|
İNGİLTERE
DENİZCİLİK BAKANI BÜTÜN İLKELERİ UYARDI: GEMİ ADAMLARINA
DAHA FAZLA ÖZEN GÖSTERİN, STANDART ALTI DENİZ TAŞIMACILIĞINI
ARTIK BIRAKIN.
(konuşma
metninin İngilizce
orijinali)
Londra'da
yapılan IMO 21. Genel Kurulu'nun açılışında bir konuşma yapan
İngiltere Denizcilik Bakanı Keith Hill, düşük standarttaki
gemilerin yarattığı haksız rekabet ve deniz güvenliği için
oluşturduğu riskle mücadeleye kararlı olduklarını söyledi.
Konuşmasında
Avrupa Ülkeleri'nin önümüzdeki dönemde denizcilikte uygulayacağı
ilkelerle ilgili önemli ipuçları veren Keith Hill'in konuşması
şöyle:
"Uluslararası
Deniz Taşımacılığı, bir hizmet endüstrisidir. Ve bu taşımacılık
gerçekleştirilince de hizmet bitmiş sayılmaz. Bu endüstri
onunla ilgilenilmesi oranında ve maliyetleri de içeren normal
ekonomik güçlerle yaşar veya yok olur. Fakat
bu ticareti yapan herkes hem kendi maliyetleri ve başarısına
hem de diğerlerinin maliyet ve başarısına dikkat etmek zorunda
olduğunu bilir. Aksi taktirde onun yaptığı iş, özellikle de
hizmet endüstrisinde, kısa süreli olmak durumundadır. Ve
ticarette de, hükümette olduğu gibi,
diğerlerinin başarısından destek alabilmeliyiz, ve güvenilirlik
ve başarının IMO’nun en temel amaçları olduğunu da size
belirtmek isterim.
Hizmet endüstrileri Birleşik Krallığın ekonomik
temellerinde çok önemli bir yer teşkil eder, ve Uluslararası
deniz taşımacılığı özellikle bizim için çok önemlidir. Bu
nedenle bizim güvenilir olmayan ve iyi yapılmayan deniz taşımacılığını
bertaraf etmeye yönelik mücadelemiz sürpriz sayılmamalıdır,
IMO’nun bu anlamdaki çalışmalarını da bütünüyle
desteklemekteyiz. Bu noktada, Genel Sekreterin
“kurallarda bir eksiklik bulunmadığı” şeklindeki görüşlerini
paylaşıyoruz, kaldı ki bu kuralların gereğinden fazla olduğunu
söyleyenler de az değildir. Burada hem bizim hem de Uluslararası
endüstrinin işaret etmesi gereken bir eksiklik vardır ki o da var
olan kuralların uygulanmasında gösterilemeyen süreklilik, zayıf
ya da yanlış yönlendirilmiş performans ile bilinmezliktir. Deniz
zaten yeterince bilinmezlik
taşımaktadır, biz de buna insan hataları ile yeni
belirsizlikler katmamalıyız. Deniz, gemiler ve mürettebat hepimiz
için yeterince önem taşımaktadırlar
Bugün
benim ortaya koymak istediğim yeni bir konu değildir. Bundan müteessir
de değilim. Bazı konular, ki standart altı gemiler için hükümet
ve endüstrinin yapacağı müşterek kampanyalar bunlardan
birisidir, gündemin her zaman en üst sırasında olmak zorundadırlar.
Standart
altı gemilerden kastettiğim, güvenlik, deniz çevresinin korunması
ve mürettebatın refahı konularındaki Uluslararası kabul görmüş
Konvansiyonlara uymayan gemilerdir. Bu tür deniz taşımacılığı,
işini kurallara uygun olarak yapan taşımacılar ile haksız bir
rekabet oluşturmakta, böyle yaparak da kurallara uyan armatörleri
ve gemi işletmecilerini gerekli güvenlik ve diğer zorunluluklarını
yerine getirmekten ve sonuçta da işlerini sürdürebilmekten alıkoyacak
olumsuz sonuçlara sürüklemektedir. OECD incelemeleri göstermektedir
ki standart altı olan taşımacılar standartlara uyanlara oranla
%15 daha az maliyete sahiptirler. Bu da büyük bir gemi için bir yılda
bir milyon $ a varan bir fazla maliyete neden olmaktadır. Bu
da büyümekte olan ve rekabetin en üst seviyede olduğu bir
pazar için çok büyük bir rakamdır. Uluslararası kurallara
uymamak standart altı gemilere rekabette avantaj sağlamakla
kalmamakta, ilgili liman devletleri ve sahil devletlerindeki vergi mükelleflerine
de fazladan maliyetler yüklemektedir. Liman Devleti Kontrolü,
arama ve kurtarma, petrol sızıntısında temizleme gibi
giderlerden doğan vergi yükümlülükleri eğer standart altı
gemiler olmasa idi oldukça azalabilecekti.
Standart
altı deniz taşımacılığı çoklukla “paslı kova” taşımacılığı
olarak bilinir ve bu terim sadece geminin durumunu anlatmaktan ötede
bir anlama da sahiptir. Londra’daki Uluslararası Sigortacılar
Birliği’nden Matthew Marshall’a “4 M” tanımlaması için
şükran borçluyum; ki bu “4 M”
Metal, Makine, İnsan (Men) ve yönetim (Management) dir. Pek
çok deniz kazasına neden olan “cansız donanımlar” olan metal
ve makine değildir; bu donanımları kullanan “insan” ve “yönetim”
dir. Denizde meydana gelen kazaların %80 inin insan faktöründen
kaynaklandığı tahmin edilmektedir. William O’Neil önderliğindeki
IMO’nun da bu gerçeğin farkında olmasından ve eğer denizde
meydana gelen kazalar azaltılacaksa insan faktörünün şimdiye
kadar gösterilenden daha fazla dikkat edilmeye muhtaç olduğunun
anlaşılmış olmasından büyük mutluluk duydum.
Tabii
ki bir kaza olduğunda bu işin en uç kısmında bulunanları-gemi
adamlarını-suçlamak her zaman cazip gelmiştir. Doğrudur,
yeterlikli olmayan mürettebat kazaya neden olur. Fakat çoklukla
bunun altında yatan neden de yeterliksiz ve özensiz yönetimdir.
Pek çok gemi adamı çok düşük bir ücret karşılığında çalışmakta,
kötü eğitilmekte ve kötü motive edilmektedir. Pek çok gemi
adamı da ya bir seferin sonunda ücretlerinin ödenmemesi ya da işveren
tarafından kendi başlarının çaresine bakmaları istenmesi
sonucunda işsiz bırakılmaktadır. Böylece geminin metal ve
makine bakımından çok iyi olması halinde bile, insanlara böyle
muameleler yapılması yüzünden, istenilen verimin elde edilmesi mümkün
olamamaktadır.
Yorgunluk
da pek çok kazanın temel etkenidir. STCW kodu yeterli dinlenme
ihtiyacı konusunda bazı hususlara işaret etmektedir. Bu konu
Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) nun 180 no.lu
konvansiyonunda daha ayrıntılı belirtilmektedir. Burada en az
dinlenme saatleri ve en fazla çalışma saatleri belirlenmiştir.
ILO’nun 180 no.lu bu konvansiyonunun Avrupa Birliği Üyesi
Devletler için uyarlanması üzerine Avrupa Birliği
Komisyonu’nun bir çalışma yürütüyor olmasından da memnunum.
Haziran 2002 ye kadar Avrupa Birliği üyesi bütün devletlerin bu
konvansiyonu kabul etmesi beklenmektedir. Bu tarihten itibaren
Avrupa Birliği limanlarına uğrayan bayrağı ne olursa olsun bütün
gemiler, ILO 180 kurallarına uymak zorunda olacaklardır ve bu
uygunluk da Liman Devleti Kontrolü aracılığıyla kontrol
edilecektir.
Güvenli
ve çevreye dost bir deniz taşımacılığı için iyi yönetim (işletmecilik)
hayati öneme sahiptir. Bu bakımdan Uluslararası Güvenli Yönetim
Kodu (ISM) devrim niteliğinde ölçüler getirmiştir. Buna göre yönetim
(işletme) Uluslararası kabul görmüş Konvansiyonlara uyduğunu göstermekle
yükümlüdür. Bununla birlikte Kod, dokümanların denetiminden
daha ileriye gitmek ve bütün gemi yönetimi operasyonlarında güvenlik
kültürünün kökleşmesini sağlayacak bir katalizör işlevi görmek
zorundadır.
Unutmayalım
ki, bu kodun bugün uygulanmakta olduğu dünya filosunun %25 i
pazarın kaliteli bölümünü temsil etmektedirler. Dünya
filosunun %75 ini oluşturan kuru yük ve dökme yük gemilerinde
ise pek çok temel yönetim problemleri bulunması mümkündür.
Hepimizi bekleyen zorluk şudur: bu %75 lik kesim Temmuz 2002 den
itibaren Kod standartlarında bir gevşeme olmaksızın ISM
gerekliliklerine uymak durumundadırlar. Korkarım ki bunlardan pek
çoğu da her şeyi mümkün olan en son tarihe bırakacaklar ve yürürlük
tarihi yaklaştığında da aceleyle uymaya çalışacaklardır.
Bunun örnekleri daha önce de görülmüştü. Biz taklit
performans istemiyoruz. Bu %75 içerisinde olup da Kod
gereksinimlerine henüz kafa yormamış olanlara bunu söylemek
zorundayım. Buna uyun, ve hemen uyun. Başlamak için asla erken değildir.
Birleşik Krallık, Liman Devleti Kontrolü için Paris Memorandumu
içerisinde olan ülkelerle birlikte, Koda bütünüyle uyan iyi
armatör/işletmeci’lerin avantajına olmak üzere, Liman Devleti
Kontrollerinin bir parçası olarak Kod gerekliliklerine harfiyen
uyulmasını sağlayacaktır.
Söz
Liman Devleti Kontrolü’nden açılmışken, bu kontrollerin daha
çok standart altı gemileri ve standart altı Bayrakları
hedeflemesini sağlamamız gerekmektedir, böylece kurallara uyan
prestijli gemiler sadece sağlık kontrollerine tabi tutularak
serbestçe ticaretlerini yapmaya devam edebilmelidirler. Bu,
standart altı bir gemi işletmek suretiyle sağlanan fiyat avantajını
ortadan kaldırmanın yolarından birisidir. Yardımcı olacak diğer
katı öneriler, Kaliteli Gemicilik Kampanyası’nda ortaya çıktı.
İlk olarak, Fransız Hükümeti ve Avrupa Komisyonu gemilerin
kalitesi konusunda daha geniş ve daha hızlı erişime olanak tanıyacak
EQUASIS veritabanını ortaklaşa olarak oluşturuyorlar. Bu
denizcilik endüstrisinin geniş çaptaki bir talebini karşılayacaktır.
İkincisi de düzenledikleri geçen Haziran ayındaki Denizcilik
Forumu (Mare Forum) Konferansında Hollanda Hükümetince yapılan
“Kaliteli Sigortacılar Ağı (şebekesi)” önerisidir ki
bununla da IMO’nun Bayrak Devleti performansını artırma çabalarını
desteklemeleri için yükümlülüklerini daha ciddiyetle yerine
getirmeleri için teşvik edilmeleri amaçlanmıştı.
Fakat
IMO üyesi devletler kendilerine düşeni bütünüyle yerine
getirmedikçe, bizim denizcilik endüstrisinin standart altı
gemiciliği ortadan kaldırma konusunda gerekeni yapmasını
beklememiz olanaklı değildir. IMO’nun Bayrak Devleti Uygulaması
(FSI) Alt Komitesi’nin önemli çalışmaları da bunu amaçlamaktadır.
Gönüllü Bayrak Devleti kendi-değerlendirme formunu olumlu karşılıyorum.
Birleşik Krallık kendini değerlendirme işlemini samimiyetle
tamamlamış ve sonuçlarını da yayınlamıştır. Bu çalışma
bizim de kendi performansımızı artırmamızı gerektiren kısımları
ortaya çıkarmamıza yardımcı olmuştur. Umarım ki bütün
Bayrak Devletleri bu kendini değerlendirme işlemine aynı dürüstlük
ve açıklıkla yaklaşacaklardır.
FSI
alt komitesi tarafından yürütülen bir diğer önemli inisiyatif
de Bayrak Devletlerinin performansının ölçülmesine olanak tanıyacak
objektif kıstasların –veya daha doğru bir söyleyişle
performans göstergelerinin- geliştirilmesidir.
FSI
alt komitesinde işler istenenden daha ağır yürümektedir. Yine
de artık konvansiyon gereksinimlerinin sürekli ve etkin bir şekilde
uygulanmasının gerçek bir gereksinim olduğu artan bir oranda
kabul görmektedir. Bizce alt komitenin bu çalışmasına evrensel
yaklaşımından dolayı destek olmayı sürdürmek hayati önem taşımaktadır.
Fakat kısaca söylemek gerekirse, alt komitenin başarısız olma
seçeneği yoktur; böyle olması halinde, IMO’nun var oluş
nedenini ortadan kaldırmış olacaktır. Yoksa
doğru dürüst uygulanmayan standartlar koymak
anlamlı fakat sonuç getirmeyen bir çalışma olacaktır.
Şimdi
de buradan diğer bir veya iki konuya geçmek istiyorum. Birincisi dökme
yük gemileri güvenliğindeki gelişmeler. Birleşik Krallık, dökme
yük gemisi Derbyshire’nin kaybından sonra yapılan soruşturmanın
ardından model test programını sürdürmektedir. Bu testler özellikle
düşük fribord standartlarına göre inşa edilmiş dökme yük
gemileri için baş pik koruması, ambar kapağı
dayanıklılığı ve fribord konularında ilgili düzeltme
ve geliştirmeleri yapmak için gerçekleştirilmesi gereken
testlerdir. Bu araştırmanın sonuçları Deniz Güvenliği
Komitesi’ne 2000 Yılındaki ilk toplantısında sunulacaktır.
Hukuk
Komitesi’nin IMO’nun bir Bunker Konvansiyonu’nu dikkate alma
ve benimseme konusunda yapmış olduğu tavsiyeyi olumlu karşılıyorum.
Bu anlaşma Uluslararası hukuktaki önemli bir boşluğu
dolduracaktır. Gemilerin bunker yakıtı, hakkında
sorumluluk ve tazmini içeren bir Uluslararası rejim olmayan
tek temel deniz kirliliği kaynağıdır.
Atina
Konvansiyonu’nu yeniden gözden geçirmek üzere IMO’nun bir
diplomatik konferans toplamasının Komite tarafından tavsiye
edilmemiş olmasına üzüldüm. IMO, gemilerin güvenliği ve çevrenin
korunması konularında pek çok iş yapmıştır, şimdi de sıra
yolcular için uygun mali “can filikaları” sağlamaya gelmiştir.
Birleşik
Krallık Hükümeti, mevcut Konvansiyon tarafından getirilen mali
sorumluluk limitlerinin acil bir reforma gereksinimi olduğu inancındadır.
Biz Birleşik Krallık yolcu gemilerinin limitlerini artırmak üzere
girişimi başlattık. Parlâmentonun zamanı elverişli olduğunda
Konvansiyonu uygulamadan kaldırarak Birleşik Krallık mahkemeleri
tarafından görülecek tüm davalar için limitleri daha da yükseltmeye
niyetliyiz. Umarım ki bu bir ara çözüm olacaktır. Biz
IMO’nun deniz hukukunun birörnek olması konusundaki çalışmalarını
destekliyoruz. Bnun içindir ki, denizyolunu kullanan yolcuların
zararlarını daha iyi karşılamak üzere
yeniden gözden geçirilmiş ve daha iyi desteklenen bir
Atina Konvansiyonu’nun tarafı olmayı umuyoruz.
Güvenilmezlik
ve zayıf performansı bertaraf etme konularında öneriler yaparken
belki de çok ciddi bir tonda konuştum. Benim size bunu hatırlatmama
tabii ki gerek yok, yeni Milenyuma girmek üzereyiz-sadece altı
hafta kaldı ve “zamanın merkezi” olan Greenvich’in olduğu
Londra’dasınız. Eminim ki hepiniz 2000 yılı sorununun üstesinden
gelmişsinizdir. Bu yüzden tarih değişiminin ötesine bakıyorum,
bu Örgütün geçmişteki yaptıkları bana daha belirli, daha
temiz ve daha güvenli bir denizcilik dünyası için büyük güven
veriyor. Birleşik Krallık IMO’nun heyecanlı bir üyesidir. Geçmişteki
başarıların kazanılmasında diğer ülkelerle birlikte çalışmış
olmaktan dolayı gururluyuz. Örgütün çalışmasını desteklemek
için elimizden gelen her şeyi yapmaya devam edeceğiz. Bu bin yılda
olduğu gibi gelecek bin yılda da esas olacak olan işbirliği, gerçekçilik
ve üretim anlayışını sürdüreceğiz."
(Haber:
TUMPA 29/11/1999)
|