- ISIM:
- Ali KARATAŞ
- Date:
- 21-02-2004
YORUMKonunun ciddiyeti büyük elbet ancak degerlendirmeninde Sayın Hızır Reis Bey'in dediği gibi sadece buna bakılarak yapılmasıda bir okadar yanlış. Son 2 senede Turk denizciliği bir savaş vermekte. Özellikle Türk Klas kuruluşu adını temize çıkartıp bayrağımızı gururla dalgalandırarak her limana rahatça girebilmenin mucadelesi içerisinde. Ancak hala kişiler kurumların önünde bir engel olarak durmakta. Oysa işleri yürüten kişiler değil prosedürler olmalı. Daha açık bir tabirle; hala kurumsallasamamanın cezasını cekmekteyiz.
Kurumsallaşmış, politikası, denetimi olan ve uygulanması kanun ve hükümlerle sabitlenmiş, kişilere bağlı olmayan bir yürütme ancak bizi amaca ulaştırabilir. Oysa abi-kardeş! ilişkileriyle işimizi görmeye ve gördürmeye okadar alışmışız ki bunu olağan bir durum olarak kabullenmişiz bile.
Bircok liman devleti Turk Bayrağını gördüğü zaman ellerini oğuşturmakta. Oysa eminim zor bayrak diye tabir edilen bayrağı taşıyan pekçok gemide de benzer eksiklikler mevcuttur. Ama birkez adın çıkmış ve canınıda çıkarmadan rahat etmeyecekler! Elbette bu bizi temize çıkarmaz ama enazından durumumuzun pekte okadar kötü olmadığıyla ilgili ip uçları verebilir bizlere.
Yapılacak olan çok şey var. Önemli olan öncelik sırasını doğru belirlemek. Ben önce eğitim ve denizcilik kültürü diyorum. ABİ-KARDEŞ ilişkilerini işimiz için kullanmayı bir kenara bırakalım diyorum, denizciliği bir kurstan ibaret görmeyen sağlam nesillerin yetiştirildiği eğitim kurumlarına destek olalım diyorum ve herşeyden önemlisi yürütmeyi kurumlar bazında ve öznel bağlamdan uzak uygulayalım diyorum.
degosh@yahoo.com
- ISIM:
- serdal kendirli
- Date:
- 21-02-2004
YORUMTelsiz zabitlerinin isine son verildi ve onlarin yuku de guverte zabitlerinin sirtina bindi, tabii armatorler biraz daha ceplerini sisiredursun, fatura gene her zamanki gibi gemi murettebatina cikiyor. Bir insan herseyi bilemez, ama gelin gorun ki zabitler su an 22 kadar STCW sertifikasi (Tanker sertfk dahil) almak zorunda. Fazladan bir de GOC geldi sertifika klasorlerinin icine. Ben GOC almadim ve almayacagim telsiz zabitlerine yapilan haksizligi kinamak amaciyla.
Buradan da anlasilacagi gibi zabitlerden her seyi bilmesi isteniyor, bu durumda zabitler herseyi yarim yamalak biliyor ve yapiyor. Oysa yapilan seyler tam anlamiyla mukemmel bilinmezse, uygulamada aksakliklar yasamak onlenemez bir sonuc haline gelir.
Yetkililere (yerli ve yabanci) sesleniyorum: Yazi cizi, role listeleri, ISM'nin bize hediye ettigi tonlarca kagit isi bu tur sorunlari cozmeye yetmez, tersine bikkinlik vermek suretiyle aksakliklarin artmasina sebep olur.
Soyle ki : Gecen sene bir yakit tankerinde calistim. Kagit yazmaktan ve form doldurmaktan anam agladi! Evrak isi oylesine yogundu ki, basimi kagitlardan ayirip da yukledigim yakit seviyesine dahi bakamiyordum, guverteye cikmak ise sadece seyirde nasip oluyordu! Ve artik tankerde calismaya tovbe ettim. Su evrak isinden de biktim artik, ve sirf bu yuzden denizi birakmayi bile dusunmeye basladim. Karada evraklarin arasinda bogusmayacak bir sekilde calisabilecegim is aramaya bile basladim. Acaba su evrak isinden sadece bana mi gina geldi? Eger oyleyse, bunu benim tembelligime yoruyorum ve Ingiltere'deki amcalara her sene 5 tane STCW sertifikasi icat etmesini rica ediyorum :))
Suskunluk ile bir yere varilamayacagini ben cok oncelerden gordum, darisi basiniza dostlar.
- ISIM:
- Cahit İstikbal
- Date:
- 18-02-2004
YORUMSayın Deniz; verdiğiniz bilgiler için teşekkür ederim.
Haberdeki bilgilerin doğruluğu konusunda sanırım hemfikiriz.
İngiltere Limanlarında Türk bayraklı gemilerin "en çok tutulan gemiler" olması,
sizce dikkate almaya, ciddiye almaya ve incelenmeye değer bir konu değil midir?
Bu gemiler sizin dediğiniz gibi "çok sıkı (!)" kontrolden geçselerdi,
İngiltere'de şampiyon olabilirler miydi? Sorunları ciddiye almamak ve doğruları
inandığımız doğrultuda görmek sanırım bizim nesnel (objektif) düşünme
alışkanlığımız olmamasından kaynaklanıyor. Bunun dışında; değişik toplama yöntemleriyle ulaşacağınız değişik sonuçlar da tabii olabilir.
Paris MOU sonuçlarını da yayınlayacağız.
Standart altı (Substandard) taşımacılık denizcilik alanında faaliyet gösteren bütün aktörlerin toplam kalite anlayışı ile çözülebilecek bir sorundur. Sadece PSC faaliyetleri ile çözülemez. Genel kalite anlayışının ve "kalite kültürünün" geliştirilmesi ve yerleştirilmesi gerekir.
Bununla ilgili orta ve uzun vadeli, eğitimi de geniş ölçüde içeren planlamalar yapılmalı.
"Ne ekerseniz, onu biçersiniz".
Katkılarınızın devamını dilerim.
- ISIM:
- Web Yöneticisi
- Date:
- 18-02-2004
YORUMSayın Hızırreis Deniz; değerli katkılarınız için teşekkür ederiz.
Bilgi edinmeniz açısından;
Bu sayfalardaki yorumlar hiç bir sansüre ve ön kontrole tabi tutulmamaktadır.
İsmini gizleyen kişilerin gerçek isimlerini bizim bilmemiz mümkün değildir. Çünkü, formu gönderir göndermez otomatik olarak yazılanlar sayfada yayınlanmaktadır.
Ancak küfür ve hakaret içeren metinler tarafımızdan silinmektedir.
Bu sayfaların denizciliğimize reel katkı sağlamasının ancak hiç bir SANSÜR e tabi tutmadan yayın yapması sayesinde olabileceğini düşünüyoruz.
Bu yüzden, küfür ve hakaret içermedikçe yazıları yayınlamaya çalışacağız.
Verdiğiniz bilgiler için teşekkür eder, katkılarınızın devamını dileriz.
- ISIM:
- Hızırreis Deniz/İstanbul Gemi Denetim(Sörvey) Kurulu Başk.
- Date:
- 18-02-2004
YORUMSn. Cahit İstikbal
Denizcilik Müsteşarlığı İstanbul Bölge Müdürlüğünde Memur olarak çalışmaktayım.1985-İTÜ.Gemi İnşa mühendisi diplamasına sahibim.14 yıllık sörveyörüm.
Güncellenen Web sayfanızı takip eden ve Türk Denizciliği adına önemli bir hizmet verdiğinizi düşünen bir kamu görevlisiyim. Türk Denizciliği istenilen seviyeye ulaşabilmesi için öncelikle etik değerler hiç bir şekilde göz ardı edilmemelidir. Denizciliği her şekilde tüm çalışan kurum,kuruluş,kişi ve sivil toplum organizasyonları ile ele almanın doğru olacağını düşünüyorum.Bu itibarla;
Lloyds list tarafından 2003 yılında Türk Bayraklı gemilerin İngiltere Limanlarında en fazla(birinci sırada)alıkonulan gemiler olduğu belirtilmiş. Öncelikle bu gazete haberi kıstas olmaktan uzak olmalı bunun yerine Paris mou verileri gibi yasal veriler dikkate alınmalıdır kanaatindeyim. Yada diğer bölgesel anlaşmalar dikkate alınmalıdır. Size bilgi olarak istatistiki verileri sunmak isterim.
Türk Bayraklı gemiler son üç yıl itibarıyla(PSC denetimi)
Tüm bölgesel denetimler(paris,tokyo,.. ve USCG)neticesinde toplam 320 adet gemimiz alıkonulmuştur. Alıkonulma oranı son üç yıl itibarıyla sürekli düşüş göstermektedir. Paris 2002-2003/Ekim değerlendirmesinde alıkonulma oranı %10,59 dur. Bu oran %50 lerden buralara düştüğü bir gerçektir. Üç yıl öncesinde 120 adet sıtandart dışı diyebileceğimiz Türk Bayraklı gemi mevcuttu(bizim black list olarak sectiğimiz hedef gemilerimiz), bunların 25 adedi hurdaya gitti, 45 adedide Bayrak değiştirdi, kalan 50 adet gemi ise standartlarını yükseltme gayreti içerisindedir. Bu gemiler idaremizce çok sıkı denetim uygulamasından geçtiğinide bilmeniz faydalı olur. Zorunlu Sertifikalandırma hizmeti Türk Bayraklı gemilerde sadece İdare tarafından değil, IACS birlikteliği klaslar ve Türk Loydu tarafındanda yürütüldüğü malumlarınızdır. Alıkonulan her 5 Türk bayraklı gemiden birinin zorunlu sörvey ve sertifikalandırma hizmetlerini bu klas kuruluşlarının yaptığınıda unutmamak gerekir. Türk idaresi 2004 sonu itibarıyla yüksek riskli Bayrak olmaktan çıkmak için bir takım politikalar üretmiş ve uygulamaktadır. (Hedeflerden bir tanesi, Türk Bayraklı gemilerimiz bir yılda Proğram dışı sörvey adı altında ortalama 4-6 defa denetlenmektedir.) Yine bildiğiniz gibi PSC uygulamalarında gemi seçilirken Bayrak birinci öncelik olması nedeniyle Gemilerimizi kısa vadede başarılı veya başarısız gibi sorgulamak veya değerlendirmek çok sağlıklı bir yol değildir. Türk denizcilik politikasını geriye doğru giderek (1980) özellikle koster filosu bazında sorgulamak gerekir. Ancak bunlar sadece suçlu arama hedefi ile eşdeğerdir kanaatini taşıyorum. Şu an Ankara'da Müsteşarlık çalışanları ile birlikte İstanbulda toplam 45 sörveyör bu hedef için max. çabayı gösterdiğini de bilginize sunmak isterim.(Diğer Bölgeler ve Liman Başkanlıklarıda bu çalışmanın içerisindedir) Gazete haberinde belirtilen periyotta alıkonulan gemilerden hatırladığım kadarasıyla BERRAK-N isimli bir gemimizde vardı. Bu gemi IACS üyesi bir klas tarafından belgelendirilmiş ve yine bu klasın ara sörveyine denk gelen bir zamanda klas+psco gemide denetim yapmış ve gemi alıkonulmuştur. Klas, geminin sertifikalarının sorumluluğunu taşımayacağını beyan ederek klasını askıya almıştır. Türk idaresinden bir sörveyör geçici tamirleri yaptırarak geminin Türkiye'ye gelmesini sağlamıştır. Akabinde idare tarafından yapılan bir dizi sörvey neticesinde Armatör başka bayrağa geçmiştir. Web sayfanızda YORUM başlığı taşıyan yazıda; Sadece ETİK olarak;
İsimsiz, İftiracı ve Sinsi olduğunu değerlendiriyorum.
Denizcilik idaresinden veya Armatörden son yıllar itibarıyla, gemimiz yurt dışında tutulup döviz olarak bir kaç dolar maliyet fazlasına yuretdışından teçhizat almayalım diyen bir kitle mevcuttur. Sn. İSİMSİZ ve yazıyı yayınlayan sizler Türk Denizciliği ve mesleki Etik açısından YORUM'da geçen kişileri , olayları ne zaman delilleri ile(Armatör, Memur, gemiadı ve ya acentası bazında) doğru ve açık olarak yazabilirseniz. Türk Denizciliği GENEL anlamda kurtulacaktır. (GENEL:Türk Bayraklı gemiler+PSC uygulamaları+Acentalık hizmetleri+Brokerlik hizmetleri+Limancılık hizmetleri+Denizcilik Eğitim kurumları+Ticari Türk Denizcilik politikası ve Türk Boğazları...vs)
Şunu açıkca belirtebilirim, Türk İdaresi her türlü şovmenliğe veya karalamaya karşı filosunu büyülterek "Black List"ten çıkacaktır.
Kişisel çıkarlarımız Türk Denizciliğinin çıkarları olması temennisi ile saygılarımı sunuyorum.
reis_deniz@hotmail.com
- ISIM:
- Bilen Bilir
- Date:
- 13-02-2004
YORUMSevgili Cahit kpt,
Biz nerede yanlış yaptık demişssiniz. Her şey o kadar açık ki. İşte yanlışlarımız:
- İstanbul ve İzmirdeki Gemi denetim uzmanlarının %95 i gemi güvenliği ve çevre kirliliğini değil "duygusal sebepleri" düşünüyor.
- Donatanarın da çoğu bu bozulmuşluğu destekliyor, gemisine gelmeden 100-200 $ a belgeyi alınca yırttık diye acayip mutlu oluyor,
- Denetim yetkisi 500 GT üzerindeki gemiler için sadece İstanbul ve İzmir bölgelerinde olduğu için buradaki teşkilatlarda çarklara ayak uyduran kalıyor, ayak uygurmak istemeyenlerin derhal kuyusu kazılıyor,
-Denizcilik Müsteşarlığı bu durumu çok iyi biliyor, yine de zinciri bir türlü kıramıyor.
-Denetimlerde namuslu davranıp rüşvet yemeyen az sayıdaki uzmana acayip baskı yapılıyor, aba altından delikli sopa gösteriliyor, hatırlı amcalar, dayılar, meclisteki hepimizin tanıdığı kişiler devreye sokuluyor.Hatta Müsteşarlık içinden bile uzmanlara baskı geliyor "Bırakın gitsin yazıktır milli servet yatmasın, ihraç yükü beklemesin" martavalları okunuyor. Hiç kimse beklemenin gerçek sorumlusu olan armatöre iki kelime söylemiyor.
- Bu baskıları alan birçok müdür veya liman başkanı tırsıyor. "evet efendim sepet efendim" diyor.Uzmanlara baskılar yapılıyor, gece yarıları gemiler kaldırılıyor.
-Bir süre sonra da baskıcılara telefon ediyor ve "emrinizi yerine getirdim, gemiyi serbest bıraktım, vatanıma ve Türk denizciliğine hizmet ettim gomtanım" diye rapor veriyor.
-Edebiyat, coğrafya öğretmenleri, ziraat teknisyenleri, polisler ve gardiyanlar gibi konunun uzmanlarından oluşan Liman Başkanları ve bölge müdürleri gibi yöneticiler yine "tamamen duygusal" sebeplerle gemilere çıkış işlemi yaparken hiç bir şeyi kontrol etmiyor, edemiyor.Kimisi neyin ne olduğunun dahi farkında değil, kimi bıkmış, kimi tırsmış...
-"ben neciyim, burada ne yapıyorum ? neyse şu maaşı bir alalım da " diyerek ve göbeklerini kaşıyarak koltuklarında oturan müdürler ve liman başkanları bir yandan keselerini dolduruyor, diğer yandan dürüst ve bilgili çok az sayıdaki uzmanın ayağını kaydırmak için olmadık hikayelerle senaryolar yazıyor, ihbar mektupları karalıyor...(di mi sayın başkanım?)
-Denizcilik Müsteşarlığının bile % 90 ı "kim takar gemi denetimini" mantığını aşamıyor. Memlekette binalar yıkılıyor, kazalar oluyor, yüzlerce kişi ölüyor da yine 2 günde unutuluyor. Sen gemiyi aldiz lambasından, haritadan veya sintine seperatöründen dolayı kaldırmıyorsun kimin umurunda..."Bırak gitsin kardeşim, ben bölgemde problem istemiyorum, işinizi yapar gibi görünün yeter" ile bu iş ancak bu kadar oluyor.
- ISIM:
- Date:
- 10-02-2004
YORUMYorumunuzu buraya yazın |