|

Yıllardır uygulanmakta
olan "Gemilerin Türk Boğazlarından Geçişi ile İlgili Uygulama Esasları" nın
güncel ihtiyaçlara göre yenilenmesi çalışmaları kapalı bir grup tarafından
uzun süredir yürütülmekteydi. Sonuçta yenilenen kurallar Eylül 2002'den
itibaren uygulanmaya başlandı. Yeni kurallar trafik güvenliği açısından ne
gibi avantaj ve dezavantajlar getirebilir? Uzmanlarla bu konuyu konuştuk.
Bilindiği üzere Türk
Boğazları'ndan geçişi düzenleyen kurallar, ilk olarak 1994 Yılında "Türk
Boğazları Deniz Trafik Düzeni Tüzüğü" adıyla yayınlanmış ve 1998 yılına
kadar uygulanan bu Tüzükte 1998 yılında bazı değişikikler yapılarak
yenilenmişti. Tüzüğün kuralları her ne kadar uygulamada esas teşkil etse de,
Tüzükte tam olarak belirtilmeyen bazı ayrıntılar uygulanmaktaydı, örneğin
İstanbul Boğazı'ndan gece 200 metreden büyük tehlikeli yük taşıyan gemilerin
geçişine izin verilmemesi (Valilik Kararı ile uygulanmaktaydı), İstanbul
Boğazı'nın 250 metreden büyük tehlikeli madde taşıyan gemilerin geçişi
esnasında karşı yönden trafiğe kapatılması (IMO'nun A.827 no. lu 19. Genel
Kurulu'nda aldığı karara dayanarak) gibi uygulamalar, Tüzük^te ifade
bulmayan ancak uygulanagelen önemli kurallardan bazılarıydı. Bu kurallar,
1994'ten itibaren uygulanageldi, 2000 yılında
"Gemilerin Türk Boğazlarından Geçişi ile İlgili Uygulama Esasları" adı
altında yayınlandı ve yazıya dökülmüş oldu. 2000 yılı mart ayından itibaren
uygulanan bu "uygulama esasları" üzerinde değişiklikler yapılmasına ilişkin
çalışmalar, sivil toplum kuruluşları ve meslek kuruluşlarının kabul
edilmediği kapalı bir grup tarafından yürütülmekteydi. Sonuçta yeni
"Uygulama Esasları" oluşturuldu ve Eylül 2002 Tarihinden itibaren uygulamaya
konuldu. Sessiz sedasız uygulamaya konulan bu Esaslar, aslında Boğazlar
trafiğinde bazı önemli hatta radikal denilebilecek değişiklikleri
beraberinde getirdi. Önemli değişiklikler şu başlıklar altında toplanabilir:
-
Trafiğin
geçici olarak askıya alınması: Daha önce sadece İstanbul Boğazı'nda
yapılan 250 Metreden büyük tehlikeli yük taşıyan gemilerin (tankerlerin)
geçişi için karşı yöndeki trafiğin kapatılması uygulaması, Çanakkale boğazı
da dahil edilerek 200 Metreden büyük tehlikeli gemileri içerisine alacak
şekilde değiştirildi.
-
Seyir
Planı (SP 1 raporu) Bildirimi: Gemilerin "Seyir Planı" bildirimleri
esnasında şu belgeler de artık isteniyor:
-
Son Liman
Devleti Kontrol (PSC) Raporuna ait form,
-
P&I Kulüp
Sigortası poliçe numarası ve geçerlilik tarihi.
-
Gemi
Geçişlerinin Planlanması: Bu başlık altında ilk kez, ileride devreye
girecek VTMIS sisteminin de rehber alabileceği bazı planlama esasları
belirlenmiş. Trafiğin kapatılmasıyla beklemeye alınan gemilerin trafiğin
açılmasıyla hangi sıra esasıyla (Gemi tiplerine göre) Boğazlara alınacakları
bu başlık altında belirtiliyor. Ayrıca ilgili kılavuzluk teşkilatının
görüşlerinin alınması koşulu da eklenmiş
Yeni
kuralların ne gibi avantajlar ve dezavantajlar getireceğini uzmanlarımıza
sorduk, aldığımız cevaplar özetle şöyle:
Avantajlar:
-
Geçiş
sırasında karşı yönden gelen trafiğin olmaması, geçiş güvenliği açısından
çok önemli bir avantajdır. Bir başka gemiyle çatışma olasılığını hemen hemen
sıfıra indiren bu uygulamada gemiler trafik orta hattını
kulanabileceklerinden Karaya çarpma/Vurma/oturma gibi kazaların olma
olasılığı da azalır.
-
200 Metreden
büyük tehlikeli madde taşıyan gemilerin kaza riskinin bu şekilde
azaltılmasıyla bu gemilerle beraber geçecek olan diğer yük ve yolcu gemileri
de bu tek yönlü geçiş geçiş avantajından faydalanacaklarından sadece
tankerler değil, gündüz geçiş yapan hemen hemen tüm gemiler (Pratik
uygulamada gündüz en az bir yönden trafiğe sürekli kapalı olduğu için)
çevresel koşullar açısından düşük riskli bir geçiş yaparlar.
Dezavantajlar:
-
Boğazların en
etkin kullanımı, trafiğin her iki yönde açık olmasıyla sağlanır. Bir yönde
trafiğin kapalı olması demek, teorik olarak Boğazların %50 kapasite ile
kullanılması anlamına gelir. Dolayısı ile, Boğazların daha uzun süre tek
yönlü olarak kapalı kalacak olması, gemi beklemelerini arttırıcı etki
yapacaktır. Bu da eğer kalkış limanından itibaren trafik planlaması
yapılamaz ve gemi beklemeleri Boğaz girişlerine yakın bölgelerde yapılırsa,
bu bölgelerde sıkışıklıktan dolayı kaza riskini arttırıcı etki yapabilir.
-
Gündüz geçiş
olanağı bulamayan trafik, Boğazların heriki yönde açık olduğu gece
saatlerini kullanacaktır. Dolayısıyla, 200 metreye kadar LPG taşıyan
tankerlerin, 300 Metreye kadar dökme yük ve kuru yük gemilerinin gece
geçişiyle boğaz trafiği sıkışacaktır.
Uzmanlar,
Boğazlarda yeni uygulanmakta olan sistemin Gündüzleri Boğaz'dan "Konvoy
Geçişi" sisteminin uygulanması anlamına geldiğini belirtirken, gündüz geçiş
güvenliğinin artarken, yeni uygulama ile gece geçişinde risklerin arttığını
vurguladılar. Gündüz geçen grubunda anılan gemilerin genellikle kılavuz
kaptan alan gemiler olduğunu, gece geçişi sınıfındaki gemilerin kılavuz
kaptan alma oranı daha düşük gemiler olduğunu vurgulayan uzmanlar,
"Boğazlardan günde 150 gemi geçiyor. Bu geçişi bekleme olmadan yaptırmak
olanaksız. Ancak yine de gece geçişinde yığılma olması kaza olasılığını
arttırdı" diyorlar.
Bir diğer
tehlike de , 200 metre üzerindeki tankerlerin "Boğaz Kapattıran" sınıfına
alınması ile, 150-200 metre arası tanker trafiğinin artması riski. Eğer
sektör 200 metre altı tankerlerle petrol taşımacılığına yönelirse, taşınan
petrol miktarı artmasa bile, petrol taşıyan gemi sayısında iki katına varan
artışlar yaşanabilecek. Bu da gece trafiği üzerinde ayrı bir tehdit
oluşturabilecek.
Sektörde
genelde oluşan kanı ise, bu uygulama esaslarının devreye sokulmasında çok
aceleci davranıldığı yönünde. Standart altı gemilerin geçişini
sınırlandırmayı amaçlayan PSC Raporunun geçişten önce Türk Makamlarına
verilmesi konusu genelde olumlu tepki görürken, 200 metre üzeri tankerler
için trafiğin kapatılmasına genellikle olumsuz tepkiler alınıyor. Ayrıca,
konvoy aşamasında tankerler arasında bırakılan zaman aralığının çok yüksek
olduğu da sektörün dile getirdiği şikayet konuları arasında yer alıyor.
(Haber:
TUMPA)
|