|
Uluslararası Denizcilik Örgütü (IMO) Genel
Sekreteri Amiral Efthimios Mitropoulos, geçtiğimiz hafta Türkiye’de bir dizi
ziyaretlerde bulundu. Önce 28 Haziran-2 Temmuz tarihleri arasında
İstanbul’da düzenlenen Uluslararası Kılavuz Kaptanlar Birliği (IMPA) 17.
Genel Kurulu’nun açılışına katılan Mitropoulos, daha sonra Ulaştırma Bakanı
Binali Yıldırım’ı Ankara’da ziyaret etti. Mitropoulos, buradan İzmir’e
geçerek Dokuz Eylül Üniversitesi (DEÜ) Deniz İşletmeciliği ve Yönetimi
Yüksekokulu'nun ev sahipliğinde gerçekleştirilen 11. Uluslararası Denizcilik
Ekonomistleri Birliği (IAME) Kongresi'nde konuştu.

Mitropoulos, ilk durağı olan IMPA Genel
Kurulu’nun açılışında 300’ü aşkın kılavuz kaptan delegeye hitaben bir
konuşma yaptı. Genel Sekreter, konuşmasına tarihte ilk kılavuzluğun, altın
postlu koçun peşinden Gürcistan'a giden Jason'un İstanbul Boğazı’ndan
geçerken yerel bir kılavuz kaptandan yararlanmasıyla yapıldığını söyleyerek
Türk Boğazlarından geçen gemilerin kılavuz kaptan almalarının önemine dikkat
çekti.
“Boğazlar kılavuzluğun ruhani evi”
Otel odalarından denize
bakıldığında gemilerin İstanbul Boğazı'na dokunur gibi geçtiğinin
görüldüğünü ifade eden Mitropoulos, “Bu da boğazlarda beceri, tecrübe ve
yerel bilginin ne kadar önemli olduğunu göstermektedir” dedi. Mitropoulos,
Türk Boğazları'nın kılavuzluğun ‘ruhani evi’ olduğunu dile getirerek,
kılavuzun kendini görevine verdiğinde köprüde bulunanların omuzlarından
büyük bir yükün kalktığını söyledi. Mitropoulos, IMO’nun Türk boğazlarında
kılavuz kaptan alınmasını şiddetle tavsiye ettiğini hatırlatarak, Türk
hükümetinin de aldığı emniyet tedbirleriyle üzerine düşeni yaptığını dile
getirdi. Gemi Trafik Hizmetleri’ni öven Mitropoulos, sistemin 2005 sonunda
tüm Marmara Denizi’ni kapsayacak bir şekilde genişletilmesinin memnuniyet
verici bir gelişme olduğunu kaydetti. VTS’in bazı çevrelerce kılavuzluğu
tehdit eden bir olgu olarak görülmesinin de yanlış olduğunu savunan Genel
Sekreter, “VTS, kılavuzluk için bir araçtır. Denizcilikte uzaktan karar
verilmesi mevcut teknolojiyle hiçbir zaman gündeme gelmeyecektir” dedi.
|
Amiral Perşembe Rotası’na
konuştu |
|
IMPA Genel Kurulu’nda Perşembe
Rotası’nın sorularını yanıtlayan Mitropoulos, IMO’nun yeni
stratejileri hakkında bilgi verdi. Örgüt’ün yaptırım gücü olan
bir kuruluş olmadığını ve bir düzenleme organ olduğunu
vurgulayan Mitropoulos, yakın zamanda IMO’nun yeni güçlere
kavuşacağını belirtti. “Umuyoruz ki STCW (Gemi Adamlarının
Eğitim, Belgelendirme ve Vardiya Standarları) sözleşmesinin
başarılı bir biçimde yürürlüğe konmasını takiben, örgüte Gönüllü
IMO Üye Ülke Denetim Tasarısı (Voluntary IMO Member State Audit
Scheme) vasıtasıyla verilecek yeni güçlerle durum daha
iyileşecek” diyen Mitropoulos, böylelikle IMO’nun koyduğu
kurallar üzerinde denetim sağlayacağını kaydetti. IMO’da
danışmanlık statüsü verilen sivil toplum örgütleriyle de iyi
ilişkiler içerisinde olduklarını belirten Mitropoulos, “Onlar
da kendi uzmanlık ve rekabet alanlarında IMO’nun düzenleyici
yapısına uyum sağlamaktalar” dedi. Avrupa Deniz Emniyeti Ajansı
(EMSA) hakkında da yorularda bulunan Mitropoulos, EMSA ile bir
ilişkilerinin olmadığını, bu ajansın bir düzenleme organı
olmadığını vurguladı. Mitropoulos, EMSA’nın Avrupa Komisyonu
için çalıştığını ve IMO’nun kendisiyle mutabakata vardığı
anlayış ışığında, kuralların AB üye ülkelerinin bayrağını
taşıyan gemilerde uygulanmasını sağladığını vurgulayarak rakip
olmadıklarını ifade etti. Mitropoulos ISPS hakkında da Perşembe
Rotası’na şu açıklamalarda bulundu:
“ISPS Kodu doğrultusunda Gemi
Güvenlik Zabitliği (SSO) yükü geminin yapısına ve kaptanın
profesyonel takdirine bağlı olarak ya kaptanın ya da onun
görevlendirdiği bir başka zabitin üzerinde olacaktır. Bu konu
şirket güvenlik zabiti ile birlikte işbirliğinde olan kaptanın
sorumluluğu nasıl gördüğüne ve ne kadar baskı hissettiğine
bağlıdır. Eğer bu işin kendisinin yapabileceğini takdir ederse
kendi üzerine alabilir. Eğer öyle değilse zabitlerinden birine
delege eder” |
Kılavuz almayanlara üstü kapalı tembih
IMPA Genel Kurulu’nun
ardından Ankara’ya geçen Mitropoulos, burada da Ulaştırma Bakanı Binali
Yıldırım’ı makamında ziyaret etti. Görüşme esnasında IMO'ya ilk kez denizci
kökenli kişinin genel sekreter seçilmesini önemine işaret eden Yıldırım,
Mitropulos'un Yunanistan'dan olmasının iki ülke arasında denizden köprü
oluşturduğunu kaydetti. Mitropulos da, Türkiye'ye her gelişinde 'kendisini
daha çok evinde hissettiğini', denizcilikte son yıllarda Türkiye'nin çok
başarı kaydettiğini ifade etti. Mitropulos, gazetecilerin son yıllarda
İstanbul ve Çanakkale boğazında tanker trafiğinin arttığını, buna paralel
olarak IMO'nun bu geçişlerde kılavuz hizmeti alma konusunda yaptırım
uygulayıp uygulamayacağı sorusunu yanıtlarken, boğazlardan geçen gemilerin
kılavuzluk hizmetinden yararlanmamasını anlayamadığını ifade etti. “Halen
kaptan olsaydım boğaz geçişinde mutlaka kılavuzluk hizmetinden
faydalanırdım” diyen Genel Sekreter, IMO'nun boğazlardan geçişlerde
kılavuzluk hizmeti alma konusundaki kararının ‘şiddetle tavsiye niteliğinde’
olduğunu belirtti.
Boğazlarda kılavuzluk
zorunlu hale gelebilir mi?
Genel Sekreter, boğazlarda
kılavuzluğun tavsiye niteliğinden öte bir yaptırıma gidilip
gidilemeyeceğinin sorulması üzerine, kılavuzluk hizmeti almanın zorunlu hale
getirilmesi konusunda teklif gelirse IMO'nun bunu çeşitli kademelerinde
değerlendirerek, gerekli çalışmaları yapabileceğini söyledi. Mitropoulos,
IMO'nun alt kademelerinden böyle bir teklif gelirse kararlarının ne
olacağına ilişkin soruyu yanıtlarken de, bir grup ülkeden bu şekilde bir
teklif gelirse tavsiyenin mecburiyete çevrilmesi için çalışmaların
başlatılacağını kaydetti.
İzmir
ziyareti
Ankara’daki temaslarının
ardından 30 Haziran’da Uluslararası Denizcilik Ekonomistleri Birliği (IAME)'nin
11. Konferansı'nın açılışına katılan Mitropoulos, deniz taşımacığında
güvenliğin sağlanmasına yönelik olarak yürürlüğe giren Uluslararası Gemi ve
Liman Tesisleri Güvenlik Kodu’nun (ISPS) örgüte üye tüm ülkelerde tam olarak
hayata geçirilemediğini söyledi. Genel Sekreter, 1 Temmuz'dan itibaren
yürürlüğe girecek olan Uluslararası Denizcilik Güvenliği Kodu (ISPS)
uygulamasının hayata geçirilmesi ile ilgili hayal kırıklığı yaşadıklarını
söyledi. Daha önce yaptıkları birçok çalışmaya rağmen ancak 11 Eylül
2001'deki terörist saldırılardan sonra deniz taşımacılığındaki güvenlik
sorunun gündeme geldiğini belirten Mitropoulos, IMO'ya üye devletlerin
konsensusu ile yayımlanan ISPS Kodu’na geçişte doğru zamanlama yapamayan
ülkelerin dikkatsiz davrandıklarını ve kendilerine terörist saldırı
olmayacağına yönelik aşırı güven duyduklarını söyledi. “Ben şahsen daha iyi
bir durumla karşı karşıya kalmayı umardım” diyen Mitropoulos, buna rağmen
istatistiklerin her geçen gün iyileşme kaydettiğini, ISPS’in yürürlüğe
girmesinden bir hafta önce denetlenen 66 ülkenin bayrağı altındaki gemilerin
ISPS sertifikası alma oranının bir haftada yüzde 33’ten yüzde 41’e çıktığını
belirtti. Genel Sekreter, “Bunun yanında limanların ISPS’e geçme oranı da
yüzde 16,2’den yüzde 31,9’a ulaşarak neredeyse 5 iş gününde iki katına
çıkmıştır. Bunun böyle devam etmesini dileyelim” diye konuştu.
Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım:Kılavuz kaptanlar, sürdürülebilir deniz
emniyeti için kritiktir...
Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım, geçen yıl İstanbul Boğazı'ndan 47 binden
fazla gemi geçtiğini ve bunların sadece yüzde 46'sının kılavuz kaptan
aldığını belirtti.Yıldırım, "Bu oran tatmin edici değildir. Biz bütün
gemilerin kılavuz kaptan almalarını arzu ediyoruz" dedi.

"Yüksek Riskli Deniz
Alanları İçin Yüksek Kalitede Kılavuzluk" ana teması ile İstanbul'da
başlayan Dünya Kılavuz Kaptanlar Birliği'nin (IMPA) 17. Dönem Genel
Kurulu’nda konuşan Yıldırım, Türkiye’nin gelenekler ve medeniyetle ülkesi
olduğunu hatırlatarak “Bu nedenle Türk Kılavuz Kaptanlar Derneği’nin IMPA
üyelerine Türk misafirperverliğini göstereceğinden kuşkum yok” dedi.
Kongrenin NATO Zirvesi ile çakışması dolayısıyla, kongreye katılanların
sıkıcı anlar yaşayabileceklerini de sözlerine ekleyen Yıldırım, bundan
dolayı da konuklardan özür dilediğini belirtti.
“Türkiye
denizci bir ülkedir”
Denizciliğin Türkiye’ye
bir miras olduğunu ifade eden Yıldırım, coğrafi konumundan ötürü Türkiye’nin
denizci olmaktan başka bir çaresi olmadığına dikkati çekti. Yıldırım,
“Geleneksel olarak denizci bir ülkeyiz. Anadolu yarımadası ve iki önemli
boğazı elinde tutan bir ülke olarak denizci olmak dışında şansımız zaten hiç
olmamıştır” dedi.
Denizde
‘sürdürülebilir’ emniyet
Denizciliğin usulararası
kimliğine de değinen Yıldırım, bu sektörün küresel ulaştırmada
|
IMO A.960(23)’e uyumlu kılavuzluk mevzuatı
geliyor |
|
Denizcilik
Müsteşarlığı’nın kılavuzlukla ilgili iki yeni mevzuat üzerinde
çalıştığını belirten Yıldırım, “Bunlardan birisi kılavuz kaptan
yeterlilikleri ile ilgili diğeri ise kılavuz kaptanlar teşkilatı
yönetmeliği” dedi. Yeni mevzuatların AB uygulamaları ve IMO’nun
A.960(23) kodlu Kılavuz Kaptanların Eğitim Belgelendirme ve
Çalışma Usülleri hakkındaki Genel Kurul kararıyla uyumlu
olacağını ifade etti. Yıldırım mevzuat taslağının önümüzdeki
günlerde ilgili kurumlara sunulacağını söyledi. |
stratejik bir öenm
taşıdığını vurguladı. Yıldırım, dünya ticaretinin yüzde 90’ının deniz
yoluyla yapıldığına dikkati çekerek, “Gün geçtikçe, denizlerin gemiler,
yükler ve gemilerde çalışan denizciler için daha güvenilir olması
doğrultusunda uygulanan uluslararası düzenlemeler sıkılaştırılmaktadır”
dedi. Denizlerin emniyetli ve temiz olmaması halinde, hiç bir ticari
faaliyetin sürdürülebilir olamayacağına işaret eden Yıldırım, bu konuda
kılavuz kaptanlara da büyük iş düştüğünü söyledi. “Kılavuz kaptanlar
sürdürülebilir deniz emniyeti için kritiktir” diyen Yıldırım, emniyetin de
bir fiyatı olduğunu ve bu yüzden ticari menfaatlerle emniyetin
çakışabileceğini ifade etti. Yıldırım bu nedenle, emniyet menfaatleriyle
ticari menfaatlerin arasında bir denge kurulması gerektiğini vurgulayarak,
sürdürülebilirliğin tek amaç olması gerektiğinin altını çizdi.
Petrol
ve boğazlar
Boğazlar konusunda
açıklamalarda bulunan Yıldırım, geçen yıl İstanbul Boğazı'ndan 47 binden
fazla gemi geçtiğini ve bunların sadece yüzde 46'sının kılavuz kaptan
aldığını belirtti.Yıldırım, "Bu oran tatmin edici değildir. Biz bütün
gemilerin kılavuz kaptan almalarını arzu ediyoruz" dedi. Buna karşılık
kılavuz kaptan alma istatistiklerin sürekli bir iyileşmenin görülmeye
başladığını belirten Yıldırım, 1990’lı yıllarda yüzde 30’larda olan kılavuz
kaptan alma yüzdesinin, Uluslararası Denizcilik Örgütü’nün (IMO) 827 nolu
‘Türk boağzlarında kılavuz kaptan alınmasını şiddetle tavsiye eden’
kararıyla artmaya başladığını söyledi. Yıldırım, “Bizim mevzuatlarımız da
IMO kararlarına paraleldir. Deniz emniyeti konusunda tüm sözleşmelere imza
koyuyoruz. Boğazlarda bir deniz trafik düzenleme sistemi oluşturduk ve
üstümüze düşeni yapıyoruz” dedi.
IMPA
Başkanı Hein Mehrkens: Boğazlar’da kılavuz kaptan alma oranı ürkütücü
Dünya
Kılavuz Kaptanlar Birliği (IMPA) Başkanı Hein Mehrkens, 17. IMPA
Kongresi’nin açılışında yaptığı konuşmada boğazlara dikkat çekti. İstanbul
Boğazı’ndan günde 135 gemi geçtiğini, bunların sadece yüzde 45’inin kılavuz
kaptan aldığını ve geçen gemilerin yüzde 30’unun da petrol tankeri olduğunu
hatırlatan Mehrkens, “Bu rakamlar beni ürküttü” dedi.

İstanbul'un binlerce
yıllık tarihi ve geçmişiyle denizcilerin çok yakından tanıdığı bir merkez
olduğunu vurgulayan Mehrkens, Boğazlar'dan geçen gemilerin sadece yüzde
45'inin kılavuz kaptan aldığına ve gemilerin yüzde 30'unun petrol taşıdığına
işaret etti.
“Kılavuzluk yüksek
kaliteli olmalı”
Konuşmasında günde 135
geminin geçtiği İstanbul Boğazı’nın kıyısında yemek yerken, ne kadar yoğun
bir trafik olduğunu gözlemleme fırsatı bulduğunu söyleyen Mehrkens, geçen
gemiler dışında yoğun bir yolcu taşımacılığının çok güçlü akıntılar ve sert
dönüşler eşliğinde yapıldığına dikkati çekti. İstastistiklerin ise kendisini
ürküttüğünü kaydeden Mehrkens, “Bu darboğazlardan geçmek büyük bir
denizcilik becerisi gerektirmektedir. Türk Boğazları’nda muhakkak ki
kılavuzluğun çok yüksek kalitede sağlanması gerekiyor” dedi.
1600’lerden günümüze kılavuzluk
Kılavuzluk mesleği
hakkında dünyanın çeşitli yerlerinde ortaya atılan çelişkiler olduğunu ifade
eden Mehrkens, bu çelişkilerin 400 yıl öncesine dayandığını anlattı.
“Eskiden bir çok kaptan yasadışı kılavuz kaptan kullanmak zorunda kalıyordu.
28 Ekim 1639’da ise Hambyrg’ta ilk kez kılavuzluğun yasal ve zorunou
olduğuna dair bir muhtıra yayımlanmıştı” diyen Mehrkens, o günlerde
kılzvuzluğun deniz emniyeti için zorunlu kılındığını aktardı.
“Kanunların etrafından dolaşanlar var”
Bugün ise bazı armatör ve
kiracıların kanunların etrafından dolaşarak serbest piyasa ekonomisi adı
altında maliyetleri azaltmaya çalıştıklarını ifade eden Mehrkens,
“Kılavuzluk faaliyeti yasal bir zemine oturtulamazsa, yasal olmayan
kılavuzlar ve tekeller türer” dedi. Mehrkens, kılavuzların kendi bilgi ve
tecrübeleriyle hareket edebildikleri zaman başarılı olabileceklerini ifade
ederek, kılavuzun güvenli geçişlerde kilit görevi bulunduğunu söyledi.
“Emniyet bir hizmettir ve hizmetin bir fiyatı vardır” diyen Mehrkens,
fiyattan kaçmanın ise, emniyete zarar vereceğini savundu.
Denizcilik Müsteşar Yardımcısı Sıtkı
Ustaoğlu: Boğaz kılavuzluğu devlette kalacak
Denizcilik Müsteşar Yardımcısı Sıtkı
Ustaoğlu, Boğazlar'daki kılavuzluk hizmetlerinin devlet elinde kalacağını,
şu anda özelleştirme kapsamında olan Türkiye Denizcilik İşletmeleri'nden (TDİ)
alınıp Kıyı Emniyeti Gemi Kurtarma İşletmeleri'ne (KEGKİ) devredileceğini
açıklayarak, yaşanan özelleştirme tartışmasına son noktayı koymuş oldu.
Ustaoğlu’nun limanlarda kar içermeyen bir organizasyon düşünüldüğü yönündeki
açıklaması ise dikkati çekti.

Ustaoğlu, Dünya Kılavuz Kaptanlar Birliği'nin
(IMPA) Genel Kurulu'nda düzenlenen panelde, “Kılavuz Kaptanlık Mesleğinin
Kamusal Yönü: Türkiye'nin Bakış Açısı” konulu bir sunum yaptı. Sunumunda
kılavuzluğun bir devletin egemenlik hakkının parçası olduğunu vurgulayan
Ustaoğlu, günümüzde çevre ve güvenlik konusunda endişelerin arttığına işaret
ederek, kılavuzluk hizmetlerinde kamu yararının düşünülmesinin önemine
dikkati çekti.
Kılavuz kaptanın sorumluluğu
Kılavuzlukta en önemli meselenin sorumluluğun
paylaşımı olduğunu dile getiren Ustaoğlu, “Kılavuz gemide doğrudan gemiyi
kumanda etmek zorunda. Gemi kaptanının bundan nasıl sorumlu olacağı
sıkıntısı doğuyor. Kılavuz kaptanın sorumluluğu idari sorumluluk olacak,
tazminat sorumluluğu olmayacak” şeklinde konuştu.
Limanlarda ‘karsız’ organizasyon
Türkiye'deki kılavuzluk hizmetlerini
Boğazlar'daki ve limanlardaki kılavuzluk hizmetleri olmak üzere ikiye
ayrıldığını hatırlatan Ustaoğlu, Boğazlar'daki hizmetlerin isteğe bağlı,
limanlardakinin ise zorunlu olduğunu kaydetti. Ustaoğlu, “Boğazlar'daki
kılavuzluk hizmetleri devlet elinde kalacak. Şu anda özelleştirme kapsamında
olan TDİ'den alınıp Kıyı Emniyeti Gemi Kurtarma İşletmeleri'ne devredilecek.
Limanlar için ise henüz tam yapı kesinleşmemekle beraber kar amacı
gütmeyecek bir organizasyon düşünülüyor” diye konuştu.
DTO
Meclis Başkanı Erol Yücel: Kılavuzluk tüm boğaz ve limanlarda mecburi olmalı
Deniz Ticaret Odası (DTO)
Meclis Başkanı Erol Yücel, Türk Boğazları'nda seferde bulunan gemilerin
kılavuz kullanma zorunluluğu bulunmadığını belirterek, ''Kılavuz kullanımı
bütün boğazlar ve limanlarda mecburi olmalıdır'' dedi. Dünya Kılavuz
Kaptanlar Birliği'nin (IMPA) Genel Kurulu'nda düzenlenen panelde konuşan
Yücel, DTO'nun denizlerde emniyetli seferlere çok önem verdiğini kaydetti.
Boğazlarda ve küçük limanlarda seferlerin kolay olmadığını belirten Yücel,
İstanbul'da yaşayan milyonlarca insanın, ham petrol yüklü gemilerin
patlaması halinde büyük bir tehlikeyle karşı karşıya kalabileceğine dikkat
çekerek, ''Bu kontrolsüz seferler ne kadar devam edecek'' şeklinde soru
yöneltti.
Kazaların en önemli
nedenlerinin ise insan hatası olduğunu vurgulayan Yücel, kılavuzluk
hizmetlerinin de uluslararası standartlara uygun olması gerektiğini
kaydetti.
Kralın mesajı
İspanya Kralı Juan Carlos’un Onursal
Başkanlığı’nı yaptığı Uluslararası Kılavuz Kaptanlar Birliği’nin (IMPA) 17.
Olağan Genel Kurulu’nun açılışında kralın da mesajı okundu. İspanya’nın
Uluslararası Denizcilik Örgütü (IMO) daimi temsilcisi Kaptan Esteban Pacha
Vicente tarafından okunan mesjada İstanbul’un önemine değinen Kral Juan
Carlos, denizde emniyet konularının bu toplatında ele alınmasından duyduğu
memnuniyeti dile getirdi. IMPA’nın birleştirici gücüne dikkati çeken Carlos,
böyle birleşmelerin de dünyanın her yerinden gelen kılavuz kaptanların bilgi
ve tecrübelerini paylaşması için son derece uygun bir ortam olduğunu
kaydetti.
(Haber: Dünya Gazetesi Perşembe Rotası eki; 08
Temmuz 2004; Fotoğraflar: TUMPA) |