|

7 Ağustos Perşembe
günü yapılan DTO'nun Ağustos ayı meclis toplantısı, Ulaştırma Bakanı
Binali Yıldırım ile Denizcilik Müsteşarı İsmet Yılmaz ve bürokratların
katılımıyla denizciliğimizdeki önemli konuların değerlendirilmesine
sahne oldu. Toplantıda konuşan DTO Meclis Başkanı Erol Yücel; "Denizde
vergi kaçağı olmaz" derken; DTO Başkanı Metin Kalkavan yurtdışındaki
gemi tutulmalarından yakındı. Kalkavan; "Bizi kendi limanlarımızda daha
iyi denetleyin" derken; Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım; donatanlara
hitaben; "Artık değerli denizci dostlar, mazeret istemiyorum. Herkes
buraya yatırım yapacak. Yakıt ucuzlasın dendi, ucuzladı. Bundan sonra
sıra sizde. Ülkenin sahillerini şenlendirelim. Ülkemizin sahillerinde
yaşayan insanların yüzünü denize çevirelim, denizle tekrar milletimizi
barıştıralım. Gün bugündür." dedi.
 |
|
Ağustos ayı DTO
Meclis Toplantısına Hükümet ve DTO kanadı tam kadro ile katıldı.
Salonda çeşitli sivil toplum örgütlerinden katılımcılar da vardı.
|
DTO Meclis Toplantısının basına açık olan
kısmı, Meclis Başkanı Erol Yücel’in açılış konuşmasıyla başladı.
Erol Yücel, açılış konuşmasında Ulaştırma Bakanı Binali
Yıldırım, Denizcilik Müsteşarı İsmet Yılmaz, Müsteşar
yardımcısı Sıtkı Ustaoğlu’na ve diğer katılımcılara ve konuklara
hoş geldiniz dedikten sonra, Bakan ve ekibinin ilk kez bir meclis
toplantısında aralarında bulunduklarını, sektörde nelerin yapıldığı ve
nelerin yapılacağı konusunda kendilerini aydınlatacaklarını, zaman
sınırlaması olmadığını ve soru cevap bölümünde soruların cevaplanacağını
söyledi.
Konuşması esnasında İstanbul’da kara
taşımacılığında vergi kayıpları olduğunu örneğin taksilerden fiş
alınması alışkanlığı olmadığını vurgulayan Erol Yücel,
Kabataş-Üsküdar hattında seyahat ederken ödediği ücretin kendisine
verilen makbuzunu göstererek, “Denizde kaçak olmaz. İşte ispatı”
dedi.
 |
|
DTO Meclis Başkanı
Erol Yücel: "Denizde kaçak olmaz" diyor. |
Avrupa Birliği’ne entegre olma sürecinde
AB’de taşımacılığın %50 sinin deniz yoluyla yapılırken, Türkiye’de
kabotajda yük taşımacılığında %3 lere yolcu taşımacılığında ise
binde 3 lere inildiğini ifade etti. Erol Yücel, bunu “bir
fiyasko” olarak nitelerken, Ulaştırma Bakanı ve Ekibini
yaklaşımlarından dolayı överek “sizin bu tutumunuz devam ettiği
sürece, elele verdiğimiz sürece alınmadan, gücenmeden sorunlarımızı
böyle meclislerde açık yüreklilikle tartışabildiğimiz sürece ben
bunları aşabileceğimize inanıyorum” dedi.
Konuşmasında tarifelerde yapılan yeni
düzenlemeye de değinen Erol Yücel, yapılan yeni tarifenin
karışıklığa neden olacağına inandıklarını söyledi. Eski tarifenin daha
sade ve basit olduğunu belirten Yücel, eski tarifeye dönülüp Türk
Bayraklı gemilere orada %50 lik bir indirim uygulanması ile sorunun
karmaşık hale getirilmeden çözüleceğini bildirdi. Erol Yücel
ayrıca Türk Armatörünün gerçekten büyük sıkıntı içinde olduğunu
belirterek şöyle devam etti:
“İskenderun Limanından kalkan örneğin
20 bin gross tonluk bir gemi, İskenderun Limanından kalkarken 11 milyar
lira sahil sıhhiye parası ödemektedir. İstanbul Boğazından geçerken bir
11 milyar daha ödüyor. Burası benim ülkem, ben kendi ülkemin boğazından
geçiyorum, benim gemimin kıçında Türk Bayrağı dalgalanıyor. Ama bir
yabancı geçerken 200 dolara geçiyor. Biz bunların mutlaka giderilmesini
arzu ediyoruz.”
 |
|
DTO Başkanı
Metin Kalkavan; yoğun gündem nedeniyle konuşmasını kısa kesti. |
Bakan hitaben “Belki zaman zaman
şikayet ediyoruz, ama siz denizciliği bilen bir insansınız, sektörün
içinden gelmiş aynı lisanı konuştuğumuz bir insansınız o nedenle bizi
mazur görün” diyen Erol Yücel, daha sonra gündemin
maddelerine geçti.
DTO Yönetim Kurulu Başkanı Metin
Kalkavan:"Marka olarak mimlendik"
Gündem uyarınca söz alan DTO Yönetim
Kurulu Başkanı Metin Kalkavan, şunları söyledi:
“ Bildiğiniz gibi Paris MOU’nun yeni
kuralları 22 Temmuz’da yürürlüğe girdi. Bu konuyu ülkemizin ekonomik
olarak çıkarları açısından devamlı gündemde tuttuk ve devamlı uyarılarla
donatanlarımızı haberdar etmeye çalışıyoruz. Bu konunun ne olduğunu
tekrar hatırlarsak; , bildiğiniz gibi 22 Temmuz 2003 tarihinden sonra
tutulacak olan her gemi, geriye dönüldüğünde 2002 yılı içerisinde bir
kere daha tutulmuş olduğu görülürse, yasaklanmış listeye girecek ve
Avrupa Limanlarına girişi yasaklanacaktır. O açıdan ısrarla şunu
diyoruz: biz marka olarak mimlendik. Çok olmadık şeyler bile bizde
araştırılıyor ve isteniyor, maalesef bu duruma düştük. Kara listeden
çıkana kadar da bu durum devam edecektir. Bunun için yoğurdu üfleyerek
yiyerek, onların karşısına onların istediğinden çok daha iyi durumda
çıkmak durumundayız. Yoksa hepimiz birer birer tutulacağız. Bu nedenle,
ricamız şudur: hem ülkemizin kara listeden çıkması için,hem kendimiz
ekonomik kayba uğramamamız için, dışarıya çıkmadan gerekli hazırlıkları
yapalım. İdaremiz bu konuda kendi üzerine düşeni yapmaya zaten
çalışıyor. Onlardan isteğimiz, donatanlar olarak, bizi daha iyi ve daha
sıkı kontrol etmeleridir. Böylece eksikliklerimiz dışarıya çıkmadan
burada tamamlanmış olur. Ama bizlere düşen görev, bırakın teknik
elemanlarımızı, donatanlarımız bizzat kendileri, acaba daha neler
yapabilirim diye dışarıya giden her gemiye bakmak durumundadır. Aksi
takdirde lütfen o bölgeye gemi göndermeyelim”
Ulaştırma Bakanı’na, Denizcilik
Müsteşarı’na ve ekibine teşekkür borçlu olduklarını belirten DTO
Başkanı, beraberce oturup ülkenin menfaatleri doğrultusunda çok ciddi
değişiklikler yaptıklarını söyledi. “Limanlar bizce önemlidir,
limanlar ülkemizin çıkış kapılarıdır” diyen Kalkavan, şöyle
devam etti:
“Ülkemizi bir ada olarak düşünürsek,
dünyayla neredeyse bağlantı limanlardır. Ülkeler, limanlarını ticaretin
bir aracı olarak kullanmak zorundadır. Ticaretin gelişimi ekonominin
büyümesi tamamıyla limanların rekabetine dayalıdır.”
Denizciliğin hiçbir kesimiyle bir alıp
veremedikleri olmadığını vurgulayan Kalkavan, “Biz sadece sistemi
tartışıyoruz, sistemi nasıl olması gerektiği hale getirebiliriz, nasıl
rekabetçi olabiliriz ona bakıyoruz” diyerek kruvaziyer
gemilere yapılan indirimleri gördükçe sevindiklerini, çünkü bunun
ülkenin pastasını büyütmek anlamına geldiğini ifade etti.
Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım: "kabotaj
hattındaki yolcu ve yük taşımacılığımız tekrar şahlanacak
Daha sonra Meclis Başkanı Erol Yücel'in
davetiyle kürsüye gelen Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım, şunları
söyledi:
“Deniz Ticaret Odasının Ağustos ayı
olağan toplantısında siz denizcilerle Bakanlığımız bürokratlarıyla hem
bir araya geldik. Bugünkü toplantıda sektörü bakanlığımızın faaliyetler
hakkında bilgilendirilmesi bunun yanı sıra sektörde halen yaşanmakta
olan sorunların karşılıklı değerlendirilmesi ve yapılan çalışmalarla
ilgili olarak sektörde faaliyet gösteren arkadaşlarımızın tepkileri,
görüş ve önerileri enine boyuna bir denizci aile meclis toplantısında
ele alınacak ve burada oluşacak sonuçlar bakanlığımızın denizcilik
alanında yapacağı faaliyetlere ışık tutacaktır. "
 |
|
Ulaştırma Bakanı
Binali Yıldırım; donatanlara "Önemli kolaylıklar sağladık; sıra
sizde" dedi. |
3 Kasım seçimlerinden sonra 58. hükümet
daha sonra da 59. hükümette Ulaştırma Bakanı olarak görev yaptığını ve
bu süre içerisinde 3 kez toplantı gerçekleştiğini belirten
Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım; . bunun yanı sıra zaman zaman
sektörün temsilcileri, oda başkanımız, milletvekilleri ve diğer oda
içerisindeki birlikler, derneklerle de ikili görüşmeler yaptığını
anlattı. "Geçtiğimiz bu süre içerisinde gerek sayın meclis
başkanı gerekse oda başkanının ifade ettiği gibi, bazı çalışmaları
yıllardan beri konuştuğumuz, bizatihi yaşayarak sıkıntılarını çektiğimiz
önemli konularda bir noktaya gelmiş bulunuyoruz" diyen Bakan
Yıldırım, bu çerçevede gerçekleştirilen iki önemli faaliyetten
birisinin kabotaj taşımacılığımızı tekrar ayağa kaldıracak ve büyük
deniz zenginliğimizi tekrar bu topluma, Türk insanına ulaşım hizmeti
verecek hale getirecek akaryakıttaki özel tüketim vergisinin
sıfırlanmasıyla ilgili karar olduğunu kaydetti. Bakan Yıldırım;
konuşmasına devamla;
"Bildiğiniz gibi bu karar temmuz ayı
başında bakanlar kurulundan geçerek Cumhurbaşkanımız tarafından
onaylanmış ve 1 Ocak 2004 tarihinde de uygulamaya başlanacaktır. Bu
karar ne getiriyor? Bu karar bugün litre fiyatı 1 milyon 400 bin lira
ola mazotun, artık 600 bin lira civarında denizdeki vasıtalarda
kullanılmasına imkan sağlıyor. Peki bundan kimler yararlanacak? 8300 km
sahilimizdeki her noktada yük ve yolcu taşımacılığı ile uğraşacak herkes
bu indirimden yararlanacak. Balıkçılarımız, ticari amaçlı yat
donatanlarımız yararlanacaklar. Yıllar içerisinde yine sayın Yücel’in
ifade ettiği gibi kabotaj hattındaki yolcu ve yük taşımacılığımız tekrar
şahlanacak." dedi.
Çok değil daha 1950 lerde denizin payının
dahili taşımacılıkta %23 olduğunu, yıl 1972 lere geldiğinde bu oran %13
e, günümüzde de yük taşımacılığnda %2-3, yolcu taşımacılığında neredeyse
0 a gelmiş durumda olduğunu belirten Bakan, "Bu ülke bunu hak
etmiyor." diyerek, coğrafi konumumuza baktığımızda birçok ülkeye
nasip olmayan deniz ulaşımına fevkalade uygun bir coğrafyamız olduğunu;
bu potansiyeli, Allah'ın bahşettiği bu doğal asfaltı değerlendirmenin
vaktinin geldiğini söyledi.. "Bunun önündeki en büyük engel
yakıttı" diyen Bakan Yıldırım; "Artık değerli denizci dostlar,
mazeret istemiyorum. Herkes buraya yatırım yapacak. Yakıt ucuzlasın
dendi, ucuzladı. Bundan sonra sıra sizde. Ülkenin sahillerini
şenlendirelim. Ülkemizin sahillerinde yaşayan insanların yüzünü denize
çevirelim, denizle tekrar milletimizi barıştıralım. Gün bugündür."
diye devam etti.
 |
|
Bakan Yıldırım
konuşurken; AKP Milletvekili Cengiz Kaptanoğlu da dikkatle
kendisini izledi. |
Daha sonra ikinci konu olarak liman
tarifelerine değinen Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım; bu konunun
hükümet tarafından gündeme getirilmiş, uygulamanın da 1 ağustos da
başlayacağını ilan edilmiş olduğunu hatırlattı. "Söylenen söz, hele
başbakanımızın ilan ettiği bu söz, tabii ki yerine gelecekti." diyen
Bakan, şöyle devam etti:
"Bunun için sektörde hizmet veren ve
hizmet alan iki kesim var: Donatanlarımız, yerli yabancı donatanlar,
hizmet alıyorlar. Hizmet veren kılavuzluk kuruluşlarımız var.
Römorkörcülük hizmeti veren kuruluşlarımız var. Yine fener, sağlık vs.
hizmeti veren kuruluşlarımız var. Dolayısı ile bu iki kesimi neticede
tatminini sağlayacak bir tarifenin ortaya çıkması, doğrusu çok da kolay
değil. Ancak ülke geleceği için, ülke ticareti ve taşımacılığının
gelişmesi için hepimizin gerekli fedakarlığı yapması da kaçınılmazdı."
Liman tarifeleri konularında sözlerine
devamla; önceden olmayan bir şey, bir düzenleme yapıldığını belirten
Bakan, kısa sürede aksaklık eksikliklerin de görüldüğünü ve bunların da
bir düzeltmeyle tekrar sirküle edildiğini kaydetti. "Ancak hala
eksiklikler çıkabilir. Biz şunu diyoruz: Uygulamayla en iyisini
bulacağız. Bugünkü toplantının amacı da bu uygulamayla ilgili denizcilik
sektörünün, denizcilik ailesinin mensuplarının burada büyük bir açık
kalplilikle, açık sözlülükle her şeyi ortaya koyacaklardır. İdare olarak
bizim görevimiz makul olanı yapmaktır. Makul olan herkesin isteğini
karşılıyorsa, o zaman iyi gerçekleşmiş olur. Eğer bu noktada bir sıkıntı
varsa İdare bu sefer hakem rolünü üstlenecektir, sektör için ve ülke
için doğru olana karar verecektir. Bu bakımdan ilk günlerin
uygulamalarıyla kimse heyecanlanmasın, kimse yeise kapılmasın. Yeni bir
düzenleme gelirken uygulamalarda aksaklık olabilir. Bunları bugün burada
teknik düzeyde size sunum da yapacaklar. Sanıyorum bunlar bundan sonra
uygulayıcıların önünü açacak ve ışık tutacaktır."dedi.
 |
|
Kaptanoğlu,
dikkatle izlediği Bakan Yıldırım'a bir de not göndermeyi ihmal
etmedi. |
Bakan Yıldırım, daha sonra,
Denizciliğimizin yıllardan beri sorunları olduğunu ve bu sorunların
birkaç sınıfta değerlendirilebileceğini anlattı. Bakan, şöyle devam
etti:
"Taşımacılığı iç ve dış taşımacılık
olarak ikiye ayırmak mümkün. İç taşımacılığımızla ilgili bir özet bilgi
verdim. Ancak bu işin fünyesi ateşlenmiştir. Bundan sonrası sizlere
kalmıştır. Devlet hiçbir zaman şirket kurup gemi yaptırıp sahillerimizde
taşımacılık yapacak değildir. Siz değerli armatörlerimizin,
müteşebbislerimizin bu sektöre girmesi gerekir. Çünkü sektör artık cazip
hale gelmiştir. Bunun için her türlü düzenleme yapılmıştır. Sadece yakıt
olayı değildir. Limanlarda yapılan indirim kabotaj taşımacılığında daha
çarpıcı şekilde olmuştur ve yansımıştır. Bu da işin diğer farklı
yönüdür. Bunlardan da öte biz taşımalar arasındaki dengeyi sağlamak için
kara taşıma kanununda da belirli düzenlemeler getirdik. Bu düzenlemeler
de şunu öngörüyor: karayolunda güzergahları da belirleyeceğiz. Yani,
Edirne’den giren bir TIR, Gürbulak’tan çıkıncaya kadar, 2500 Km. yi
katetmeyecek. Bunu daha kısa parkurlarda denize kaydıracağız. Örneğin
İstanbul’a getireceğiz, İstanbul’dan Trabzon’a taşıyacağız, Trabzon’da
Gürbulak’a geçiş yapacak. Bu ve buna benzer alternatif
güzergahları geliştirmek suretiyle karayolu taşımacılığındaki yükü
hafifleteceğiz. Böylelikle kıyı taşımacılığımızı da tekrar hayata
geçirmiş olacağız."
Konuşmasında daha sonra dış taşımacılığa
değine Bakan Yıldırım;"filomuzun durumu, gemilerimizin Avrupa
Limanlarında maruz kaldığı muamele hepinizin malumudur." diyerek
şöyle devam etti:
"Burada bize bu muameleyi yapan Paris
Memorandumu denen 15 ülkenin yaptıklarından ziyade bizim neyi
yaptığımızı, neyi yapmadığımızı sorgulamamız gerek. Bunun 2 ayağı
vardır; 1. Ayağı Donatandır, 2. Ayağı da İdaredir. Bunları enine boyuna
konuşacağız. Bilen de bilmeyen de konuşuyor; Türkiye’nin 36 gemisi
Avrupa limanlarına giremez; girdiği anda el konacak bir daha da geri
verilmeyecek deniyor, çarşaf çarşaf resimler, listeler yayınlanıyor.
Bunlar Türk Denizciliğine hizmet değil, Türk denizciliğini
baltalamaktır. Türk denizciliğini geriye götürmeye matuf emellere alet
olmaktır. Tabii ki dünyada herkesin gemisi tutulabilir. Gemi tutulması
rutin bir iştir. Ufak bir eksiğiniz olur, geminiz tutulur, ya size
mühlet verilir, ya orada giderilinceye kadar orada alıkonulur, bu arada
eğer tutma uzun süreli olacaksa sizin diplomatik kanallarınızla bayrak
devletine bilgi verilir. Bu rutin bir uygulamadır. Ancak, tutulan
gemiler arasında Türk bayrağı taşıyanların sayısının fazla olması,
belirli bir zaman dilimi
 |
|
Bakan Yıldırım;
basına "Türk denizciliğini geriye götürmeye çalışan emellere alet
olmayın" derken; Müsteşar Yılmaz kendisini dikkatle izliyordu.
|
içerisinde defaatle tutulan gemi
sayısının fazla olması, dolayısıyla bu liman devletleri kontrol birliği
rutin listeler yayınlamaktadır, kurallar koymaktadır. Bunların sebebi de
şudur: bunları biliyorsunuz ama ben biraz da basına yönelik anlatmaya
çalışıyorum; son zamanlarda Avrupa sularında meydana gelen deniz
kazaları çevre hassasiyetini ön plana çıkarmıştır. En son İspanya
açıklarında ki Prestige tanker kazası, Avrupa ülkelerini sahillerini ve
denizlerini koruma adına daha titiz davranmaya yöneltmiştir. Ancak bir
şey unutulmamalıdır: bütün bu kazalara baktığınız zaman bu kazalara
neden olan büyük çevre felaketi oluşturan gemilerin hiç biri Türk
Bayraklı değildir. Bu da dikkate çekilmesi gereken önemli bir noktadır.
Hatta bu gemilerin hiç birisi Türk klasında klaslanmış gemi de
değildir. Bu kazaları yapanların hepsi meşhur bilinen
denizcilik için kural koyan klas kuruluşlarına ait gemilerdir. Bu
çelişkiyi de değerli basın mensuplarının dikkatine sunuyorum. "
Ülkemizin denizciliğine ülkemizin
geleceğine gemileri hakkında eğer bir haber yapılması gerekiyorsa,
bunun etraflı olarak odadan, müsteşarlıktan, İdareden sağlıklı bilgiler
alarak yapılmasını isteyen Bakan, "Bilmeden ticaretimizi engellemeye
çalışanların ekmeğine yağ sürmüş olmayalım." dedi Bunu
söylerken kendi ödevlerimizi yapmayalım demediğini, eksiklikleri
olduğunu, her şeyden önce Limanlarımızda kontrol ettiğimiz gemi sayısını
az az olduğunu anlatan Ulaştırma Bakanı; "Bu oranın limanlarımızın
ziyaret eden gemilerin %25 ine ulaşması gerekir. Biz hala %10
mertebelerinde dolanıyoruz. Bazı limanlarımızda %2-3 ü bile bulmuyor.
Ama biz 2 şey yaptık. Bir tanesi bu liman tarifelerinde bir teşvik
getirdik. Dedik ki, eğer gemiler 3 sene ard arda limanlarda tutulmazsa
tarifelerden ilave indirimler sağlanacak. 1. Yıl %10, 2. Yıl %15, 3. Yıl
%20. Bu fevkalade önemli bir teşviktir. Bunun değerli donatanlar
tarafından dikkate alınacağından eminim." dedi.
Daha sonra personel politikalarına da
değinen Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım, şöyle dedi:
"Diğer bir şey daha yaptık: bizim
İdarede liman kontrolü yapacak uzman personel ne yazık ki yok.
Denizcilik Müsteşarlığı’nın 1300 personeli var; 68 limanı var;
Merkezinde 400 e yakın eleman var; ama denizci arasan bulamaz idin,
denizci yoktu. Biz, bugüne kadar denizci backgroundu olan, denizcilik
eğitimi almış eleman sayısı şu anda 75 i geçmiş durumda. Bu
arkadaşlarımızın hepsi de üniversite mezunu denizciler. Ancak yetmez.
Denizci sayısını artırmaya devam edeceğiz. Yüzlerce lise mezunu,
yüzlerce arkeoloji mezunu, dil tarih coğrafya mezunu, öğretmen, edebiyat
öğretmeni, aklınıza gelen deniz dışında hangi meslekler varsa Denizcilik
Müsteşarlığında var. Böyle bir müsteşarlığı denize ve denizciliğe hizmet
verir hale getirmeye çalışıyoruz."
Konuşmasının daha sonraki bölümünde
Denizcilik Müsteşarlığının Görev Ve Yetkileri hakkındaki Kanun
tasarısına sözü getiren Bakan Yıldırım; şöyle dedi:
"Yasa taslağından bahsolundu; bir
taslak hazırlandı. Bu bir taslaktır. Bu taslak, dolaşacak,çeşitli yerde
törpülenecek, sağı solu kırpılacak ilaveleri yapılacak, sonunda figür
ortaya çıkacak;nasıl bir heykeltıraş eserini ortaya çıkartırken çamur
yığınından yonta yonta düzelte düzelte son şeklini verecek, cilasını da
yapıp tamam bu iş bitmiştir der. Onun için bu taslağın gelişmesi,
kullanılabilir hale gelmesi, denizciliğimizin ihtiyaçlarını karşılar
hale gelmesi sektörde icra-i faaliyet yapan herkesin katkısıyla olur.
Çünkü sorunları sizler biliyorsunuz. Herkesin bildiği, yaşadığı sorunlar
farklı farklı, bizim hepsini görmemiz, bilmemiz mümkün değil. Böyle bir
iddiada da değiliz. Onun için lütfen, bu taslakla ilgili sektördeki
bütün arkadaşlarımızın görüşlerini bildirsinler, bunları bir araya
toplayacağız, değerlendireceğiz. Ve meclis açıldığında ilk işimiz bunu
yasalaştırmak olacaktır. Çünkü 1 sene dolmak üzeredir ve bunu
gerçekleştirmemiz lazım. Bununla birlikte süratle İdare profesyonel bir
yapıya kavuşacak, bir çok şey çok hızlı düzelecek bunu söyleyeyim. Eğer
şu anlayışı, şu işbirliğini muhafaza etmeyi başarırsak, biz birkaç sene
içerisinde çok farklı bir noktaya geleceğiz. Bunu inanarak söylüyorum.
Ve sizin de buna inanmanızı istiyorum. "
Bakan, konuşmasının son bölümünde gemi
inşaatı konusuna değindi. Bakan bu konuda şöyle dedi:
"Sayın Başkan söyledi, teminat
konusundaki girişimlerden bahsetti. Fakat şunu memnuniyetle söyleyeyim
ki, sınırlı arz kapasitemize rağmen, gemi inşa alanında çalışan
arkadaşlarımız şu anda çok yoğunlar. Hiç değilse onların sorunu yok,
sorunları var ama iş sorunları yok. Türkiye’nin genel işsizlik görüntüsü
içerisinde gemi inşa sektörümüzün büyük bir kapasite kullanımıyla
çalışıyor olması tabii ki bizim için sevindiricidir. Ancak baştan beri
söylediğimiz bir şey var: bizim gemi inşa tesislerimizin geliştirilmesi
lazımdır. Yeni alanların daha büyük kapasitede inşa yapabilecek tersane
alanlarımızın oluşturulması lazım. Bununla ilgili de Müsteşarlığımızın
çalışmaları var, bunların detayını yine burada vereceğiz."
Pendik Tersanesi ile ilgili olarak da
girişimleri olduğunu açıklayan Ulaştırma Bakanı, Pendik Tersanesinin
tekrar sivil gemi inşaatı alanında kullanılması için Ulaştırma
bakanlığının müracaat ettiğini, olumlu bir bakış olduğunu, önümüzdeki
kısa süre içerisinde olumlu bir neticeye varılarak, çok büyük
yatırımlar, çok büyük hayallerle yapılmış bu tesisin Türk deniz ticaret
filosuna, yabancı armatörlere, ticari anlamda hizmet verecek hale
getirileceğini ifade etti. Bakan ayrıca, Bunun yanı sıra Karadeniz’de ve
Akdeniz’de yeni alanlar belirlenmiş olup bu alanlarla ilgili
kamulaştırma ve altyapı çalışmaları da halen devam ettiğini de sözlerine
ekledi.
Daha sonra İdaredeki yapılanmayla ilgili
konuşan Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım; şöyle dedi:
"İdarenin yapılanması, hantallığının
giderilmesi ve çağın gereklerine göre donatılması, gerek gemiadamı gerek
gemilerin teknik kontrolleri,gerek kazalarla ilgili konular, seyir
güvenliği, bütün bu alanlarda bir yandan müsteşarlığın kuruluş yasasıyla
çok önemli açılımlar sağlanmakta diğer yandan da mevcut personel
yapısındaki değişikliklerle gelişmeleri takip edecek, AB uyumunu ve
üyelik sürecindeki vecibeleri yerine getirmemizi sağlayacak şekilde
yeniden şekillendiriyoruz."
Bakan Yıldırım, sözlerini şöyle tamamladı:
"Denizcilik eğitimimiz var; denizcilik
hizmetleri ile ilgili limanlarımız, liman işletmeciliğimiz ve limanlarda
hizmet veren alt sektör gruplar; bunlarla ilgili çalışmalarımız da devam
ediyor. TCDD’nin elinde bulunan 7 adet büyük liman, şu anda bu haliyle
bile yaptığınız düzenlemelerle geçen yılın bu dönemine oranla %40
oranında bir gelir artışına ulaşmıştır. Bu kadar ticarette kriz
yaşanmasına rağmen, ufak düzenlemelerle örneğin Bandırma limanında artık
gemiler sıra bekler hale gelmiştir. Bu tarife indiriminden sonra bu
anlamda çok daha önemli gelişmeler olacağını bekliyoruz.
Sayın Kaptanoğlu’nun bir notu var;
tabii gemilerimizin kamu yüklerinin taşınmasıyla ilgili uzun vadeli
kontrat veya kendi bayraklı gemilerimizin kendi yüklerimizin
taşınmasındaki payını arttırmaya yönelik bir Başbakanlık genelgesi
hazırlanması konusunda bir çalışma kendisinin girişimleriyle başlamış
durumda bunun da takipçisiyiz. Bunu da sonuçlandıracağız"
Ulaştırma Bakanı, konuşmasını bitirirken,
kendisine ve ekibine konuk ederek bu açıklamaları yapma şansı verildiği
için DTO'ya teşekkür etti.
Meclis toplantısı daha sonra basına
kapatılarak sektör içi toplantı halinde devam etti.
(Haber ve fotoğraflar
©
Türk Kılavuz Kaptanlar
Derneği ) |