|

M/V ULLA
Gemisinin batışı ile sonuçlanan süreç
esrarengizliğini koruyor. Tehlikeli atık
yüklü geminin nasıl bu kadar sorumsuzca
liman içerisinde tutulabildiği sorusunun
muhatabı aranadursun; Greenpeace Akdeniz
ofisi; bir bildiri yayınlayarak
İspanya'nın Ankara Büyükelçiliğinden
kendilerine yapılan yazılı açıklamayı
duyurdu. Açıklamaya göre tehlikeli
atıkların sahibi İspanyol firması;
bundan bir buçuk yıl önce "Atıkları bize
geri verin" diye müracaatta bulunmuş.
Greenpeace açıklamasında ayrıca Ayrıca
İspanya Hükümeti'nin yaptığı
yardım ve işbirliği çağrılarına yanıt
alınamadığı iddialarına da yer
veriliyor.

14.Eylül.2004-
İspanyol Büyükelçiliği, yaptığı yazılı
açıklamada, MV Ulla kazasının ardından
Türkiye’ye ilettikleri yardım çağrısına
yanıt gelmediğini bildirdi.Greenpeace
Akdeniz'in İspanya Büyükelçiliği’ne
yaptığı başvuruya aldığı yanıta göre,
Türkiye’den kimse İspanya’nın yardim
önerisine yanıt vermemiş. İletilen
notta, ayrıca atığın sahibi firmanın
atığı geri almayı bir bucuk yıl önce
kabul ettiği ifade ediliyor.
Greenpeace'e verilen yanıt, şöyle:
|
Ankara, 10
Eylül 2004
Sayın Bay
Husting,
MV Ulla kargo
gemisinin batışı hakkındaki,
9 Eylül tarihli mektubunuza
istinaden, belirtmek isterim
ki, İspanya Hükümeti,
geminin batışını öğrenir
öğrenmez doğabilecek cevre
sorunlarıyla bas edebilmek
amacıyla işbirliği
önermiştir. Ekte İspanya
Dışişleri Bakanlığı’nın 8
Eylül 2004 tarihinde
yayınladığı, İspanya’nın bir
Türk firmasına ait geminin
Türk karasularında
batmasının ardından Basel
Anlaşması uyarınca
Cenevre'de acil durumun
gerektirdiği hızda bir ortak
çalışma grubu oluşturulma
önerisinin bulunduğu basın
notunu bulabilirsiniz.
İspanya, Türk
yetkililerin yardim
istemlerine her zaman olumlu
karşılık vermiştir. 2003
yılının Şubat ayında,
İspanyol Hükümeti
temsilcileri, Türkiyeli
meslektaşları ve Basel
Anlaşması Sekretaryası’na,
Lafarge-Asland adli firmanın
MV Ulla adli araçtaki uçucu
kulunu İspanya’da bertaraf
etmek üzere almaya hazır
olduğunu iletmiştir.
İspanya, ayrıca Türkiye’ye
yardim etmeye bir dost ve
müttefik ülke olarak yardim
etmeye hazır olduğunu
defalarca belirtmiştir.
İspanyol
yetkililer, 8 Eylül 2004
tarihinde Türkiye’nin Madrid
Büyükelçisi aracılığıyla
ilettikleri önerilere
ilgiyle yanıt beklemektedir.
İskenderun liman alanında
ortaya çıkabilecek herhangi
bir çevre felaketinin
önlenmesi için
zaman harcanmadan harekete
geçilmelidir.
Saygılarımla,
Manuel de la
Càmara |
Greenpeace, hükümete soruyor:
*
İspanyol hükümetinin MV Ulla gemisi
battıktan hemen sonra Madrid Büyükelçisi
aracılığıyla ilettiği yardim çağrısına
yanıt verilmediği doğru mudur? Eğer
böyle ise bunun mantıklı ve meşru bir
açıklaması var mıdır?
* MV
Ulla adlı geminin ambarındaki yükün
başka bir gemiye ya da daha güvenli bir
yere naklinin 50 bin dolar tutarındaki
tasıma maliyeti nedeniyle yapılmamış
olduğu doğru mudur?
*
Hükümet yetkililerinin konuyla ilgili
bir acil durum planı var mıdır, varsa bu
neden kamuoyuyla paylaşılmamaktadır? *
Hükümet yetkilileri, sorunun
ciddiyetinin farkında mıdır ve durumun
hassasiyetine yakışan bir kriz yönetimi
sergilediklerini mi düşünmektedirler?
Greenpeace ekibi, MV Ulla'nin battığı
yerde dalış yaptı.
Dalış
ekibi, denizin dibinde "Toksik Atık
Ticaretini Durdurun, Harekete Geçin"
yazılı pankart açtı.
Bugün
saat 10.30 sularında bir Greenpeace
ekibi, batık MV Ulla gemisinin bulunduğu
bölgede, kirlilik düzeyini belirleme
için dalış yaptı. Muhammed Abbas El
Sarji (Lübnan), Wichmann Wolf Dieter
(Almanya), Fuat Kent (Türkiye) ve Deniz
Guman'dan (Türkiye) oluşan ekip, denizin
dibinde 'Stop Toxic Waste Trade, act now
/ Toksik Atık Ticaretini Durdurun,
harekete geçin' yazılı bir pankart açtı.
35
yaşındaki MV Ulla, 2000 yılının Şubat
ayında Türkiye'ye geldi. Geminin yükünün
İspanya'daki üç termik santralden alınan
2 bin 200 ton uçucu kül olduğu
öğrenilince geminin yükünü boşaltmasına
izin verilmedi. Ancak Greenpeace'in
atığın İspanya'ya geri gönderilmesi
yönündeki eylemlerine karşın, gemi dört
yıl boyunca limanda bekletildi. Üstelik,
geçtiğimiz yıl hazırlanan, geminin
bakımsızlık nedeniyle her an
batabileceği uyarısında bulunan
bilirkişi raporu da dikkate alınmadı.
Skandal,
gemi 6 Eylül'de battıktan sonra daha da
büyüdü. Greenpeace'in İspanya Hükümeti
ve Basel Sekretaryası ile temaslarından
öğrenilen, Türkiye hükümetinin ne
İspanyol meslektaşlarının yardim
çağrısına yanıt verdiği, ne de Basel
Sekretaryası'na felaketin yaratacağı
sorunların acil çözümü için
başvurduğuydu. Geminin batmasının
ardından bir hafta geçmesine rağmen,
Cevre ve Orman Bakanlığı, kazanın ve yol
açacağı sızıntının muhtemel sonuçları
hakkında hiçbir acil önlem almadı.
Bu nedenle
Greenpeace,;İskenderun Cevre Koruma
Derneği ile birlikte mahkemeye
başvurarak sızıntının hangi ölçüde
olduğunu belirleme amacıyla dalış izni
aldı. alınan numuneler, bir
değerlendirme raporu hazırlanması
amacıyla uzmanlara teslim edildi.
'Bırakınız atsınlar' politikası
MV Ulla
olayı, Türkiye için münferit değil.
Ülke, gelişmiş Avrupa ülkelerinden
gelişmekte olan ülkelere akan tek yönlü
toksik atık trafiğinden nasibini alıyor.
Greenpeace Akdeniz Toksik Maddeler
Kampanyası Sorumlusu Banu Dokmecibasi,
"Cevre ve Orman Bakanı Osman Pepe'nin de
7 Eylül'deki basın açıklamasında itiraf
ettiği gibi, MV Ulla, Türk karasularında
vuku bulan onlarca örnekten yalnızca
biri, ve yetkililer gereken ciddiyeti
gösterip uygun denetim mekanizmalarını
harekete geçirmediği surece sonuncusu
olmayacak."
Dökmecibaşı sözlerine şöyle devam etti:
"Türkiye'nin basında iki büyük sorun
daha var: İtabya'ya ait, içinde
toksik atık bulunan yüzlerce varil,
halen Karadeniz'de iki depoda
bekletiliyor. Ayrıca asbestli gemiler,
sökülmek amacıyla Aliağa bölgesindeki
gemi sokum alanına gönderilmeye devam
ediyor. Hükümet 'bırakınız atsınlar'
politikasını sürdürdüğü surece, bu tur
olaylar, cevre ve insan sağlığını tehdit
etmeye devam edecek."
Greenpeace, hükümeti MV Ulla'nin
kirlettiği bölgenin temizlenmesi
konusunda acil önlem almaya çağırıyor.
Hükümet, İispanya tarafından
önerilen yardımı kabul etmeli ve çevreye
verilen zarar artmadan söz konusu atık
iki ülkenin ortak çabalarıyla sudan
çıkarılmalı.
Not:Basel Anlaşması, toksik atıkların
OECD ülkelerinden OECD üyesi olmayan
ülkelere taşınmasını denetleyen,
Birleşmiş Milletler bünyesinde bir
anlaşma. Anlaşma'nın
İngilizce- tam metni için:
http://www.Basel.int/test/com-e.html
(Haber:14 Eylül 2004 )
|