ANKARA 26/07(BYE)--- New York Times
gazetesinin 25 Temmuz 2001 tarihli sayısında, Douglas Frantz imzasıyla ve
yukarıdaki başlık altında bir yazı yer almıştır. Internet'ten sağlanan
yazının çevirisi şöyledir:
Türk denizcilik
yetkilileri, İstanbul'un ortasından geçen Boğaz'ı kullanan dev petrol
tankerlerinin sayısında yaşanan artıştan kaynaklanan tehlikeden yıllardır
şikayetçi. Rusya'nın bu ay, Boğazlar yoluyla taşınan çeşitli kargo yüküne
nükleer atıkları da ekleme kararıyla, bu durum yeni bir aciliyet kazandı.
Rusya Devlet
Başkanı Vladimir Putin, ülkesinin gelecek on yıl içinde 20.000 ton
kullanılmış nükleer yakıtın istifini öngören bir tasarıyı onadı. Büyük bir
çoğunluğu deniz yoluyla nakledilecek olan kullanılmış yakıtı stoklamayı
kabul etmekle Rusya, 21 milyar dolar kazanmayı umuyor.
İstanbul ve
Çanakkale boğazları açık denizlerle Karadeniz arasındaki tek bağlantı
noktasını oluşturmakta, ne var ki, ilgili haberleri gazetelerde okuyana dek
Türk yetkililerin plandan haberleri olmadı.
Türkiye Çevre
Bakanı Fevzi Aytekin, bir mülakatta, "Nükleer atık taşıyan gemilerin
geçişini yasaklama niyetindeyiz. Böyle bir riski, her ne pahasına olursa
olsun alamazsınız" dedi.
Yapılan bir
mülakatta, Denizcilikten Sorumlu Devlet Bakanı Ramazan Mirzaoğlu da,
Türkiye'nin nükleer atıkların nakliyatını engelleyeceğini ısrarla
belirterek, "Bunu, Rusya'nın kirli ticareti olarak niteliyorum" dedi.
Mirzaoğlu,
"Rusya, kendi topraklarının atık deposu olarak kullanılacağından bunu meşru
ve zararsız bir iş olarak görmektedir. Uluslararası kamuoyunun bu karara
karşı ortak bir tavır alması gerekir" dedi.
Sert geçen
görüşmelere karşın, sorun, Türkiye'nin İstanbul ve Çanakkale boğazlarından
neyin geçtiği konusunda hemen hemen hiçbir kontrol yetkisinin olmamasından
kaynaklanıyor.
1936 tarihli
Montreux Sözleşmesi, Boğazlar'ı uluslararası su yolu olarak kabul etmekte
ve barış zamanlarında Türkiye'yi geçişlere kısıtlama getirmekten men
etmektedir. Türk denizcilik yetkilileri, gemileri, güvenlik ve sıhhi
şartları açısından kontrol edebiliyor, ancak geçişini önleyemiyorlar.
Türk yetkililer
birkaç kez, 12 milyon nüfuslu İstanbul'u tehlike altına sokacağı belirlenen
gemilerin geçişini engelledi.
Geçen yıl,
Ukrayna uçak gemisinin Boğaz'dan geçmesine izin verilmedi.
Türk
yetkililer, Çin'in güneydoğusunda, onu yüzen bir otele dönüştürmeyi
planlayan bir yatırımcı tarafından satın alınan geminin Boğazlar'dan
güvenli bir biçimde geçemeyecek kadar büyük olduğunu belirttiler.
Türkiye, mevcut
yasa çerçevesinde, atık uygun bir biçimde depolanmış ve geminin gerekli
belgeleri olduğu sürece, nükleer atık taşıyan gemilerin geçişine müdahale
edemiyor.
Türkiye Atom
Enerjisi Kurumu Genel Müdür Vekili Birol Erdener, Montreux Sözleşmesinde
yer alan maddelerin Türkiye'yi nükleer atık taşıyan tankerlerin Boğaz'dan
geçişini yasaklamaktan alıkoyduğunu belirti.
Rusya'nın planı
henüz tamamlanmış değil ve yaklaşık üç yıldan önce atık nakliyatına
başlaması beklenmiyor. Türk yetkililer, bu gecikmenin, deniz yoluyla
nükleer atık nakliyatını yasaklamayı öngören yeni uluslararası yasaların
çıkarılması yönünde çalışmalar için zaman tanıyacağını umuyor.
Aytekin, konuyu
sonbaharda gerçekleştirilecek Akdeniz ülkeleri çevre bakanları
toplantısında gündeme getireceğini belirtti. Diğer yetkililer de nakliyatı
durdurmak amacıyla farklı yollar takip edecekler.
(Kaynak:
Başbakanlık, Basın Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü)