|
Ersin KALKAN / Hürriyet Pazar /08
Haziran 2003
UNESCO, İstanbul'a şimdilik sarı kart gösterdi, altı ay içinde
eksiklerin tamamlanmaması halinde kenti, Dünya Mirası Listesi'nden
çıkaracak.
Birleşmiş Milletler Bilim Kültür ve Eğitim Teşkilatı (UNESCO),
İstanbul'u, Dünya Mirası Listesi'nden çıkarıyor. Geçen hafta Türkiye'ye
gelen UNESCO Kültür Mirası Merkezi Genel Direktör Yardımcısı Minja Yang
Kültür ve Turizm Bakanlığı yetkilileri, İstanbul Büyükşehir Belediye
Başkanı, Fatih ve Eminönü Belediye Başkanları'yla görüştü. Büyükşehir
Belediyesi'nde yapılan genişletilmiş toplantıda, UNESCO'nun İstanbul'a
şimdilik sarı kart gösterdiğini, altı ay içinde eksiklerin
tamamlanmaması halinde kentin listeden çıkarılacağını söyledi. Türkiye,
bu ihtimal gerçekleşirse Afganistan, Honduras, Kamboçya, Uganda gibi
‘‘kültür varlıklarına düşman davranan ülkeler’’ kümesine girecek. Yang,
İstanbul'un tarihi eserlerin de işleneceği nazım imar planlarını 27
Haziran 2003'te Paris'te yapılacak yıllık konsey toplantısına
yetiştirmesi halinde listede kalma şansının artacağını, bir yıl içinde
yükümlülüklerini yerine getirmesi halinde ise listedeki yerini
sağlamlaştırıp genişletebileceğini söyledi.
İstanbul, UNESCO ile yaptığı anlaşmanın hangi şartlarını yerine
getirmedi?
- En son 1995'te İstanbul Belediyesi yetkilileriyle bir araya
geldik. Kentin imar planlarını bir yılda bitireceklerine ve buna tarihi
eser envanterini ekleyeceklerine söz verdiler. Yedi yıldır planları
bekliyoruz. Plana işlenmeyen eserler her an ortadan kaldırılabilir, en
hafifinden çevresindeki yapılaşmayla kent içinde boğulabilir.
İstanbul'da son 30-40 yılda çok sayıda eser kaybolmuş, yok edilmiş.
Çağdaş kent hayatını kolaylaştırmak adına eserler gözden
çıkarılabilir mi?
- Her ülkenin, her kentin otoyollara ya da tren hatlarına ihtiyacı
var. Ama bunları yaparken kültürel ve doğal yapıya zarar vermeyecek bir
planlamaya gidilmesi gerekli. Türkiye maalesef bu konuda yetersiz kaldı.
Elindeki olağanüstü hazineyi doğru değerlendirmedi. Tahrip etti.
Anlaşmaya göre devletler bu varlıkları korumak, tanıtmak ve eğitim
müfredatına sokup gelecek kuşaklara üstünde oturdukları değerleri
anlatmak, üniversitelerinde bu konuda yapılan araştırmalara destek
vermek zorunda. Ama Türkiye bunları yapmadı. İstanbul'da Tarihi Yarımada
içinde dört bölge Dünya Mirası Listesi'nde yer alıyor: Süleymaniye, kent
surları, Sultanahmet arkeolojik park alanı ve Zeyrek. Surların bir parça
restore edilmesi dışında, diğer üç bölge için tek bir adım bile
atıldığını söyleyebilir misiniz?
Yasa değişikliği gerektiren düzenlemelerde UNESCO daha esnek
davranamıyor mu?
- Evet, esnek davranıyor. Bu durum ülkelerin anayasasına göre değişiyor.
Mirasın korunmasında bazı ülkeler yetkiyi merkezi idareye vermiş,
bazıları yerel yönetimlere. Türkiye'de yetkilerin büyük bir bölümü
merkezin elinde. Oysa yılların deneyimi gösterdi ki Kültür Bakanlığı bu
eserlerin takibini yeterince yapamıyor ve onaramıyor. Merkez,
yetkilerini yerel oluşumlara devretmeli. Düzenlemenin yasal çerçevesi,
tarafları belirlenmeli. Başka ülkeler bunu yaptı ve kısa zamanda önemli
mesafeler aldı.
ESKİ EVLER YAKILIYOR
Süleymaniye ve Zeyrek'teki eserler neden önemli? Geçmişte UNESCO sadece
anıtsal yapıları listeye alıyordu. Bu yaklaşım değişti mi?
- Evet. Köyler, kentler, mahalleler ve Kapadokya'daki gibi kültürel
ve doğal peyzajları da listeye almaya başladık. Siz, Süleymaniye ve
Zeyrek'in en az Ayasofya kadar önemli olduğunu anlamıyorsunuz.
Süleymaniye'deki sokak ve evlerin en az Süleymaniye Camii kadar değerli
olduğunu bilmiyorsunuz. UNESCO, en az anıtlar kadar kentin hikayesine de
önem vermeye başladı. Süleymaniye ve Zeyrek'teki ahşap yapıların ve
tepelerden aşağı doğru martı gibi süzülerek inen sokakların bir örneğini
dünyada bulamazsınız.
Bazıları, insanın hikayesi geçici, eserler ise kalıcı diye düşünüyor.
- Olur mu? Bu sokaklar, bu evler yüzyıllar içinde bu şehirde
varolmuş insanın hikayesini de bize taşıyor. Bir kentin hikayesi
kayboldu mu anıtın değeri kalmaz. Süleymaniye ve Zeyrek'te son 20 yılda
çeşitli zamanlarda çekilmiş fotoğraflara baktığımızda birçok evin
yakılarak yok edildiğini, arsalarına otopark yapıldığını gördük. Bunları
kurtarmak için merkezi ve yerel yönetimler adım atmadı. Üniversite ve
sivil toplum kuruluşları duyarsız kaldı. Biz Süleymaniye ve Zeyrek'i
insanlığın ortak kültürel varlıkları listesine aldık ama yerel
yönetimler, bu bölgenin UNESCO tarafından listeye alındığı gösteren bir
tabela bile asmamış. Başka ülkeler bu listeye girmek için birbiriyle
kıyasıya yarışıyor.
Listeye girme koşulları nelerdir, liste neden bu kadar önemli?
- Çünkü bu listede yer alan varlıklar tescil edilmiş oluyor. UNESCO
bu listeye girenlere parasal destek vermiyor ama istenirse, koruma
projeleri için teknik destek sağlıyor, projelerin tanıtımını üstleniyor,
Dünya Bankası ve Avrupa Birliği'nden mali destek bulunmasına yardımcı
oluyor. Örneğin, Fener ve Balat Semtlerinin Kentsel Rehabilitasyon
Projesi'nin yapımına Fatih Belediyesi ile UNESCO öncülük etti. UNESCO
yetkilileri projeyi AB'ye götürdü ve AB hemen bu projeyi üstleneceğini
ilan etti.
TURİSTLERİN BAŞVURU KAYNAĞI
İstanbul'a gelen turist sayısının 2 milyondan 10 milyona çıkarılması
hedefleniyor. Listede kente ayrılan yerin genişlemesi bu hedefe
ulaşılmasına yardımcı olabilir mi?
- Olabilir. Çünkü İstanbul gibi kentlere gelenler deniz ve güneş
dışında öncelikleri olan turistlerdir. Dünya Mirası Listesi, kültür
gezilerine çıkanların başvuru kaynağı. Ama biz yaşayan kentlerin, ören
yerleri gibi boşaltılıp, teatral bir alana dönüştürülüp, sadece turizme
yönelik fonksiyonlara açılıp orada yaşayan insana kapatılmasına
karşıyız. Kentin kültürel florasının devam etmesini, kadın sünneti gibi
kötü gelenekler dışında kalan töre ve ritüellerin yaşamasını
savunuyoruz.
Ama turizmi de destekliyorsunuz.
- Elbette destekliyoruz. Ama kestirmeden değil! Ülkelerin bir
kısmına ören yerlerinde kazı yapmalarını ve tarihi mirasın bir bölümünün
açığa çıkarılarak bu bölgeye konaklama tesisleri yapılmasını öneriyoruz.
Oradan elde edilen kaynağın yine aynı bölgeye harcanarak toprak altında
kalan diğer bölümlerin de açığa çıkarılmasını tavsiye ediyoruz.
UNESCO Dünya Mirası Listesi açısından Türkiye'nin önemi nedir?
- Kültürlerin kavşağındaki Türkiye'nin önemi çok büyük. Türkiye,
listedeki yerini beş, on katına çıkarabilecek potansiyele sahip. Bunu
bilmelisiniz.
İstanbul ne yapmalı?
- Öncelikle peyzajını korumalı. Tarihi Yarımada'ya yüksek binaların
yapımına son verilmemeli, yapılanlar yıkılmalı. Altyapı çalışmaları
yapılırken çevrenin etkilenmemesi sağlanmalı. Örneğin, Yenikapı'da çok
önemli sivil mimari örneklerini barındıran bir mahalle var. Boğaz Tüp
Geçişi Projesi yapılırken buranın yok olmasını önleyici tedbirler
alınmalı. Ahşap ve kagir yapıların çatı onarımından başlanarak restore
edilmesi için acil projeler yapılmalı. Yerel yönetimlere daha fazla
yetki, sivil topluma daha fazla denetim olanağı verilmeli.
Bir yer nasıl DÜNYA MİRASI olur?
1. Üye ülkeler dosyayla başvurur
Bir ülke Dünya Mirası Anlaşması'nı imzalayarak, kültürel ve doğal
mirasını koruyacağını taahhüt edip üye ülke olur. Üye ülke, uluslararası
değer olarak düşündüğü alanların listesini bu alanın nasıl korunduğunu,
detaylı bir planla UNESCO Dünya Mirası Merkezi'ne teslim eder.
2. Dünya Mirası Merkezi dosyayı danışmanlara yollar
Dünya Mirası Merkezi, adayları sunmak, doğru format ve gerekli
haritalarla dokümanlar hazırlamak konusunda üye ülkeye destek olur. Aday
dosyaları teslim alındığında, merkez belgelerin eksiksiz olup olmadığını
kontrol eder ve danışman heyetlere gönderir.
3. Dosya üç danışman heyetten geçer
Değerlendirmeler Uluslararası Anıtlar ve Siteler Konseyi (ICOMOS),
Dünya Koruma Birliği (IUCN) ve Uluslararası Kültürel Değerleri Koruma ve
Düzenleme Çalışmaları Merkezi'nden (ICCROM) geçer.
4. Dünya Mirası Komitesi karar verir
6 yıl için seçilen 21 üyeden oluşan komite yılda bir kez Dünya
Mirası Listesi'ne girecek alanlara karar verir. Ayrıca koruma altındaki
alanlar hakkındaki raporları da inceler, Dünya Mirası Anlaşması için
yerine getirilmesi gereken kararları alır.
Neden tereddütteyiz?
Biz Üsküdar, Eyüp, Galata-Beyoğlu gibi üç önemli tarihi alanın da
listeye girmesini istiyoruz. Ama Kültür Bakanlığı ve İstanbul
yönetiminin listede mevcut yerlere gösterdiği ilgisizliği dikkate
aldığımızda tereddüt ediyoruz. Buna rağmen, konuyu görüşmek için
toplantılara Üsküdar, Beyoğlu ve Eyüp belediye başkanlarını da çağırdık.
Dünyanın en önemli doğal oluşumlarından biri olan ve kıyılarında
binlerce tarihi eser bulunan Haliç ve Boğaziçi de bu listede yer almalı.
Bu konuda çalışmalarımız sürüyor.
TÜRKİYE'DEN DÖRT YER VAR
Tarihi yarımada, Kapadokya,
Divriği Ulu Cami, Pamukkale
İçinde Türkiye'nin de bulunduğu 176 ülke UNESCO Dünya Mirası
konvansiyonuna katıldı. Dünya Mirası Listesi'ne 125 ülkeden 730 doğal ve
kültürel alan girebildi. 51 ülkeden bir eser bile bu listeye girmeyi
başaramadı. İstanbul Tarihi Yarımadası 1986'da Dünya Mirası Listesi'ne
girdi. UNESCO Dünya Mirası listesi’nde Tarihi Yarımada'nın yanısıra
Kapadokya, Divriği Ulu Cami ve Pamukkale yer alıyor.
|