hurriyet_logo.gif (5152 bytes)12/05/1998
 

Boğazlar gündemde

MENSUR AKGÜN Londra

Uluslararası Denizcilik Örgütü'nün (IMO) Deniz Güvenliği Komitesi'nin 69. dönem çalışmaları dün başladı.

20 mayısa kadar sürecek toplantıda, geçen dönemden bu yana muhtelif alt komitelerde ele alınan konular karara bağlanacak. Bunlar arasında bizi yakından ilgilendiren Boğazlar'a ilişkin bir çalışma grubu raporu ve Ege'de etkilerini hissedeceğimiz 1979 tarihli Hamburg Arama-Kurtarma Sözleşmesi'nde yapılması düşünülen değişiklikler var. Hararetli geçeceği anlaşılan oturumlara Türkiye, aralarında Deniz Kuvvetleri eski Komutanı Oramiral Güven Erkaya'nın da bulunduğu, kalabalık bir delegasyonla katılıyor. Toplantının bizi ilgilendiren sonuçları hakkında şimdiden bir yorum yapmak için çok erken. Fakat 1994'den bu yana gündemde olan Boğazlar sorununun bu toplantı ile çözüme kavuşmayacağını gönül rahatlığıyla söyleyebiliriz.

Hatırlanacağı gibi Boğazlar "sorunu", 1946'dan sonra gündeme tekrar Türkiye'nin 11 Ocak 1994 tarihli Resmi Gazete'de yayımladığı "Boğazlar ve Marmara Bölgesi Deniz Trafik Düzeni Hakkında Tüzük" ile girmişti. Bu tüzüğün getirdiği sınırlamalar yüzünden Hazar Havzası petrollerinin Karadeniz limanları üstünden dünya pazarlarına çıkarılamayacağını düşünen Rusya ve Boğazlar'dan faydalanan diğer devletler ile taşımacılık ve petrol şirketleri tüzüğü eleştirmişler, uygulamalarından yakınmışlardı.

Rusya Federasyonu, IMO'ya sunduğu 10 Nisan 1997 tarihli raporunda 1 Haziran 1994-1 Ocak 1997 arasında 349 gemisinin Boğaz girişinde durdurulduğunu belirtip, 1887 saatlik toplam beklemenin kendilerine 926 bin dolara mal olduğunu iddia etmişti. Rusya ayrıca bu raporda, Boğazlar Tüzüğü'nün aksayan yönlerini de ele alarak, yapılmasını istediği değişikliklerin dökümünü çıkarmıştı.

Benzer eleştiriler, diğer ülke ve çıkar gruplarından da geldi. Daha sonra aralarında IMO'ya akredite hükümet dışı örgütlerin de bulunduğu bir çalışma grubu, bu toplantıya sunulacağı söylenen ve Türkiye'nin egemenlik haklarını dikkate almayan bir rapor hazırladı. 3 Haziran 1997 tarihli bu raporla çalışma grubunu, geçişin beklemeden, çabuk ve ucuz olması için öneriler getirdi; yeni bir tüzüğün çerçevesini çizdi; Petrol Şirketleri Uluslararası Denizcilik Forumu adlı bir çıkar örgütünün ortaya attığı Boğazlar'dan kaç geminin geçeceğine ilişkin simülasyon çalışması yapılması fikrine destek verdi.

Buna karşılık Türkiye, Boğazlarından geçişi düzenleme yetkisinin kendi egemenlik hakkı olduğunu söyleyerek eleştirilere itiraz etti. Boğazlar'ın geçişe kapatılması olarak algılanan iki yönlü trafiğin askıya alınmasının sebeplerini açıkladı. Bir takım önerilerin neden uygulanamayacağını anlattı. Boğazlar'ın güvenliğinin, geçişi ucuza mal etmekten daha önemli olduğunu vurguladı.

Ancak ne yazık ki, tüm bu tartışmalara neden olan tüzük Ruslar'ın, Bulgarlar'ın ve daha pek çoklarının dediği gibi teknik hatalarla dolu ve bazı maddeleri Türk Boğazlarından geçişin "ilkelerini" ortaya koyan 1936 Montreux Sözleşmesi'nin alanına girmekte. Ayrıca tüzüğün koyduğu kimi kısıtlamaların başka belgelerle yumuşatılmış olması, yanlış anlaşılmalara yol açıyor. Örneğin tüzüğe göre 150 metreden büyük olan gemiler büyük gemi sınıfında sayılırken, günümüzde yabancı bir geminin büyük olması için 200 metreyi aşması gerekiyor. Üstelik uygulaması da problemli.

Zaten bu ve benzeri sebepler yüzünden 1994 tüzüğü baştan sona yenilendi ve yeni bir Boğazlar tüzüğünün uygulamaya konması için gerekli hazırlıklar yapıldı. Ama nedense bu toplantı öncesinde yayımlanarak yürürlüğe gireceği söylenen yeni tüzük yayımlanmadı. Eğer yayımlanmış olsaydı, buradaki ekip Türkiye'nin haklarını çok daha meşru bir platformda savunabilme imkânına kavuşacaktı. Güven Erkaya'nın Türkiye'nin emniyetli geçiş için alacağı tedbirleri anlatan program dışı sunuşu da çok daha etkili olacaktı. Yeni tüzük için getirilen ve Türkiye'nin egemenlik haklarını çiğneyen öneriler ise havada kalacaktı.