Akademik Görüş

Demiryolu ve Denizyolu Taşımacılığı

Doç. Dr. NECMETTİN AKTEN

 

Seyir Defteri

Meslek Örgütlerine Özen Gösterelim

Kapt. CAHİT İSTİKBAL

 

Mercek Altında

Kılavuz Kaptanlık Mesleği

Kapt. OĞUZ CEBECİ

 

Hukuk Penceresi

Yargı Muafiyeti ve Yabancı Gemiler

Av. BÜLENT TATAR

 

Teknik Bakış

Yüzyılın En Önemli Tehdidi

Kapt. CAHİT YALÇIN

SANLI BAYRAGIMIZ

TURK

KILAVUZ KAPTANLAR

DERNEGI

T U R K I S H   M A R I T I M E   P I L O T S'   A S S O C I A T I O N

TUMPA LOGO

marineCare

TUMPA ENGLISH SITE

Burada önemli son dakika haberleri yer alacaktır. Bizi izlemeye devam ediniz...

temizdeniz.gif (1310 bytes)
İçindekiler
Haberler
Dış Basın
Yazarlar
İstatistikler
IMO
F.A.Q.
Yönetim Kurulu
Üye Girişi
Arama
Çevre
Yeni Ne Var?
marineCare
Meteoroloji
Software
Şiir
Eğlencelik
Adresimiz
Bize Yazın!
Linkler
Sitenizi Ekleyin
Tüm Forumlar
Eğitim Forumu
İş Arayanlar
Misafir Defteri

Kılavuzluk,

Güvenilirliğin

İnsana

Dönüşmüş

Şeklidir.

Joseph CONRAD


  Arama Motoru

TUMPA WEB



IMPA Üyesiyiz


EMPA Üyesiyiz


click to see our site statistics!

 

VEK:
MOSKOVA'NIN BORUHATTI POLİTİKASI

"Türkiye 1994'den başlamak üzere Boğazlardan gemilerin geçmesine muhtelif sınırlamalar koymaktadır. Ve Rusya, bu yüzden yaklaşık yarım milyar dolar tutarında zarara uğradı. Ankara, Batıya petrol nakli işini "özelleştirme" imkanına imrenerek, boğazlardan petrol naklini tümüyle kapatabilir. "

MOSKOVA, 13/07(BYE) --- Tirajı haftada 125 bin olan liberal eğilimli "Vek" gazetesinin 13.7.2001 tarihli sayısında, yukarıdaki başlık altında ve Yuri Tisovski imzasıyla yayımlanan yazının özet çevirisi şöyledir:

Türkiye Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, "Türkiye, boğazların petrol boruhattına dönüşmesine izin vermeyecek" dedi. Bu "niyet beyanını" geçenlerde "Üç Denizin Tarihi" adlı uluslararası konferansta dile getiren Sezer, dünya kamuoyuna hitaben, Ankara'nın petrol tankerlerinin Boğazlara girişini yasaklama isteğini anlayışla karşılamasını dilemiştir. Konferansın çalışmalarının son gününde "Greenpeace" uluslararası çevre koruma örgütü üyeleri, konferansın yapıldığı Conrad oteli önünde protesto gösterisi düzenlediler. Türk çevrecileri ise 300 kadar bot ve sandala binerek, Boğazlardan yılda 60 milyon ton petrol ve 22-23 milyon ton türevlerinin naklinin durdurulmasını talep etmişlerdir.

Konu önyargısız ele alınırsa, birkaç bakımdan bu taleplerin haklı olduğunu itiraf etmek gerekecek. İstanbul Boğazı'nın dar olduğu herkesçe bilinmektedir. Bu nedenle orada sürekli kazalar meydana geliyor. Boğazlarda trafik o kadar yoğun ki, oradaki ekipmanlarla bile zor kontrol edilebiliyor. İstanbul'un 12 milyon nüfuslu bir şehir olduğu gözönüne alınırsa, boğaz kıyılarında meydana gelecek felaket, can kaybı açısından çok pahalıya mal olabilir. Fakat bu türde bir tehlike, seyrüseferin güvenliği için gerekli miktarda yatırım yapmaktan kaçınan Türk makamlarının ihmalinden kaynaklanıyor. Türkiye Hükümetinin aklında, çevrenin temizliği için özen göstermenin yanı sıra ilk önce birtakım jeo-ekonomik hedeflerin bulunduğu bellidir. Ankara, tankerlerin Boğazlardan geçmesini yasaklamakla, bir taşla birkaç kuş vurmayı amaçlıyor: Örneğin, bunun sonucunda Rusya ve Kazakistan hammaddelerini dış piyasalara ulaştırma imkanından yoksun kalıyor. Çünkü Bakü-Novorossiysk ve Tengiz-Novorossiysk petrol boruhatları ancak terminallere kadar uzanıyor, oradan tankerlere yüklenerek Boğazlar üzerinden taşınıyor. Alternatif nakil yolu olarak bir tek, şimdilik hazır olmayan Bakü-Tiflis-Ceyhan güzergahı kalıyor. Uzunluğu 1.730 km olacak boruhattının maliyeti çok yüksek (2.4-2.6 milyar dolar). Bu demektir ki, petrolün transit naklinden kaynaklanan tüm gelirler Türkiye'nin olacaktır. Geniş boruhattı şebekesine sahip olan Rusya ise zor duruma düşecektir. Türkiye ve onun okyanus ötesi hamileri, Bakü-Tiflis -Ceyhan boruhattının döşenmesini hızlandırmaya çalışıyorlar. Üç yıl sonra bu proje gerçekleşmiş olabilir. Nitekim geçen hafta Exxon Mobil şirketi Azerbaycan'ın Apşeron yatağında büyük petrol ve doğalgaz bulamadığını ilan etti. Daha önce İtalyan Agip ve Fransız Total-Fina-Elf şirketleri de aynı başarısızlığa uğramışlardı. Bütün bunlar Bakü-Tiflis-Ceyhan boruhattının döşenmesi düşüncesine ciddi darbe indiriyor. Buna rağmen büyük paraların yatırıldığı Novorossiysk terminali için tehlike büyüktür.

Acaba Moskova'nın hangi alternatifleri var? "Vek" yaklaşık bir yıl önce Bulgaristan'ın Karadeniz'deki Burgaz ile Yunanistan'ın Ege denizindeki Dedeağaç limanları arasında petrol boruhattının döşenmesi gereğini yazmıştı. Uzunluğu 300 küsur kilometredir. Edindiğimiz bilgilere göre geçtiğimiz nisan ayında bu projeye "start" verilmiş ve somut hazırlık işlerine başlanmıştır. Söz konusu projeye ivme kazandıran iki husus şöyledir: Birincisi, Türk tarafının tankerlerin boğazlardan geçmesine son verileceği yolundaki saldırgan nitelikteki beyanatları. İkincisi, Kazak petrolünü Tengiz'den Novorossisk limanına taşıyacak boruhattının inşaatının yakında sona ereceğidir. Bu boruhattı tam kapasiteyle işletilmeye başlayınca yılda 67 milyon ton petrol nakledecektir. Şu hususu da hatırlatalım ki, 2000 yılında Boğazlardan yaklaşık 59 milyon ton petrol taşındı. Bu miktardan 37 milyon tonu Novorossisk limanına düşüyor.

Burgaz-Dedeağaç boruhattının inşaatı konusunda Rus, Yunan ve Bulgar tarafları daha geçen kasımda anlaşmaya vardılar. Bunun sonucunda kurulan Trans-Balkan Petrol Şirketi Batıdan krediler alarak projenin hazırlanması için Alman firmalarından birini görevlendirdi. Projenin maliyetinin bir milyar doların altında olması bekleniyor. Boruhattının kapasitesi belli şartlarda yılda 20 milyon tonu aşabilecektir. İnşaatın ne zaman biteceği belirtilmedi. Adriyatik denizine çıkması öngörülen boruhatlarıyla ilgili bazı projeler var. Fakat Balkanlar'daki durumun istikrarsız olması sebebiyle bunlar şimdilik ciddi olarak ele alınmıyor.

Yazının sonunda şunu da kaydedelim ki: Türkiye 1994'den başlamak üzere Boğazlardan gemilerin geçmesine muhtelif sınırlamalar koymaktadır. Ve Rusya, bu yüzden yaklaşık yarım milyar dolar tutarında zarara uğradı. Ankara, Batıya petrol nakli işini "özelleştirme" imkanına imrenerek, boğazlardan petrol naklini tümüyle kapatabilir. Ve bu adımıyla 1936 tarihli Montreux Antlaşmasını açıkça çiğnemiş olacak. Bir çok ülke ve bu arada Batının etkili bazı güçleri, buna karşı çıkıyorlar. Sezer'in dünya kamuoyuna hitap etmesi işte bundan kaynaklanıyor.

 (Kaynak: Başbakanlık Basın, Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü)

 Hit Counter

 

 


© 1996-2004 Türk Kılavuz Kaptanlar Derneği