|
PROF. REŞAT
ÖZKAN'I KAYBETTİK.
3 Kasım 2002 Günü kaybettiğimiz Prof. İ.
Reşat ÖZKAN, 1947 İstanbul doğumluydu. Yüksek Denizcilik Okulu Makine
Bölümü'nden 1969 Tarihinde mezun olan Reşat ÖZKAN, İTÜ Makine Fakültesi Gemi
İnşaatı Bölümünde master yapmış, 1989 Yılında Profesör olmuştu. İskoçya'da
Denizcilik ve Gemi İnşaatı konularında bilimsel, teknik araştırmalar yaptı.
1996-1998 yılları arası bulunduğu Denizcilik Müsteşarlığı görevinden sonra
emekli oldu. Prof. Özkan, Finansal Forum gazetesinde köşe yazarlığı,
Armatörler Birliği'nde ise danışmanlık yapmakta, Işık Üniversitesi ve Yıldız
Teknik Üniversitesi ile İstanbul Teknik Üniversitesi'nde ders vermekteydi.
Prof.Dr.Reşat ÖZKAN, 3 Kasım 2002'de
Acıbadem Hastanesinde Vefat ettti. Cenazesi 5 Kasım 2002 Salı günü, İlahiyat
Fakültesi Camii'nden öğle namazını müteakip kaldırıldı. Değerli Hocamıza
Tanrı'dan rahmet, denizcilik camiasına ve kederli ailesine sabırlar ve
başsağlığı diliyoruz.
Raşat Hoca hakkında 4 Şubat 2001 Pazar
günkü Hürriyet gazetesinde çıkan Gülden Aydın imzalı yazıyı O'nun anısına
aşağıya alıyoruz.
Müsteşardan
polisiye roman
Gülden AYDIN
Üniversitede okutulan teorik kitaplarıyla tanınan Prof. Dr. Reşat Özkan,
1996-1998 arasında Başbakanlık Denizcilik Müsteşarı'yken mesaiden arta kalan
zamanlarında bir polisiye roman yazdı. ‘‘Iğrıpçı’’ şu anda piyasada.
Müsteşar, profesör, araştırmacı, teknik yönetici, genel sekreter,
danışman, öğretim üyesi. Bütün bu unvanlar, İ. Reşat Özkan'a ait. Çok sayıda
kitap yazdı. ‘‘Dış Politika; Dış Kapının Dış Mandalı’’, İstanbul
Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü'nde zorunlu ders kitabı. Uzun
İnce Bir Düşünce, Türkiye'nin Deniz ve Denizcilik Sorunları, Küresel Çıkar
Oyunları İçinde Türkiye'nin Dış Politika Sorunları, İnsan ve Siyaset Üzerine
Denemeler de diğer kitapları. Adlarından da anlaşılacağı gibi Prof. Özkan'ın
unvanlarına layık, ciddi kuramsal kitaplar. Son kitabı ise şaşırtıcı. Ümit
Yayıncılık'tan çıkan ‘‘Iğrıpçı‘‘ adlı roman bir polisiye. Yunanlı
direnişçilere yardım eden Türkiye, Emniyet içindeki çeteleşme, polis
şefleri, kadınlar, aşk, macera, ihanet... Romanın bir de Remzi adlı
kahramanı var. Biraz Mayk Hammer, biraz İngiliz Kemal!
ÜÇ YILDA YAZDI
Iğrıpçı, Prof. Dr. İ. Reşat Özkan'ın üç yılını aldı. 1996-1998 arasında
Başbakanlık Denizcilik Müsteşarlığı'nda Müsteşarlık yaparken yazmaya
başladı. Mesaiden arta kalan dar zamanlarında, izin günlerinde.
50'li yıllarda geçse de Emniyet içindeki çeteleşmenin romanın belkemiğini
oluşturması, denk geldiği dönem itibariyle dikkat çekiyor. ‘‘Bir kısmını
babam yaşamış. II. Dünya Savaşı'nda Yunanistan'a yardımda bulunduğumuzu da
bir denizciden duymuştum. Polis şefi Mithat merkezli yolsuzluklar ve
çeteleşmeler bugün başlamış değil ki.’’
Susurluk Kazası, Iğrıpçı romanının doğmasında en büyük etken olmuş.
Romandaki polis şefi Mithat, yetkilerini, çıkarları doğrultusunda kullanıyor
ve örgütlüyor. ‘‘Türkiye'deki siyasetin bürokrasiye el atması ve kendisine
ait alt kadrosu gibi görmesi, bu yozlaşmayı ciddi şekilde hızlandırdı. Bunu,
bürokraside bulunan bir insan olarak biliyorum.’’
Peki bütün bunlarla tek başına savaşan Remzi, ne kadar gerçek? Özkan
‘‘Yapabilecekleri açısından bir kişi çok önemli. O yıllarda da matbaaların
bombalandığını, devletten ihale almak için birçok ilişki kurulduğunu, her
mahallede bir zengin ortaya çıkarılmaya çalışıldığını biliyorum.’’
ASMALI MESCİT MEYHANESİ
Özkan, romanda kendisini anlatmaya çalıştığını söylüyor. ‘‘3 bin liralık
harcırahımın üstünü Remzi gibi kuruşu kuruşuna teslim ederdim. Bıçaklamaya
çalışan Recai'ye de o beş yüz lirayı verirdim, asla kin duymazdım. Öfkeyi
sürekli kılmak, zarar vermek için plan yapmak hastalıktır. En büyük fobim,
başkasına zarar vermektir.’’
Iğrıpçı'da, İstanbul'un ara sokakları ve meyhaneleri o kadar çok ve
ayrıntılarıyla yer alıyor ki. Özellikle de Asmalı Mescit'teki Neyzen
Tevfik'li meyhane...
Özkan, tümünün doğru olduğunu, babasının bizzat yaşadığını anlatıyor.
Neyzen Tevfik'in neyi eşliğinde babasının gazel attığı akşamı anımsıyor.
‘‘Yahya Kemal'in dizeleri üzerine Selahattin Pınar'ın Bayati Curcunası'nı
söylemiş babam: Kalbim yine üzgün seni andım da derinden/Geçtim yine dün
eski hazan bahçelerinden.’’
Romanda babasının yaşadığı birçok olay, Remzi'nin başına geliyor. Remzi,
Tepebaşı'nda bir gece vakti yürürken simsiyah bir otomobil önünü kesiyor.
Gözleri bağlanıyor ve Sansaryan Han'daki sorgu odasında gözleri açılıyor.
Daha sonra Emniyet adına çalışmaya başlıyor.
KİTAPTAN
Çeteleşmek eğilimi
Şu senin müdür. Adı Mithat mıdır, nedir; hiç sağlam bir ayakkabıya
benzemiyor. On sene kadar önce idari bir soruşturma geçirmiş. Rüşvet falan
gibi konular. Ama kanıtlanamamış. Yalnız dosyasında bir not var, 'Akçeli
konularda dikkatle izlenmesi gerekir' diye. Görevinde başarılı bir görüntüsü
var ama çalıştığı birimlerde, kendi etrafına adamlarından bir 'Koza örmek'
gibi de bir alışkanlığı varmış.
- Yani çeteleşmek eğilimi gibi bir şey mi demek istiyorsun?
- Evet, aynen öyle diyorum.
- Öyleyse neden hálá gereği yapılmamış peki?
- Bak Remzi, daha öğreneceğin çok şey var. Raporlar her zaman vardır da
her zaman dikkate alınmaz. Birileri, birilerini korur.
Rapor savaşı
- Numara yapma müdürüm, sen kim olduğunu biliyorsun. Şimdi onu ara ve
hemen buraya gelmesini söyle. İstersen numarasını ben vereyim.
Mithat, artık Remzi'nin birçok şeyi bildiğini anlamıştı. Şu anda
Remzi'nin elindekilerin ne olduğunu ve bunu nereye kadar götürmeye kararlı
olduğuna bahse girerdi. (...) Mithat okumasını tamamladı, başını kaldırdı ve
Remzi'ye 'Allah belanı versin orospu çocuğu' diye bağırdı. (...) Birden
sakinleşti ve merak içinde sordu:
- Ama bu raporun aslı değil ki, bu kopya.
- Elbette kopya. Asılları şu an emin ellerde ve gün ışığına çıkmak için
sabırsızlanıyorlar. Oradaki bilgiler biraz daha ayrıntılı, belgeden yana da
hiçbir sıkıntısı yok. Elindeki raporda yazılmayan başka şeyler de var.
Onları da duymak ister misin?
|