Akademik Görüş

Demiryolu ve Denizyolu Taşımacılığı

Doç. Dr. NECMETTİN AKTEN

 

Seyir Defteri

Meslek Örgütlerine Özen Gösterelim

Kapt. CAHİT İSTİKBAL

 

Mercek Altında

Kılavuz Kaptanlık Mesleği

Kapt. OĞUZ CEBECİ

 

Hukuk Penceresi

Yargı Muafiyeti ve Yabancı Gemiler

Av. BÜLENT TATAR

 

Teknik Bakış

Yüzyılın En Önemli Tehdidi

Kapt. CAHİT YALÇIN

SANLI BAYRAGIMIZ

TURK

KILAVUZ KAPTANLAR

DERNEGI

T U R K I S H   M A R I T I M E   P I L O T S'   A S S O C I A T I O N

TUMPA LOGO

marineCare

TUMPA ENGLISH SITE

Burada önemli son dakika haberleri yer alacaktır. Bizi izlemeye devam ediniz...

temizdeniz.gif (1310 bytes)
İçindekiler
Haberler
Dış Basın
Yazarlar
İstatistikler
IMO
F.A.Q.
Yönetim Kurulu
Üye Girişi
Arama
Çevre
Yeni Ne Var?
marineCare
Meteoroloji
Software
Şiir
Eğlencelik
Adresimiz
Bize Yazın!
Linkler
Sitenizi Ekleyin
Tüm Forumlar
Eğitim Forumu
İş Arayanlar
Misafir Defteri

Kılavuzluk,

Güvenilirliğin

İnsana

Dönüşmüş

Şeklidir.

Joseph CONRAD


  Arama Motoru

TUMPA WEB



IMPA Üyesiyiz


EMPA Üyesiyiz


click to see our site statistics!

 
Hukukçu Gözüyle........................................................2 Mart 2003

Irak Krizi ve Türk Boğazları

Nilüfer ORAL*   

 

 

1 Mart 2003 Cumartesi günü TBMM tarihi bir karar ile ABD askerlerinin Türkiye’de konuşlandırılmasına izin vermedi.  Biz bu iznin verilmiş olduğunu varsayarsak Türk Boğazlarının statüsü bundan nasıl etkilenir; bunu inceleyelim.

Bu durumda, açık bir savaş ilanı olmamasına rağmen, hem Irak Devletinden hemde El Kaide’den Türkiye’ye karşı saldırı olasılığı artıyor.  Bu açıkça “Türkiye bir savaş tehdidi” altına giriyor demektir. Bu da 1936 yılında yapılmış olan tarihi Montrö Anlaşmasının 6. Maddesinde öngörülen durumdur.Türkiye’nin çok yakın bir savaş tehdidi altında bulunması durumunda 2. Madde hükümlerinin (ticaret gemilerinin serbest geçiş hakları) uygulaması devam edecektir; ancak gemilerin Boğazlar’a gündüz girmeleri ve her seferinde geçişin Türk makamlarınca gösterilen yoldan yapılması gerekecektir.  Bu durumda kılavuzluk hizmetleri zorunlu kılınabilecek, ancak ücrete bağlı olmayacaktır.[1]

Bu maddenin yanısıra 21. madde de yürürlüğe girer ve Türkiye Cumhuriyeti, Türk Boğazlarından savaş gemilerinin geçişini dilediği şekilde düzenleyebilir.  Yani 20. maddede olduğu gibi Türkiye savaş durumunda savaşan taraf ise Boğazları harp gemilerine kapatabilir veya Montrö hükümlerinde öngörülmüş olan “Karadeniz’e kıyıdaş olmayan ülkelere getirilen tonaj sınırını tamamen kaldırabilir.  Fakat Türkiye 21. maddede belirtilen haklarını kullamaya başladıktan sonra bununla ilgili olarak hemen Birleşmiş Milletler’e bir bildiri göndermek durumundadır ve bunun BM’nin 2/3 oyu ile onaylanması şarttır.  Bunun olmaması durumunda Türkiye’nin bu önlemleri kaldırması gerekir.

Burada altı çizilmesi gereken önemli bir husus, Montrö Sözleşmesinin Türkiye’ye bu hakları sadece “savaş durumunda iken” değil “pek yakın bir savaş tehdidi” altında olması durumunda da tanımasıdır. Böyle bir düzenlemenin, uluslarası hukuk’a baktığımız zaman bir istisna olarak yalnızca Türk Boğazları için “Montrö Anlaşması” ile yapıldığını göriyoruz.  Bunun Türkiye için anlamı nedir?

Türk Boğazlarından 2002 yılında 120 milyon ton tehlikeli madde geçirilmiştir. Her gün geçiş yapan tehlikeli madde taşıyan tanker sayısı ortalama günde 7’dir. 2002 yılında, Türkiye 1998 tarihli Türk Boğazları tüzüğü ile ilgili olarak “Uygulama Esasları” üzerinde yeni düzenlemeler yapmıştır. Tehlikeli madde taşıyan tankerlerin geçişinde bazı zorluklar yarattığı için bu, başta Rusya’nınki olmak üzere büyük tepki yaratmıştır. Fakat bu son “yakın savaş tehdidi altında olma durumu” Türkiye’ye  Montrö Anlaşması ile önemli bir hukuki dayanak sağlamıştır.

Aslında, Irak durumu ortaya çıkmadan da, 11 Eylül saldırısından sonra terör, Türk Boğazları gibi çok hasas ve önemli bir bölge için çok ciddi bir “tehdid” oluşturmaktadır. 21. Yüzyılda “savaş”ın kapsamına “terör”ün de girmiş olduğu inkar edilemez bir gerçek olmuştur. Bu da, Montrö Anlaşmasının 6. ve 21. maddelerinde ön görülen “pek yakın savaş tehdidinin” sadece devletler arası savaşla kısıtlı olmayıp “El Kaide” gibi terör örgütlerini de içersine alması zorunluluğunu gündeme getirir. 

Sonuç olarak, yukarıda sözü edilen tezkere TBMM’ince kabul edilmemiş olsa bile, Montrö Anlaşmasının 6. Maddesini dikkatle incelemek gerekir.

 


[1] Madde 6: Türkiye kendisini pek yakın bir savaş tehlikesi tehdidi durumunda, 2. Madde hükümlerinin uygulanması yine de sürdürülecektir [ticaret gemilerin serbest geçiş hakları], ancak gemilerin Boğazlar’a gündüz girmeleri ve geçişin her seferinde, türk makamlarınca gösterilen yoldan yapılması gerekecektir.  Kılavuzluk, bu durumda, zorunlu kılınabilecek, ancak ücrete bağlı olmayacaktır.

*İstanbul Bilgi Üniveritesi Deniz Hukuk Araştırma Merkezi Müdür Yardımcısı

_________________________________________

Yazarın Diğer Yazıları:

 

___________________________________________

 

 

© Nilüfer Oral 2003. İzinsiz kullanılamaz.

 

 Hit Counter


© 1996-2004 Türk Kılavuz Kaptanlar Derneği