Akademik Görüş

Demiryolu ve Denizyolu Taşımacılığı

Doç. Dr. NECMETTİN AKTEN

 

Seyir Defteri

Meslek Örgütlerine Özen Gösterelim

Kapt. CAHİT İSTİKBAL

 

Mercek Altında

Kılavuz Kaptanlık Mesleği

Kapt. OĞUZ CEBECİ

 

Hukuk Penceresi

Yargı Muafiyeti ve Yabancı Gemiler

Av. BÜLENT TATAR

 

Teknik Bakış

Yüzyılın En Önemli Tehdidi

Kapt. CAHİT YALÇIN

SANLI BAYRAGIMIZ

TURK

KILAVUZ KAPTANLAR

DERNEGI

T U R K I S H   M A R I T I M E   P I L O T S'   A S S O C I A T I O N

TUMPA LOGO

marineCare

TUMPA ENGLISH SITE

Burada önemli son dakika haberleri yer alacaktır. Bizi izlemeye devam ediniz...

temizdeniz.gif (1310 bytes)
İçindekiler
Haberler
Dış Basın
Yazarlar
İstatistikler
IMO
F.A.Q.
Yönetim Kurulu
Üye Girişi
Arama
Çevre
Yeni Ne Var?
marineCare
Meteoroloji
Software
Şiir
Eğlencelik
Adresimiz
Bize Yazın!
Linkler
Sitenizi Ekleyin
Tüm Forumlar
Eğitim Forumu
İş Arayanlar
Misafir Defteri

Kılavuzluk,

Güvenilirliğin

İnsana

Dönüşmüş

Şeklidir.

Joseph CONRAD


  Arama Motoru

TUMPA WEB



IMPA Üyesiyiz


EMPA Üyesiyiz


click to see our site statistics!

 

DTO Tarafından kiralanan Samsun Feribotu, Poseidonia 2002 Fuarı için özel olarak yaptığı gezide Mikonos, Pire ve Santorini'ye uğrayarak 8 Haziran 2002 tarihinde İstanbul'a döndü. Fuar ve gezi ile ilgili tüm ayrıntıları sizlere sunuyoruz.

 İstanbul'dan hareket ve Devlet Bakanı Prof. Ramazan Mirzaoğlu’nun basın toplantısı

Posidonia 2002'ye Türkiye'den katılanlara 8 gün boyunca ev sahipliği yapan Samsun Feribotu, Fuar sonrası uğradığı Santorini Adası'nda.

Türkiye Denizcilik İşletmeleri Denizyolları İşletmesi’ne ait olan ve Deniz Ticaret Odası tarafından bir haftalığına özel olarak kiralanan Samsun Feribotu, Pire’deki Posidonia Denizcilik Fuarı’na katılacak 208 yolcusu ile 1 Haziran 2002 günü İstanbul’dan hareket etti. Denizcilikten Sorumlu Devlet Bakanı Prof. Dr. Ramazan Mirzaoğlu da fuara katılmak üzere gemide bulunan yolcular arasındaydı. Mirzaoğlu, geziye Bakanlık ve Denizcilik Müsteşarlığı yetkililerinden oluşan 19 kişilik bir heyetle katıldı. Yetkililer arasında Deniz Ulaştırması Genel Müdürü Taner Çiftçi, Gemi İnşa ve Tersaneler Genel Müdürü Eyüp Çelik, Kıyı Emniyeti ve Gemi Kurtarma İşletmeleri Genel Müdürü Hücum Tulgar da bulunuyordu. Ayrıca, Emekli Deniz Kuvvetleri Komutanlarından Emekli Oramiraller Vural Beyazıt  ve Salim Dervişoğlu, Fenerbahçe'nin eski yönetim Kurulu Üyelerinden ve Yüksek Divan Kurulu Üyesi Orhan Keçeli, şimdiki Yönetim Kurulu üyelerinden Atilla Kıyat da fuar gezisine M/F Samsun ile katılan ilginç simalar oldular. Şarkıcı Jale de tüm gezi boyunca kaliteli müziği ve sahnesi ile konuklara

M/F SAMSUN'un deneyimli Kaptanı Berhan Çakır ve Eşi 3 Haziran 2002 akşamı Atina'daki Türkiye Büyükelçiliği Rezidansında verilen resepsiyonda Derneğimiz Genel Sekreteri Cahit İstikbal ile birlikte. Kapt. İstikbal daha önce Samsun feribotunda 1. Zabit olarak Berhan Çakır ile birlikte uzun süre çalışmıştı.

eğlenceli akşamlar yaşattı.Ayrıca başta Samsun Feribotu Kaptanı Berhan Çakır olmak üzere, tüm gemi zabitanı ve mürettebatı, bu seyahatin mümkün olan en üst düzeyde konforlu ve güvenli geçmesi için ellerinden geleni yaptılar. Kamara Memuru Sedat Aydemir yönetimindeki mutfak ve lokantalar ve kamara hizmetleri görevlerini eksiksiz yaptılar. Katip Ethem Emanet yönetimindeki katip yardımcıları da pasaport-polis işlemlerini yolculara hiç aksettirmeden büyük bir başarıyla tamamladılar. Denizyolları İşletmesi Müdür Yardımcısı Faruk Yersel de seyahatin aksaksız gerçekleşmesi için gemide görev yapanlar arasındaydı.

Bakan Mirzaoğlu, geminin hareketinin ertesi günü Mikonos’a doğru yol alırken bir basın toplantısı düzenledi. Gemide Anadolu Ajansı muhabiri ve CNN kameramanı ile muhabiri yanında Hürriyet’ten Gila Benmayor, Sabah’tan Şelale Kadak, Milliyet’ten Pınar Türenç de bulunuyordu. Mirzaoğlu, basın toplantısında denizcilik bakanlığı kurulması ile ilgili yasa tasarısını anlattı ve tasarının birisi hariç bakanlar kurulunun bütün üyeleri tarafından imzalandığını söyledi. Mirzaoğlu, “Sadece Sayın Kemal Derviş tasarıya imza atmadı. Denizcilik sektörü temsilcilerinden ricam, bu bakanlığın kurulması için Derviş’e imzayı siz attırın. Ecevit, Bahçeli, Yılmaz ve Derviş’i faks yağmuruna tutun. Yapılacak iş sadece Devlet Bakanlığı’nın adını değiştirmek. Kabinede bakanlık sayısı artmayacak, devlete ek personel yükü gelmeyecek” dedi.

Denizcilikten Sorumlu Devlet Bakanı Prof. Dr. Ramazan Mirzaoğlu.

 

Türk Boğazları Gemi Trafik Bilgi Sistemi ile ilgili bilgiler de veren Mirzaoğlu, projenin amacını “Boğazlardaki Türk Hakimiyetini pekiştirmek ve çevre-can ve mal emniyetini sağlamak” olarak özetledi. Mirzaoğlu, Fuarda Kıyı Emniyeti ve Gemi Kurtarma İşletmeleri Genel Müdürlüğü’nün açacağı standda projenin dünya denizcilerine de tanıtılacağını söyledi.

 

Deniz ulaşımını özendirmek için yaptıkları çalışmalara da değinen Mirzaoğlu, 500 Gross Ton’un altındaki gemilerin Türkiye’ye ithal edilmesinin yasak olduğunu hatırlatarak, “Bununla ilgili Yönetmeliği değiştiriyoruz. Hazırladığımız yeni Yönetmeliği Başbakanlığa gönderdik. Yönetmelikle 500 GRT altındaki yolcu gemilerinin ithaline izin veriyoruz. Çalışmalar devam ediyor, ancak bu izin 5-6 yaşına kadar olan gemileri de kapsayacak. Bu sayede, gemi inşa sanayi de gelişmiş olacak” dedi.

Kabotaj hattında çalışan Türk gemilerine mutlaka ucuz yakıt verilmesi gerektiğini ve bu konuda çalışmaları olduğunu söyleyen Mirzaoğlu, Şöyle dedi:

Maliye Bakanlığı, gemilere ucuz yakıt verilmesi durumunda yıllık vergi kaybını 103 trilyon lira olarak belirledi. Bu para 21 kilometre otoyoş yapımına eşdeğerdir. 21 Kilometrelik otoyola, biz 8333 kilometrelik deniz otobanını feda ediyoruz

Yunanistan ile aynı coğrafi koşullara sahip olmamıza rağmen Türkiye olarak denizden yeterince faydalanamadığımıza dikkat çeken Mirzaoğlu, Yunanistan’ın deniz taşımacılığından yılda 60 milyar dolar gelir elde etmesine rağmen, Türkiye’nin 9 milyar dolarda kaldığına dikkat çekti. Mirzaoğlu, şöyle devam etti:

Türkiye’de denizyolu ile taşınan yük miktarı 150 milyon ton civarındadır. Bu miktarın Türk Gemileri ile ancak %30 u taşınabiliyor. Yani yüklerimizin %70 ini yabancı gemiler taşıyor. Bu yabancı gemilerin %80 i de Yunanistanlı. Yılda 2,5 milyar doları yabancı gemilere navlun olarak ödüyoruz”

 

Deniz Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Cengiz Kaptanoğlu ise, Türkiye’nin deniz ülkesi olmasına rağmen denizci ülke olamadığını yineleyerek, dünya denizcilik sektöründe 300 milyar dolarlık bir pastanın bulunduğunu, bu pastanın 3 te birinin Yunanlı denizci ve armatörlerin kontrolünde olduğunu söyledi. 2000 yılında Türkiye’nin 15 milyon tonluk taşıma kapasitesine sahip bulunan ticaret filosunun bugün 8 milyon ton kapasiteye düştüğünü belirten Cengiz Kaptanoğlu,  halen dünyanın her yerine yük taşıyabilecek 1329 geminin bulunduğunu söyledi. Kaptanoğlu, şöyle devam etti:

“Türkiyenin denizcilik sektöründen elde ettiği gelir 3-3,5 milyar dolar civarındadır. Bu rakam yan sanayi ile birlikte 9 milyar dolara kadar çıkmaktadır. Eğer filo kapasitemiz 25 milyon tona çıkartılırsa, biz Türkiye’ye yılda 20 milyar dolar para getiririz. Bu miktar turizmden elde edilen gelirden daha fazladır”

 

Pire’ye varış ve Yunan Kılavuz Kaptanlar Birliği Başkanı’nın Samsun Feribotunu ziyareti

2 Haziran Pazar gününü Mikonos Adasında geçirdikten sonra, Samsun Feribotu 3 Haziran

Derneğimiz Genel Sekreteri Cahit İstikbal ve Yönetim Kurulu Üyesi Cengiz Sözdemir onuruna Yunan Kılavuz Kaptanlar Birliği Başkanı Kapt. Themistoklis Daskalakis ve Başkan Yardımcısı Kapt. Gerassimos Giakoumidis ve Pire Limanı Baş Kılavuz Kaptanı tarafından Pire varışında verilen yemekte birlikte görülüyorlar.

 Pazartesi günü sabahı Pire Limanı’na vardı. Pire Limanında gemide bulunan Derneğimiz Genel Sekreteri Cahit İstikbal ve Yönetim Kurulu Üyesi Cengiz Sözdemir, Yunan Kılavuz Kaptanlar Birliği Başkanı Capt. Themistoklis Daskalakis ve Başkan Yardımcısı Kapt. Gerassimos Giakoumidis ve Pire Limanı Baş Kılavuz Kaptanı tarafından karşılandı. Gemideki Türk yetkililerle düzenlenen toplantıda, Başkan Daskalakis,  Deniz Ulaştırması Genel Müdürü Taner Çifçi’yle birlikte Gemi İnşa ve Tersaneler Genel Müdürü Eyüp Çelik ve Kıyı Emniyeti ve Gemi Kurtarma İşletmeleri Genel Müdürü Hücum Tulgar' a Yunanistandaki kılavuzluk sistemi hakkında bilgi verdi. Kapt. Daskalakis, şunları söyledi:

Yunanistan’da kılavuzluk ücretleri Ocak ayında yaklaşık %70 oranında zamlandı. Kılavuzluk hizmetlerinde rekabete Yunanistan’da da, dünyanın diğer yerlerindeki gibi, izin verilmez. Çünkü bu hizmetler güvenliğe yönelik hizmetlerdir. Kılavuz kaptan yeterlik belgesi, Yunanistan’da her talep eden gemi kaptanına verilmez. Bu belgenin verilebilmesi için öncelikle emeklilik, ölüm gibi nedenlerle kılavuzluk kadrosu boşalması gerekir. Bu takdirde yeni kılavuz kaptan adayları başvurabilir. Başvurma yaşı üst sınırı 55 dir ancak bu sınırı şimdi 45 e çekiyoruz. Kılavuzluk stajı 3 ile 6 ay arası değişir. Kılavuz kaptan olmak üzere başvuracakların Uzak Yol Kaptanı yeterlik belgesi sahibi olmaları ve bu belge ile en az iki yıl deniz hizmeti yapmış olmaları aranır.Adaylar staj sonunda kılavuz kaptanlardan oluşan bir heyet tarafından sınava tabi tutulurlar” dedi.

Yunan Kılavuz Kaptanlar Birliği Başkanı Kapt. Themistoklis Daskalakis

Kılavuz kaptan yeterlik belgesi alıp ne kadar süre kılavuz kaptan olarak çalışmayanların bu sınava yeniden girmeleri gerektiği yönündeki bir soru üzerine Kaptan Daskalakis, bu durumla bugüne kadar hiç karşılaşılmadığını, ancak 1 yıl bir bölgede kılavuz kaptan olarak görev yapmayan yeterlik belgesi sahibinin yeniden staja ve sınava tabi tutulması gerektiğini, ancak Yunanistan’da fiilen kılavuz kaptan olarak istihdam edilecek olmayanlara yeterlik belgesi verilmediği için, böyle bir durumla bugüne kadar karşılaşılmadığını kaydetti. Bir başka soru üzerine Daskalakis, römorkörcülük sisteminin rekabete açık olduğunu, Pire limanında römorkörcülük hizmeti veren pek çok firma olduğunu kaydetti.

Müsteşarlık yetkilileri Yunan Kılavuz Kaptanlar Birliği Başkanı’nın açıklamalarının kendileri için yararlı olduğunu ve not ettiklerini belirttiler.

Yunan Kılavuz Kaptanlar Birliği Başkanı Themistoklis Daskalakis ve beraberindekiler daha sonra Kapt. Cahit İstikbal ve Kapt. Cengiz Sözdemir onuruna Pire’de yemek verdiler. Yemekte iki ülke kılavuz kaptan birlikleri arasındaki işbirliğinin arttırılması yönünde dileklerini belirttiler. Ayrıca kılavuzluk konusunda Avrupa’da ve Dünya’da yaşanan son gelişmeleri değerlendirdiler.

Prof. Dr. Ramazan Mirzaoğlu, Yunanistan Kılavuz Kaptanlar Birliği Başkanı Themistoklis Daskalakis, Derneğimiz Genel Sekreteri Cahit İstikbal Samsun Feribotunda Pire Limanında 4 haziran Salı akşamı verilen resepsiyonda görülüyorlar.

Yunan Kılavuz Kaptanlar Birliği Başkanı, daha sonra Denizcilikten Sorumlu Devlet Bakanı Ramazan Mirzaoğlu ile de görüşerek iyi dileklerini sundu.

 

Fuar ile ilgili etkinlikler ve Posidonia Fuarı

4 Haziran günü Yunan Deniz Ticaret Bakanı George Anomeritis kurdeleyi keserek Posidonia 2002 Fuarını açıyor.

 

Pire, 4 Haziran günü Yunan Deniz Ticaret Bakanı George Anomeritis’in iki yılda bir yapılan dünyanın en büyük denizcilik fuarlarından birisinin açılış kurdelesini kesmesiyle denizcilik dünyasının kalbinin 7 Haziran’a kadar atacağı bir merkez haline geldi.

Posidonia 2002 Uluslar arası Denizcilik Fuarı,  Pire Limanı Gösteri Merkezi’nde düzenlendi ve 23’ü ulusal stand sahibi olan 80 ülkeden 1630 firma bu fuara katıldı.

Posidonia Fuarı etkinlikleri içerisinde 3 Haziran günü Atina Konser Salonu Megaron’da aralarında Avrupa Birliği ve Hükümet çevrelerinden katılımcıların da bulunduğu  dünya denizcilik çevrelerinden temsilcilerin yer aldığı Posidonia Kongresi de yer aldı.

AB Komisyonu Başkan Yardımcısı Loyola di Palacio’nun konuşması

Kural koyucular ile armatörler arasındaki zor ilişki Posidonia Kongresinin ana konusuydu. Kongreye başkanlık eden John C. Lyras, dökme yük sektörünü ve küçük taşımacıları teşvik eden Yunan denizcilik geleneğini övdü. Yunan  Armatörler Birliği Başkanı ise 800 Kongre katılımcısına yaptığı konuşmada Yunan denizcilik sektörünün ve küçük işletmeciliğe dayalı yapısının endüstriye dinamizm kattığını söyledi.

Avrupa Birliği Komisyonu’nun ulaştırmadan sorumlu başkan yardımcısı Loyola di Palacio ise Yunanistan Deniz Ticaret Bakanı George Anomeritis ile birlikte kongrenin keynote konuşmacıları idiler.   Di Palacio,  konuşmasında denizciliğin “Yunanistan’ın Yüzü” olageldiğini belirtti ve küresel ölçekte bir kaos olabileceği ve hatta Avrupa’ya petrol sevkinin kesintiye uğrayabileceği öngörülerinin yapıldığı iki yıl önceki kongreye göndermede bulunarak; “Çok mutluyum ki bizim önerilerimiz sadece Avrupa ölçeğinde hayata geçirilmekle kalmadı, IMO tarafından da benimsendi. Bu son yıllarda uluslar arası ölçekte görülen en büyük başarılardan birisi oldu” dedi. Palacio, şöyle dedi:

“İki yıl önce, Posidonia Kongresi yapılırken, AB Komisyonu Erika-I olarak adlandırılan önlemler paketini önermişti, bu paket içerisinde öngörülen önlemler arasında çift cidarlı tankerlerin zorunlu hale getirilmesi de bulunmaktaydı. O zamanki kongrede dünya ölçeğinde bir kaos doğacağını hatta AB ülkelerine petrol sevkinin kesintiye uğrayacağını dahi bekleyenler bu öngörülerini burada dile getirmişlerdi. Ancak, mutluyum ki, bizim önerilerimiz sadece AB ülkeleri ölçeğinde hayata geçirilmekle kalmadı, IMO tarafından bütün dünyada uygulanmak üzere benimsendi. Bu hiç şüphesiz Avrupa’nın son yıllarda uluslar arası ölçekte gösterdiği en büyük başarılardan birisi oldu”

AB Komisyonunun Denizcilikten Sorumlu Başkan Yardımcısı Loyola di Palacio (İspanyol)

Palacio, devamla, “Bu başarıyı esas alarak, sizi, Avrupa denizcilik sektörünü dünyadaki yerini güçlendirme görevini yerine getirmede AB Komisyonuna güvenmeye devam etmeye çağırıyorum” dedi. Daha sonra Loyola Di Palacio ile armatörler arasında Erika-1 diye adlandırılan önlemlerin AB sularında çift cidarlı tankerlerin zorunlu kullanımını yaygınlaştıracağını bildirmesi sırasında hararetli tartışmalar yaşandı.

Di Palacio, Yunanistan’ın denizcilik kapasitesini överken şunları söyledi:

“Bu çerçeveden olmak üzere,  Yunan denizciliğinin önemine de takdirlerimi belirtmek istiyorum. Tarihsel, geleneksel, denizcilik know-how bilgisi ve müteşebbis kapasiteleri ile, Yunanistan bu alanda dünya devlerinden birisidir. Yunanlılar, varoluşlarından beri denizle beraber olmuşlardır. Bu nedenle, 21. Yüzyılın başında denizciliğin karşılaştığı zorluklar bu ülkede özellikle daha çok hissedilmiştir.

Daha sonra, “AB Komisyonu Başkan Yardımcısı ve bu sektörde olanlardan doğrudan sorumlu kişi olarak, bugün sizlerle denizcilikteki zorluklar ve imkanlar hakkında konuşmak ve bunlarla ilgili neler yapılabileceğini tartışmak isterim” diyen Loyola di Palacio, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bugünkü konuşmamda ilk olarak dünya pazarında AB denizciliği konusunu inceleyeceğim. İkinci olarak denizde güvenlik ve can güvenliği ile ilgili hayati önemdeki bazı konulara değineceğim. Daha sonra, kısa mesafeli deniz taşımacılığı ve limanların anahtar rolü ile ilgili birkaç şey söyleyeceğim. Son olarak, ancak aynı derecede önemli olan, AB ülkeleri denizcileri ile ilgili bazı yorumlarda bulunacağım”

Sözlerine devamla ilk olarak AB denizciliğinin dünya pazarlarındaki yeri konusunda belirlemelerde bulunan AB Komisyonu Başkan Yardımcısı Loyola di Palacio; AB filosunun rekabet gücünün arttırılması, kaliteli denizciliğin özendirilmesi, deniz güvenliğinin can güvenliği de dahil olmak üzere daha da arttırılması, AB ülkelerinde denizde çalışmak isteyen  gemiadamları sayısında görülen azalma eğiliminin tersine çevrilmesi gibi konuların Brüksel’in gündemindeki zor konuları   oluşturduğunu söyledi. Palacio, şöyle dedi:

“Deniz taşımacılığı, kendi doğası itibariyle, uluslar arası bir endüstridir. Milliyeti ne olursa olsun ya da şirket merkezi hangi ülkede olursa olsun, bu alanda iş yapanlar dünyanın her yerinde uluslar arası taşımacılık hizmeti verme kapasitesine sahiptirler. Rekabetin en üst düzeyde bu pazarda, geleneksel olarak denizci olan pek çok ülke, uluslar arası sermaye ve işgücü pazarlarından kendi armatörlerini faydalandırmıştır. Bu yüzden, AB nin önündeki en büyük zorluklardan birisi, AB filosunun kaybettiği rekabet gücünü yeniden kazandırmak ve kendi işletmecileri için, en güvenli ve sürdürülebilir şekilde uluslar arası rekabete dayanıklılık gösterecek kuralları geliştirmektir. Uzun bir süreden beri IMO ve ILO gibi uluslar arası örgütlerde dünyadaki bütün bayrak devletlerinin var olan uluslar arası standartlara  uyduğunu ve bunları etkin bir biçimde uyguladığını kontrol etmek konusunda geniş bir görüş birliği sağlanmış olduğu bir sır değildir. Uluslar arası kabul görmüş kurallara uymamak yalnızca deniz taşımacılığının güvensiz olmasına yol açmakla kalmaz, aynı zamanda haksız rekabete de neden olur. Ve bugün bu konuda da bulunduğumuz noktanın

M/F Samsun ile Posidonia 2002 Fuarına katılan Deniztemiz Turmepa Başkanı Eşref Cerrahoğlu, Hürriyet'ten Gila Benmayor ve Sabah'tan Şelale Kadak ile birlikte 4 Haziran akşamı gemide verilen Resepsiyon da görülüyorlar.Arkada ise Fuar binası görülüyor.

 tatmin edici olamayacağı aşikardır.”

AB ülkelerinin deniz taşımacılığını güçlendirme amacıyla neler yapılacağına değinirken  ise, Palacio, halen AB ülkeleri bayrağı taşımaya devam eden armatörler bulunduğunu hatırlatarak, bu armatörlerin bir yandan vergilendirme, Gemiadamlarının sosyal güvenliği ve deniz güvenliği alanlarında sıkı koşullara tabi tutulurken, bir yandan da bütün dünya ölçeğinde sıkı bir rekabetle karşı karşıya bulunduklarını belirtti. Ancak, yine de bu gemi sahiplerinin gündelik olarak AB nin “güvenli ve temiz denizler” politikalarına yapacakları desteğin yaşamsal önemde olduğunu vurguladı ve bu politikaları yürütebilmek için mümkün olduğu kadar çok “kaliteyi aklından çıkarmayan” gemi sahiplerine gereksinimleri olduğunu söyledi. Palacio, şöyle devam etti:

“İşte bu nedenledir ki, AB ülkelerine kayıtlı gemilerin işletilmeleri ile ilgili mali destek sağlanmasının gerekliliğini ben hep savunmuşumdur. Bu önlemler, denizcilik endüstrisinde benzer problemlerle karşı karşıya kalan OECD ülkelerinde artan bir şekilde alına gelmiştir. Son yıllarda, AB Komisyonu benim önerimle bugün üye devletlerden pek çoğunda uygulanmakta olan “tonaj vergilendirme şemaları” gibi pek çok enstrümanı kabul etmiştir. Bu enstrümanlar, gemilerin yeniden AB ülkelerine kayıtlı olmalarını sağlamayı doğrudan amaçlayan önlemlerdir. Deniz taşımacılığının stratejik yönetimini korumak ve çekici kılmak hem güçlü bir AB Bayraklı deniz filosunu güvenceye almak hem de bir bütün olarak AB denizcilik endüstrilerini desteklemek için esastır. Biz şimdi politikalarımızı etrafında oluşturduğumuz “devlet yardımı için ana hatlar” çalışmasını gözden geçirme işlemini yürütmekteyiz. Benim amacım, bütün bu kural ve önlemleri filonun modernize edilmesini, işletme giderlerinin dünya normlarına uygun seviyelere çekilmesini ve Gemiadamlarının  istihdam koşullarının AB standartlarına uygun olmasının sağlayacak şekilde yeniden düzenlemektir.”

Açık pazarın korunması ve sürdürülmesi konusunda ise, Loyola di Palacio, uluslar arası deniz taşımacılığı için adaletli bir çalışma ortamının sağlanmasının yeterli olmadığını söyledi. 1992 yılında yapılan düzenleme ile Avrupa Birliğinin kabotajın liberalize edilmesini başardığına değinen Palacio, bu liberalizasyon işlemi sırasında Konsey’in Yunanistan’a adalara yaptığı taşımacılıkla ilgili özel bir ayrıcalık sağladığına  dikkat çekti. Bu ayrıcalığın 2004 yılına kadar süreceğini belirten AB Komisyonu Başkan Yardımcısı Di Palacio, kendilerinin halen Yunanistan hükümeti ile yeni ulusal düzenlemenin nasıl yapılacağı konusunda görüşmelerini sürdürdüklerini söyledi. Palacio, şöyle dedi:

“İnanıyorum ki, Yunanistan’da da 2004 yılından itibaren AB ortak kurallarına uygun modern ve gelecek için ümit vadeden deniz kabotaj hizmetleri altyapısı içinde yerini alacaktır.”

.Palacio, “AB Komisyonu bütün siyasi ve ekonomik ağırlığını eşgüdümlü yaklaşımla serbest rekabet ve açık Pazar koşullarının sürdürülmesi için kullanması gerektiğini hissetmektedir, bu amaçla yeri geldiğinde denizcilik gücünü olduğu kadar, ticari ve siyasi gücünü de kullanacaktır” dedi. Palacio, “İşte bizim AB’nin IMO üyesi olmasını istememizin nedeni de buydu” dedi ve şöyle devam etti:

“Taşımacılık hizmetleri, özellikle ve deniz ve kara yoluyla yapılırken giderek artan ölçüde uluslar arası pazar ortamı içerisinde değerlendirilmelidirler. Son dönemde bizim Çin ile yapmış olduğumuz işbirliği anlaşması bu kapasiteye iyi bir örnektir ve inanıyorum ki AB denizcilik şirketlerinin büyük ilgisini çekecektir. Şimdi de Avrupa dışındaki bir diğer büyük ticari ilişkimiz olan ülkeyle, Hindistan ile daha yakın ilişkiler kurmanın eşiğindeyiz.”

Deniz taşımacılığında kalitenin arttırılmasının önemine de değinen  Loyola di Palacio, adaletli bir rekabet ortamının sağlanabilmesi için ana prensiplerden birisinin her geminin mevcut uluslar arası kurallara uymasının sağlanması olduğunu söyledi. Bu bağlamda temel prensiplerle öncelikle ilgilenmek ve bayrak Devletlerinin sorumlulukları ile ilgili çalışmaları ilerletmek ihtiyacında olduklarına değinen Palacio, kendilerinin bu çerçevede Ocak ayında Tokyo’da yapılan Bakanlar Konferansında Bayrak Devletlerin durumlarını belirleme konusunda atılan adımları desteklediklerini söyleyerek, bu değerlendirmeleri sadece IMO’da takip etmekle kalmayacaklarını, bunların uygulamaya geçirildiğini ve kontrol edildiğini kendilerinin de takip edeceklerini söyledi.

Loyola di Palacio, daha sonra denizde güvenlik ve can güvenliği konularına değinirken ise şunları söyledi:

“Deniz güvenliği, bir AB Komisyonu üyesi olarak  her zaman benim önceliklerimden birisi olmuştur. Birlik üyesi ülkelerin vatandaşları uzun bir dizi kazalardan sonra haklı olarak derin endişelere sahiptirler. İnanıyorum ki Samina kazasından sonra Yunanistan da bu endişeyi en derinden duyan ülkelerden birisidir. Şu da bir gerçektir ki bugün AB sahilleri ve deniz çevresi sürekli bir tehdit altındadır. Akdeniz suları kirlilikten özellikle etkilenmiştir. Daha önce de değindiğim gibi, Komisyon bu sorunlara çözüm bulmak üzere birinci önlemler paketini iki yıl önce açıklamış ve Erika-I paketi olarak adlandırılan bu paket gemilerin liman kontrollerinin sıkılaştırılması, klas kuruluşlarının denetimlerinin arttırılmasını, ve çift cidarlı tankerlerin kullanılmasını 2010 ve 2015 yılları arasındaki süreçte tamamlanmak üzere zorunlu kılmıştı. Bu önlemler paketi onaylandı ve deniz taşımacılığı koşullarını AB düzeyinde ve küresel ölçekte daha da arttırmaya etkin bir şekilde katkıda bulunacaklardır. Şimdi biz Erika-II paketi olarak adlandırdığımız ve deniz güvenliği ile ilgili ikinci dizi önlemler paketini Konsey ile Avrupa Parlamentosunda onaylamanın son aşamasına gelmiş bulunuyoruz. Bu paket ile Avrupa Gemi İzleme Sisteminin kurulması, bu sistem içerisinde zor durumdaki gemiler için sığınma yerlerinin belirlenmesi gibi pratik düzenlemelerin bulunması, ayrıca Avrupa Deniz Güvenliği Ajansının kurulması ve mali sorumluluk  ve petrol kirliliğinden zarar görenlerin zararlarının tazmini gibi konular bulunmaktadır.

Komisyon ayrıca gemilerde yolcu güvenliğinin daha da arttırılması konusunda da yeni bir dizi önlemler hazırlamıştır. Express Samina gibi yinelenen bir dizi feribot kazaları bize göstermiştir ki bayrağı ne olursa olsun AB dahilinde kuralların aynı standartta uygulanmasını acilen sağlamamız gerekmektedir.

Bu önlemlerin kabul edilmesiyle birlikte, Avrupa Birliği dünyada gerçek bir deniz güvenliği sahası yaratan ilk bölge haline gelme olanağını kazanmıştır. Bu Avrupa sahillerinin ve çevremizin ve vatandaşlarımızın en iyi şekilde korunmasını garantiye alacaktır.Emini ki bakanlar yakın zamanda Avrupa Deniz Güvenliği Ajansının yeri konusunda anlaşmaya varacaklardır. Komisyon, bu teknik organın en kısa zamanda devreye girmesine büyük önem vermektedir.”

Palacio, 11 Eylül sonrası alınan önlemlere de değindi. Karşılarında bulunan bir diğer önemli tehdidin terörizm olduğunu söyleyen Palacio, 11 eylül tarihindeki saldırıların ardından denizde can güvenliği alanındaki gelişmelerin çok hızlı bir şekilde yaşandığını belirtti. Palacio, şöyle dedi:

“Aslında gemilerin üzerinde olduğu kadar AB sularında ve limanlarında can güvenliğini arttırmak için pek çok şey yapılabilir. Benim görüşüme göre, IMO bünyesinde şu ana kadar uluslararası anlamda önerilen eylemler olumlu bir dengede görünmektedir. Bir yandan insanların ve yüklerin serbest dolaşımını sağlama gerekliliği vardır. Diğer yandan da yine bu yüklere ve insanlara mürettebata, limanlara ve gemilere olduğu gibi terörist ataklara karşı en üst düzeyde koruma sağlama gerekliliği vardır. Kuvvetle inanıyorum ki, tek taraflı ve kişilere bağlı önlemlerden kaçınılmalıdır çünkü bunlar, bürokratik ve diğer engellemeleri arttırarak ve ve sonuç olarak serbest rekabet koşullarını bozarak dünya deniz ticaretine zarar verebilirler. Bununla birlikte, terörizm tehdidine karşılık olarak alınması gereken önlemlerin neler olması gerektiği konusunda kesin sonuçlara varmak için henüz çok erkendir. AB komisyonu bu konuyu endüstri ve Üye Devletler ile birlikte yakın işbirliği içerisinde çok yakından takip etmektedir. Güvenlik ile ilgili başarı ile uygulanan yasalarımızı model olarak takip ederek, uluslararası standartların yükseltilmesi konusunda en iyi yolu arayacak ve bunların AB ve Dünya ölçeğinde uygulamaya sokulmasını sağlayacağız.”

 

M/F Samsun'un birkaç minik yolcusundan birisi..

Konuşmasına devamla kısa mesafeli deniz taşımacılığına değinen AB Komisyonu Başkan Yardımcısı, bu tür taşımacılığın amacının karayolu taşımacılığı altyapısında yaşanan sıkışıklığı ortadan kaldırmayı amaçladığını ve bu nedenle gelecek on sene içerisinde bu tür taşımacılığı AB sınırları içerisinde özendirmeyi ve arttırmayı hedeflediklerini açıkladı. Palacio, şöyle dedi:

 “Bu aslında Yunanistan’ın yabancısı olduğu bir konu değil. Yunan gemilerinin medeniyetimizin hemen başladığı tarihlerde kısa mesafeli deniz ticareti yaptıklarını ve Akdeniz’in Homeros zamanlarından kalma batıklarla dolu olduğunu söylemek maceracı bir görüş sayılmaz. Komisyonun kesin önerisi, Trans-Avrupa şebekesi için master plan çerçevesinde “deniz otoyolları” inşa edilmesidir. Bizim görüşümüze göre, deniz otoyolları, düzenli ve sık yapılan deniz taşımacılığı hizmetleri aracılığıyla AB dahilinde farklı bölgelerin birbirleri ile bağlantısını sağlayacaktır ki bu da kara taşımacılık hizmetlerine çok yerinde ve daha düşük maliyetli bir alternatif oluşturacaktır. Bugün de bu bazı Yunan limanları ile geride kalan AB limanları arasında geçerli değil mi? Patras ve Igoumenitsa limanları sizin Avrupa’ya giriş kapılarınızdır.”

Kısa deniz taşımacılığını özendirme amaçlı “Marko Polo girişimi” ile ilgili olarak ise, Palacio, yük taşımacılığını Avrupa’nın trafiği yoğun yollarından denize kaydırmanın çevrenin korunması açısından önemini vurguladı. Toplantıya başkanlık eden Lyras ise burada söze girerek son Posidonia Kongresinde Erika konusunda yapılan sıcak tartışmalardan sonra, şimdi deniz taşımacılığının  en “çevre dostu” taşımacılık türü olarak anons edilmesinin “kulaklara müzik gibi” geldiğini belirtti. Lyras’ın bu sözleri katılan 800 delege tarafından uzun süre alkışlandı.

Liman hizmetlerinin geliştirilmesi konusuna da değinen Loyola di Palacio, limanların cazibesinin arttırılması, kısa mesafeli deniz taşımacılığının pazardan daha büyük pay almasının sağlanması ve bu sektörde yeni istihdam olanakları yaratılması gerektiğini vurguladı.

Posidonia Kongresi'ne başkanlık eden John C. Lyras (ortada) Kongre başlamadan hemen önce Yunan Denizcilik Bakanı Anomeritis'i (Sağda) dikkatle dinliyor

İnsan unsuru konusunda ise AB Komisyonu Başkan yardımcısı bugün AB ülkelerinde denizciliği meslek olarak seçenlerin tahmin edilen filo personel yenileme ihtiyacının çok altında kaldığını belirtti ve şöyle devam etti:

“Denizcilik bilgi ve deneyiminde görülecek zafiyet- özellikle zabitan bölümünde – denizcilik sektörünün geleceği üzerinde dramatik etki yaratır. Yunanlılar dünya pazarlarında denizcilikte neden belirleyici olmuşlardır bilir misiniz? Bundan bizler de ders almalıyız: denizcilerinin gelenekleri ve bilgisi sayesinde bu mucizeyi yaratmışlardır. Eğer çok kısa zamanda bir şeyler yapmazsak, gelecekte de bazı “uzak doğu uluslarının” mucizelerinden söz ediyor olacağız.

Yetişmiş gemiadamı sayısında  görülecek bir eksiklik yalnızca gemilerin güvenli çalışmalarını etkilemekle kalmayacak, denizcilikle ilişkili bütün endüstrileri etkileyecektir. Eğer öğrencilerden talep gelmezse, eğitim kurumları da kapılarını kapatmak zorunda kalacaklardır.

Komisyon, bu durumun AB denizcilik sektörünün geleceğine yapacağı etkilerden derin endişe duymaktadır. Bunun için, AB işletmecilerinin insan kaynaklarına ve emeğine yatırım yapmaya eğitim ve öğretim alanlarında devam etmeleri gerekmektedir.”

Konuşmasının sonuç bölümünde AB denizcilik sektörünün gelecekte hem içeride hem de uluslar arası alanda karşılaşabileceği zorluklara değinen Palacio, şunları söyledi:

AB Komisyonu açısından AB denizciliğinin sürekli gelişmesi ve uluslar arası ticaretin ve taşımacılığın düzgün işlemesi ve gelişmesi birinci önceliğe sahiptir. Siz deniz ticareti ile uğraşanların gerek Yunan ekonomisi gerekse Avrupa ekonomisinin rekabetçi gücünün artması ve refahı için yaptığınız katkıları ben biliyorum. Hepinize Avrupa deniz taşımacılığının arzu edilen düzeye getirilmesi konusunda güveniyorum”

Daha sonra söz alan Yunanistan Deniz Ticaret Bakanı George Anomeritis ise yaptığı konuşmada Yunanistan’ın 2003 yılının ilk yarısında AB Konseyi Dönem Başkanlığını üzerine alacağını belirterek, dünya filosunun %20 sinin kontrolünü elinde bulunduran ve denizcilikte AB içerisinde lider konumunda bulunan Yunanistan’ın politikaların oluşturulması ve kararların alınması aşamasında  da lider rol üslenmesinin “hem bir hak, hem de bir zorunluluk” olduğunu vurguladı.

Deniz taşımacılığının teknoloji çağının bir parçası olmaktan çok, halka dayanan bir girişim olduğu Kongrede fikir olarak ortaya çıktı.

Açılış konuşmalarından sonra düzenlenen panelde ilk konuşmacı, Hong Kong Armatörler Birliği Başkanı K. H. Koo oldu. Koo, dinleyicilere Çin’in Orta Çağlardan önemli bir deniz gücü olduğunu hatırlatarak, bu yüzden Asya denizciliğinde kaydedilen aşamanın bir “gelişme” değil, bir “yeniden doğuş” olarak görülmesi gerektiğini belirtti. Koo, kaliteli bir endüstri geliştirilmesi konusunda Asya’nın kendi rolünü oynamada kararlı olduğunu vurgulayarak, Brüksel, Washington ve Londra’daki kural koyuculara “yeni kararlar alırken Asya’yı ve Asya’nın denizcilik sektörünü de dikkate almaları” çağrısında bulundu.

Poseidonia Kongresinde düzenlenen Panel katılımcılarından bir gurup: Soldan Sağa: K.H. Koo, Rosendo Zambrano, George Dertilis ve Du Moulin.

Pemex International’ın (Meksika) Başkanı Rosendo Zambrano ise, yaptığı konuşmada, petrol’ün temel yakıt olarak kalacağını öngürürken, bununla birlikte, elektrik üretiminde LNG kullanımının payının 2015 yılında %28 e çıkacağını ve bunun da “büyük çoğunlukla Asya’ya gidecek daha fazla LNG taşıyıcısı” anlamına geldiğini vurguladı.

Paris’teki “Ecole des Hautes Etudes en Sciences Sociales” okulu öğretmenlerinden Profesör George P. Dertilis ise konuşmasında Yunan denizciliğinin ve onun uluslar arası “diaspora” sının ülkedeki devrimi izleyen iki yüz yıl içerisinde yalnızca “yaşamını sürdürmekle” kalmayıp, olumlu gelişmeler de kaydettiğine değindi. Profesör Dertilis, “dini, etik, ailesel ve sosyal bağlarla örülmüş yapı” nın sayesinde bunun başarıldığını, çünkü bu yapının bilginin, maddi olanakların, ve deneyimin ve sosyal değişimin aile üyeleri arasında transferi ve bu şekilde kişisel riskin ortadan kaldırılmasını mümkün kıldığını kaydetti. Profesör Dertilis ayrıca, bu tür yapıların esnekliğinin,  uyum sağlayabilirliğinin sürekli yenilenme olanaklarının  çok üst düzeyde olduğunun da kanıtlandığını söyledi.

Marka yapıcı firma “easyGroup” başkanı Stelios Haji-Ioannou ise 800 dinleyiciye hitaben yaptığı konuşmada deniz taşımacılığı konusunda bu kadar ön yargılı kişi bulunmasına şaşırmadığını belirterek, “Bu kadar karşı çıkılan bir başka endüstri daha herhalde yoktur” dedi. Fakat diğer konuşmacılar gibi o da bu konuda yapılacak şeyler olduğuna inandığını belirtti. Ancak, Haji-Ioannou’nun radikal çözümleri vardı; bunlar arasında giriş maliyetlerinin yükseltilerek bu alanda oyuncu olma koşullarının ağırlaştırılması, güvelik kurallarının katı bir şekilde uygulanması, kazaların bedelinin ağırlaştırılması bulunuyordu. Bu öneriler şaşkınlıkla karşılandı.

BBC Televizyonu’nun kıdemli raportörlerinden olan Tom Mangold, “her olayın bir çözüm yolu vardır” dedi, Mongold, deniz taşımacılığını “yaptığı her işten daha yavaş ilerleyen bir endüstri” olarak tanımlarken, “proaktif olmanız gereken çoğu işte reaktif davranıyorsunuz” dedi.

Fransız Armatörler Birliği Başkanı Philippe Louis-Dreyfus ise, terörizm, yasa dışı göç, kazalar ve deniz kirliliği nedeniyle gemilerden korkulur hale gelindiğini, ancak bu durumdan çıkmanın armatörlerin kendi ellerinde olduğunu söyledi. Armatörler ve taşımacıların “daha iyi gemi ve daha iyi imaj yaratmak için daha kaliteliye”  ulaşmak için birlikte işbirliği içerisinde çalışmaları gerektiğini belirtti.

LB Kiel’in deniz taşımacılığı bölümü başkanı Harald Kunznik ise, büyük sorunun deniz taşımacılığının tüketici tarafından ve pek çok finans pazarı tarafından görülmeyişi olduğuna değindi. Kunznik, Intertanko ve Intercargo gibi denizcilik organlarının ve tek tek armatör kuruluşlarının birlikte hareket ederek mali organlar oluşturmalarını ve finans pazarlarına bu şekilde gitmelerini savundu. Ayrıca armatörlerin daha geniş bir şekilde finanssal  konulara yakın olmalarını önerirken, “Deniz taşımacılığı birlikleri odaları ve kuruluşlarının deniz taşımacılığı hakkındaki iyi hikayeleri daha etkin pazarlamaları gerektiğini” söyledi.

Intertanko’nun eski başkanı Richard du Moulin ise, tanker sahipleri kuruluşunun bir kaza zamanında ortaya çıkmanın gerekliliğine inandığını ve kaza sonucu oluşan kamuoyu ilgisini iyi yönde kullanmak için yollar araştırdığını söyledi. Moulin, “Anahtar kelime saydamlık tır ve bu güvenlik açısından yaşamsal öneme sahiptir” dedi.

 

Deniz Ticaret Odası başkanı Cengiz Kaptanoğlu'nun Basın Toplantısı

Deniz Ticaret Odası Başkanı Cengiz Kaptanoğlu, Samsun Feribotu'nun Pire limanına varışının ertesi günü, 4 Haziran 2002 de Meclis Başkanı Erol Yücel, Genel Sekreter Deniz İpek ve Genel Koordinatör Mehmet Hatip, Turmepa Başkanı Eşref Cerrahoğlu ile birlikte geziyi düzenleyen komite başkanı Adil Göksu'yu da alarak Samsun Feribotunda Türk ve Yunan basın mensuplarının katıldığı bir basın toplantısı düzenledi. Basın toplantısında yaptığı konuşmada Kaptanoğlu şunları söyledi:

"Bayanlar, baylar, saygı değer basın mensupları"Türk Deniz Ticaret Odası adına hepinize hoş geldiniz diyor, katılımınız için teşekkür ediyorum.Ayrıca bulunduğumuz Samsun gemisinde bu gece verilecek resepsiyonda "sizleri görmekten büyük mutluluk duyacağız.

Deniz Ticaret Odası Başkanı Cengiz Kaptanoğlu,  Meclis Başkanı Erol Yücel, Genel Sekreter Deniz İpek, Genel Koordinatör Mehmet Hatip, Turmepa Başkanı Eşref Cerrahoğlu ve düzenleyen komite başkanı Adil Göksu basın toplantısında.

 

Türk denizcilik sektörünün, önde gelen temsilcileri, denizcilikten sorumlu devlet bakanimiz, parlamenterler, eski deniz kuvvetleri komutanları, amiraller ve üst düzey bürokratların da iştirak ettiği heyetimizin, dünyanın en büyük denizcilik fuar organizasyonlarından olan Posidonia'yı ziyaretinden büyük memnuniyet duyduğumuzu belirtirim.

Ümit ediyorum ki, ziyaretimiz boyunca iki komşu ülkenin denizcilik alanındaki mevcut ilişkileri, daha da gelişecektir.Yaşam  biçimleri, kültürleri, gelenekleri  hatta yemekleri ayni iki kardeş toplumun, refahlarını birlikte artırmak için yaptıkları işbirliğini çok daha ileri noktaya götürmemeleri iqin hiçbir neden yoktur. Bu konudaki ileri sürülen nedenler her iki toplumun bireyleri tarafından kabul edilemez.Biz Avrupa Birliği’nin, en süratle gelişen üyesi komşumuz Yunanistan’da bulunmaktan mutluluk duyuyoruz. Türkiye’nin de yönü Avrupa Birliği’dir. Kaybedilecek zaman yoktur. İnanıyoruz ki, Türkiye’nin Avrupa Birliğine üyeliği, topluluk içinde geliştireceğimiz potansiyeli mevcut iş birliği ile Yunanistan’ı da daha da güçlü konuma getirecektir.

DTO Genel Koordinatörü Mehmet Hatip ve Eşi, 3 Haziran 2002 akşamı Atina'daki Türkiye Büyükelçiliği Rezidansında verilen resepsiyonda.

Siz komşumuzun, Avrupa Birliği içinde kat ettiği aşamalar yanında dünya denizcilik sektöründe bulunduğu konum da biz Türk denizcilik sektörü tarafından gururla izlenmektedir.Dünya deniz ticaret filosunun en büyük bölümünü Yunanlı armatörlerin gemileri oluşturmaktadır. Ancak Türkiye'de de büyük bir yük potansiyeli vardır. Geçtiğimiz yıl Türkiye'de 113 milyon tonu ithalat ve ihracat olmak üzere 180 milyon ton yük hareketi deniz yolu ile gerçekleşmiştir. Limanlarımızın elleçleme kapasitesi 310 milyon ton-yıldır. Türk ticaret filosu da büyük atılım içindedir. 2001 yılında filomuza yeni inşa edilen 1,5 milyon dwt gemi katılmıştır.

Türkiye'nin bulunduğu coğrafi konum avantajı, bu yük hareketini çok daha artırmaya müsaittir. Ayni denizi paylaşan iki komşu ülkenin denizcilik alanında yapacakları işbirliği ile kuracakları lojistik sistem, Akdeniz’deki yük hareketinin artmasını ve bu hareketin iş birliğimiz lle Kafkaslara, Asya’ya yönlendirilmesini sağlayacaktır. Bunun tesis edilmesi her iki ülkenin gelişimine olağanüstü boyutlarda katkı sağlayacaktır.Denizcilik alanında işbirliğimizi artırmanın, fazla çabaya ihtiyaç göstermediğini düşünüyorum. Bunun en büyük örneği Helmepa ile Turmepa'nin yaptıkları işbirliğidir.

Sayın konuklar, 17 ağustos 1999'da Türkiye'nin yaşadığı deprem faciası sonrası ayni karakteri taşıyan, iki toplumun insani gerekçelerle başlattıkları muhteşem ölçülerdeki diyalog ve yakınlık bizleri olağanüstü boyutlarda umutlandırmış, ekonomik ilişkilerimizin de geliştirilmesine katkıda bulunmuştur.Şimdi iki toplumun birbirine en yakın, is birliğine en yatkın denizcilik sektörlerine büyük sorumluluklar düşmektedir. Biz bu ilişkileri,  başta ekonomik alanda olmak üzere süratle ilerletmeliyiz.Bizlerin işbirliği arttıkça toplumlarımızın bütün kesimlerindeki huzur ortamı giderek artacak, enerjimiz ekonomik işbirliği alanlarına kayarak her iki toplumun refah düzeyleri daha da gelişecektir.

Son üç yılda, meselelerimizin bir çoğunu karşılıklı anlayış içerisinde çözümledik. 

Kapt. Ferit Biren ve Kapt. Cahit İstikbal Pire'de Samsun Feribotunda verilen resepsiyonda görülüyorlar.

 Dolayısıyla, Kıbrıs’ta her iki toplum arasında başlayan diyalogun da bir an önce kalıcı çözüme kavuşacağını ve her iki toplumun enerjisini kalkınmaya sevk edeceklerini umut ediyorum.

Gelişen işbirliğimize, yakınlaşmamıza birlikteliğimizin artmasına en büyük örnek, güzel ülkenizi ziyaretimiz esnasında deniz ticaret bakanınızın Türkiye Deniz Ticaret Odası’na vermiş olduğu randevudur.  Bu randevu karşılıklı işbirliğimizin daha da arttırılacağının işaretidir. Sayın Deniz Ticaret bakanınıza huzurlarınızda şimdiden teşekkür ediyorum.İnanıyorum ki, futbolda 2008 yılında müştereken Avrupa Uluslar Kupası’nı düzenlemek üzere protokol imzalayan ve UEFA’ya başvuran, bu gelenekleri, görenekleri heyecanları benzer, hatta aynı olan iki toplum, diğer alanlarda da iş birliğini çok kısa sürede arttırarak kalkınmalarında önemli gelişmeler sağlayacaklardır.

Bu işbirliğini geliştirmek için en büyük görev biraz önce söylediğim gibi zaten işbirliği içerisinde olan her iki toplumun denizcilik sektörüne düşmektedir.Saygıdeğer basın mensupları, Sayın Konuklar,  Yunanistan’da bulunmaktan memnuniyetimizi tekrar ifade ederken zamanınızdan feragat ederek basın toplantımıza katıldığınız için tekrar teşekkür ederim.Varsa sorularınızı yanıtlamaya hazırım."

DTO Başkanı Cengiz Kaptanoğlu, daha sonra Türk ve Yunanlı gazetecilerin sorularını yanıtladı.

POSIDONIA 2002'de Türkiye Standı

 

Posidonia 2002 de 80 ülke katıldı. Bu 80 ülkeden ABD, Malta, Japonya, Güney Kıbrıs, Ukrayna gibi 23 adedi stand girişlerinde kendi ülke isimlerini taşıyan "ulusal standlar" açmışlardı. Ülke şirketleri bu isim altında aynı stand içerisinde sergileniyordu. Türkiye standı ise ülke ismini değil  "Deniz Ticaret Odası" ismini taşıyordu. katılan firma ise son derece sınırlıydı. Stand içerisinde Kıyı Emniyeti ve Gemi Kurtarma İşletmeleri Genel Müdürlüğü ayrı bir bölümde kendi faaliyetlerini sergiledi. Türk Gazetecilerin ve ziyarete gelenlerin oldukça ilgisini çeken "VTS Simülasyonu" da yine Kıyı Emniyet standındaydı. Bu simülasyon denizcilikle ilgisi sınırlı olanların (Bizim gazeteciler de dahil olmak üzere) mavi ışıklandırılmış renkleri ve dönen radar tarama sektörleri ile ilgisini çekse de, derneğimiz yetkililerinden  "Boğazları mavi bir otoyol şeklinde gösterdiği, güvenlikle ilgili riskleri ve İstanbul halkının bu mavi otoyol şeklinde gösterilen Boğaz'ın civarında büyük ve sahilden başlayan bir yerleşime sahip olduğunun hiç vurgulanmadığı, ayrıca trafik ayırım şeritlerinin ve su derinliklernin kolayca belirtilebileceği halde belirtilmediği" gerekçesiyle eleştiri topladı. Deniz Ticaret Odası standın başarısı için kendi olanakları içerisinde elinden gelen gayreti göstermişti. Ancak, ülkemizdeki denizcilikle ilgili firmaların çok daha geniş bir yelpazeye sahip olduğu düşünülürse, fuara katılan 1630 firma içerisinde sadece 4 Türk firmasının bulunması yeterli olarak görülmedi. Pazarlamanın önemi bu tür fuarlara dünya firmalarının gösterdiği önemden açıkça belli iken, bizim ziyaretçi sayısı olarak çok fazla, ancak fuar standında sergilenen çeşitlilik açısından son derece sade katılımımız bir ölçüde tezat oluşturdu. DTO Yönetimini son derece iyi niyetli girişimlerinden ve çabalarından dolayı kutlarken, denizcilik firmalarımızın da dikkatlerini çekiyor ve "Daha iyi, daha etkin katılım ve destek" temennisinde bulunuyoruz.

 

Gezinin Tam Programı

1 Haziran 2002 Cumartesi
1200 İstanbul'dan Hareket

2 Haziran 2002 Pazar
1100 Gemide Prof. Ramazan Mirzaoğlu'nun Basın Toplantısı
1300 Mykonos'a Varış
3 Haziran 2002 Pazartesi
0300 Mykonos'dan Hareket
1200 Pire'ye Varış
1630 HELMEPA Resepsiyonu
2030 TC Atina Büyükelçiliği'nde Resepsiyon
4 haziran 2002 Salı
1030 Fuar Açılışı
1300 DTO'nun Basın Toplantısı
1500 Yunan Coast Guard'ı ziyaret
1600 Yunan Denizcilik Bakanlığı'nı Ziyaret

Şarkıcı Jale gezi boyunca izleyenlere şarkılarıyla unutulmaz anlar yaşattı.

1730 Yunan Deniz Ticaret Odası'nı Ziyaret  
5 Haziran 2002 Çarşamba  
1000 Fuar Ziyareti
1200 Yunan Armatörler Birliği'ni Ziyaret
1200 Pire Liman Başkanlığı'nı Ziyaret
2200 Pire'den Santorini'ye Hareket
6 Haziran 2002 Perşembe
1000 Santorini'ye varış
2000 Veda gecesi, veda konuşmaları ve plaket töreni, Prof. ramazan Mirzaoğlu'nun gezi ve fuar değerlendirmesi.
7 Haziran 2002 Cuma  
0200 Santorini'den hareket  
8 Haziran 2002 Cumartesi  
0900 İstanbul'a varış.  

 

 

Konuyla ilgili Bkz: Gila Benmayor'un Hürriyet Gazetesi'nde yayınlanan köşe yazıları:
09.06.2002 Güneş ve lav adası
07.06.2002 İşçi ucuz, kalite yüksek ama kapasite yüzde 25
04.06.2002 Denizciler 20 milyar dolar için söz veriyor

 

 

© Yazı ve fotoğraflar Türk Kılavuz Kaptanlar Derneği'ne aittir. İzinsiz kullanılamaz. İzin için seapilot@turkishpilots.org adresine mail gönderiniz. POSEIDONIA 2002 Fuarı ile ilgili daha fazla detay için yine Derneğimize aynı mail adresinden başvurabilirsiniz.

 

 

 


 
 
 
Hit Counter
 


© 1996-2004 Türk Kılavuz Kaptanlar Derneği