|

Ocak 2002 Tarihinde
toplanan IMO Eğitim ve Sertifikalandırma Alt Komitesi'nde Başkanlığa (Chairman)
seçilen İTÜ Denizcilik Fakültesi Dekanı Prof. Osman Kamil SAĞ; 1 yıldır
sürdürdüğü STW Başkanlığı görevinden geçtiğimiz hafta istifa etti. 24-28 Şubat 2003 Tarihleri arası
yapılacak olan STW 34. Dönem oturumunun hemen arifesinde bu istifa, hem
Türkiye, hem de IMO açısından "beklenmedik" bir gelişme. Osman Hoca ise
ilgisizlikten ve takdir göreceği yerde sektörün kendisi ile uğraşmasından
bıkmış.
 |
|
Prof. Osman Kamil Sağ, STW
Başkanlığına seçildikten sonra yönetici koltuğunda.
(Foto:C.İstikbal/25.01.2002) |
Uluslararası Denizcilik Örgütü'nün ilk üyelerinden birisi Türkiye. 1948
yılında temeli atılan ve 1958 yılında faaliyete geçen örgütte kurucu üye
neredeyse. Ancak, IMO'nun ne MSC, MEPC gibi ana Komite'lerinde, ne de STW,
DE, NAV gibi "Alt Komite" lerinde, ne de yönetici koltuğuna oturamamış,
bunun için gerekli altyapı çalışmasını yapmamış. Ancak, çoğu kişisel
çabalarla, biraz da her yıl IMO'ya yüz binlerce İngiliz Sterlini ödeyen ve
artık Konsey üyesi de olmuş Türkiye'ye; IMO'nun etkili ve yetkili
Sekreterya Amiri Mitropoulos'un desteğiyle STW Başkanlığına 2002 Yılı
başındaki 33. Dönem Toplantısında bir Türk seçildi: Prof. Osman Kamil Sağ.
Seçildikten sonra ilk oturumu yönetti Osman Hoca. IMO'da oturum yönetmek zor
iştir; sunulan onlarca kağıdı hatmetmek, bu kağıtların arkasında dönen
dolapları takip etmek ve dengeleri gözeten kararlar vermek gerekir. Osman
Hoca ilk sınavında bu işin üstesinden gelmesini bildi.Ancak, üzerinden 1 yıl
bile geçmeden, bu prestijli görevden istifa etti Prof. Sağ. Bu pek sık
rastlanan bir olay değil IMO'da.
Konuyla ilgili olarak IMO'nun bütün önemli toplantılarına 1997 Yılından beri
katılan, Prof. Sağ'ın Başkan seçildiği STW 33 Toplantılarını da takip etmiş
olan Dernek Genel Sekreterimiz Cahit İstikbal'in görüşlerini aldık.
-Sizce Prof. Sağ neden istifa etmiş olabilir?
-Osman Hocam ile istifasından sonra konuştum. Kendisi çok üzgün ve kırgındı.
Elinden geldiğince çalışıp çabaladığını, buna karşılık arkasında beklediği
desteği bir türlü bulamadığını, tam tersine sektörün kendisine destek
olmadığını söyledi. Anladığım kadarı ile sektörün temsilcisi organlarda son
dönemde meydana gelen görev değişiklikleri de umulanın aksine hayal
kırıklığı yaratmış. Kendisi çok mütevazı bir insandır, IMO'ya giden diğer
Komite Chairman'leri IMO'ya 50 metre mesafedeki Novotel'de kalırken, kendisi
her akşam bir buçuk saatlik yola gidip banliyödeki Kent Otel'de kalır.
Çünkü, hiç bir zaman Novotel'de kalacak ödenek bulunamaz bizim Chairman
için. Üstelik, burada kalması lobi faaliyetlerini ve çevrilen entrikaları da
takip etmesi için gerekli. IMO Toplantıları için Chairman'in belli bir süre
öncesinden Londra'ya giderek hazırlıklarını orada yapması gerekli. Sanırım
Osman Hoca bunca ağır yükün altından kalkmaya çalışırken, takdir de
göremeyince, kırıldı ve bıraktı.
-Bu istifa IMO'da Türkiye'yi nasıl etkiler?
- Çok kötü etkiler. Bu yılın sonunda Genel Kurul ve Konsey Seçimleri var.
Türkiye, 1999 yılında Konsey üyeliğine seçildi, 2001 Yılında üyeliğini
yenilenen seçimlerde tazeledi. Şimdi bu yıl sonu yine seçim yapılacak. Osman
Hoca IMO çevrelerinde tanınan ve sevilen bir isim. Orada tanınan üç-beş kişi
var bizden zaten. IMO Deniz Güvenliği Bölümü Başkanı Yunanlı Mitropoulos
Hoca'yı çok vazgeçirmeye uğraşmış ama başaramamış. Bu tür istifalara IMO'da
pek rastlanmaz. Bilmiyorum ama, sağlık nedeni dışında bu istifa belki de IMO
tarihinde bir ilk. Her ülke, böyle bir görevi hem bir fırsat, hem de bir
sorumluluk olarak görür, ve en iyi şekilde altından kalkmak için bütün
olanaklarını seferber eder. Osman Hoca'nın kendisini bu anlamda
destekleyecek bir çalışma grubu da yoktu. Her halükarda bu istifa ülke
olarak prestijimizi IMO nezdinde düşüren bir hadisedir. Olmamalıydı.
-Bundan sonrası için ne yapmak gerekli?
-Aslında Osman Hoca'nın daha göreve seçildiğinde bütün bunlara hazırlıklı
olması gerekirdi. Bizde çalışan insanlar beklediği takdiri pek göremezler,
bunu böyle kabul etmek gerek. Bakın ben, bir uluslararası kuruluşun Yönetim
Kurulu'na ve Başkan Yardımcılığı'na seçildim. Hem de oldukça etkin lobi
faaliyeti yapan ABD adayından bile daha yüksek oy alarak. Ülkemizde kendi
meslektaşlarımın bir bölümü haricinde ne bir takdir, ne de bir tebrik aldım.
tam tersine, kendi çapında baskı yapmaya kalkanlar daha da arttı. Maalesef
ülkemizde iş yapanın kaderi bu. Bunu böyle kabul edip, buna hazırlıklı olmak
gerek. Ancak bu sözlerimden Osman Hoca'nın istifasını anlamadığım sonucu
çıkmasın. İnsan bir yerden sonra kendine "Ben bütün bunları ne diye
yapıyorum ki?" diye sorabilir. Ülkemizde az sayıdaki bu gibi kişileri
küstürmemeli onları kazanmaya çalışmalıyız. Keşke olanak olsa da Osman Hoca
istifasını geri alsa...
|