|

Tesadüfen
yaşamak...
DENİZ
kazası olmaz mı, olur!
Tren kazası olmaz mı, olur!
Uçak kazası olmaz mı, olur!
Trafik kazası olmaz mı, olur!
Olur ama, bu kadar sorumsuz kaza olmaz.
İstanbul'dan Bandırma'ya giden feribot,
Fener Adası açıklarında muhtemelen bir
kayaya çarpıyor, su alıyor, yolculara
can yeleği giydiriliyor, panik başlıyor,
bir başka feribot gönderilip insanlar
kurtarılıyor.
***
DİYECEKSİNİZ ki ne var bunda?
Çok şey var, laubalilik var,
gayretkeşlik var, aman kimse duymasın,
biz işi halledelim, gerisi kolay, gibi
saçma sapan bir zihniyet var!
Çünkü bu memlekette Kıyı Emniyeti ve
Gemi Kurtarma işletmesi var, adı üstünde
kıyı emniyeti ve gemi kurtarma...
Oysa bu işletmenin sorumlusu kazayı
Milliyet muhabiri Gürkan Akgüneş'ten
öğreniyor, yoksa haberleri bile
olmayacak...
***
GENEL Müdür Yardımcısı Salih Orakçı'nın
dediklerine bir bakın:
"Kaptan olayı kendisi koordine etmek
için imdat çağrısında bulunmamış... Risk
değerlendirilmesini kişilerin yapması
sakıncalıdır. Bütün çağrıların,
Denizcilik Müsteşarlığı'na bağlı Ana
Arama Koordinasyon Merkezi'ne yapılması
lazımdır. Risk tanımlamanın uluslararası
normları ve kontrol soruları vardır,
kaptana bunlar sorulur, bilimsel veriler
elde edilir, ona göre müdahale
uygulanır."
Duydunuz değil mi? "Bilimsel veriler"
deniyor...
Tren kazasının aynısı. Onlar bilim
adamlarının lafını kulak arkası ettiler,
bunlar "bilimden kaçıyorlar" ; böyle bir
zihniyet...
Her ikisinin kaynağı da İstanbul
Belediyesi...
***
DİYECEKSİNİZ kaza kayıpsız atlatıldı.
Ya yüzlerce kişi denize dökülseydi, ne
olacaktı?
Hiç... Tren kazasında 38 kişi öldü de ne
oldu?
***
PEKİ, bu feribot kaptanlarının elinde
bir talimat yok mudur?
Bir kaza anında şuraya, şuraya bilgi
vereceksiniz, diye...
Belki vardır, tıpkı "teftiş macunu"
gibi...
Teftiş yapan komutan askerin sırt
çantasını açtırmış, diş macununu görmüş:
"Oğlum bu ne?"
Asker ne bilsin, macunu da fırçayı da
teftişten teftişe veriyorlar, teftiş
bitince topluyorlar:
"Teftiş macunu komutanım!" demiş...
Herhalde o talimat da teftiş
talimatıdır.
Talimat da ne oluyormuş, gemisini
kurtaran kaptan değil mi?
***
KAZANIN olduğu yer sabıkalıymış, 1998'de
Fener Adası açıklarında bir feribot daha
kayalıklara çarpmış...
Peki, o günden bugüne, orası
tehlikelidir, geçmeyin, rotayı
değiştirin, denmemiş mi?
Kimin umurunda? Neyse ki bu defa
"Allah'ın takdiri!" diyen kara cahil
çıkmadı.
Uzun lafın kısası; tesadüfen yaşıyoruz,
tesadüfen...
Mithat Cemal Kuntay der ki:
"Sefa, cefa, zekâ, deha, cehalet, ilm -
ü fen
Tesadüfen, tesadüfen, tesadüfen."
h.pulur@milliyet.com.tr
(4 Ağustos 2004 Tarihli MİLLİYET
Gazetesinden alıntıdır) |