Akademik Görüş

Demiryolu ve Denizyolu Taşımacılığı

Doç. Dr. NECMETTİN AKTEN

 

Seyir Defteri

Meslek Örgütlerine Özen Gösterelim

Kapt. CAHİT İSTİKBAL

 

Mercek Altında

Kılavuz Kaptanlık Mesleği

Kapt. OĞUZ CEBECİ

 

Hukuk Penceresi

Yargı Muafiyeti ve Yabancı Gemiler

Av. BÜLENT TATAR

 

Teknik Bakış

Yüzyılın En Önemli Tehdidi

Kapt. CAHİT YALÇIN

SANLI BAYRAGIMIZ

TURK

KILAVUZ KAPTANLAR

DERNEGI

T U R K I S H   M A R I T I M E   P I L O T S'   A S S O C I A T I O N

TUMPA LOGO

marineCare

TUMPA ENGLISH SITE

Burada önemli son dakika haberleri yer alacaktır. Bizi izlemeye devam ediniz...

temizdeniz.gif (1310 bytes)
İçindekiler
Haberler
Dış Basın
Yazarlar
İstatistikler
IMO
F.A.Q.
Yönetim Kurulu
Üye Girişi
Arama
Çevre
Yeni Ne Var?
marineCare
Meteoroloji
Software
Şiir
Eğlencelik
Adresimiz
Bize Yazın!
Linkler
Sitenizi Ekleyin
Tüm Forumlar
Eğitim Forumu
İş Arayanlar
Misafir Defteri

Kılavuzluk,

Güvenilirliğin

İnsana

Dönüşmüş

Şeklidir.

Joseph CONRAD


  Arama Motoru

TUMPA WEB



IMPA Üyesiyiz


EMPA Üyesiyiz


click to see our site statistics!

 

ULUSLARARASI DENİZCİLİK ÖRGÜTÜ (IMO) EN ÖNEMLİ ORGANI OLAN DENİZ GÜVENLİĞİ KOMİTESİ'NİN (MSC) 74. DÖNEM TOPLANTILARI BAŞLIYOR.

 

Uluslararası Denizcilik Örgütü'nün (IMO) bünyesinde görev yapan teknik çalışma organlarından en önemlisi olan Deniz Güvenliği Komitesi'nin (Maritime Safety Committee: MSC) 74. Dönem toplantıları 30 Mayıs-8 Haziran 2001 Tarihleri arasında Londra'daki IMO Genel Merkezi'nde yapılacak.

 

Yoğun bir gündemle toplanacak olan Deniz Güvenliği Komitesi'nin 24 Gündem maddesi

IMO'nun Thames Nehri kıyısındaki Genel Merkezi.

 bulunuyor. Bu gündem maddeleri ile ilgili olarak IMO'ya bünyesindeki diğer organlarından, çeşitli danışman kuruluş ve meslek örgütlerinden ve üye devletlerden sunulan 124 adet doküman (kağıt) üzerinde çalışılacak. Çalışmalar esnasında teknik düzeyde belirli konuların ele alınıp sonuçlandırılacağı 3 adet çalışma grubu (Working Group) ve bir adet de Taslak Hazırlama Grubu (Drafting Group) kurulacak.

Çalışma grupları, MSC'nin 29 Mayıs günü ilk oturumunda ayrılarak toplantılarına başlayacaklar. Oluşturulması beklenen çalışma gruplarının konuları şunlar :

  1. Çalışma Grubu I (WG I)- Büyük Yolcu Gemilerinin Güvenliği. Bu çalışma grubu, 9 adet kağıt üzerinde çalışacak. Büyük yolcu gemilerinde yangına karşı yapılacak eğitim, gelecekte inşa edilecek yolcu gemilerinin güvenliği gibi konularda daha önceki MSC toplantılarında yapılmış olan çalışmalara devam edilecek.

  2. Çalışma Grubu II (WG II)- Dökme Yük Gemilerinin Güvenliği: 294 Metre uzunluğundaki dev İngiliz dökme yük gemisi Derbyshire'ın Kanada'dan yüklediği dökme demir yükü ile Japonya'ya gitmekte iken tayfuna yakalanarak 9 Eylül 1980 tarihinde Japonya açıklarında batmasından sonra dökme yük gemilerinin yapısal güvenliği gündeme gelmişti. Batan Derbyshire'ın ikisi gemiadamlarının eşleri olan 44 kişilik mürettebatından kurtulan olmamıştı.  Aslında bu kazadan sonra resmi araştırma raporunun hazırlanması yıllar almıştı ve 1987 yılında hazırlanan ilk raporda geminin "Tayfunun çok kuvvetli olması nedeniyle doğa

    Derbyshire

     gücüyle yaptığı mücadeleyi kaybetmesi sonucu" battığı belirtilmişti. Ancak daha sonra kazada kaybolan denizcilerin yakınlarının olayı takip etmesi ve bu raporu kabul etmemeleri sonucunda soruşturma yeniden açıldı. Öncelikle Ulaştırma Çalışanları Federasyonu'nun (ITF) maddi desteği ile geminin okyanus dibindeki enkazının yeri belirlendi. ITF'nin bu konudaki bir hedefi de, çok sayıda denizcinin yaşamını kaybettiği gemi batması olaylarının nedeninin artık "Doğal güçler" olarak ortaya konulmaması gerektiğinin kanıtlanması idi. ITF'in desteklediği çalışmalar neticesinde Haziran 1994'te insansız denizaltı aygıtı Magellan, 4100 metre derinlikte 44 kişiye mezar olan Derbyshire'ın enkazını buldu. Geminin kırılma sonucunda battığı enkazın incelenmesinden anlaşılmış, daha doğrusu, tahminler doğrulanmıştı. Bunun üzerine resmi soruşturma 1996'da yeniden açıldı. Çünkü Derbyshire'da "yapım hatası" vardı ve il resmi soruşturma raporu böylece yine "resmen" geçerliliğini kaybetti.. Ancak, bu konudaki tartışmalar tam olarak henüz sonuçlanmadı. Çünkü yapım hatası ile birlikte, gemide kullanımdan kaynaklanan "insan hatası"nın da olduğu belirlendi. 2 No.lu ambar kapağından ambara su girmesi sonucu geminin baş tarafının ağırlaşması sonucu kırılmanın gerçekleştiği en kuvvetli tahmin. Bu çalışmalar IMO'ya da yansıdı ve IMO, dökme yük gemilerinin güvenliği konusunda çalışmalar yürütüyor. Bu çalışmalar çerçevesinde İngiltere de Derbyshire kazası sonrasında elde ettiği bulgu ve bilgileri, IMO ile paylaşıyor.

  3. Çalışma Grubu III (WG III)- İnsan Unsurunu Rolü ve Resmi Güvenlik Değerlendirmesi (Formal Safety Assesment): İnsan unsuru konusunda oluşturulmuş olan "Yorgunluk" konulu haberleşme grubu'nun raporuna son şekli bu çalışma grubunda verilecek. Güvenlik kültürü ve "tehlikeye yakın durum" ların rapor edilmesi konuları yine bu çalışma grubunda görüşülecek. 

Taslak Hazırlama Grubu ise  "IMO Zorunlu unsurlarda yapılacak değişiklikler"  başlığı altında çalışmalar yapacak. Bu taslak hazırlama grubunun çalışma konusu aslında gündemin 3. Maddesini oluşturuyor ve "Denizde Çatışmayı Önleme Tüzüğü (SOLAS) 1974" nün değiştirilen ve ilgili kuralları üzerinde önerilen değişikliklerin Tüzük içerisinde yer alacak son şekliyle kaleme alınması bu taslak hazırlama grubunun görevi olacak.

MSC 74 Toplantıları sırasında ele alınacak bazı önemli konular hakkındaki görüşlerimiz:

1- Petrol kirliliği riski olduğu durumlarda Sahil Devletleri tarafından zor durumdaki gemiler için sığınma limanları sağlanması konusu  

İspanya tarafından verilen MSC 74/2/4 No.lu kağıt: Bu kağıtta sığınma limanları oluşturulması konusunda ihtiyatlı bir yol izleniyor. Sahil devletlerinin sığınma talebinde bulunan geminin öncelikle mürettebatının kurtarılmasını sağlamaları, ve kendi olanakları elverdiği ölçüde sahilden, nüfusun yoğun olduğu bölgelerden ve turistik sahilerden uzakta, bu gemilerin ve yükünün emniyete alınabileceği “sığınma bölgeleri”  oluşturmaları öneriliyor. Türkiye, MSC 73 toplantıları sırasında bu konuda görüş bildirirken, “sığınma limanları oluşturulması” konusunun her ülkenin kendi egemenlik hakkı sınırları içinde olduğunu bildirmiş ve bu konuda karar alınmasına sıcak bakmamıştı. 

Uluslararası Deniz Ticaret Odası (ICS) Tarafından verilen MSC 74/2/5 No.lu kağıt: Bu kağıtta da Castor tankeri hadisesine değinilerek, anılan geminin bu yılın ilk haftalarında zor durumda kaldığında patlama ve deniz kirliliğinden korkulduğu için hiç bir ülke tarafından sularına sokulmak istenmediği, bu nedenle de “sığınma limanları” konusunun yeniden güncellik kazandığı belirtiliyor. Her ne kadar Castor olayı gemi mürettebatının kurtarılması, yükün transfer edilmesi ve gemide patlama ya da deniz kirlenmesiyle sonuçlanan olumsuz bir olay olmaması ile  “mutlu son” la bitmiş olsa da, durumun çok daha farklı da gelişebileceği ve vahim sonuçlara neden olabileceği vurgulanıyor. ICS, bu konuda bir çözüm üretilmesinin çok zor olduğunu, ancak bu konuya ilgisiz kalmanın da artık mümkün olmadığını belirtiyor, Genel Sekreterin “IMO’nun sorunun küresel bazda bir çözüme ulaştırılması için öncelikli olarak konuyu ele almasının zamanı gelmiştir” şeklindeki sözlerinin altını çiziyor.ICS, sorunun çözümü için şunları önermekte:

1.      Zor durumdaki gemilerin özellikle elverişsiz deniz koşullarıyla boğuşurken hem gerekli tamirleri yapabilmeleri, hem de gerekli yük transferlerini yapabilmeleri için öncelikli olarak fırtınadan etkilenmeyen sakin bir deniz alanına ihtiyaçları olduğunun kabul edilmesi öneriliyor. Burada Castor tankeri hava koşullarından etkilenmeyen bir bölgeye girmek için izin alabilseydi, geminin yükünün hafifletilmesi çalışmalarına haftalar önceden başlanılabileceği örneği veriliyor.

2.      “Sığınma Limanları” teriminin kullanılmasından kaçınılması öneriliyor. Geminin elverişsiz deniz koşullarında zor durumdayken  öncelikli ihtiyacının bir limana girmek değil, korunaklı bir koyda fırtınasız bir deniz sahasında yükünü hafifletmek, can güvenliğini sağlamak olduğu,oysa “sığınma limanları” (Ports of Refuge) denilince bir limanın akla geldiği belirtilerek, “sığınma limanları” terimi yerine “korunaklı deniz alanları” teriminin kullanılması öneriliyor.

3.      Konuya “bölgesel yaklaşım” öneriliyor. Bir bölgede kıyısı bulunan her sahil devletinin bir “korunaklı deniz alanı” oluşturmasına gerek olmadığı, bunun yerine bölge ülkelerinin işbirliği yaparak, “Doğu Akdeniz” , “Batı Akdeniz” “Kuzey Amerika’nın Doğu Sahilleri” “Güney Çin Denizi” gibi bölgesel bazda bu alanları oluşturmalarının uygun ve yeterli olabileceği belirtiliyor.

Ayrıca verilen bir istatistiksel bilgide geçtiğimiz 10 yılda dünyada kaydedilen 18 olayda gemilerin limanlara veya koylara girmelerine izin verilmemesi sonucu insan kayıpları, gemi ve yük kayıplarının meydana geldiği vurgulanıyor ve bu konunun artık objektif bir yaklaşımla ele alınması gerektiğine işaret ediliyor.

Uluslararası Deniz Ticaret Odası, küresel bazda “Korunaklı Deniz Sahaları” konusunun Deniz Güvenliği Komitesi’nin çalışma programına yüksek öncelikli olarak alınmasını ve MSC 74 sırasında yapılacak konuyla ilgili görüşmelerin sonucuna göre MEPC Komitesi ve Hukuk Komitesi’nin de kendi çalışma alanına giren yönlerini görüşmek üzere konunun sevkedilmesini talep ediyor.

 Sığınma Limanları düşüncesi nasıl oluştu? MSC 73 toplantıları esnasında standart altı petrol tankerlerinin devre dışı bırakılması konusunda oluşturulan Çalışma Grubunda Yunanistan, sahil devletlerinin, tek tek ya da bölgesel bazda olmak üzere, ağır deniz şartlarından etkilenen veya emercensi bir durum dolayısıyla zor durumda kalan gemilere, sığınabilecekleri güvenli limanlar oluşturmaları gereğini vurgulamış ve bu konuda IMO tarafından ilkeler oluşturulmasını önermişti. Türkiye, bu konuda bunun da ülkenin egemenlik hakları içerisinde bir konu olduğunu belirtmişti. Bu konu, egemenlik hakları da dikkate alınarak incelenmesi için COMSAR ve OPRC çalışma gruplarına havale edilmişti. Dolayısıyla bu önerinin sahibi olarak Yunanistan görülüyor. MSC 74 te de konunun bu kez (çoğu olayda olduğu gibi) Uluslararası Deniz Ticaret Odası’na havale edildiği görülüyor.

Türkiye, yukarıda anılan Çalışma Grubu’nda konu Yunanistan tarafından gündeme getirildiğinde, bu konunun da dar sularda römorkör ve kılavuz kaptan kullanılması gibi devletlerin egemenlik hakları dahilinde değerlendirilmesi gerektiğini belirtmiş ve bu husus çalışma grubunun sonuç dokümanında da yer almıştı. Dolayısıyla, sığınma limanları konusunda ülkelerin egemenlik hakkı ve kabul edip etmeme konusunda karar verme hakkının esas olması konusunda bir fikir birliği olduğu varsayılabilir.

Bu konuda ICS tarafından yapılan “sığınma limanları (ports of refuge)” terimi yerine “korunaklı deniz alanları (sheltered waters)” teriminin kullanılması önerisi aslında doğru bir öneridir. Korunaklı Deniz Alanları terimi amacı daha doğru ifade etmektedir.

Sığınma limanları konusunu iki yönden ele almak gerekmektedir:

1.      Açık denizde zor hava koşullarından etkilenen bir geminin kırılması, borda saçının atması, yükünün kayması gibi nedenlerle sıkıntıya düşmesi ve batma ile sonuçlanabilecek bir olayda can ve mal kaybı dışında söz konusu eğer  Erika olayındaki gibi bir tanker ise, çok büyük çapta deniz kirliliği ile sonuçlanabileceği bir gerçektir. Bu nedenle, zor durumdaki bir gemiyi korunaklı bir koya girip durumunu düzeltmesi için gerekli izni vermemek, olası vahim bir sonucu önleyebilecek iken bu sonucun oluşmasına yol açmak gibi de değerlendirilebilir.

2.      Öte yandan, açık denizde meydana gelecek kırılma vs. gibi bir kazanın sonuçları sahiller üzerinde etkisi daha az olabilecekken, bir sahil devletinin bu gemiyi kendi sahillerine yaklaştırarak belli bir bölgesinin mahvedilmesine izin vermesini beklemek de gerçekçi bir yaklaşım olmaz. Üstelik, böylelikle zor durumda kalmış bir gemi, geçmişte de kazalarda görüldüğü gibi “standart altı (substandart) gemilerdir. Dolayısıyla, konunun can ve mal güvenliği yönünden ele alınması bir yana, substandart taşımacılığa prim tanımak gibi bir sonuçla da karşılaşılabilir.

 

2- Yorgunluk (Fatigue) Konusunda haberleşme grubu’nun (Correspondence Group) Hazırladığı rapor:

Denizde çalışan personelin “Yorgunluk” (Fatigue) sorunu ve Yorgunluğun çalışma güvenliğini denizde nasıl etkileyebileceği konusunda bir “Haberleşme Grubu” niteliğinde Çalışma Grubu oluşturulması önerisi MSC 70 Toplantıları esnasında kararlaştırılmıştı. ABD Koordinatörlüğünde 22 Üye Ülke ve 8 Danışman Kuruluş Yorgunluk konusunda haberleşme grubu olarak çalışmalar yapmışlar ve MSC 72 Toplantıları esnasında bir “Ara Rapor” sunmuşlar, bu ara rapor MSC 72 İnsan Unsuru Çalışma Grubu’nda değerlendirilmiş ve Kılavuz Kaptanlar ve VTS Personeli ile ilgili modül’lerin de Yorgunluk araştırmasına dahil edilmesi kararlaştırılmıştı.

Haberleşme Grubu, planlandığı gibi raporunu MSC 74’e sunmuş bulunuyor. Rapor, 10 Modül’den oluşuyor, modüllerden 1. sinde genel bir “Yorgunluk” tanımı yapılırken, daha sonra yorgunluğun zabit, kaptan, eğitim kurumu yöneticisi, gemide seyahat eden armatör/işletmeci, Gemi inşa mühendisi, Kılavuz Kaptan, Römorkör Personeli üzerindeki etkileri ayrı ayrı modüllerde inceleniyor ve önerilerde bulunuluyor.

Haberleşme Grubu’nun yaptığı çalışmanın sonuçları, STCW Konvansiyonu’nun gözden geçirilmesi esnasında ilgili birimlerin ”dinlenme gereksinimleri” nin belirlenmesinde etkili olcağından, önem taşıyor. Yorgunluk, kılavuz kaptanlık gibi konsantrasyonun üst düzeyde gerektiği bir meslek dalında önemli bir faktör.

3- “Pilot Transfer Düzenekleri” konusundaki İtalya’nın “Pilot Çarmıhı” Önerisi:

İtalya’nın bu önerisi,  benim de üyesi bulunduğum Uluslararası Kılavuz Kaptanlar Birliği Teknik Komitesi’nde incelendi. Önceleri sıcak bakılan bu öneriye daha sonra iletilen haklı kaygılar (Özellikle ABD Kılavuz Kaptanlar Birlikleri tarafından) nedeniyle IMPA destek vermekten vazgeçti. Endüstriye fazladan bir yük getireceği, bunun yanında can güvenliğine katkısının da tartışılabileceği belirtiliyor. Zaten ABD bir kağıt vererek doğrudan bu “Çarmıh Basamağı” icadına karşı çıkıyor. IMPA’nın da sıcak bakmadığı bu yeni çarmıh fikrine önceleri sıcak bakmış olmakla birlikte gelinen bu son aşamada  biz de taraftar değiliz. Sektörün öncelikle yürürlükteki  çarmıh standartlarının  gemilerde bulunmasını sağlama konusunu çözüme kavuşturması gerekiyor.

MSC 74 Toplantılarının ilk gününde, İTÜ Denizcilik Fakültesi Dekanı Osman Kamil Sağ, IMO Merkezinde "Denizcilik Eğitimi" konusunda geliştirdikleri yeni model ve Türkiye'de Denizcilik Eğitimi konulu bir sunum yapacak.

Bu konularla ilgili ve IMO MSC 74 Toplantıları ile ilgili geniş bir rapor, yine bu sayfalarda yer alacak.

 

Kapt. Cahit İSTİKBAL

Hit Counter

 


© 1996-2004 Türk Kılavuz Kaptanlar Derneği