-AVRUPA-ASYA ULAŞIM KORİDORU ZİRVE TOPLANTISI...
-CUMHURBAŞKANI DEMİREL:
-''TÜRKİYE'NİN KITALARARASI DOĞAL BİR TERMİNAL OLMA KONUMU DAHA DA
GÜÇLENMİŞTİR''
-''BAKÜ-CEYHAN OLARAK DA BİLİNEN PROJE, BÜTÜN BÖLGEDE ENERJİ GÜVENLİĞİNİ
TEMİNAT ALTINA ALACAKTIR''
-''BOĞAZLAR, CAN, MAL, ÇEVRE VE SEYİR GÜVENLİĞİNİ TEHLİKEYE SOKMADAN BÜYÜK
MİKTARDA İLAVE PETROL YÜKÜNÜ KALDIRAMAZ''
BAKÜ (A.A) - Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, Türkiye'nin her zaman uluslararası
ticaret güzergahlarını birleştiren bir köprü olduğunu belirterek, ''Bugün, yeni
bağımsız devletlerin ortaya çıkmasından sonra, Türkiye'nin kıtalararası doğal
bir terminal olma konumu daha da önem kazanmıştır'' dedi.
Cumhurbaşkanı Demirel, Bakü'de başlayan Avrupa-Asya Uluslararası Ulaşım Koridoru
Zirve Toplantısı'nda İngilizce olarak yaptığı konuşmada, petrol boru hatları
konusunda Bakü-Ceyhan projesinin, bütün bölgede enerji güvenliğini teminat altına
alacağını vurguladı.
Demirel, boğazların, can, mal, çevre ve seyir güvenliğini tehlikeye sokmadan, büyük
miktarda ilave petrol yükünü kaldıramayacağına da dikkat çekti.
Cumhurbaşkanı Demirel toplantının, tarih boyunca orta asya ve Hazar bölgesini
batıyla birleştiren bir bağ hüviyeti taşımış olan Bakü şehrinde düzenlenmesinin
son derece isabetli bir seçim olduğunu vurguladı.
Demirel, Cumhurbaşkanı Haydar Aliyev'e bu zirveye ev sahipliği yapma girişiminden
dolayı da şükranlarını iletti.
Cumhurbaşkanı Demirel, son 10 yılda küresel çapta etkileyici dönüşümlere tanık
olunduğunu, bu dönüşümlerin sonucunda, ülkeler arasında etkileşimin büyük
ölçüde arttığını ve daha bütünleşmiş bir dünyada birlikte yaşama imkanı
doğduğunu anlattı.
Demirel, ''Böylesine bütünleşmiş bir dünyada sürdürülebilir ekonomik
kalkınmanın temel unsurları olarak, gelişmiş ulaşım ve iletişim sistemlerine
ihtiyaç duyulmaktadır. Bu nedenledir ki, bu Zirve'nin, Kafkasya ve Orta Asya'nın denize
çıkışı olmayan devletlerinin, uluslararası pazarlarla bütünleşmeleri için
önemli aşamalardan biri olacağına inanıyorum'' diye konuştu.
-ÖNEMLİ JEOPOLİTİK BÖLGE-
Avrupa ile Çin arasında bulunan ve Karadeniz ile Hazar Denizi'nin etrafını çevreleyen
geniş coğrafyanın, tarih boyunca farklı kültürleri ve medeniyetleri birbirine
bağlayan önemli bir jeopolitik bölge olduğunu belirten Demirel, ''Bu coğrafyada yer
alan tarihi ipek Yolu, bir ticaret yolu olmanın yanı sıra, aynı zamanda bir kültür
yolu da olmuştur. Bugün İpek yolu, birleştirdiği insanlar arasında, barışın ve
ortak refahın gerçekleşmesini sağlayacak, yeni fırsatları, yeni potansiyelleri ve
yeni umutları beraberinde getirerek dünya sahnesine bir kez daha çıkmaktadır'' dedi.
Demirel, Tarihi İpek Yolu'nun yeniden hayata geçirilmesinin, Avrupa, Karadeniz,
Kafkasya, Hazar Denizi ve Asya arasındaki işbirliğinin yaygınlaştırılmasına ve
bölgedeki ekonomik büyümeye hatırı sayılır ivme kazandıracağını vurguladı.
Süleyman Demirel, ulaştırma alanında hukuki ve düzenleyici çerçeve oluşturan,
temel çok taraflı anlaşmanın aktedilmesinden duyulan memnuniyeti de dile getirdi.
-TÜRKİYE KITALARARASI DOĞAL TERMİNAL''-
Demirel konuşmasını şöyle sürdürdü:
''İpek Yolu'nun eski Küçük Asya'da, Avrupa ile Asya'yı birbirine bağlayan kervan
güzergahlarının bir ana arteri olduğunu biliyoruz. İpek Yolu boyunca önemli
bağlantıların müteaddit defalar değiştiği de malumumuzdur. Bu sebeple, Türkiye'de
eski İpek Yolu'nun parçaları olarak bilinen geniş bir yol ağına sahibiz. Esasen
Türkiye, her zaman uluslararası ticaret güzergahlarını birleştiren bir köprü
olmuştur. Bugün yeni bağımsız devletlerin ortaya çıkmasından sonra, Türkiye'nin
kıtalaraarası doğal bir terminal olma konumu da önem kazanmıştır.
Bu itibarla, İpek yolunun restorasyonu için, biz de projeler geliştirmekteyiz. Bu
çerçevede, Türkiye, TRACECA yol koridoru ve Pan Avrupa ulaştırma ağı arasındaki
bağlantının kalitesini yükseltecek doğu Karadeniz otoyolunun yapımına
başlamıştır. Ayrıca, İstanbul demiryolu tüp geçidi ve Kars-Tiflis demiryolu
projeleri de -ki bunlar Asya ve Avrupa arasında kesintisiz bir bağlantıya imkan
sağlamaktadırlar- yürütülmektedir. Bu projeler, Helsinki Konferansı'nda, Karadeniz
bölgesinin bir Pan-Avrupa ulaşım bölgesi olarak tanımlanmasından bu yana, Pan-Avrupa
koridorlarının bir uzantısı haline gelen Karadeniz etrafını dolaşacak koridorun da
ayrılmaz bir parçasıdırlar. Aynı şekilde, Varna-Draç arasındaki İstanbul'la
bağlantısı olan 8. koridor da Avrupa-Kafkasya-Asya ulaşım ağı çerçevesinde
tamamlayıcı bir projedir. Bu projelerin gerçekleştirilmesiyle, Hazar, Karadeniz ve
Akdeniz'den oluşan üç deniz, bulundukları bölgelerdeki halkları artık birbirinden
ayırmaktan ziyade, birbirine bağlayan halkalar haline gelecektir.''
Bu aşamada, Karadeniz Ekonomik İşbirliği ile TRACECA arasında daha özlü ve yakın
bir işbirliği kurulmasının yararlarını vurgulayan Cumhurbaşkanı, Karadeniz,
Kafkasya ve Orta Asya bölgelerini kapsayan işbirliği için gerekli yöntemlerin
saptanmasına ihtiyaç duyulduğunun da altını çizdi.
-PETROL BORU HATTI-
Konuşmasında, Petrol ve doğalgaz boru hatları konusuna da değinen Cumhurbaşkanı
Demirel, Türkiye'nin, ''Hazar-Akdeniz Boru Hattı''nı, doğalgaz ve petrol
kaynaklarının ana bölümünün Hazar havzasından uluslararası piyasalara ihracı
için, etkin ve çevre bakımından güvenli bir proje olarak ortaya koyduğunu anlattı.
Demirel, ''Bakü-Ceyhan olarak da bilinen bu proje, bütün bölgede enerji güvenliğini
teminat altına alacaktır'' dedi.
Türkiye'nin, Karadeniz sahillerinden diğer güzergahların da geliştirilmesine karşı
çıkmadığını belirten Demirel, ancak petrolün boğazlardan nakledilmesinin,
yaklaşan bir tehlike oluşturduğunu bildirdi.
Demirel, ''Boğazlar, can, mal, çevre ve seyir güvenliğini tehlikeye sokmadan büyük
miktarda ilave petrol yükünü kaldıramaz'' diye konuştu.
-TÜRKİYE, ÖNCÜ ROL ÜSTLENMİŞTİR''-
Türkiye'nin, üç kıtanın geçiş noktasındaki konumu ve büyük bir çevrede yer alan
çoğu bölgeyle sahip olduğu tarihi ve ekonomik bağların çok boyutlu bir dış
politikayı gerekli kıldığını kaydeden Demirel, konuşmasını şöyle sürdürdü:
''Gerek batı, gerek doğu ile mevcut bağları, ve farklı çıkarları uzlaştırma
isteği, Türkiye'nin geniş bir alana yayılan uluslararası ve bölgesel oluşumlardaki
mevcudiyetiyle kendini göstermektedir. Bu çerçevede, Türkiye bölgesinde ekonomik
işbirliğinin geliştirilmesinde de öncü bir rol üstlenmiştir. Karadeniz Ekonomik
İşbirliği'nin kurulması ile Ekonomik İşbirliği Teşkilatı'nın genişletilmesi ve
reorganizasyonu, Türkiye'nin bölgesel işbirliği ve dayanışmaya yaptığı
katkıların en belirgin olanlarıdır. Bu işbirliği ağlarıyla, bölge ülkelerinin
çok taraflı bir çerçevede karşılıklı yarar sağlayan bir ilişkiler zeminine sahip
olmalarını amaçlamaktayız. Bu bağlamda, Türkiye'nin TRACECA programı çerçevesinde
daha aktif işbirliğini arzuladığını da belirtmek isterim.
-''REFAH VE BARIŞ YOLU''-
Yeni İpek Yolu düşüncesinin, aynı zamanda bir ortak refah ve barış yolunu açmakta
olduğunu belirten Demirel, şöyle devam etti:
''Umutlar ve meydan okumalarla dolu bir dönemde yaşıyoruz. Yeni bir barış vizyonu
zemininde güçlerimizi birleştirmemiz gerekmektedir. Çatışmaları işbirliğine,
zıtlaşmayı dayanışmaya dönüştürebilmeliyiz. Balkanlar'da, Kafkasya'da ve
Ortadoğu'da adil ve kalıcı bir barış kurulması için birlikte hareket etmeliyiz.
İpek Yolu bölgesi farklı inanç, dil, ırk, din ve uluslara mensup insanların birlikte
çalışıp birlikte yaşayacakları bir bölge olmalıdır.
Bu zirve, bu ulvi gayeye yönelik önemli bir kilometre taşını oluşturmaktadır.
Karşı karşıya olduğumuz bir çok soruna rağmen, gelecek umut ve fırsat
vaadetmektedir. Bu umutları ve fırsatları uzak görüşlülük ve kararlılıkla
kucaklamalıyız.''
(Anadolu Ajansı 08 Eylül 1998)