Akademik Görüş

Demiryolu ve Denizyolu Taşımacılığı

Doç. Dr. NECMETTİN AKTEN

 

Seyir Defteri

Meslek Örgütlerine Özen Gösterelim

Kapt. CAHİT İSTİKBAL

 

Mercek Altında

Kılavuz Kaptanlık Mesleği

Kapt. OĞUZ CEBECİ

 

Hukuk Penceresi

Yargı Muafiyeti ve Yabancı Gemiler

Av. BÜLENT TATAR

 

Teknik Bakış

Yüzyılın En Önemli Tehdidi

Kapt. CAHİT YALÇIN

SANLI BAYRAGIMIZ

TURK

KILAVUZ KAPTANLAR

DERNEGI

T U R K I S H   M A R I T I M E   P I L O T S'   A S S O C I A T I O N

TUMPA LOGO

marineCare

TUMPA ENGLISH SITE

Burada önemli son dakika haberleri yer alacaktır. Bizi izlemeye devam ediniz...

temizdeniz.gif (1310 bytes)
İçindekiler
Haberler
Dış Basın
Yazarlar
İstatistikler
IMO
F.A.Q.
Yönetim Kurulu
Üye Girişi
Arama
Çevre
Yeni Ne Var?
marineCare
Meteoroloji
Software
Şiir
Eğlencelik
Adresimiz
Bize Yazın!
Linkler
Sitenizi Ekleyin
Tüm Forumlar
Eğitim Forumu
İş Arayanlar
Misafir Defteri

Kılavuzluk,

Güvenilirliğin

İnsana

Dönüşmüş

Şeklidir.

Joseph CONRAD


  Arama Motoru

TUMPA WEB



IMPA Üyesiyiz


EMPA Üyesiyiz


click to see our site statistics!

 

 PROF. REŞAT ÖZKAN'I KAYBETTİK.

3 Kasım 2002 Günü kaybettiğimiz Prof. İ. Reşat ÖZKAN, 1947 İstanbul doğumluydu. Yüksek Denizcilik Okulu Makine Bölümü'nden 1969 Tarihinde mezun olan Reşat ÖZKAN, İTÜ Makine Fakültesi Gemi İnşaatı Bölümünde master yapmış, 1989 Yılında Profesör olmuştu. İskoçya'da Denizcilik ve Gemi İnşaatı konularında bilimsel, teknik araştırmalar yaptı. 1996-1998 yılları arası bulunduğu Denizcilik Müsteşarlığı görevinden sonra emekli oldu. Prof. Özkan, Finansal Forum gazetesinde köşe yazarlığı, Armatörler Birliği'nde ise danışmanlık yapmakta, Işık Üniversitesi ve Yıldız Teknik Üniversitesi ile İstanbul Teknik Üniversitesi'nde ders vermekteydi.

Prof.Dr.Reşat ÖZKAN, 3 Kasım 2002'de Acıbadem Hastanesinde Vefat ettti. Cenazesi 5 Kasım 2002 Salı günü, İlahiyat Fakültesi Camii'nden öğle namazını müteakip kaldırıldı. Değerli Hocamıza Tanrı'dan rahmet, denizcilik camiasına ve kederli ailesine sabırlar ve başsağlığı diliyoruz.

Raşat Hoca hakkında 4 Şubat 2001 Pazar günkü Hürriyet gazetesinde çıkan Gülden Aydın imzalı yazıyı O'nun anısına aşağıya alıyoruz.

 

Müsteşardan polisiye roman

Gülden AYDIN

Üniversitede okutulan teorik kitaplarıyla tanınan Prof. Dr. Reşat Özkan, 1996-1998 arasında Başbakanlık Denizcilik Müsteşarı'yken mesaiden arta kalan zamanlarında bir polisiye roman yazdı. ‘‘Iğrıpçı’’ şu anda piyasada.

Müsteşar, profesör, araştırmacı, teknik yönetici, genel sekreter, danışman, öğretim üyesi. Bütün bu unvanlar, İ. Reşat Özkan'a ait. Çok sayıda kitap yazdı. ‘‘Dış Politika; Dış Kapının Dış Mandalı’’, İstanbul Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü'nde zorunlu ders kitabı. Uzun İnce Bir Düşünce, Türkiye'nin Deniz ve Denizcilik Sorunları, Küresel Çıkar Oyunları İçinde Türkiye'nin Dış Politika Sorunları, İnsan ve Siyaset Üzerine Denemeler de diğer kitapları. Adlarından da anlaşılacağı gibi Prof. Özkan'ın unvanlarına layık, ciddi kuramsal kitaplar. Son kitabı ise şaşırtıcı. Ümit Yayıncılık'tan çıkan ‘‘Iğrıpçı‘‘ adlı roman bir polisiye. Yunanlı direnişçilere yardım eden Türkiye, Emniyet içindeki çeteleşme, polis şefleri, kadınlar, aşk, macera, ihanet... Romanın bir de Remzi adlı kahramanı var. Biraz Mayk Hammer, biraz İngiliz Kemal!

ÜÇ YILDA YAZDI

Iğrıpçı, Prof. Dr. İ. Reşat Özkan'ın üç yılını aldı. 1996-1998 arasında Başbakanlık Denizcilik Müsteşarlığı'nda Müsteşarlık yaparken yazmaya başladı. Mesaiden arta kalan dar zamanlarında, izin günlerinde.

50'li yıllarda geçse de Emniyet içindeki çeteleşmenin romanın belkemiğini oluşturması, denk geldiği dönem itibariyle dikkat çekiyor. ‘‘Bir kısmını babam yaşamış. II. Dünya Savaşı'nda Yunanistan'a yardımda bulunduğumuzu da bir denizciden duymuştum. Polis şefi Mithat merkezli yolsuzluklar ve çeteleşmeler bugün başlamış değil ki.’’

Susurluk Kazası, Iğrıpçı romanının doğmasında en büyük etken olmuş. Romandaki polis şefi Mithat, yetkilerini, çıkarları doğrultusunda kullanıyor ve örgütlüyor. ‘‘Türkiye'deki siyasetin bürokrasiye el atması ve kendisine ait alt kadrosu gibi görmesi, bu yozlaşmayı ciddi şekilde hızlandırdı. Bunu, bürokraside bulunan bir insan olarak biliyorum.’’

Peki bütün bunlarla tek başına savaşan Remzi, ne kadar gerçek? Özkan ‘‘Yapabilecekleri açısından bir kişi çok önemli. O yıllarda da matbaaların bombalandığını, devletten ihale almak için birçok ilişki kurulduğunu, her mahallede bir zengin ortaya çıkarılmaya çalışıldığını biliyorum.’’

ASMALI MESCİT MEYHANESİ

Özkan, romanda kendisini anlatmaya çalıştığını söylüyor. ‘‘3 bin liralık harcırahımın üstünü Remzi gibi kuruşu kuruşuna teslim ederdim. Bıçaklamaya çalışan Recai'ye de o beş yüz lirayı verirdim, asla kin duymazdım. Öfkeyi sürekli kılmak, zarar vermek için plan yapmak hastalıktır. En büyük fobim, başkasına zarar vermektir.’’

Iğrıpçı'da, İstanbul'un ara sokakları ve meyhaneleri o kadar çok ve ayrıntılarıyla yer alıyor ki. Özellikle de Asmalı Mescit'teki Neyzen Tevfik'li meyhane...

Özkan, tümünün doğru olduğunu, babasının bizzat yaşadığını anlatıyor. Neyzen Tevfik'in neyi eşliğinde babasının gazel attığı akşamı anımsıyor. ‘‘Yahya Kemal'in dizeleri üzerine Selahattin Pınar'ın Bayati Curcunası'nı söylemiş babam: Kalbim yine üzgün seni andım da derinden/Geçtim yine dün eski hazan bahçelerinden.’’

Romanda babasının yaşadığı birçok olay, Remzi'nin başına geliyor. Remzi, Tepebaşı'nda bir gece vakti yürürken simsiyah bir otomobil önünü kesiyor. Gözleri bağlanıyor ve Sansaryan Han'daki sorgu odasında gözleri açılıyor. Daha sonra Emniyet adına çalışmaya başlıyor.

KİTAPTAN

Çeteleşmek eğilimi

Şu senin müdür. Adı Mithat mıdır, nedir; hiç sağlam bir ayakkabıya benzemiyor. On sene kadar önce idari bir soruşturma geçirmiş. Rüşvet falan gibi konular. Ama kanıtlanamamış. Yalnız dosyasında bir not var, 'Akçeli konularda dikkatle izlenmesi gerekir' diye. Görevinde başarılı bir görüntüsü var ama çalıştığı birimlerde, kendi etrafına adamlarından bir 'Koza örmek' gibi de bir alışkanlığı varmış.

- Yani çeteleşmek eğilimi gibi bir şey mi demek istiyorsun?

- Evet, aynen öyle diyorum.

- Öyleyse neden hálá gereği yapılmamış peki?

- Bak Remzi, daha öğreneceğin çok şey var. Raporlar her zaman vardır da her zaman dikkate alınmaz. Birileri, birilerini korur.

Rapor savaşı

- Numara yapma müdürüm, sen kim olduğunu biliyorsun. Şimdi onu ara ve hemen buraya gelmesini söyle. İstersen numarasını ben vereyim.

Mithat, artık Remzi'nin birçok şeyi bildiğini anlamıştı. Şu anda Remzi'nin elindekilerin ne olduğunu ve bunu nereye kadar götürmeye kararlı olduğuna bahse girerdi. (...) Mithat okumasını tamamladı, başını kaldırdı ve Remzi'ye 'Allah belanı versin orospu çocuğu' diye bağırdı. (...) Birden sakinleşti ve merak içinde sordu:

- Ama bu raporun aslı değil ki, bu kopya.

- Elbette kopya. Asılları şu an emin ellerde ve gün ışığına çıkmak için sabırsızlanıyorlar. Oradaki bilgiler biraz daha ayrıntılı, belgeden yana da hiçbir sıkıntısı yok. Elindeki raporda yazılmayan başka şeyler de var. Onları da duymak ister misin?

 

 


 
 
 
Hit Counter
 


© 1996-2004 Türk Kılavuz Kaptanlar Derneği