"Hazar Denizi çevresindeki
"siyah altının" pazarlanmasında İran ve Rusya'nın her türlü
etkinliğinin engellenmesi isteniyor. Bu nedenle Washington projeye katılacak
olan petrol şirketlerini, örneğin Chevron gibi şirketleri sıkıştırıyor
ve hatta devlet desteği sunuyor, ancak yöneticiler şimdiye kadar konuya
mesafeli yaklaştılar."
ANKARA,
09/07(BYE)--- Almanya'da yayımlanan Berliner Morgenpost gazetesinin 09.07.2001
tarihli sayısında, yukarıdaki başlık altında yeralan Ayhan Bakırdöğen
imzalı yorumun çevirisi şöyledir:
Avrupa
siyaseti, Azerbaycan ve Hazar Denizi kıyısındaki devletlerde petrol ticareti
yapma fırsatını kaçırdı ve oradaki yönetimi tamamen Amerikalılara bıraktı.
Oysa Hazar Denizi geniş petrol yatakları nedeniyle OPEC ülkelerine
alternatif olarak görülmekte ve "dünyanın petrol istasyonu"
olarak anılmaktadır.
ABD
Hükümeti, Hazar Denizi çevresinde 18-35 milyar varil olarak tahmin edilen
petrolü Bakü'den petrol boru hattıyla Gürcistan üzerinden Türk limanı
Ceyhan'a sevketmek isterken, güçlü Amerikan petrol şirketleri daha az
masraf nedeniyle İran üzerinden Fars Körfezine bağlantı sağlanmasını
destekliyorlar.
Amerikalı
siyasetçiler bunu engellemek istiyor. Çünkü Hazar Denizi çevresindeki
"siyah altının" pazarlanmasında İran ve Rusya'nın her türlü
etkinliğinin engellenmesi isteniyor. Bu nedenle Washington projeye katılacak
olan petrol şirketlerini, örneğin Chevron gibi şirketleri sıkıştırıyor
ve hatta devlet desteği sunuyor, ancak yöneticiler şimdiye kadar konuya
mesafeli yaklaştılar.
ABD
hükümetinin şemsiyesi altında bundan bir buçuk yıl önce İstanbul'da yapılan
AGİT zirvesinde, Azerbaycan, Türkiye ve Gürcistan Devlet Başkanları Bakü-Ceyhan
boru hattı anlaşmasını ve Türkmen doğal gazının boru hattıyla Gürcistan
üzerinden Ceyhan'a sevkedilmesi anlaşmasını imzaladılar. Önümüzdeki yıl
Bakü-Ceyhan projesinin ayrıntılı planlamasına başlanıp başlanılmayacağına
karar verilecek. Eğer her şey yolunda giderse, 1.700 km uzunluğundaki güzergahtan
2005 yılından itibaren günde 1 milyon varil petrol dünya piyasalarına
sevkedilecek. Bu gerçekleşinceye kadar Hazar petrolü ve Türkmenistan doğalgazı
Çeçenistan'dan geçerek Rusya'nın Novorossiysk limanına pompalanacak ve
oradan dev tankerlerle İstanbul ve Çanakkale Boğazlarından dünyaya
sevkedilecek. Şimdi Türkiye Bakü-Ceyhan projesinde baskıyı artırmak için
bu iki boğazı koz olarak kullanmak istiyor.
Peki
tüm bunların Avrupa ve Almanya'yla ne ilgisi var? Bakü-Ceyhan petrol boru
hattı, buradaki piyasalar için ne anlama geliyor? Halen AB ülkeleri petrol
ihtiyaçlarının bir kısmını Kuzey Denizi'nden karşılayabiliyor. Ancak
bunlar yıldan yıla azalıyor ve bu nedenle OPEC ülkelerinin rezervleri
giderek önem kazanıyor. 2010 yılına kadar Yakın Doğu'nun petrol üretimindeki
payı yüzde 25'ten yüzde 50'ye çıkacak. Bununla, OPEC ülkelerinin petrol
ticareti alanında dünya genelindeki nüfuzu yine artacak. Fiyatları kontrol
altına alıp istedikleri gibi yükseltebilecekler.
Hazar
Denizi'ndeki ek petrol yatakları, dünya piyasasındaki toplam hacmi yükseltip
Avrupa'daki benzin fiyatlarının gevşemesini sağlayabilir. Alman Dışişleri
Bakanlığı'ndaki Planlama Kurulu Başkanı Achim Schmillen, "Kuzey
Denizi'nde geriye giden petrol üretiminden doğan açığı kapamak için yeni
kaynaklar bulunmalı. Yoksa OPEC ülkelerine olan bağımlılık daha da
artacak" demektedir. Hazar Denizi'nde yeni açılacak petrol yataklarının
Almanya'daki benzin fiyatlarını ucuzlatacağını hesaba katmıyor, ancak
buna rağmen benzinde bir istikrar sağlanabileceğine inanıyor.
Bu
bağlamda Rusya bir süredir, AB ile Rusya arasında daha yoğun bir enerji alışverişi
gerçekleşmesi için, Avrupalı şirketlere Rus taşıma tesislerine yatırım
yapmaları konusunda çağrıda bulunuyor. Özellikle Almanya için Rusya
ticareti geçtiğimiz yıllarda daha da önem kazandı. Rus petrolünün
Almanya'nın toplam ithalatına olan oranı yüzde 26'dan yüzde 32'ye çıktı,
doğalgaz sevkiyatıyla birlikte bu pay yüzde 37'ye çıkıyor. 2020 yılına
kadar Avrupa'nın toplam doğalgaz ihtiyacının yaklaşık üçte ikisinin
Rusya tarafından sevkedileceği tahmin ediliyor.
(Kaynak:
Başbakanlık Basın, Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü)