|
İTÜ Denizcilik Fakültesi Mezunları
Derneği Seminerler Dizisi" çerçevesinde yapılan seminerlerden ikincisi,
26 Şubat 2003 tarihinde gerçekleştirildi.
Seminerin açılış
konuşmasını yapan Denizcilik Müsteşarlığı Deniz Ulaştırması Genel Müdürü
Taner ÇİFTÇİ, deniz güvenliği ve çevre konularının günümüzün
yükselen değerleri olduğunu vurgulayarak,
“Ülkemizin krizlere endekslendiği
bir dönemde, üstelik de bugün bir yakın savaş tehdidine toplum olarak
kilitlendiğimiz bir dönemde, birtakım insanların hala sektör, dünyadaki
gelişmeler ve karşı karşıya bulunduğumuz tehditte almamız gereken
tedbirler konusunda bir araya gelmeleri çok önemlidir. İTÜ Mezunları
derneğinin başlattığı bu seminerler zincirinin derinleştirilerek,
uygulamaya aktarılabilecek bölümü biraz daha geliştirilerek
sürdürülmesini son derece faydalı buluyorum” dedi.
Seminere sadece Genel
Kurul olarak gelmediklerini, aynı zamanda Kıyı Emniyeti ve Gemi
Kurtarma Genel Müdürü ve Deniz Ticareti Genel Müdürünün de
aralarında bulunduklarını söyleyerek, bunun ülkenin krizlere
endekslendiği aynı zamanda yakın savaş tehdidi içinde bulunduğumuz bir
dönemde bir takım insanların hala sektör, dünyadaki gelişmeler ve karşı
karşıya olduğumuz tehditle alınması gereken tedbirler konusunda bir
araya gelmelerinin göz ardı edilemeyecek bir gelişme olduğunu ve İTÜ
Mezunları Derneği’ nin başlattığı bu seminerler zincirinin, derinleşerek
uygulamaya aktarılacak boyutunun biraz daha genişletilebileceğini
sözlerine ekledi.
Konuşmasının devamında
üniversitelerdeki özellikle uygulayıcılar arasında hep devam eden
sıkıntılardan bahseden ÇİFTÇİ , “ Geçtiğimiz senelerde TÜBİTAK’ ın
yayınladığı 'Üniversite Endüstri İlişkileri' adlı kitap elime
geçti, özetle kitapta deniliyor ki üniversiteler teorik olarak çok iyi
yönetiliyorlar ancak pratiğe ve uygulayıcılara aksetmekte hala birtakım
sıkıntılar var. Bugün itibariyle özellikle Sayın Osman Sağ hocanın
önderliğinde amatör ruhla yönetilen konuda, ben bizim bir eksikliğimiz
olduğunu sanmıyorum. Yani demin verdiğim örnek üniversitelerin genel
yapısını aksettirmekle birlikte biz denizcilik konusunda Gerek Osman Sağ
hocanın gerek biraz önce sunum yapan Sıtkı Beyler, Cengiz Beyler, Özcan
Kaptanlar genç arkadaşlarımızın tümünün büyük oranda katkıları oluyor ve
bu vesile ile de teşekkür etmek istiyorum.” dedi.
ÇİFTÇİ konuşmasına,
dünyada çevre ve güvenlik kavramlarının yükselen değerler olduğunu, bu
sektörde konu başlıklarının ne olursa olsun mutlak suretle
denizcilikteki 10 kuraldan 9.5 unun çevre ve güvenlikle alakalı olduğunu
belirterek şöyle devam etti.
”Prestige
Tankeri’nin batmasına bağlı olarak, dünyada beliren endişeler ve tedbir
arayışları dikkat çekicidir. Kasım ayı içerisinde İspanya’nın Ankara
Büyük Elçisi beni ziyaret etti. Söylediği şudur: 1989 daki
Exxon Valdez Tankeri
kazasındaki gibi biz Prestige Tankeri’nin batışını da bir milat olarak
kabul ediyoruz. Daha önce Erika Tankeri’ nin kazasından sonra alınan
Erika 1, Erika 2 tedbirler demeti vardı. Klas kuruluşların
denetlenmesi, Liman devleti kontrollerinin daha da sıkılaştırılması ve
tek cidarlı, özellikle tankerlerin kullanımdan kaldırılma tarihlerinin
daha öne çekilmesi vs. gibi tedbirlerdi bunlar. Bu kapsamda olmak üzere
biz İspanya olarak Fransa ile birlikte bir protokol geliştirdik. Bundan
sonra tankerlerin tanıdığımız 10-15 yıl sonra beklemeksizin özellikle AB
Limanları başta olmak üzere limanlarımıza girişinin engellenmesi
gerekir. Ayrıca liman devleti kontrollerinin periyottaki denetlemelerde
düzenlediğimiz kara listelere girenlerinde tıpkı tankerler gibi
öncelikle AB Limanlarına daha sonra da komşu ülke limanlarına
girmelerinin engellenmesi gerekir. Biz bu konudaki katkılarınızı
bekliyoruz şeklinde Büyükelçinin bana beyanları oldu.”
Kendilerine cevaben,
kendilerinin 140 mil açığında batmasına rağmen yaşadıkları bu tehdidi,
bizim Türk Boğazlarından her gün ortalama 5 tankerin geçişi nedeniyle,
yaşadığımızı ve kendilerini anladığımızı ilettiğini, ancak bu ve buna
bağlı olan tedbirlerin sektörü birebir ilgilendirmesi nedeniyle mutlak
suretle sektörle istişare edilmesi gerektiğini ve sektörün görüşlerinin
alınması gerektiğini düşündüğünü belirten Taner ÇİFTÇİ, sözlerini şöyle
sürdürdü:
"Sayın Büyük Elçinin burada söyledikleri ise enteresan dediler ki; her
şeyi sadece kar amacıyla değerlendirmek doğru değil insan, can, mal ve
çevre güvenliği parayla ölçülemez. Siz şimdi sektörle konuşacağınızı
söylüyorsunuz ama sektörün birincil amacı kar etmektir dolayısıyla size
olumlu cevap vermeyebilirler."
İnsan, can ve mal
güvenliğinin herkesin birinci dereceden endişesi olduğunu ve
kendilerinin de sektörün görüşlerini almak zorunda olduklarına değinen
diyen ÇİFTÇİ sözlerine; “Konuştuğumuz konuşacağımız her şey şüphesiz
ekonomik katkı değeri taşımasının ötesinde, bize göre konuşmamın başında
söylediğim gibi dünyada yükselen değer olan güvenlik katkısıyla
ölçülmesi gerekir. Ben değerli konuşmacıların sunacakları her bildirinin
ileri sürecekleri her fikrin şüphesiz sektöre ve bizlere büyük katkılar
sağlayacağına inanıyorum. Bu vesile ile arkadaşlarıma başarılar
diliyorum” diyerek son verdi.
Seminerle
ilgili diğer ayrıntılar çok yakında bu sayfada yer alacaktır. Lütfen
tekrar ziyaret ediniz.
|