|

Türkiye
Konsey üyeliğini sürdürme başarısını gösterirken, Genel Kurulda denizde
can güvenliği, terörizm ve sığınmacılar konuları ön plana çıktı.
19-30 Kasım 2001
Tarihleri arasında Londra’daki IMO Genel Merkezinde yapılan Genel Kurulda
denizden can güvenliği, terörizm ve sığınmacılar konuları ön plana çıktı.
Türkiye Denizcilikten Sorumlu Devlet Bakanı Ramazan Mirzaoğlu ile birlikte
geniş bir heyet tarafın dan temsil edildi.
Genel Kurulun açılışında konuşan IMO Genel
Sekreteri William O’Neil, “11 Eylül tarihinde ABD’ye yapılan saldırı,
bütün dünyaya yayılan şok dalgaları oluşturdu. Bunun yan etkileri halen
yaşamımızın her alanını etkilemektedir. Eski alışkanlıklar, değerler
tehdit altındadır ve hatta zaman içinde gelişerek bir noktaya gelmiş olan
temel ekonomik ve sosyal yapılar sorgulanmaya başlanmıştır.” Dedi.
 |
|
IMO Genel Sekreteri
William O'Neil 22. Genel Kurulun açılış konuşmasını yaparken. |
Genel Sekreter, denizde güvenlik ve can
güvenliğinin, IMO’nun öncelikli konular listesinde şimdi her zamankinden
daha üst sırada birinci öncelikli konu olarak yer aldığını bildirdi.
Konuşmasında düşük standarttaki gemiler
konusuna da değinen O’Neil, “Günümüz dünyasındaki siyasi ve ekonomik
belirsizlik de ayrı bir baskı oluşturmaktadır.Zayıf ekonomik koşullar
kaliteden taviz vermeyi ve standartlarda düşüklüğü tercih edilir
kılmaktadır. Bizim en zor görevlerimizden birisi bunun olmamasını
sağlamaktır. Gemilerin bakım tutumunun iyi yapılması her zaman önemlidir,
ancak, eğer ticari koşulların gerektirmesi yüzünden gemilerin ömürlerinin
uzatılması söz konusu ise, bu önem hayati düzeydedir. Bunun gibi, endüstri
için iyi eğitilmiş ve uygun nitelikteki insan kaynaklarının yetiştirilmesi
ve bulundurulması için yeterli kaynakların ayrılmasına da devam edilmesi
gerekmektedir ve bu da gemiadamları ile başlar” dedi.
Geniş kapsamlı konuşmasında Genel Sekreter
ayrıca zorunlu uygulama tarihleri yaklaşan ISM Kodu ve STCW Sözleşmesi’nin
altını çizdi. “Zorunlu ISM Kodu, gemilerin güvenli yönetimi ve
çalışması ile deniz kirlililiğinin önlenmesi için uluslar arası
standartlar getirmektedir. Bu Kod, gemilerin belirlenen ölçüde güvenli
olarak çalışmalarını sağlamak üzere karadaki yönetime doğrudan sorumluluk
getirmektedir. Şimdiye kadarki bulgular ISM uygulamasının etkilerinin
olumlu olduğu ve dünya genelindeki deniz taşımacılığı şirketleri
bünyesinde amaçlanan güvenlik kültürünün oluşturulmasına başlandığı
yönündedir.” Diyen Genel Sekreter, gelecek birkaç yıl içinde,
denizcilik dünyası STCW 95 ve ISM Kodu’nun her ikisinin birden
yararlarının endüstrinin güvenlik kayıtlarına da yansıdığını görmeyi
bekldiğini söyleyerek IMO üyesi ülkeler bu kuralları etkin ve titiz bir
biçimde uygular ve bunda devamlılık sağlarlarsa bunun başarılacağından
emin olduğunu kaydetti.
Genel Sekreter, sözlerini “ISM Kodu ve
STCW 95’in endüstri için yüksek beceriye sahip, eğitimli, sertifikalı ve
etkin bir yönetim altında iş gücünün temin edilmesi yönündeki
potansiyelinin bütünüyle realize edilmesini sağlamalıyız. En yüksek
standartlara uyum sağlama isteğinde olan ancak yeterli kaynağı bulunmayan
ülkelere yardımcı olmaya devam etmeliyiz. Sekreterya olarak, Üye
Hükümetlere ve onların aracılığıyla daha geniş denizcilik camiasına en iyi
ve en etkin maliyetle hizmet verebilmek üzere işlemlerimizi, çalışma
düzenlerimizi ve teknoloji kullanımımızı gözden geçirmeye devam
etmeliyiz. Ve, hepsinden önemlisi, hepimiz, en iyi çalışmanın
ödüllendirildiği ve kalitenin ortaya çıkarılmasının özendirildiği
koşulları yaratmak için çaba göstermeye devam etmeliyiz.” Diyerek
noktaladı.
İngiltere Denizcilik Bakanı’nın Konuşması
IMO Genel Sekreteri William O’Neil’den
sonra, İngiltere Denizcilik Bakanı David Jamieson, ev sahibi ülke adına
her genel kurulda olduğu gibi bir konuşma yaptı. Jamieson, , tek cidarlı
tankerlerin devre dışı bırakılması konusunda dünya genelinde uluslar
arası anlaşmanın büyük bir hızla sağlanması şeklinde ortaya çıkan
işbirliği ruhu ve deniz çevresinin daha fazla korunması için ortak
istekten dolayı İngiltere’nin IMO’ya minnettar olduğunu belirtti. Kolay
Bayrak ülkelerini eleştiren David Jamieson, “bir Bayrak Devletinin
kayıt ücretini cebine indirmekten daha fazla şeyler yapması gerektiğini
düşüncesindeyiz” dedi. Jamieson, şöyle devam etti:
 |
|
İngiltere Denizcilik
Bakanı David Jamieson konuşmasını yaparken. |
“Uluslar arası Sözleşmelerde anlaşmaya
varılması ile iş bitmiş olmuyor. Mevcut standartların etkin ve birörnek
uygulanmasının sağlanması IMO’nun öncelikli görevidir. Bütün bayrak
Devletleri kuralları uygulamak konusunda uluslararası yükümlülüklerini ve
sorumluluklarını yerine getiriyor olsalar, Birleşik Krallık da Liman
Devleti Kontrolü işiyle böylesine uğraşmak zorunda kalmayacak ve bundan
bizzat mutluluk duyacaktı. Ne yazık ki durum böyle değil. Eğer düzenleme
getirdiğimiz denizcilik endüstrisinin küresel bir gereksinim olduğunu
söylüyorsak-ki öyledir, o zaman düzenlemeyi yapanların başarısından da
küresel ölçüde yararlanmamız gerekir. Bu anlayışa direnç gösterenlere IMO
hoşgörülü davranmaz.”
Konuşmasında sık sık övdüğü IMO’ya zaman
zaman hafifçe çatmaktan da geri kalmayan İngiltere Denizcilik Bakanı,
“IMO’nun büyük deniz kazalarından sonra tepki gösterme konusunda hayranlık
duyulacak bir sicili vardır. Bununla birlikte, büyük yolcu gemilerinin
güvenliği için halen yapmakta olduğu çalışma, Örgütün reaktif olduğu kadar
proaktif de olabileceğinin çok önemli bir göstergesi sayılmalıdır. Bu
yüzden biz Genel Sekretere bu konuyu öne çıkardığı için minnettarız.”
Dedi.
Jamieson,ufukta bulutların görülmekte
olduğunu belirterek,geçtiğimiz yıl korsanlık ve silahlı soygun amacıyla
gemilerin uğradığı saldırıların sayısındaki artışa değindi. “Bu, dünya
denizcilik taşımacılığı işiyle uğraşanların hakkında artık bir şeyler
yapmaları gerektiğine Birleşik Krallık olarak inandığımız bir
tehlikedir.Öncelikle inanıyoruz ki şimdi gerekli olan, hükümetler arasında
uluslar arası işbirliğinin arttırılmasıdır. Herhangi bir Hükümetin “bu
konu bizi ilgilendirmiyor” iddiasında bulunması; tehlikelidir, açıklıkla
söyleyeyim, havadadır ve kabul edilemez. Eylül ayında hepimiz açıkça
gördük ki taşımacılığın bizzat kendisi uluslar arası tahrip için
kullanılan bir araç haline gelebiliyor, korsanlık ve terörizm
düzensizliğin belirtileridirler ve inanıyorum ki bu Örgüt düzeni ve barışı
geri getirmek için kendine düşen görevi yapacaktır.” Dedi.
David Jamieson, denizde görev alacak
personelin kalitesinin önemini özellikle vurguladığı konuşmasında, en yeni
geminin bile, eğer iyi eğitilmemiş, aşırı çalışan mürettebatla donatılmış
ve yetersiz bir yönetimle işletilmekte ise, standart altı sayılması
gerektiğinin altını çizdi ve benzer şekilde, yetkili denizcilik
İdarelerinin de uygun eğitimi almış yöneticilerle yeterli bir şekilde
donatılmaları gerektiğini söyledi.
ABD
Sahil Güvenlik Komutanı Amiral James Loy’un konuşması
Görüşmelerin 2. Günü, ABD Sahil Güvenlik
Komutanı Amiral James Loy bir konuşma yaparak 11 Eylül saldırısı ve
sonrasında denizcilik alanında alınması gereken önlemlere değindi. Amiral
James Loy, şöyle dedi:
“11 Eylülden önce, havacılıktaki herkes
ticari uçaklara ticaret ve zenginliğin sembolü olarak bakmaktaydılar.
Sivil havacılık ekonomilerin kalkınmalarına yardım eder, dünyayı birbirine
bağlar ve bizim yaşam kalitemizi arttırır. 11 Eylül günü teröristler bu
ticaret araçlarını nefret silahlarına dönüştürdüler. Hedefler, Amerikan
ekonomik ve askeri gücünün sembolleri idi. Ancak bu hedefler kolaylıkla
Big Ben ya da Parlamento binası, ya da Kuala Lumpur’daki kuleler, veya
zafer anıtı olabilirdi. Başkan Bush’un da açıklıkla ortaya koymuş olduğu
gibi, Birleşik Devletler 11 Eylül saldırılarını savaş fiili olarak
görmektedir, yalnızca Amerika’nın mali ve siyasi merkezlerine bir saldırı
değil, aynı zamanda bizzat özgürlüğe bir saldırı. Amerikan özgürlüğüne
değil. Bizzat, hepimizin özgürlüğüne bir saldırı.”
Birleşik Devletlerin bu üzüntüyü yaşarken
yalnız olmadığının altını çizen ABD Sahil Güvenlik Komutanı, her biri IMO
üyesi olan 80’den fazla ülkenin, Dünya Ticaret Merkezindeki felakette
vatandaşlarını kaybettiğini belirtti..
11 Eylül’den alınan en büyük derslerden
birisinin, bütün ulusların yüzyüze olduğu tehdidin dramatik bir biçimde
değişmiş olduğunu kaydeden Amiral Loy, “11 Eylül’de görmüş olduğumuz
yeni bir şeydi, uçak kaçıranlar ticari uçuşları yalnızca toplu katliamı
amaçlayan insan güdümlü silahlara dönüştürdüler. Bu olayı düşünce
süzgecimizden geçirmeli ve deniz çevremizin zafiyetini anlamalıyız.
Denizde can güvenliği konusundaki bildiklerimizi yeniden
değerlendirmeliyiz.” Dedi. 10 Eylül günü, trajik olaylardan bir gün
önce, ADD Sahil Güvenlik Teşkilatının çalışma bütçesinin %1ini
denizcilik/liman güvenliği(can) için ayırmakta olduğunu söyleyen Amiral
Loy, bugün,çalışma bütçelerinin %57 sini bu konuya ayırmış durumda
olduklarını ve bunun temel bir değişim olduğunu belirtti. Amiral James Loy,
şöyle devam etti:
“Kesinlikle inanıyorum ki bizim denizcilik
sektörümüz dünya ekonomisi içerisinde en değerli ve en hassas olanıdır.
Gemilerimizi, denizcilerimizi, limanlarımızı ve okyanuslarımızı
terörizmden korumak için yapmamız gerekenleri düşünmek bile güç ve cesaret
kırıcı gibi görünebilir. Dikkatlerimizi iki düşünce üzerinde
odaklamalıyız. Birincisi, tarihimizde hep bir trajediyi bekledik ve ondan
sonra ancak harekete geçtik. Exxon Valdez’i, Amoco Cadiz’i, Achille
Lauro’yu, Erika’yı hatırlayınız. Havacılık sektöründen aldığımız bu alarm
bizi uyandırmalı ve bu defa aynı hataya düşmemeliyiz. İkincisi, 11
Eylül’de aslında nerede hata yaptığımızı anlamalıyız. Hata bizim önleme
sistemimizde, mücadele sistemimizde, emercensi durum yönetimi
paradigmamızda değildi. 11 Eylül oldu çünkü havacılık alanındaki çok
belirgin uyarı sinyallerine kulak asmadık. Gemilerimizin, limanlarımızın
ve suyollarımızın zafiyetini bilerek, denizcilik alanında gerekli
önlemleri almalıyız. Bu, bilginin paylaşıldığı, herkesin elini taşın
altına koyduğu bir biçimde olacak ve biz su üzerinde hareket eden gemiler,
insanlar ve yükler ile ilgili bilmemiz gereken her şeyi öğreneceğiz. Her
iki durumda da, kendimizi doğru olan ne varsa yapmaya hazırlamalı ve iyi
çalıştığımız takdirde her şeyin üstesinden geleceğimize inanmalıyız.”
Amiral Loy, denizde can güvenliğinin
sağlanması ve terörizmle mücadele mücadele etmek üzere ne gibi önlemler
alınacağının belirlenmesi amacıyla bir çalışma grubu oluşturulması
önerisinde de bulundu. Diğer üyelerin önereceği konular ile birlikte
bu çalışma grubunun şu konularda çalışma yapabileceğini belirtti:
·
Gemilere otomatik tanıma
sistemi (AIS) konumlandırılması ile ilgili hususları gözden geçirmek,
·
Gemilerde, liman
kuruluşlarında ve kıyıdan açıkta konumlanmış terminallerde güvenlik
planları gereksinimini değerlendirmek,
·
Kimlik bilgisinin
doğrulanması ve gemiadamlarının geçmişleriyle ilgili güvenlik sorgulaması
gereksinimini gözden geçirmek,
·
Yüklenme limanından varış
limanına kadar konteynırlar için bir güvenlik zinciri oluşturmak.
ABD Sahil Güvenlik Komutanı, sözlerini şöyle tamamladı:
"Sayın Başkan, Seçkin
Meslektaşlarım, Dünya Ticaret Merkezinde ben de kişisel dostlarımı ve ABD
Sahil Güvenliği Teşkilatı mensuplarını kaybettim. ABD Deniz Kuvvetleri
Pentagon’da yeni düzenlenmiş bürolarında çalışmakta olan 27 kişiyi
kaybetti. Burada temsil edilmekte olan 80 delegasyon içlerinde kadınlar ve
çocukların da olduğu vatandaşlarını kaybettiler. Dünyanın büyük
dinlerinden birini yanlış yorumlayan ve bunun arkasında gizlenen isimsiz,
cisimsiz düşman tarafından katledildiler.
Bu Örgütün hayati önemdeki çalışmalarını sürdürürken, hepimiz birleşerek
özgürlük ve dürüstlük saflarında yerlerimizi alalım, çocuklarımıza ve
gelecek kuşaklarımıza daha güvenli ve daha iyi bir dünya bırakmak üzere
bir araya gelelim. "
Genel Kurul için Başkan seçimi
21. Genel Kurul a başkanlık
eden Finlandiya'nın İngiltere Büyükelçisi Perti Salolainen, açılış
konuşmalarının ardından görevini yeni seçilen Başkan'a devretmeden önce
kısa bir konuşma yaptı. Salolainen, IMO'nun kendi başkanlığı döneminde
meydana gelen Erika kazası sonrasında çok etkili bir çalışma yaptığını
belirtti.
Yapılan Başkanlık seçiminde ise
Gambia'dan Devlet Bakanı Edward Singhatey Başkanlığa, İspanya Deniz
Ulaştırması Genel Müdürü Luis Lopez-Sors Gonzalez ile Kore
Cumhuriyeti Deniz Güvenliği Bakan Yardımcısı Gap-Sook Lee Başkan
Yardımcılıklarına seçildiler.
Ayrıca Genel Kurul bünyesinde
oluşturulan çalışma komiteleri için de başkan seçimi yapıldı. Buna göre;
Komite 1 (Hukuk Komitesi):
Büyükelçi Orlando Allard,Panama'nın IMO Daimi Temsilcisi.
Komite 2 (Teknik Komite:
J.J. Angelo, ABD Sahil Güvenlik Teşkilatı Standartlar Bölümü Başkanı.
Komite başkanlıklarına
seçildiler.
Konsey Seçimleri
IMO'nun 2001-2003 döneminde Konsey üyeliğini yapacak 32 ülke için seçimler
23 Kasım Cuma günü yapıldı. Konseyde yer alacak (A) Kategorisi için
8 Ülke, (B) Kategorisi için 8 Ülke ve (C) Kategorisi için de 16 Ülke için
sandalye bulunmaktaydı.
IMO'ya her yıl ödenmesi gereken katkı payını ödemeyen 20'ye yakın ülkenin
oy kullanma hakları para ödeyinceye kadar askıya alındı. Bu ülkeler
arasında Pakistan gibi ülkeler de vardı.
 |
|
Cahit İstikbal,
Nilüfer Oral ve MSC Başkanı Tom Allan 20 Kasım Salı akşamı Türkiye
Büyükelçiliği Rezidansında verilen kabulde görülüyorlar. |
Yapılan seçimde A ve B kategorilerinde her zaman olduğu gibi aday ülke
sayısı ile sandalye sayısı eşit olduğundan bu kategorilerde seçimler
acclamation (alkışlama) gibi demokrasinin güzel bir yöntemi ile yapıldı.C
kategorisi için ise aday sayısı çok olduğu için seçim yapıldı.
A Kategorisi: Çin, Yunanistan, İtalya,
Japonya, Norveç, Rusya Federasyonu, İngiltere ve ABD.
B Kategorisi:Arjantin, Brezilya,
Kanada, Fransa, Almanya, Hindistan, Hollanda, İsveç.
C Kategorisi: Seçimlerde C
kategorisi için seçilen ülkeler ve oyları şöyle:
-
Malta.............................110
-
Bahama Ad....................109
-
Kore Cumh....................107
-
G. Kıbrıs........................105
-
Singapur.........................105
-
Filipinler..........................102
-
G. Afrika Cumh...............102
-
Avustralya.......................101
-
İspanya...........................101
-
Endonezya.........................96
-
Meksika............................93
-
Panama.............................93
-
Türkiye............................87
-
Polonya.............................86
-
Nijerya...............................85
-
Mısır..................................81
Bu sonuçlara göre önceki dönemde Konsey üyeliği yapan Finlandiya ve Fas
yeni dönemde seçilemezken, Nijerya ve Polonya önceki dönemde üye değilken
bu ülkelerin yerine Konsey üyeliğini aldılar.
Bu arada, IMO Sözleşmesinde 1993 yılında yapılan yeni düzenleme uyarınca,
Konsey üyelerinin sayısı 7 Kasım 2002 tarihinden itibaren 32'den 40'a
çıkacak. Buna göre A Kategorisi 10, B Kategorisi 10 ve C Kategorisi 20
Ülkeden oluşacak. 22. Genel Kurulda seçimler yapılırken 7 Kasım 2002
tarihinden itibaren sandalyesine oturacak bu 8 ülkenin de seçimi yapıldı.
Buna göre:
A Kategorisine ilave 2 Ülke: Panama, Kore Cumhuriyet.
B Kategorisine ilave 2 Ülke: Bangladeş, İspanya
C Kategorisine ilave ülkeler: (A ve B Kategorisine geçişler
dolayısıyla boşalan üyelikler de dahil) Şili, Danimarka, Gana, Honduras,
Kenya, Lübnan, Venezuela.
IMO Konsey seçimlerindeki a, b, ve c
grupları için şu kriterler göz önüne alınıyor:
- (a) grubundaki sekiz üye, Uluslararası
Gemi Taşimacılığı hizmetleriyle yoğun olarak uğraşan
 |
|
Denizcilikten Sorumlu Devlet
Bakanı Prof. Dr. Ramazan Mirzaoğlu,
20 Kasım Salı akşamı Türkiye
Büyükelçiliği Rezidansında IMO Deniz Güvenliği Bölüm Başkanı
Amiral Mitropoulos'u kabul ederken, Denizcilik Müsteşarı Dr.
Mustafa Korçak ve Londra Büyükelçimiz Korkmaz Haktanır misafirlere
hoşgeldiniz diyorlar. |
ülkelerden seçiliyor.
- (b) grubundaki sekiz üye, Uluslararası
Deniz Kaynaklı Ticaret ile yakından ilgili ülkelerden seçiliyor,
- (c) grubundaki 16 üye, üstteki iki
madde kapsamında olmayan ancak seyir ve deniz taşimacılığına özel ilgisi
olan ve dünyanın büyük coğrafi alanlarının temsi edilmesini sağlayacak
olan ülkelerden seçiliyor.
Bu şekilde Konsey 32 ülkeden oluşuyor.
Ancak konsey içerisinde alınacak kararlarda oylama yapılırken a, b ve c
grubu oyları eşit ağırlığa sahip bulunuyor. Genel Kurul’dan sonra IMO’nun
en yetkili organı olan Konseyin IMO içerisinde çok önemli ve saygın bir
işlevi var. Konseyin görev ve yetkileri şöyle sıralanıyor:
- Konsey üyeleri Genel Kurul’un bir
sonraki oturumuna kadar görevde kalır, görevinden ayrılan üyeler ise
yeniden seçilebilir.
- Konseyin toplanabilmesi için 21 üyenin
bulunması ile yeterli çogunluk oluşturulmuş sayılır. Konsey, bir ay
önceden yapılan davetle başkanın veya üyelerden en az 4’ünün isteğiyle
görevlerinin gereğini yerine getirebilecek sıklıkta toplanır.
Toplantılar konseyin belirleyebileceği herhangi bir yerde yapılabilir.
- Konsey, Deniz Güvenliği Komitesi, Hukuk
Komitesi, Deniz Çevresini Koruma Komitesi, Teknik İşbirliği Komitesi ve
diğer örgütlerin birimlerinin önerilerini göz önünde tutarak, Genel
Sekreterlik tarafından hazırlanan taslak programı ve bütçe hesaplarını
dikkate alır ve bunları hesaba katarak Organizasyonların genel itibar ve
önceliklerine göre onların bütçe ve çalisma programlarını Genel Kurul’a
tanıtır ve sunar.
- Deniz Güvenliği Komitesi, Hukuk
Komitesi, Deniz Çevresini Koruma Komitesi, Teknik İşbirliği Komitesi ve
diğer örgütlerin birimlerinin raporlarını, teklif ve tavsiyelerini alır
ve bunları Genel Kurul’a iletir; Genel Kurul’un oturumu olmadığı zaman
Konsey’in yorumları ve tavsiyeleri ile birlikte bilgi için üye ülkelere
gönderir.
- Genel Kurul’a Örgütün parasal
durumlarını kendi yorum ve tavsiyeleri ile birlikte sunar.
 |
|
22. IMO Genel Kurulu'na katılan Türkiye Delegasyonu
toplu halde. |
(Haber: TUMPA)

|