 CNN
YAPIMCISI MARY PFLUM'ÜN KAPTAN CAHİT İSTİKBAL İLE RÖPORTAJI
IMO'da 17 Mayıs'ta başlayacak olan Deniz Güvenliği
Komitesi (MSC) 71. dönem toplantılarına az bir zaman kala, Türk Boğazları yeniden
gündemdeki yerini almaya başladı. Amerikan Stratejik İncelemeler Merkezi'nin (CSIS)düzenlediği Çırağan Oteli'nde 13 Nisan 1999 tarihinde
yapılan "Hazer Denizi Petrolü'nün Batı Pazarlarına
Taşınmasında Türkiye'nin Rolü" konferansından sonra CNN'den Mary Plum, Kaptan Cahit İstikbal ile 21/04/1999
Tarihinde bir röportaj yaptı. "Earth Matters" adlı programda önümüzdeki
günlerde yayınlanacak röportajda Mary Pflum'un sorduğu sorular ve Kapt. Cahit
İstikbal'in verdiği yanıtları aşağıda bulacaksınız:
M.P.: Sayın Kaptan İstikbal, Türk Boğazları'nın
tehlike altında olduğu söyleniyor. Nedir bu tehlike?
C.İ.: Evet, Türk Boğazları geçen gemi trafiğinin
oluşturduğu tehlikenin tehdidi altındadır. İstanbul Boğazı'ndan günde ortalama 150
gemi geçmektedir ve geçen bu gemilerin 14-15 tanesi tehlikeli yük taşıyan
gemidir. Bu gemilerden herhangi birisinin teknik arıza veya insan hatası gibi nedenlerle
karaya oturması, karaya çarpması veya bir başka gemiyle çatışması olasılığı
her an mevcuttur. Boğazları tehdit eden tehlike işte budur.
M.P. : Böyle bir riskin gerçekleşmesi durumunda ne olur?
C.İ. : Bunu önceden kestirmek olanaklı değil. Kazanın
cinsine göre bu değişir. Ancak büyük bir petrol tankerinin veya petrol gazı
taşıyan bir geminin yapacağı bir kaza katastrofik boyutta olabilir ve bütün şehrin
varlığını tehdit edebilir. İnsanlar ölebilir, 3000 yıllık tarihi geçmişe sahip
olan şehir yanabilir ve deniz çevresi bir yüzyıl boyunca düzelmeyecek şekilde tahrip
olabilir.
M.P. :Peki, Boğazlarda meydana gelecek böyle bir kaza
sonrası önlemler yeterli mi, örneğin petrol sızıntısı olmuşsa bunu temizleyecek
ekipman gibi?
C.İ. : Önlemler tabii ki var, ancak bu önlem konusunu
doğru anlatmak gerekiyor. Böyle bir kaza olduktan sonra yapılacak çok fazla şey
kalmayabilir. Bir örnek olarak, İngiltere'deki Milford Have limanı girişinda karaya
oturan Sea Empress kazasını gösterebiliriz. Bu kazada tankerin taşıdığı 140 bin
ton petrolün 72 bin tonu denize sızmış ve denize sızan petrolün ancak 3500 tonu yani
%5 i temizlenebilmiştir. Kazadan sonra İngilizler daha önceden bir kazanın böyle
büyük bir felakete yol açabileceğini aklımıza getirmiyorduk demişlerdir.
M.P. : Anlaşılıyor yani kaza olmaması için önlem
almaya ağırlık vermek gerekiyor. Peki İstanbul halkı bu durumun bilincinde değil mi,
yani siz de İstanbul'da oturuyorsunuz ve küçük bir de çocuğunuz var, böyle bir
tehlike altında yaşamak nasıl bir şey?
C.İ. : Ben tehlikenin ne olduğunu ve her an bu
riskin gerçekleşme olasılığı olduğunu bildiğim için kendimi güvende
hissetmiyorum. İstanbul halkı da özellikle son yıllarda bu konuda duyarlı ve zaman
zaman Boğazda teknelerle eylem de yapıyorlar. Tabii burada şu konu önemli: biz Türk
Boğazları'nın Karadeniz Ülkeleri için tek çıkış kapısı olduğunun ve bu su
yolunun onlar için hayati önemde olduğunun bilincindeyiz. Yani bizim amacımız Türk
Boğazları'ndan gemilerin geçmesini önlemek değil. Gemiler geçsin diyoruz, ancak
"gemiler geçsin ancak güvenli geçiş yapmaları koşuluyla" geçsinler
diyoruz.
M.P. : Bu nasıl olabilir, yani güvenli geçiş için ne
yapmaları gerekiyor?
C.İ. : Güvenli geçişin koşulları ile bugüne kadar
meydana gelen kaza nedenleri birbiri ile bağlantılı.Bir kere Boğazların bir
kapasitesi var ve bu kapasitenin üzerinde gemi geçişi için zorlamamak gerekiyor.
Kazaların belli başlı nedenleri insan hataları, gemilerin teknik yetersizlikleri ve
akıntı, sis gibi doğa koşulları. Bunlar içerisinde yine kazalara baktığınız
zaman, kılavuz kaptan almayan gemilerin kaza yapan gemiler içerisinde oranının %85
olduğunu görüyoruz. Bu da gösteriyor ki güvenli geçişin önemli bir koşulu
gemilerin kılavuz kaptan alması. Ne var ki geçen gemilerin ancak %40 ı kılavuz kaptan
almaktadır.
M.P. : Peki neden kılavuz kaptan almıyorlar?
C.İ. : Bunun birkaç nedeni var. Herşeyden önce,
kılavuzluk hizmetinin gemilere bir maliyeti var. Bu gemilerin gross tonajına göre
değişiyor ve bu büyüklüğe göre 500 USD ile 5000 USD arasında değişiyor.
Gemiler bu parayı ödemek istemiyorlar ve en önemli güvenlik etkeni olan kılavuz
kaptanı almadan Boğazlardan geçmeye çalışıyorlar. Tabii tek neden bu değil. Bazı
Karadeniz ülkeleri bunu "Boğazlar'dan geçiş serbestliğine sahip oldukları"
savlarının bir göstergesi gibi görüyorlar.
M.P. : Peki zorunlu hale getirilemiyor mu?
C.İ. : Getirilemiyor çünkü 1936 tarihli Montreux Sözleşmesi'ne göre geçiş sırasında
kılavuz kaptan almak geminin isteğine bırakılmış. Ancak hem Uluslararası Denizcilik Örgütü, hem de Uluslararası Kılavuz Kaptanlar Birliği
Türk Boğazları'ndan geçişte kılavuz kaptan almalarını gemilere şiddetle tavsiye
ediyorlar.
Daha sonra 52000 Gross tonajlı Sea Salvia adlı ham petrol
yüklü tankere Kaptan Cahit İstikbal ile birlikte binen Mary Pflum ve çekim
ekibi, İstanbul Boğazı'nın geçişinin zorluğuna bizzat tanıklık ettiler.
Röportaj ve çekimler önümüzdeki günlerde CNN'de
"Earth Matters" adlı programda yayınlanacak.
(©TUMPA
21/04/1999)
|