|

Greenpeace'nin
gemisi "Rainbow Warrior" un İstanbul'u ziyareti nedeniyle Greenpeace
tarafından yayınlanan basın bildirisinde, "Türkiye, petrol endüstrisinin
dünyanın dört bir yanında yol açtığı felaketlerden ders alarak, enerji
verimliliği ve yenilenebilir kaynaklarını devreye sokmalıdır." dendi.

Ataköy Marina,
İstanbul, 21 Aralık 2001 – Greenpeace’in "Rainbow Warrior" (Gökkuşağı
Savaşçısı) adlı bayrak gemisi, İstanbul ziyaretine, petrol endüstrisinin yol
açtığı çevre ve iklim felaketleri konusunda bir uyarı yaparak başladı. Gemi,
İstanbul halkının ziyaretine açık olduğu gün ve saatlerde petrol
endüstrisiyle ilgili tehlikeleri ortaya koyan bir sergiye de evsahipliği
yapacaktır.
Yaklaşık 12 milyon
insanın yaşadığı İstanbul kentinin kalbinden geçen korkunç petrol trafiği,
yalnızca insan hayatını; Boğaziçi’nde (1) bulunan doğal ve tarihsel dünya
mirasını; Hazar Denizi, Karadeniz ve Akdeniz ekosistemlerini değil; dünyanın
iklimini (2) de tehdit ediyor! İklim değişikliği şu anda insanlığın ve
gezegenimizdeki yaşamın karşı karşıya olduğu en büyük tehlike olarak kabul
edilmektedir.
Greenpeace Akdeniz
Ofisi enerji kampanyası sorumlusu Melda Keskin şöyle dedi: “Sergimizdeki
ölümcül petrol üretim-tüketim döngüsü, Türk yetkililerine açık bir uyarıdır.
Petrol gibi fosil yakıtlara bağımlık; ucunda çevre kirliliği, çarpıcı iklim
değişiklikleri ve savaşlar (3) bulunan bir çıkmaz yoldur. Fosil yakıt
devlerinin çıkarları, bizim yaşamlarımızdan ve gezegenimizin geleceğinden
önde tutulmamalıdır!”
Greenpeace; Boğazları
tehdit eden dev tankerlerin alternatifinin, hiçbir zaman British Petrol
şirketi ve yetkililerin iddia ettiği gibi, Baku-Ceyhan boru hattı olmadığına
dikkat çekiyor. Bazı batılı ülke ve şirketlerin petrol çıkarları, her iki
projenin de yapılmasını gerektirmekte, dev şirketler her iki projeyi de uzun
zamandır planlamakta ve pazarlamaktadır. İster tankerlerle ister
boruhatlarıyla taşınsın, sorun petrolün kendisidir. Her iki proje de
dünyanın en hassas ve en fazla tehdit altındaki ekosistemlerinden biri olan
Akdeniz’i tehlikeye sokmaktadır.
Keskin’e göre, “Petrol
endüstrisi, karada ve denizdeki günlük operasyonları sırasında, her yıl 3-4
milyon ton petrolle sorumsuzca denizleri kirletiyor ve bunun yalnızca %10
kadarı kazalardan kaynaklanır! Dahası, Greenpeace açısından petrolün
kullanılması en büyük kazadır, çünkü dünyanın dört bir yanında tehlikeli
iklim değişikliklerine neden olmaktadır. ”
Greenpeace'e göre,
Ulusötesi petrol şirketlerinin sözde “çevreci” görünme çabalarına ve Bush
gibi politikacıların baskılarına karşın, fosil yakıt kullanımını ve
karbondioksit yayılımını radikal bir biçimde azaltacak ulusal politikalar
benimsenmek zorundadır. Dünya ikliminde gözlenen tehlikeli değişiklikler
nedeniyle yeni fosil yakıt kaynaklarının araştırılmasına yönelik planlar
gerçekçi değildir. Gerçek alternatifler, enerji verimliliği programlarının
uygulanması ve rüzgar, güneş, büyokütle gibi yenilenebilir enerji
kaynaklarının acilen devreye sokulmasıdır. Birçok ülke, yenilenebilir
kaynaklara geçişi hızlandırarak gelecek için şimdiden hazırlanmaktadır.
Keskin sözlerini şöyle
sürdürdü, “Yaşamlarımızı ve çevremizi tehlikeye atmadan, en verimli bir
biçimde temiz enerji kullanmaya başlamak zorundayız. Alternatiflerin hem
endüstrileşmiş ülke yurttaşlarının, hem de yoksul ve gelişmekte olan ülke
yurttaşlarının yararına olduğu araştırmalarla kanıtlanmış durumdadır.”
Grrenpeace'ten yapılan
açıklamada ayrıca "ABD dünya nüfusunun %4’ünü barındırdığı halde küresel
karbondioksit yayılımının %25’inden sorumludur! Greenpeace, Bush
Yönetimi’nin Exxon gibi dev petrol şirketlerinin dar çıkarlarına hizmet
etmekten vaz geçmesini ve Kyoto Sözleşmesi’ni Amerikan Kongresi’ne
onaylatmasını talep ediyor. Kyoto’ya taraf olan devletler arasında
geçtiğimiz Kasım ayında Marakeş’te (Fas) yapılan yedinci toplantının (COP 7)
ardından, uluslararası topluluğun şu anki hedefi; 2002 Eylül ayında
Johannesburg’da (Güney Afrika) yapılacak “Rio +10” Dünya Zirvesi’nden önce,
Kyoto Sözleşmesi’nin parlamentolarda onaylanarak yürürlüğe sokulmasıdır.
Greenpeace, Kyoto Sözleşmesi’nin yürürlüğe sokulmasının, tehlikeli iklim
değişikliklerinin önlenebilmesi yolunda gerekli ama en alt düzeyde bir ilk
adım olduğuna inanmaktadır." denildi.
GREENPEACE'ten
NOTLAR:
1 – İstanbul Boğazı,
tehlikeli kayalıklar, sis, yağış, güçlü ters akıntılar, hem enine hem de
boyuna işleyen çok ağır trafiğiyle, dünyanın en dar ve riskli su yollarından
biridir. Bugün Boğaz’dan 1 yılda geçen 50 bin geminin 5500 kadarını petrol
tankerleri oluşturuyor. Bu ağır trafik geçtiğimiz yıllarda birçok ciddi
kazanın olmasına neden olmuştur.
2 - Dünya atmosferinde
kaydedilen ısınmadan ve iklim felaketlerinden sorumlu olan sera gazları
arasında en önemlisi olan karbondioksit (CO2), kömür, petrol gibi fosil
yakıtların taşıtlar, termik santrallar, vb. yerlerde kullanılmasıyla ortaya
çıkar.
CO2
gibi seragazlarının şu anki artış eğilimi, küresel sıcaklıkların, son 20 bin
yılda yaşanandan çok daha büyük bir hızla artmasına yol açıyor. Artan
sıcaklık nedeniyle, örneğin Kuzey Kutbu’nun %40’ı son 40 yılda erimiştir.
Kutup ve buzulların erimesi sonucunda deniz seviyelerinin yükselmesi ise,
kıyılarda yaşayan milyonlarca insan ve tatlı su kaynakları için korkunç bir
tehdittir. Şiddeti ve sıklığı artış gösteren güçlü fırtınalar, kasırgalar ve
son günlerde Mersin ve yöresinde olduğu gibi büyük seller, vb. doğa
olayları, artık “doğal olmayan felaketler” olarak kabul ediliyor. Dünyada
son üç yılda aşırı meteorolojik olaylara bağlı olarak 100 bin insanın öldüğü
hesaplanmıştır (Catastrophe (Facia), David Keys, 2000). İngiliz Hükümeti’ne
bağlı çalışan biliminsanları 2080 yılına dek, dünyada her yıl 94 milyon
insanın sel baskınları riskiyle, 290 milyon insanın ise sıtma riski ile
karşı karşıya kalacağını tahmin etmektedir (Climate Change and its impacts
(İklim Değişikliği ve Etkileri), DETR, Ekim 1999).
Tahminler çoğunlukla,
Akdeniz bölgesinde kışın daha fazla yazın ise daha az yağış olacağına dikkat
çekiyor. Daha fazla yağış alan bölgeler bile, artan buharlaşma ve yağışların
mevsimsel dağılımı ve yoğunluğundaki değişiklikler yüzünden, bugünden daha
kurak bir hale gelerek, çölleşecektir. İklim değişikliği etkilerine karşı
kendilerini koruma olanağı ya da hazırlığı olmayan Türkiye gibi gelişmekte
olan ülkelerin insanları ise tüm bu sorunlardan en fazla yara alanlar
olacaktır.
3 – Daha önce Körfez
Savaşı’nda ve şu anda da Afganistan’da sürdürülmekte olan savaşta da
görüldüğü gibi, petrol yalnızca ekolojik felaketlerin yakıtı olmakla
kalmıyor, aynı zamanda da güvensizliğin, bölgesel çatışmaların ve savaşların
da yakıtı olduğu görülüyor. Tüm bu gerçeklerin ışığında Greenpeace, petrol
çıkartmaya ve boru hatları inşa etmeye yönelik tüm planları yanlış yönde
atılmış adımlar olarak değerlendirmektedir.
--------
Greenpeace ayrıca, Tüm
İstanbullular ve Sivil Toplum Kuruluşu üyeleri, ‘Rainbow Warrior’ gemisini
ve gemideki Petrol konulu Greenpeace sergisini ziyaret etmek üzere, 22 - 23
Aralık 2001 Cumartesi ve Pazar günleri, 11:00-17:00 saatleri arasında Ataköy
Marina Çekek Yeri Rıhtımı’na davet ediyor.
Geminin
yeni yılın ilk günlerinde İstanbul’dan ayrılarak Akdeniz ülkelerindeki
Greenpeace kampanyalarına destek vermek üzere Yunanistan’a doğru yola
çıkacağı belirtildi.
|