
İSTANBUL BOĞAZINDAN
GEÇEN PETROL TANKERLERİ TÜRKİYE İÇİN BÜYÜK TEHLİKE YARATIYOR
İstanbul’da
yaşayan milyonlarca insan, bu tehlikeli deniz geçidinde vukua gelebilecek
petrol felaketlerinden endişe ediyor.
Hollanda’da yayınlanan “Het Hinancieele Dagblad” gazetesinde
28 Mayıs 2001 Tarihinde yayınlanan Han
Dirk Hekking adlı muhabir kaynaklı haberin çevirisi.
İSTANBUL-
İstanbul Boğası günümüzde dünyanın en yoğun deniz rotalarından
biridir. Üstelik, Hazar Denizi petrolünün dünya pazarına taşınmasının
başlamasıyla, zaten dar olan bu deniz geçidindeki gemi trafiği ve bu trafiğin
getirdiği tehlikeler artacaktır.
Karadeniz’i
Marmara'ya ve dolayısıyla Akdeniz'e bağlayan İstanbul Boğazından yılda
yaklaşık 50.000 gemi geçmekte olup, bu sayı her yıl Panama Kanalını ve Süveyş
Kanalını kullanan gemilerin sırasıyla dört ve üç mislidir.
İstanbul
Boğazından geçen gemilerin yüzde onu petrol taşımakta olup, Kazakistan'ın
Tengiz petrol sahası ile Rusya'nın Karadeniz'deki limanı Novorossisk arasındaki
boru hattı birkaç ay sonra işletmeye açılınca, bu yüzdelik daha da yükselecektir
Bu
hat Üzerinden her gün Kazakistan'dan 800.000 varil petrol Novorossisk limanına
pompalanacak ve buradan İstanbul Boğazı yoluyla Dünya pazarına taşınacaktır.
T.C.
Denizcilik Bakanı Ramazan Mirzaoğlu, Novorossisk limanındaki pompaların çalışmaya
başlamasıyla, İstanbul Boğazında gerçek bir tanker konvoyunun oluşacağını
düşünmektedir.
Bu
tür ifadeler. Boğazın iki yakasına yerleşmiş olan İstanbul halkım endişelendirmektedir
Zira, bu metropol kentte yaşayan 12 milyon insan, Boğazda vukua gelmiş olan
tanker kazalarım henüz unutmuş değildir. Örnek olarak 1994 yılında
Nassia ile Shipbroker isimli iki geminin çarpışmasıyla 20.000 ton ham
petrol denize dökülmüş ve İstanbul Boğazı altı gün kapalı kalmıştır.
İstanbul
Üniversitesi ekoloji profesörü Bayram Öztürk: "Bu felaketten beş yıl
sonra. Boğaz sahilleri hala petrol artıklarıyla kirlenmiş haldeydi ve bu
kirlilik bazı yerlerde bugün bile devam ediyor." Kendisi,
bu felaketin çevreye ve ekonomiye verdiği zararı 400 milyon Dolar olarak
rakamlandırmaktadır.
Bay
Öztürk ayrıca, kısa bir zaman önce, 1999 yılmda Volganeft isimli geminin
uğradığı kazadan da bahsetmektedir. Eski ve bakımsız olan bu gemi,
"sadece" 4365 ton ham petrol taşırken ikiye bölünmüş ve 1279
ton ham petrol denize dökülerek, İstanbul Belediyesine ait tatlı su
haznesine karışmıştı.
Bay
Öztürk : "Hazar Denizinden çıkartılan petrolün Dünya pazarlarına
nakliyatı için, İstanbul Boğazı doğru olan bir rota değildir."
Dedi.
Türk
Kılavuz Kaptanlar Birliği sekreteri Bay Cahit İstikbal, bu kadar kötümser
olmasa bile, o da durumun gelecekte daha güvenli olmayacağını vurguluyor,
Bay İstikbal: "Hazar Bölgesi petrolünün ihracat kapasitesi, 2010 yılında
yıllık 212 milyon ton civarında olacak. Bunun anlamı, İstanbul Boğazındaki
tanker trafiğinin üç misli artmasıdır."
Böyle
bir tanker filosunun İstanbul Boğazından geçmesi, basit bir iş değildir.
Bay İstikbal: "Gemilerin 30 Km.lik bir mesafe içinde on iki defa rota değiştirmeleri
gerekiyor. Bu gemiler bir sefer seksen derecelik bir dönüş yapmak ve genişliği
700 metre olan bir geçitten geçmek zorunda."
Girintili,
çıkıntılı ve dar olan İstanbul Boğazındaki kuvvetli akıntılar, bazı
noktalarda deniz seyrini tehlikeli bir olay haline getirmektedir. Bay İstikbal:
"Karadenizin seviyesi, Marmara Denizine göre daha yüksek. Bu nedenle
sular Güneye doğu akıyor. Yaklaşık olarak yılın 25 gününde görülen
kuvvetli bir lodos rüzgarı çıkınca, sular Kuzeye doğru itilmekte ve dolayısıyla
tehlikeli akıntılar oluşmaktadır” dedi.
Bu
kılavuz kaptan, vukua gelmesine ramak kalmış bir olayı hatırlattı.
"1999
yılında, Spetses isimli tanker 140.000 tonluk ham petrol yüküyle Ege
Denizine doğru gidiyordu. Gemi, Yeniköy önlerinde lodos rüzgarına yakalanınca,
gerekli olan seksen derecelik dönüşü yapamamış ve kaptan iki demiri
denize atarak gemiyi karaya oturmaktan kurtarmıştı. Bu durum İstanbul için
büyük bir felaket olabilirdi ve unutmayın ki, Spetses sadece üç yaşında
olan yeni bir gemiydi, yani bir hurda değildi."
Bay
İstikbal'e göre Türkiye radar kuleleri ve gemilere refakat sistemi için
büyük yatırımlar yapmıştı, fakat bu bile yetersiz kalmaktaydı. Bay İstikbal:'"Hurda
gemilerden sakınmalıyız. Ayrıca, tehlikeli yük taşıyan gemilere römorkörler
refakat etmeli ve gemide bir kılavuzun bulunması zorunlu tutulmalıdır."
Kılavuz
kaptanların ve İstanbul'un asıl problemi, Türkiye'nin Boğazlardan geçiş
rejimini kendi inisiyatifi ile değiştirememesidir. 1936 tarihli Montrö Sözleşmesine
göre, Türkiye boğazlardaki deniz trafiğine serbestlik tanımaktadır.
Gerçi
T.C. Hükümeti birkaç yıl önce boğazlardaki geçiş kurallarım bir miktar
kesinleştirmiş ise de, deniz hukukuyla ilgili bilirkişiler bu durumun
Uluslar arası Denizcilik Örgütünün ortaya koyduğu hükümlerle çelişip
çelişmediğini yorumlamaya çalışmaktadır.
Bu
konuda esas mesele, Boğazların güvenliğiyle ilgili tanışmalarda T.C. Hükümetinin
kendisinin tamamiyle farklı mülahazalar ile ne dereceye kadar etkileneceğine
müsaade etmesidir. Türkiye, Azerbaycan'ın Baku kenti ile liman şehri Ceyhan
arasında yapılacak olan petrol boru hattı için itici güçlerden birisidir.
Bu hat, transit geçiş ücreti olarak Türkiye'ye milyonlarca Dolar kazandıracak
ve ayrıca Gürcistan üzerinden Karadeniz yoluyla Boğazlara taşınacak olan
petrol miktarını azaltacaktır,
Ankara'nın
sorunu, bu hattın en iyimser bir görüşle, ancak 2005 yılında tamamlanmış
olacağıdır. Bu süre içinde, tankerler İstanbul Boğazından gelip geçmeye
devam edecektir.
İstanbul’daki
Marmara Üniversitesi Profesörlerinden Bay Aslan Gündüz'e göre, bu durum
geleceği pek pembe renkte göstermemektedir. Bay Gündüz : "Bazıları için
İstanbul Boğazı sadece bir geçiş yolu. Fakat bizim için yaşadığımız
yer."
Het Hinancieele Dagblad-28 Mayıs 2001
(Hollanda
dilinden Türkçe'ye Çeviri TUMPA Tarafından yaptırılmıştır)