hurriyet_logo.gif (5152 bytes)12/05/1998

 

Diplomatik başarı

Londra

IMO'nun 69. Deniz Güvenliği Komitesi (MSC) toplantısına katılan Türk delegasyonu önemli bir diplomatik başarı göstererek aralarında Amerika, Rusya, Almanya, Fransa, Yunanistan ve Kıbrıs Rum Yönetimi'nin de bulunduğu 17 devlet ile dört güçlü denizcilik örgütü tarafından hazırlanan 3 Haziran 1997 tarihli Rotalama Çalışma Grubu raporunun tartışılmasını bir kez daha engelledi. Daha önce de örgütün genel kuruluna girmesi önlenen raporun önerilerinin benimsenerek IMO'nun resmi tutumu haline gelmemesi sağlandı. Eğer rapor kabul edilseydi, IMO'nun kararları sahil devletinin işbirliği olmadan uygulanamayacağı için Türkiye üstünde yaptırım gücü olmayacaktı. Ama bütün dünyayı karşımıza alıyormuşuz gibi bir görüntü ortaya çıkacaktı. Buradaki diplomatlarımızın ve uzmanlarımızın çabalarıyla bu tehlike önlendi. Türkiye, ikili ve çok taraflı görüşmelerinde işbirliğine açık olduğu mesajını verdi.

Ancak bazı gazetelerin yazdığı gibi Boğazlar sorunu gündemden falan düşmedi. Gündemden düşen sadece rapor. Raporun içindekiler yine tartışılacak. 20-24 Temmuz tarihleri arasında toplanacak olan Seyir Güvenliği Alt Komitesi'nin (NAV 44) gündeminde yine Boğazlar olacak. Zaten başka türlü olması da beklenemez. Burada olan biten herşeyin arkasında Hazar petrolünün nereden ve nasıl taşınacağı sorusu yatıyor. Türkiye, Boğazlar'ını elinden geldiğince kapatarak boru hatlarını kendi üstünden geçirmeye, Rusya ve Batılı petrol şirketleri ise Novorussisk'den dünya pazarlarına sunmaya çalışıyor.

Şimdilik mücadelenin biçimi değişti. Türkiye kendi başına hareket edeceğine, uluslararası normlara ve rejimlere uyma yolunu seçti. Rusya da Türkiye'yi doğrudan karşısına alırsa, kendine önemli askeri avantajlar sağlayan Montreux Sözleşmesi başta olmak üzere kaybedeceği şeyler olduğunu gördü. Fakat bu trafik ayrım şemaları üstündeki mücadelenin, yani büyük tankerlerin Boğaz girişinde beklemeden geçme çabasının bittiği anlamına gelmiyor. Ne Ruslar, ne petrol şirketleri ne de tankerciler bu kadar kolay pes eder. Ortada çok büyük paralar dönüyor, "stratejik" diye adlandırılan çıkarlar söz konusu.

Rotalama Çalışma Grubu'nun raporunda Türkiye'nin uygulaması istenen, eğer boğaz girişlerindeki batıkların çıkarılması gibi tâli konuları ve pilot alma yerlerinin değiştirilmesi gibi teknik sorunları saymazsanız, tek şey, 1972 tarihli Denizde Çatışmayı Önleme Sözleşmesi'nin 10. maddesine göre konan trafik ayrım düzeninin kaldırılmasıydı. Rapor, geçişin İstanbul Boğazı'nın bazı bölgelerinde 9. madde hükümlerine göre yapılmasını "on ikaz alanı" kavramını gündeme getirerek talep etmekteydi. Böylece Boğazlar'ın büyük ve tehlikeli yük taşıyan gemilerin geçisi sırasında iki yönlü trafiğe kapatılması tehdidi ortadan kalkacaktı. Geçiş daha kolay, hızlı, kesintisiz ve ucuz olacaktı.

Seyir güvenliğini arttıracak VTS (radar) kurulması ise bunun sağlanmasının önkoşulu olarak görülmekteydi. Bundan sonra da bu şekilde görüleceğine, Türkiye'den aşama aşama geçişle ilgili düzenlemelerini gevşetmesinin bekleneceğine kimsenin şüphesi olmasın. Dolayısıyla, diplomasi ve bürokasi için asıl zorluk şimdi başlıyor. Her şeyi bilmesi, herşeyi takip etmesi ve herşeyi iyi koordine etmesi gerekiyor. En azından amatör görünmemek için devlet adına konuşanların çok dikkatli olması şart.

Kısacası Türkiye, hâlâ Boğazlar'ını Bakü-Ceyhan için bir koz olarak kullanabilmek, ama hepsinden önemlisi Boğazlar'ının güvenliğini sağlayabilmek istiyorsa, oyunu kurallarına göre oynamak, kuralları iyi bilmek ve burada söz verdiği yenilikleri gerçekleştirmek zorunda. Yeni tüzük bir an önce çıkartılmalı, Güven Erkaya ekibinin hazırladığı proje hayata geçirilmeli. Türkiye; Boğazlar'ını korumak için kendi üstüne düşen sorumlulukları yerine getirmeli. Becerebilirsek, bu toplantı, Boğazlar konusunda gerçekten önemli bir dönüm noktası olabilir. Bir daha Rusya ile Boğazlar için çekişmek zorunda kalmayabiliriz. Hot-zot devrini kapatıp işbirliği devrini açabiliriz. Yerel ve uluslararası çevre örgütlerinin desteğini sağlayabiliriz

Mensur AkGÜN, Köşe Yazısı, Yeni Yüzyıl Gazetesi 14/05/1998