Akademik Görüş

Demiryolu ve Denizyolu Taşımacılığı

Doç. Dr. NECMETTİN AKTEN

 

Seyir Defteri

Meslek Örgütlerine Özen Gösterelim

Kapt. CAHİT İSTİKBAL

 

Mercek Altında

Kılavuz Kaptanlık Mesleği

Kapt. OĞUZ CEBECİ

 

Hukuk Penceresi

Yargı Muafiyeti ve Yabancı Gemiler

Av. BÜLENT TATAR

 

Teknik Bakış

Yüzyılın En Önemli Tehdidi

Kapt. CAHİT YALÇIN

SANLI BAYRAGIMIZ

TURK

KILAVUZ KAPTANLAR

DERNEGI

T U R K I S H   M A R I T I M E   P I L O T S'   A S S O C I A T I O N

TUMPA LOGO

marineCare

TUMPA ENGLISH SITE

Burada önemli son dakika haberleri yer alacaktır. Bizi izlemeye devam ediniz...

temizdeniz.gif (1310 bytes)
İçindekiler
Haberler
Dış Basın
Yazarlar
İstatistikler
IMO
F.A.Q.
Yönetim Kurulu
Üye Girişi
Arama
Çevre
Yeni Ne Var?
marineCare
Meteoroloji
Software
Şiir
Eğlencelik
Adresimiz
Bize Yazın!
Linkler
Sitenizi Ekleyin
Tüm Forumlar
Eğitim Forumu
İş Arayanlar
Misafir Defteri

Kılavuzluk,

Güvenilirliğin

İnsana

Dönüşmüş

Şeklidir.

Joseph CONRAD


  Arama Motoru

TUMPA WEB



IMPA Üyesiyiz


EMPA Üyesiyiz


click to see our site statistics!

 

 Türkiye Konsey üyeliğini sürdürme başarısını gösterirken, Genel Kurulda denizde can güvenliği, terörizm ve sığınmacılar konuları ön plana çıktı. 

19-30 Kasım 2001 Tarihleri arasında Londra’daki IMO Genel Merkezinde yapılan Genel Kurulda denizden can güvenliği, terörizm ve sığınmacılar konuları ön plana çıktı. Türkiye Denizcilikten Sorumlu Devlet Bakanı Ramazan Mirzaoğlu ile birlikte geniş bir heyet tarafın dan temsil edildi.

Genel Kurulun açılışında konuşan IMO Genel Sekreteri William O’Neil, “11 Eylül tarihinde ABD’ye yapılan saldırı, bütün dünyaya yayılan şok dalgaları oluşturdu. Bunun yan etkileri halen yaşamımızın her alanını etkilemektedir. Eski alışkanlıklar, değerler tehdit altındadır ve hatta zaman içinde gelişerek bir noktaya gelmiş olan temel ekonomik ve sosyal yapılar sorgulanmaya başlanmıştır.” Dedi.

IMO Genel Sekreteri William O'Neil 22. Genel Kurulun açılış konuşmasını yaparken.

 

Genel Sekreter, denizde güvenlik ve can güvenliğinin, IMO’nun öncelikli konular listesinde şimdi her zamankinden daha üst sırada birinci öncelikli konu olarak yer aldığını bildirdi.

Konuşmasında düşük standarttaki gemiler konusuna da değinen O’Neil, “Günümüz dünyasındaki  siyasi ve ekonomik belirsizlik de ayrı bir baskı oluşturmaktadır.Zayıf ekonomik koşullar kaliteden taviz vermeyi ve standartlarda düşüklüğü tercih edilir kılmaktadır. Bizim en zor görevlerimizden birisi bunun olmamasını sağlamaktır. Gemilerin bakım tutumunun iyi yapılması her zaman önemlidir, ancak, eğer ticari koşulların gerektirmesi yüzünden gemilerin ömürlerinin uzatılması söz konusu ise, bu önem hayati düzeydedir. Bunun gibi, endüstri için iyi eğitilmiş ve uygun nitelikteki insan kaynaklarının yetiştirilmesi ve bulundurulması için yeterli kaynakların ayrılmasına da devam edilmesi gerekmektedir ve bu da gemiadamları ile başlar” dedi.

Geniş kapsamlı konuşmasında Genel Sekreter ayrıca zorunlu uygulama tarihleri yaklaşan ISM Kodu ve STCW Sözleşmesi’nin altını çizdi. “Zorunlu ISM Kodu, gemilerin güvenli yönetimi ve çalışması ile deniz kirlililiğinin önlenmesi için uluslar arası standartlar getirmektedir. Bu Kod, gemilerin belirlenen ölçüde güvenli olarak çalışmalarını sağlamak üzere karadaki yönetime doğrudan sorumluluk getirmektedir.   Şimdiye kadarki bulgular ISM uygulamasının etkilerinin olumlu olduğu ve dünya genelindeki deniz taşımacılığı şirketleri bünyesinde amaçlanan güvenlik kültürünün oluşturulmasına başlandığı yönündedir.” Diyen Genel Sekreter, gelecek birkaç yıl içinde, denizcilik dünyası STCW 95 ve ISM Kodu’nun her ikisinin birden yararlarının endüstrinin güvenlik kayıtlarına da yansıdığını  görmeyi bekldiğini söyleyerek IMO üyesi ülkeler  bu kuralları etkin ve titiz bir biçimde uygular ve bunda devamlılık sağlarlarsa bunun  başarılacağından emin olduğunu kaydetti.

Genel Sekreter, sözlerini “ISM Kodu ve STCW 95’in endüstri için yüksek beceriye sahip, eğitimli, sertifikalı ve etkin bir yönetim altında iş gücünün temin edilmesi yönündeki potansiyelinin bütünüyle realize edilmesini sağlamalıyız. En yüksek standartlara uyum sağlama isteğinde olan ancak yeterli kaynağı bulunmayan ülkelere yardımcı olmaya devam etmeliyiz. Sekreterya olarak, Üye Hükümetlere ve onların aracılığıyla daha geniş denizcilik camiasına en iyi ve en etkin maliyetle hizmet verebilmek üzere işlemlerimizi, çalışma düzenlerimizi ve teknoloji kullanımımızı  gözden geçirmeye devam etmeliyiz. Ve, hepsinden önemlisi, hepimiz, en iyi çalışmanın ödüllendirildiği ve kalitenin ortaya çıkarılmasının özendirildiği koşulları yaratmak için çaba göstermeye devam etmeliyiz.” Diyerek noktaladı.

İngiltere Denizcilik Bakanı’nın Konuşması

IMO Genel Sekreteri William O’Neil’den sonra, İngiltere Denizcilik Bakanı David Jamieson, ev sahibi ülke adına her genel kurulda olduğu gibi bir konuşma yaptı. Jamieson, , tek cidarlı tankerlerin devre dışı bırakılması konusunda dünya genelinde  uluslar arası anlaşmanın büyük bir hızla sağlanması şeklinde ortaya çıkan işbirliği ruhu ve deniz çevresinin daha fazla korunması için ortak istekten dolayı İngiltere’nin IMO’ya minnettar olduğunu belirtti.  Kolay Bayrak ülkelerini eleştiren David Jamieson, “bir Bayrak Devletinin kayıt ücretini cebine indirmekten daha fazla şeyler yapması gerektiğini düşüncesindeyiz” dedi. Jamieson, şöyle devam etti:

İngiltere Denizcilik Bakanı David Jamieson konuşmasını yaparken.

Uluslar arası Sözleşmelerde anlaşmaya varılması ile iş bitmiş olmuyor. Mevcut standartların etkin ve birörnek uygulanmasının sağlanması IMO’nun öncelikli görevidir. Bütün bayrak Devletleri kuralları uygulamak konusunda uluslararası yükümlülüklerini ve sorumluluklarını yerine getiriyor olsalar, Birleşik Krallık da Liman Devleti Kontrolü işiyle böylesine uğraşmak zorunda kalmayacak ve bundan bizzat mutluluk duyacaktı. Ne yazık ki durum böyle değil. Eğer düzenleme getirdiğimiz denizcilik endüstrisinin küresel bir gereksinim olduğunu söylüyorsak-ki öyledir, o zaman düzenlemeyi yapanların  başarısından da küresel ölçüde yararlanmamız gerekir. Bu anlayışa direnç gösterenlere IMO hoşgörülü davranmaz.”

Konuşmasında sık sık övdüğü IMO’ya zaman zaman hafifçe çatmaktan da geri kalmayan İngiltere Denizcilik Bakanı, “IMO’nun büyük deniz kazalarından sonra tepki gösterme konusunda hayranlık duyulacak bir sicili vardır.  Bununla birlikte, büyük yolcu gemilerinin güvenliği için halen yapmakta olduğu çalışma, Örgütün reaktif olduğu kadar proaktif de olabileceğinin çok önemli bir göstergesi sayılmalıdır. Bu yüzden biz Genel Sekretere bu konuyu öne çıkardığı için minnettarız.” Dedi.

Jamieson,ufukta bulutların görülmekte olduğunu belirterek,geçtiğimiz yıl korsanlık ve silahlı soygun amacıyla gemilerin uğradığı saldırıların sayısındaki artışa değindi. “Bu, dünya denizcilik taşımacılığı işiyle uğraşanların hakkında artık bir şeyler yapmaları gerektiğine Birleşik Krallık olarak inandığımız bir tehlikedir.Öncelikle inanıyoruz ki şimdi gerekli olan, hükümetler arasında uluslar arası işbirliğinin arttırılmasıdır. Herhangi bir Hükümetin “bu konu bizi ilgilendirmiyor” iddiasında bulunması; tehlikelidir, açıklıkla söyleyeyim, havadadır ve kabul edilemez. Eylül ayında hepimiz açıkça gördük ki taşımacılığın bizzat kendisi uluslar arası tahrip için kullanılan bir araç haline gelebiliyor, korsanlık ve terörizm düzensizliğin belirtileridirler ve inanıyorum ki bu Örgüt düzeni ve barışı geri getirmek için kendine düşen görevi yapacaktır.” Dedi.

David Jamieson, denizde görev alacak personelin kalitesinin önemini özellikle vurguladığı konuşmasında, en yeni geminin bile, eğer iyi eğitilmemiş, aşırı çalışan mürettebatla donatılmış ve yetersiz bir yönetimle işletilmekte ise, standart altı sayılması gerektiğinin altını çizdi ve benzer şekilde, yetkili denizcilik İdarelerinin de uygun eğitimi almış yöneticilerle yeterli bir şekilde donatılmaları gerektiğini söyledi.

 ABD Sahil Güvenlik Komutanı Amiral James Loy’un konuşması

Görüşmelerin 2. Günü, ABD Sahil Güvenlik Komutanı Amiral James Loy bir konuşma yaparak 11 Eylül saldırısı ve sonrasında denizcilik alanında alınması gereken önlemlere değindi. Amiral James Loy, şöyle dedi:

“11 Eylülden önce, havacılıktaki herkes ticari uçaklara ticaret ve zenginliğin sembolü olarak bakmaktaydılar. Sivil havacılık ekonomilerin kalkınmalarına yardım eder, dünyayı birbirine bağlar ve bizim yaşam kalitemizi arttırır. 11 Eylül günü teröristler bu ticaret araçlarını nefret silahlarına dönüştürdüler. Hedefler, Amerikan ekonomik ve askeri gücünün sembolleri idi. Ancak bu hedefler kolaylıkla Big Ben ya da Parlamento binası, ya da Kuala Lumpur’daki kuleler, veya zafer anıtı olabilirdi. Başkan Bush’un da açıklıkla ortaya koymuş olduğu gibi, Birleşik Devletler 11 Eylül saldırılarını savaş fiili olarak görmektedir, yalnızca Amerika’nın mali ve siyasi merkezlerine bir saldırı değil, aynı zamanda bizzat özgürlüğe bir saldırı. Amerikan özgürlüğüne değil. Bizzat, hepimizin özgürlüğüne bir saldırı.”

Birleşik Devletlerin bu üzüntüyü yaşarken yalnız olmadığının altını çizen ABD Sahil Güvenlik Komutanı, her biri IMO üyesi olan 80’den fazla ülkenin, Dünya Ticaret Merkezindeki felakette vatandaşlarını kaybettiğini belirtti..

11 Eylül’den alınan en büyük derslerden birisinin, bütün ulusların yüzyüze olduğu tehdidin dramatik bir biçimde değişmiş olduğunu kaydeden Amiral Loy, “11 Eylül’de görmüş olduğumuz yeni bir şeydi, uçak kaçıranlar  ticari uçuşları yalnızca toplu katliamı amaçlayan insan güdümlü silahlara dönüştürdüler. Bu olayı düşünce süzgecimizden geçirmeli ve deniz çevremizin zafiyetini anlamalıyız. Denizde can güvenliği konusundaki bildiklerimizi yeniden değerlendirmeliyiz.” Dedi. 10 Eylül günü, trajik olaylardan bir gün önce, ADD Sahil Güvenlik Teşkilatının çalışma bütçesinin %1ini denizcilik/liman güvenliği(can) için ayırmakta olduğunu söyleyen Amiral Loy, bugün,çalışma bütçelerinin %57 sini bu konuya ayırmış durumda olduklarını ve bunun temel bir değişim olduğunu belirtti. Amiral James Loy, şöyle devam etti:

“Kesinlikle inanıyorum ki bizim denizcilik sektörümüz dünya ekonomisi içerisinde en değerli ve en hassas olanıdır. Gemilerimizi, denizcilerimizi, limanlarımızı ve okyanuslarımızı terörizmden korumak için yapmamız gerekenleri düşünmek bile güç ve cesaret kırıcı gibi görünebilir. Dikkatlerimizi iki düşünce üzerinde odaklamalıyız. Birincisi, tarihimizde hep bir trajediyi bekledik ve ondan sonra ancak harekete geçtik. Exxon Valdez’i, Amoco Cadiz’i, Achille Lauro’yu, Erika’yı hatırlayınız. Havacılık sektöründen aldığımız bu alarm bizi uyandırmalı ve bu defa aynı hataya düşmemeliyiz. İkincisi, 11 Eylül’de  aslında nerede hata yaptığımızı anlamalıyız. Hata bizim önleme sistemimizde, mücadele sistemimizde, emercensi durum yönetimi paradigmamızda değildi. 11 Eylül oldu çünkü havacılık alanındaki çok belirgin uyarı sinyallerine kulak asmadık. Gemilerimizin, limanlarımızın ve suyollarımızın zafiyetini bilerek, denizcilik alanında gerekli önlemleri almalıyız. Bu, bilginin paylaşıldığı, herkesin elini taşın altına koyduğu bir biçimde olacak ve biz su üzerinde hareket eden gemiler, insanlar ve yükler ile ilgili bilmemiz gereken her şeyi öğreneceğiz. Her iki durumda da, kendimizi doğru olan ne varsa yapmaya hazırlamalı ve iyi çalıştığımız takdirde her şeyin üstesinden geleceğimize inanmalıyız.”

 Amiral Loy, denizde can güvenliğinin sağlanması ve terörizmle mücadele mücadele etmek üzere ne gibi önlemler alınacağının belirlenmesi amacıyla bir çalışma grubu oluşturulması önerisinde de bulundu. Diğer üyelerin önereceği konular ile birlikte  bu çalışma grubunun şu konularda  çalışma yapabileceğini belirtti:

·        Gemilere otomatik tanıma sistemi (AIS) konumlandırılması ile ilgili hususları gözden geçirmek,

·        Gemilerde, liman kuruluşlarında ve kıyıdan açıkta konumlanmış terminallerde güvenlik planları gereksinimini değerlendirmek,

·        Kimlik bilgisinin doğrulanması ve gemiadamlarının geçmişleriyle ilgili güvenlik sorgulaması gereksinimini gözden geçirmek,

·        Yüklenme limanından varış limanına kadar konteynırlar için bir güvenlik zinciri oluşturmak.

ABD Sahil Güvenlik Komutanı, sözlerini şöyle tamamladı:

"Sayın Başkan, Seçkin Meslektaşlarım, Dünya Ticaret Merkezinde ben de  kişisel dostlarımı ve ABD Sahil Güvenliği Teşkilatı mensuplarını kaybettim. ABD Deniz Kuvvetleri Pentagon’da yeni düzenlenmiş bürolarında çalışmakta olan 27 kişiyi kaybetti. Burada temsil edilmekte olan 80 delegasyon içlerinde kadınlar ve çocukların da olduğu vatandaşlarını kaybettiler. Dünyanın büyük dinlerinden birini yanlış yorumlayan ve bunun arkasında gizlenen isimsiz, cisimsiz düşman tarafından katledildiler. Bu Örgütün hayati önemdeki çalışmalarını sürdürürken, hepimiz birleşerek özgürlük ve dürüstlük saflarında yerlerimizi alalım, çocuklarımıza ve gelecek kuşaklarımıza daha güvenli ve daha iyi bir dünya bırakmak üzere bir araya gelelim. "

 

Genel Kurul için Başkan seçimi

21. Genel Kurul a başkanlık eden Finlandiya'nın İngiltere Büyükelçisi Perti Salolainen, açılış konuşmalarının ardından görevini yeni seçilen Başkan'a devretmeden önce kısa bir konuşma yaptı. Salolainen, IMO'nun kendi başkanlığı döneminde meydana gelen Erika kazası sonrasında çok etkili bir çalışma yaptığını belirtti.

Yapılan Başkanlık seçiminde ise Gambia'dan Devlet Bakanı Edward Singhatey Başkanlığa, İspanya Deniz Ulaştırması Genel Müdürü Luis Lopez-Sors Gonzalez ile Kore Cumhuriyeti Deniz Güvenliği Bakan Yardımcısı Gap-Sook Lee Başkan Yardımcılıklarına seçildiler.

Ayrıca Genel Kurul bünyesinde oluşturulan çalışma komiteleri için de başkan seçimi yapıldı. Buna göre;

Komite 1 (Hukuk Komitesi): Büyükelçi Orlando Allard,Panama'nın IMO Daimi Temsilcisi.

Komite 2 (Teknik Komite: J.J. Angelo, ABD Sahil Güvenlik Teşkilatı Standartlar Bölümü Başkanı.

Komite başkanlıklarına seçildiler.

 

Konsey Seçimleri

IMO'nun 2001-2003 döneminde Konsey üyeliğini yapacak 32 ülke için seçimler 23 Kasım Cuma günü yapıldı. Konseyde yer alacak  (A) Kategorisi için 8 Ülke, (B) Kategorisi için 8 Ülke ve (C) Kategorisi için de 16 Ülke için sandalye bulunmaktaydı.

IMO'ya her yıl ödenmesi gereken katkı payını ödemeyen 20'ye yakın ülkenin oy kullanma hakları para ödeyinceye kadar askıya alındı. Bu ülkeler arasında Pakistan gibi ülkeler de vardı.

Cahit İstikbal, Nilüfer Oral ve MSC Başkanı Tom Allan 20 Kasım Salı akşamı Türkiye Büyükelçiliği Rezidansında verilen kabulde görülüyorlar.

Yapılan seçimde A ve B kategorilerinde her zaman olduğu gibi aday ülke sayısı ile sandalye sayısı eşit olduğundan bu kategorilerde seçimler acclamation (alkışlama) gibi demokrasinin güzel bir yöntemi ile yapıldı.C kategorisi için ise aday sayısı çok olduğu için seçim yapıldı.

A Kategorisi: Çin, Yunanistan, İtalya, Japonya, Norveç, Rusya Federasyonu, İngiltere ve ABD.

B Kategorisi:Arjantin, Brezilya, Kanada, Fransa, Almanya, Hindistan, Hollanda, İsveç.

C Kategorisi: Seçimlerde C kategorisi için seçilen ülkeler ve oyları şöyle:

  1. Malta.............................110

  2. Bahama Ad....................109

  3. Kore Cumh....................107

  4. G. Kıbrıs........................105

  5. Singapur.........................105

  6. Filipinler..........................102

  7. G. Afrika Cumh...............102

  8. Avustralya.......................101

  9. İspanya...........................101

  10. Endonezya.........................96

  11. Meksika............................93

  12. Panama.............................93

  13. Türkiye............................87

  14. Polonya.............................86

  15. Nijerya...............................85

  16. Mısır..................................81

Bu sonuçlara göre önceki dönemde Konsey üyeliği yapan Finlandiya ve Fas yeni dönemde seçilemezken, Nijerya ve Polonya önceki dönemde üye değilken bu ülkelerin yerine Konsey üyeliğini aldılar.

Bu arada, IMO Sözleşmesinde 1993 yılında yapılan yeni düzenleme uyarınca, Konsey üyelerinin sayısı 7 Kasım 2002 tarihinden itibaren 32'den 40'a çıkacak. Buna göre A Kategorisi 10, B Kategorisi 10 ve C Kategorisi 20 Ülkeden oluşacak. 22. Genel Kurulda seçimler yapılırken 7 Kasım 2002 tarihinden itibaren sandalyesine oturacak bu 8 ülkenin de seçimi yapıldı. Buna göre:

A Kategorisine ilave 2 Ülke: Panama, Kore Cumhuriyet.

B Kategorisine ilave 2 Ülke: Bangladeş, İspanya

C Kategorisine ilave ülkeler: (A ve B Kategorisine geçişler dolayısıyla boşalan üyelikler de dahil) Şili, Danimarka, Gana, Honduras, Kenya, Lübnan, Venezuela.

IMO Konsey seçimlerindeki a, b, ve c grupları için şu kriterler göz önüne alınıyor:

  • (a) grubundaki sekiz üye, Uluslararası Gemi Taşimacılığı hizmetleriyle yoğun olarak uğraşan

    Denizcilikten Sorumlu Devlet Bakanı Prof. Dr. Ramazan Mirzaoğlu, 20 Kasım Salı akşamı Türkiye Büyükelçiliği Rezidansında  IMO Deniz Güvenliği Bölüm Başkanı Amiral Mitropoulos'u kabul ederken, Denizcilik Müsteşarı Dr. Mustafa Korçak ve Londra Büyükelçimiz Korkmaz Haktanır misafirlere hoşgeldiniz diyorlar.

     ülkelerden seçiliyor.

  • (b) grubundaki sekiz üye, Uluslararası Deniz Kaynaklı Ticaret ile yakından ilgili ülkelerden seçiliyor,
  • (c) grubundaki 16 üye, üstteki iki madde kapsamında olmayan ancak seyir ve deniz taşimacılığına özel ilgisi olan ve dünyanın büyük coğrafi alanlarının temsi edilmesini sağlayacak olan ülkelerden seçiliyor.

Bu şekilde Konsey 32 ülkeden oluşuyor. Ancak konsey içerisinde alınacak kararlarda oylama yapılırken a, b ve c grubu oyları eşit ağırlığa sahip bulunuyor. Genel Kurul’dan sonra IMO’nun en yetkili organı olan Konseyin IMO içerisinde çok önemli ve saygın bir işlevi var. Konseyin görev ve yetkileri şöyle sıralanıyor:

  • Konsey üyeleri Genel Kurul’un bir sonraki oturumuna kadar görevde kalır, görevinden ayrılan üyeler ise yeniden seçilebilir.
  • Konseyin toplanabilmesi için 21 üyenin bulunması ile yeterli çogunluk oluşturulmuş sayılır. Konsey, bir ay önceden yapılan davetle başkanın veya üyelerden en az 4’ünün isteğiyle görevlerinin gereğini yerine getirebilecek sıklıkta toplanır. Toplantılar konseyin belirleyebileceği herhangi bir yerde yapılabilir.
  • Konsey, Deniz Güvenliği Komitesi, Hukuk Komitesi, Deniz Çevresini Koruma Komitesi, Teknik İşbirliği Komitesi ve diğer örgütlerin birimlerinin önerilerini göz önünde tutarak, Genel Sekreterlik tarafından hazırlanan taslak programı ve bütçe hesaplarını dikkate alır ve bunları hesaba katarak Organizasyonların genel itibar ve önceliklerine göre onların bütçe ve çalisma programlarını Genel Kurul’a tanıtır ve sunar.
  • Deniz Güvenliği Komitesi, Hukuk Komitesi, Deniz Çevresini Koruma Komitesi, Teknik İşbirliği Komitesi ve diğer örgütlerin birimlerinin raporlarını, teklif ve tavsiyelerini alır ve bunları Genel Kurul’a iletir; Genel Kurul’un oturumu olmadığı zaman Konsey’in yorumları ve tavsiyeleri ile birlikte bilgi için üye ülkelere gönderir.
  • Genel Kurul’a Örgütün parasal durumlarını kendi yorum ve tavsiyeleri ile birlikte sunar.

22. IMO Genel Kurulu'na katılan Türkiye Delegasyonu toplu halde.

 

(Haber: TUMPA)

Hit Counter

 

 

 

© 1996-2004 Türk Kılavuz Kaptanlar Derneği