülecek diğer etkinlikler.
Anıtın fiziksel olarak
dikilmesine gelince, bu konuda bir Yönetim Kurulu oluşturuldu ve kısa
zamanda da IMO adına projeyi yürütecek bir danışmanın ataması
yapılacaktır. Burada amaçlanan Anıtın 2001 yılındaki Dünya Denizcilik
Gününde açılmasıdır; böylece 22. Genel Kurulumuza katılan delegeler de
Anıtı görebileceklerdir.
IMO’nın ilk elli yılı artık
tamamlanmıştır ve şimdi geleceğe bakmanın zamanıdır. Gelecek iki yılda bir
çok zorlukla karşılaşacağız, ve bunlara vereceğimiz karşılık 2000 yılında
IMO’nun hedeflerini içeren bir karar taslağında belirtilmektedir ve
değerlendirmenize sunulmaktadır. İtici güç şunlarla sağlanacaktır:
·
Önemi daha çok halka
kaydırarak,
·
STCW konvansiyonu ve
ISM Kodunun etkin bir şekilde uygulayarak,
·
Dökme yük gemilerinin
güvenliğini arttırarak, bitin denizcilik etkinliklerinde (faaliyetlerinde)
güvenlik kültürü ve çevre bilincini geliştirerek,
·
Gereksiz yere fazla
kurallar geliştirmekten kaçınarak,
·
IMO’nun teknik
işbirliği programları ve bunların yerine getirilmesini güçlendirerek.
Bütün bu konuların her birisi
önümüzdeki iki yıl için çok büyük bir çaba gösterilmesini
gerektirmektedir, kaldı ki bunlar IMO’nun çalışma programının da yalnızca
bir kısmıdır. Bir şekilde rotamızda bir pusula düzeltmesi yapıyoruz. Aşırı
kurallar koymak denizcilik endüstrisinde ve Hükümetlerce olduğu gibi
IMO’da da tercih edilen bir yöntem değildir.
Bizim niyetimiz olanaklar
elverdiği yerde yükümlülükleri azaltmaktır, endüstride kendi kendini
yönetmenin yaygınlaşmasını da mutlulukla karşılarız. Fakat bunu yaparken
bir şeyden emin olmak isteriz ki o da kalite ve güvenlik standartlarının
en yüksek oranda sağlanmasıdır.
Sayın Başkan, bu Genel Kurul
geçen iki yılda IMO’nun yaptığı işleri onaylıyacak ve gelecek için
gereksinim duyulan politika yönünün belirlenmesi ve liderliği de
sağlayacaktır. Burada yapılacak önerileri sabırsızlıkla bekliyoruz.
Sekreteryanın Genel Kurulun başarılı olması için üzerine düşen her türlü
katkıyı yapmaya hazır olduğuna da sizi temin etmek isterim. Teşekkür
ederim.”
İNGİLTERE
DENİZCİLİK BAKANI KEITH HILL’İN KONUŞMASI
Genel Sekreter William A.
O’Neil’in konuşmasından sonra İngiltere Denizcilik Bakanı Keith Hill söz
aldı. İngiltere Denzicilik Bakanı Keith Hill’in oldukça kararlı ve sert
bir tonda yaptığı bu önemli konuşma, hem kendi ülkesinin hem de Avrupa
Topluluğu ülkelerinin önümüzdeki dönemlerde deniz taşımacılığında
standartların özellikle insan ve makine donanımı kalitesi bakımından
yükseltilmesine büyük önem vereceklerinin ipuçlarını vermekteydi. Keith
Hill, Konuşmasında şunları söyledi:
“Sayın Başkan, Sayın
Konuklar, Sayın Genel Sekreter, Değerli Delegeler, Majesteleri Kraliçenin
Hükümeti adına, Uluslararası Denizcilik Örgütü’nün 21. Genel Kurulu için
hepinize Londra’ya hoş geldiniz demekten büyük mutluluk duyuyorum.
Uluslararası Deniz
Taşımacılığı, bir hizmet endüstrisidir. Ve bu taşımacılık
gerçekleştirilince de hizmet bitmiş sayılmaz. Bu endüstri onunla
ilgilenilmesi oranında ve maliyetleri de içeren normal ekonomik güçlerle
yaşar veya yok olur. Fakat bu ticareti yapan herkes hem kendi maliyetleri
ve başarısına hem de diğerlerinin maliyet ve başarısına dikkat etmek
zorunda olduğunu bilir. Aksi taktirde onun yaptığı iş, özellikle de hizmet
endüstrisinde, kısa süreli olmak durumundadır. Ve ticarette de, hükümette
olduğu gibi, diğerlerinin başarısından destek alabilmeliyiz, ve
güvenilirlik ve başarının IMO’nun en temel amaçları olduğunu da size
belirtmek isterim.
Hizmet endüstrileri Birleşik
Krallığın ekonomik temellerinde çok önemli bir yer teşkil eder, ve
Uluslararası deniz taşımacılığı özellikle bizim için çok önemlidir. Bu
nedenle bizim güvenilir olmayan ve iyi yapılmayan deniz taşımacılığını
bertaraf etmeye yönelik mücadelemiz sürpriz sayılmamalıdır, IMO’nun bu
anlamdaki çalışmalarını da bütünüyle desteklemekteyiz. Bu noktada, Genel
Sekreterin “kurallarda bir eksiklik bulunmadığı” şeklindeki görüşlerini
paylaşıyoruz, kaldı ki bu kuralların gereğinden fazla olduğunu söyleyenler
de az değildir. Burada hem bizim hem de Uluslararası endüstrinin işaret
etmesi gereken bir eksiklik vardır ki o da var olan kuralların
uygulanmasında gösterilemeyen süreklilik, zayıf ya da yanlış
yönlendirilmiş performans ile bilinmezliktir. Deniz zaten yeterince
bilinmezlik taşımaktadır, biz de buna insan hataları ile yeni
belirsizlikler katmamalıyız. Deniz, gemiler ve mürettebat hepimiz için
yeterince önem taşımaktadırlar
Bugün benim ortaya koymak
istediğim yeni bir konu değildir. Bundan müteessir de değilim. Bazı
konular, ki standart altı gemiler için hükümet ve endüstrinin yapacağı
müşterek kampanyalar bunlardan birisidir, gündemin her zaman en üst
sırasında olmak zorundadırlar.
Standart altı gemilerden
kastettiğim, güvenlik, deniz çevresinin korunması ve mürettebatın refahı
konularındaki Uluslararası kabul görmüş Konvansiyonlara uymayan
gemilerdir. Bu tür deniz taşımacılığı, işini kurallara uygun olarak yapan
taşımacılar ile haksız bir rekabet oluşturmakta, böyle yaparak da
kurallara uyan armatörleri ve gemi işletmecilerini gerekli güvenlik ve
diğer zorunluluklarını yerine getirmekten ve sonuçta da işlerini
sürdürebilmekten alıkoyacak olumsuz sonuçlara sürüklemektedir. OECD
incelemeleri göstermektedir ki standart altı olan taşımacılar standartlara
uyanlara oranla %15 daha az maliyete sahiptirler. Bu da büyük bir gemi
için bir yılda bir milyon $ a varan bir fazla maliyete neden olmaktadır.
Bu da büyümekte olan ve rekabetin en üst seviyede olduğu bir pazar için
çok büyük bir rakamdır. Uluslararası kurallara uymamak standart altı
gemilere rekabette avantaj sağlamakla kalmamakta, ilgili liman devletleri
ve sahil devletlerindeki vergi mükelleflerine de fazladan maliyetler
yüklemektedir. Liman Devleti Kontrolü, arama ve kurtarma, petrol
sızıntısında temizleme gibi giderlerden doğan vergi yükümlülükleri eğer
standart altı gemiler olmasa idi oldukça azalabilecekti.
Standart altı deniz
taşımacılığı çoklukla “paslı kova” taşımacılığı olarak bilinir ve bu terim
sadece geminin durumunu anlatmaktan ötede bir anlama da sahiptir.
Londra’daki Uluslararası Sigortacılar Birliği’nden Matthew Marshall’a “4
M” tanımlaması için şükran borçluyum; ki bu “4 M” Metal, Makine, İnsan
(Men) ve yönetim (Management) dir. Pek çok deniz kazasına neden olan
“cansız donanımlar” olan metal ve makine değildir; bu donanımları kullanan
“insan” ve “yönetim” dir. Denizde meydana gelen kazaların %80 inin insan
faktöründen kaynaklandığı tahmin edilmektedir. William O’Neil
önderliğindeki IMO’nun da bu gerçeğin farkında olmasından ve eğer denizde
meydana gelen kazalar azaltılacaksa insan faktörünün şimdiye kadar
gösterilenden daha fazla dikkat edilmeye muhtaç olduğunun anlaşılmış
olmasından büyük mutluluk duydum.
Tabii ki bir kaza olduğunda
bu işin en uç kısmında bulunanları-gemi adamlarını-suçlamak her zaman
cazip gelmiştir. Doğrudur, yeterlikli olmayan mürettebat kazaya neden
olur. Fakat çoklukla bunun altında yatan neden de yeterliksiz ve özensiz
yönetimdir. Pek çok gemi adamı çok düşük bir ücret karşılığında
çalışmakta, kötü eğitilmekte ve kötü motive edilmektedir. Pek çok gemi
adamı da ya bir seferin sonunda ücretlerinin ödenmemesi ya da işveren
tarafından kendi başlarının çaresine bakmaları istenmesi sonucunda işsiz
bırakılmaktadır. Böylece geminin metal ve makine bakımından çok iyi olması
halinde bile, insanlara böyle muameleler yapılması yüzünden, istenilen
verimin elde edilmesi mümkün olamamaktadır.
Yorgunluk da pek çok kazanın
temel etkenidir. STCW kodu yeterli dinlenme ihtiyacı konusunda bazı
hususlara işaret etmektedir. Bu konu Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) nun
180 no.lu konvansiyonunda daha ayrıntılı belirtilmektedir. Burada en az
dinlenme saatleri ve en fazla çalışma saatleri belirlenmiştir. ILO’nun 180
no.lu bu konvansiyonunun Avrupa Birliği Üyesi Devletler için uyarlanması
üzerine Avrupa Birliği Komisyonu’nun bir çalışma yürütüyor olmasından da
memnunum. Haziran 2002 ye kadar Avrupa Birliği üyesi bütün devletlerin bu
konvansiyonu kabul etmesi beklenmektedir. Bu tarihten itibaren Avrupa
Birliği limanlarına uğrayan bayrağı ne olursa olsun bütün gemiler, ILO 180
kurallarına uymak zorunda olacaklardır ve bu uygunluk da Liman Devleti
Kontrolü aracılığıyla kontrol edilecektir.
Güvenli ve çevreye dost bir
deniz taşımacılığı için iyi yönetim (işletmecilik) hayati öneme sahiptir.
Bu bakımdan Uluslararası Güvenli Yönetim Kodu (ISM) devrim niteliğinde
ölçüler getirmiştir. Buna göre yönetim (işletme) Uluslararası kabul görmüş
Konvansiyonlara uyduğunu göstermekle yükümlüdür. Bununla birlikte Kod,
dokümanların denetiminden daha ileriye gitmek ve bütün gemi yönetimi
operasyonlarında güvenlik kültürünün kökleşmesini sağlayacak bir katalizör
işlevi görmek zorundadır.
Unutmayalım ki, bu kodun
bugün uygulanmakta olduğu dünya filosunun %25 i pazarın kaliteli bölümünü
temsil etmektedirler. Dünya filosunun %75 ini oluşturan kuru yük ve dökme
yük gemilerinde ise pek çok temel yönetim problemleri bulunması mümkündür.
Hepimizi bekleyen z |