"Üç Denizin
Masalı" konferansı sona erdi.
İstanbul'da Conrad Oteli'nde yapılan
Konferansın son gününde konuşma yapan Derneğimiz Genel Sekreteri Kapt.
Cahit İstikbal, "Antik çağlarda Jason, teknesiyle
İstanbul Boğazı'ndan ancak denizTanrısı Poseidon'un yardımıyla geçebilmişti.
Doğal seyir zorlukları antik çağlardan beri hiç değişmedi. Öyle görünüyor
ki, bugün en modern gemilerin bile, bu boğazdan güvenle geçebilmeleri için,
bazen tanrının yardımına ihtiyaçları oluyor" dedi.
19-21 Haziran tarihleri arasında İstanbul
Conrad Oteli'nde yapılan "Üç Denizin Masalı" adlı konferans, dünyanın
enerji devlerinin en üst düzey yöneticilerini bir araya getirdi. Konferansın
son gününde yapılan "Türk Boğazlarının Güvenliği" oturumuna
konuşmacı olarak katılan Derneğimiz Genel sekreteri Cahit İstikbal, Türk
Boğazları'ndan geçişin zorluklarını ve bu konularda Derneğimizin önerilerini
anlattı.
1100-1230 saatleri arasında yapılan
"Türk Boğazlarının Güvenliği" oturumuna CERA'nın Çevresel
Strateji Başkanı Susan Ruth başkanlık etti. Oturuma konuşmacılar olarak
ise sırasıyla BP CEO'larından Linda Adamany, T.C Dışişleri Bakanlığı'ndan
Büyükelçi Mithat Balkan, Nilüfer Oral, Cahit İstikbal ve Thenamaris Genel
Müdürü Emmanuel A. Vordonis katıldılar.
BP
Denizcilik Bölümü CEO'su Linda Adamany, ‘‘BP, Hazar bölgesinden petrol
ihracı için sadece Türk Boğazları'na güvenemeyeceğimize inanıyor. Bakü,
Tiflis, Ceyhanboru hattını yapmamızın ana nedenlerinden biri budur’’
dedi.
Adamany, şöyle devam etti:
‘‘Kaza
ve petrol dökülmelerinden doğan sorunların riskinden dolayı Türk Boğazları'na
bağlı kalamayız. Bu kazaların bazıları tanker dışındaki başka
gemilerden de meydana gelebilir. Boğazlardaki taşımacılıkta ciddi bir kaza
riski ortalama olarak 2 yılda birdir. Bu risk kabul edileyemecek kadar yüksektir.
İlgili herkesin bu riskin azaltılmasında bir rolü vardır. ’’
Daha
sonra söz alan Büyükelçi Mithat Balkan, konuşmasında Türk Boğazlarının
yalnızca bir taşımacılık yolu olmadığını, biyolojik ve çevresel
olarak da bir geçiş yolu olduğunu ifade etti.Bugün Türk Boğazları için
temel sorunun deniz taşımacılığındaki muhtemel artışı karşılayıp
karşılayamayacağı olduğunu belirten Balkan, Türk Boğazları'nda geçiş
güvenliğini sağlamak üzere pek çok önlem alındığını, VTS Sisteminin
devreye girmesiyle bu imkanların daha da artacağını belirtti. Balkan, ayrıca
Türkiye'nin 65 yıldır Montö Sözleşmesine sadakatle bağlı kaldığını
ve Karadeniz Bölgesi'ne güvenliğini sağlayan bu tarihsel anlaşmaya bağlı
kalmaya devam edeceğini söyledi.
Büyükelçi Balkan'dan sonra söz alan Nilüfer
Oral ise, Montrö Sözleşmesi'ne değindi. Montrö Sözleşmesi'nde belirtilen
"geçiş özgürlüğü" kavramının "güvenli geçiş"
olarak anlaşılması gerektiğini belirten Oral, Montrö Konvansiyonu'nun
metninde olmasa bile konferans görüşmelerinde Türk Tarafının bu tavrı açıkça
ortaya koyduğunu belirtti.
Cahit İstikbal ise, "Ben ve Türk kılavuz
Kaptanlar Derneği inanıyoruz ki, kağıtlar üzerinde ne yazarsak yazalım,
teoride neyi tartışırsak tartışalım, eğer bunlar güvenli ve uygulanabilir değillerse,
anlam taşımazlar. Bu nedenle, Türk Boğazları'nda neyin güvenli
ve uygulanabilir olduğuna bakmamız gerekiyor" diye başladığı konuşmasında,
1999 Yılında Spetses adlı süpertankerin modern ve her türlü donanıma
sahip bir gemi olmasına rağmen yüklü olarak Karadeniz-Marmara geçişi
esnasında kuvvetli lodos rüzgarını yenemiyerek Yeniköy dönüşünü
yapamadığını ve karşı sahile sürüklendiğini anlattı. "Bu bana
antik çağları hatırlattı" diyen İstikbal, antik çağ'da bugün
petrolün sembolize ettiği güç ve zenginliği efsanevi altın post'un temsil
ettiğini, efsanevi kahraman Jason'ın da bu postu elde etmek için
Yunanistan'dan Gürcistan'a yolculuk ettiğini anlattı. Bu yolculukta en zor bölüm
olan İstanbul Boğazı'nı ancak deniz tanrısı poseidon'un yardımıyla geçebildiğini
anlatan İstikbal, "Belki Spetses'in de Poseidon'un yardımına ihtiyacı
vardı" dedi.
Daha sonra Türk Boğazları'nda seyrin güçlüklerini
anlatan Cahit İstikbal, seyir güvenliği için alınan önlemlere de değindi.
"Kurulacak VTMIS sistemi ile trafik yönetimi daha etkin yapılacak. Ancak,
VTMIS Boğazlar için yeni bir şey değil ve ondan mucizeler beklemek de yanlış
olur" dedi. Bölgenin Türk Boğazları'na diğer yüklerin de taşınması
için ihtiyacı olduğuna değinen İstikbal, "Boğazları sadece petrole
bırakma imkanı yok. Petrolün önceliği mi var?" diye sordu.
Cahit İstikbal, " konuşmamı, çok
geç olmadan çevreye hak ettiği değeri vermemiz konusunda bizi uyaran bir Kızılderili
atasözüyle bitirmek istiyorum: Son ağaç kesildiğinde/Son nehir kuruduğunda/Son
balık yakalandığında/Ancak o zaman mı, paranın yenmediğini anlayacaksınız?"
diyerek sözlerini noktaladı.
Son olarak söz alan Thenamaris Denizcilik
Başkanı Emmanuel Vordonis, Boğazların güvenliğinin kendileri için de
vazgeçilmez önemde olduğunu vurguladı, ancak boru hatlarının da çevreye
zarar verdiğini, her iki yönü de düşünerek uygun bir çözüm bulunması
gerektiğini belirtti.
Konferans süresinde ayrıca, bu konferans
nedeniyle Türkiye'ye gelen BP Başkanı Sir John Brown'un onuruna Halas Vapuru ile bir de boğaz gezisi tertiplendi.
Bu geziye katılan Derneğimiz Genel Sekreteri Cahit İstikbal, Sir John
Brown'a İstanbul Boğazı ile ilgili bilgiler verdi ve Derneğimizin şapkasını
hediye etti.
(Konferansla
ilgili CERA Sitesindeki yazı için tıklayınız)
(Haber:TUMPA 2001
©)