turkeyCLR_bf24.gif (6506 bytes)

baslikyeni.gif (7790 bytes)

tumpa forum
 TUMPA ENGLISH SITE  baslikalti.gif (434 bytes) "GÜVENLİ GEMİLER, TEMİZ DENİZLER"
 
Ana Sayfa
Haberler
Arama Motoru
Tartışma
Yeni ne var?
marineCare
Meteoroloji
Haftanın Sitesi
Free Software
Eğlencelik
Adresimiz
Guestbook
Linkler
Sitenizi Ekleyin!
Misafir Defteri

 

Top 10 Turkish Sites Statistics 

click to see our site statistics!

Sayfalarimizin tasarimi devam etmektedir. Bu yüzden bazi linkler çalismayabilir.

dikey.gif (809 bytes)
dikey.gif (809 bytes)
cnnbig.jpg (19875 bytes)

CNN YAPIMCISI MARY PFLUM'ÜN KAPTAN CAHİT  İSTİKBAL  İLE RÖPORTAJI

IMO'da 17 Mayıs'ta başlayacak olan Deniz Güvenliği Komitesi (MSC) 71. dönem toplantılarına az bir zaman kala, Türk Boğazları yeniden gündemdeki yerini almaya başladı. Amerikan Stratejik İncelemeler Merkezi'nin (CSIS)düzenlediği Çırağan Oteli'nde 13 Nisan 1999 tarihinde yapılan "Hazer Denizi Petrolü'nün Batı Pazarlarına Taşınmasında Türkiye'nin Rolü" konferansından sonra CNN'den Mary Plum, Kaptan Cahit İstikbal ile 21/04/1999 Tarihinde bir röportaj yaptı. "Earth Matters" adlı programda önümüzdeki günlerde yayınlanacak röportajda Mary Pflum'un sorduğu sorular ve Kapt. Cahit İstikbal'in verdiği yanıtları aşağıda bulacaksınız:

M.P.: Sayın Kaptan İstikbal, Türk Boğazları'nın tehlike altında olduğu söyleniyor. Nedir bu tehlike?

C.İ.: Evet, Türk Boğazları geçen gemi trafiğinin oluşturduğu tehlikenin tehdidi altındadır. İstanbul Boğazı'ndan günde ortalama 150 gemi geçmektedir ve geçen bu gemilerin 14-15 tanesi  tehlikeli yük taşıyan gemidir. Bu gemilerden herhangi birisinin teknik arıza veya insan hatası gibi nedenlerle karaya oturması, karaya çarpması veya bir başka gemiyle çatışması olasılığı her an mevcuttur. Boğazları tehdit eden tehlike işte budur.

M.P. : Böyle bir riskin gerçekleşmesi durumunda ne olur?

C.İ. : Bunu önceden kestirmek olanaklı değil. Kazanın cinsine göre bu değişir. Ancak büyük bir petrol tankerinin veya petrol gazı taşıyan bir geminin yapacağı bir kaza katastrofik boyutta olabilir ve bütün şehrin varlığını tehdit edebilir. İnsanlar ölebilir, 3000 yıllık tarihi geçmişe sahip olan şehir yanabilir ve deniz çevresi bir yüzyıl boyunca düzelmeyecek şekilde tahrip olabilir.

M.P. :Peki, Boğazlarda meydana gelecek böyle bir kaza sonrası önlemler yeterli mi, örneğin petrol sızıntısı olmuşsa bunu temizleyecek ekipman gibi?

C.İ. : Önlemler tabii ki var, ancak bu önlem konusunu doğru anlatmak gerekiyor. Böyle bir kaza olduktan sonra yapılacak çok fazla şey kalmayabilir. Bir örnek olarak, İngiltere'deki Milford Have limanı girişinda karaya oturan Sea Empress kazasını gösterebiliriz. Bu kazada tankerin taşıdığı 140 bin ton petrolün 72 bin tonu denize sızmış ve denize sızan petrolün ancak 3500 tonu yani %5 i temizlenebilmiştir. Kazadan sonra İngilizler daha önceden bir kazanın böyle büyük bir felakete yol açabileceğini aklımıza getirmiyorduk demişlerdir.

M.P. : Anlaşılıyor yani kaza olmaması için önlem almaya ağırlık vermek gerekiyor. Peki İstanbul halkı bu durumun bilincinde değil mi, yani siz de İstanbul'da oturuyorsunuz ve küçük bir de çocuğunuz var, böyle bir tehlike altında yaşamak nasıl bir şey?

C.İ. : Ben tehlikenin ne olduğunu  ve her an bu riskin gerçekleşme olasılığı olduğunu bildiğim için kendimi güvende hissetmiyorum. İstanbul halkı da özellikle son yıllarda bu konuda duyarlı ve zaman zaman Boğazda teknelerle eylem de yapıyorlar. Tabii burada şu konu önemli: biz Türk Boğazları'nın Karadeniz Ülkeleri için tek çıkış kapısı olduğunun ve bu su yolunun onlar için hayati önemde olduğunun bilincindeyiz. Yani bizim amacımız Türk Boğazları'ndan gemilerin geçmesini önlemek değil. Gemiler geçsin diyoruz, ancak "gemiler geçsin ancak güvenli geçiş yapmaları koşuluyla" geçsinler diyoruz.

M.P. : Bu nasıl olabilir, yani güvenli geçiş için ne yapmaları gerekiyor?

C.İ. : Güvenli geçişin koşulları ile bugüne kadar meydana gelen kaza nedenleri birbiri ile bağlantılı.Bir kere Boğazların bir kapasitesi var ve bu kapasitenin üzerinde gemi geçişi için zorlamamak gerekiyor. Kazaların belli başlı nedenleri insan hataları, gemilerin teknik yetersizlikleri ve akıntı, sis gibi doğa koşulları. Bunlar içerisinde yine kazalara baktığınız zaman, kılavuz kaptan almayan gemilerin kaza yapan gemiler içerisinde oranının %85 olduğunu görüyoruz. Bu da gösteriyor ki güvenli geçişin önemli bir koşulu gemilerin kılavuz kaptan alması. Ne var ki geçen gemilerin ancak %40 ı kılavuz kaptan almaktadır.

M.P. : Peki neden kılavuz kaptan almıyorlar?

C.İ. : Bunun birkaç nedeni var. Herşeyden önce, kılavuzluk hizmetinin gemilere bir maliyeti var. Bu gemilerin gross tonajına göre değişiyor ve bu büyüklüğe göre 500  USD ile 5000 USD arasında değişiyor. Gemiler bu parayı ödemek istemiyorlar ve en önemli güvenlik etkeni olan kılavuz kaptanı almadan Boğazlardan geçmeye çalışıyorlar. Tabii tek neden bu değil. Bazı Karadeniz ülkeleri bunu "Boğazlar'dan geçiş serbestliğine sahip oldukları" savlarının bir göstergesi gibi görüyorlar.

M.P. : Peki zorunlu hale getirilemiyor mu?

C.İ. : Getirilemiyor çünkü 1936 tarihli Montreux Sözleşmesi'ne göre geçiş sırasında kılavuz kaptan almak geminin isteğine bırakılmış. Ancak hem Uluslararası Denizcilik Örgütü, hem de Uluslararası Kılavuz Kaptanlar Birliği Türk Boğazları'ndan geçişte kılavuz kaptan almalarını gemilere şiddetle tavsiye ediyorlar.

Daha sonra 52000 Gross tonajlı Sea Salvia adlı ham petrol yüklü  tankere Kaptan Cahit İstikbal ile birlikte binen Mary Pflum ve çekim ekibi, İstanbul Boğazı'nın geçişinin zorluğuna bizzat tanıklık ettiler.

Röportaj ve çekimler önümüzdeki günlerde CNN'de "Earth Matters" adlı programda yayınlanacak.

(©TUMPA 21/04/1999)

 

 

 


© 1996-1997-1998-1999 Türk Kilavuz Kaptanlar Dernegi