|
Nükleer atık yüklü
Pacific Sandpiper, çevrecilerden saklanarak Panama Kanalı'ndan geçirildi. |
|
Haftalardır Yeşilbarış (Greenpeace) öncülüğünde yoğun
protestolara sahne olan ve Japonya'dan İngiltere'ye nükleer atık götürmekte
olan Pacific Sandpiper adlı İngiliz Bayraklı gemi, 18 Temmuz gecesi büyük
bir gizlilik içerisinde Panama Kanalı'ndan geçirildi. |
 |
|
Fotoğraf: www.lloydslist.com |
Panama
Kanalı'ndan geçmek isteyen ve nükleer atık taşıyan İngiliz Bayraklı Pacific
Sandpiper adlı gemi, Panama'da halkın ve çevrecilerin büyük tepkisiyle
karşılaşmıştı.
Lloyd's List gazetesi'nde 28 Temmuz 2001 Tarihinde yayınlanan habere göre,
Japonya'dan İngiltere'ye nükleer atık taşımakta olan gemi, 18 Temmuz gecesi
gizlice Panama Kanalı'ndan geçirildi.
Sahilde haftalardır bu geminin geçmemesi için protestoda bulunanların ise
geminin Karayipler'e doğru seyretmekte olduğundan haberleri bile olmadı.
Küresel çevreci örgüt Yeşilbarış (Greenpeace) haftalardır bu konuda öncülük
yapıyordu ve bir ölçüde başarı da kazanmıştı.
Panama gazeteleri, nükleer maddelerin denizyolu ile taşınmasının doğuracağı
tehlikeleri anlatan birçok makale yayınladılar.
Diplomatik baskı da giderek artmaktaydı.
12 Temmuz'da yani gemi kanaldan geçmeden sadece 6 gün önce,
bölgedeki bütün ülkeleri bir araya getiren Orta
Amerika Parlamentosu, sert bir bildiri yayınlayarak Panama Kanalı'ndan ve bütün Karayipler Denizi'nden bu tür
trafiğin "yasaklanmasını" talep etti. Parlamento, ayrıca, BNFL (British
Nuclear Fuels) alt organı Pasifik Nükeler Taşımacılık Kuruluşu'nu (Pacific
Nuclear Shipping) geçtiğimiz yirmi yıl süresince gizlice kanaldan nükleer
atıklar taşımakla suçladı.
Parlemento, nükleer atık taşımacılığının tamamiyle
ve hemen durdurulması çağrısında bulundu.
Fakat söz düellosu tek taraflı değildi.
İngiltere, Fransa ve Japonya'dan diplomatlar, bu
tip maddelerin taşımacılığında en büyük çıkarı bulunan üç ülke, 18 Temmuz
tarihine kadar Panama Hükümetinden görevlilerle temaslarda bulundular.
Yanlarında, her üç ülkenin nükller endüstrisinden tamsilciler de vardı. Bunun
rutin görüşmeler olduğunu iddia ettiler.
Kanaldan ve genel olarak bütün bölgeden nükleer
atık taşınması aleyhinde oluşturulan baskı giderek artınca, BNFL, halkla
ilişkiler konusunda çalışmalar yapmak üzere Amerika'da yaşayan eski panamalı
bir gazeteciyi bile görevlendirdi.
Yeşilbarış Örgütü ise, genellikle nükleer
atıkların denizyoluyla taşınmasının doğurduğu risklerin uzun bir listesini her
zaman açıklamakla birlikte, bu maddelerin taşınması için Uluslararası Atom
Enerjisi Ajansı'nın ve IMO'nun getirdiği çok sıkı kurallar bulunduğunu dile
getirmiyor.
Panama Kanal Otoritesi, bu tip yük taşıyan
gemilerin genellikle kanal yoluyla tehlikeli yük taşıyan diğer gemilerden,
örneğin likit gaz taşıyan ürün tankerlerinden daha küçük gemiler olduğunu ve bu
nedenle kanaldan geçişlerinin onlardan daha güvenli olduğunu açıkladı.
Ancak, hükümetin ve bölgenin tepkisi gözardı
edilemez. Aynı zamanda kamuoyunun bu tür taşımacılığa karşı giderek yayılan
tepkisi de.
Yeşilbarış Örgütü'nün sorduğu bir soru, dikkate
değer.
"Eğer bu kadar güvenli ise, neden bu kadar gizli?"
diye soruyordu, Uluslararası Yeşilbarış Örgütü'nden Rosa Moreno.
"Bu antidemokratik sessizlik ve ülkelerin
egemenlik haklarına karşı olan kibirli önemsemezlik Latin Amerika ve Karayip
Ülkelerinin bu taşımacılığa karşı olan mücadele azmini daha da artıracaktır"
diye ekliyordu.
BNFL, gizliliğin Yeşilbarış Örgütü gibilerin
oluşturduğu baskıdan dolayı ortaya çıktığını iddia etti.
Öyleyse kim haklı kim haksız, ya da yanlış olan ne
ve doğru olan ne?
Bu biraz da kimi dinlediğinize bağlı.
(28/07/2001 Tarihli Lloyd's List'ten TUMPA
tarafından haberleştirilmiştir)
Konuyla ilgili Bakınız:
23/07/2001
Nükleer atık yüküyle kanaldan geçmek
isteyen İngiliz Gemisi nedeniyle Panama'da çevreciler ayaklandı...Lloyd's
List Gazetesi'nde 18 Temmuz Tarihinde yayınlanan Brian Reyes imzalı habere
göre, radyoaktif atık taşıyan İngiliz Gemisi halkın ve diplomatik çevrelerin
güçlü muhalefetine rağmen Panama Kanalı'ndan geçirilecek.
