Türk Boğazları’ndan gemilerin duraksız geçişi,
bilindiği gibi, 1936 yılından beri Montrö Anlaşmasının ön gördüğü şartlar
çerçevesinde düzenlenmiştir. Montrö sözleşmesi kendine münhasır, yani
benzeri olmayan—hukuk dilinde “sui generis” diye adlandırdığımız bir
sözleşmedir. Dolayısıyla Türk Boğazları hukuk açısından başka boğazlara
benzemeyen bir geçiş düzenine sahiptir. Pekiyi, bu düzenleme nasıldır?
Montrö Sözleşmesi 29 Maddeden oluşup hem
ticari hem harp gemilerinin geçişini düzenler. Ticari gemilerin geçiş
şartları sözleşmenin ilk 7 maddesi tarafından düzenlenmiştir. Sözleşmenin 2.
Maddesine göre duraksız geçen gemiler, gece ve gündüz, bayrakları ve
hamuleleri ne olursa olsa “tam serbest” geçiş hakkına sahiptirler. Tabii,
Montrö sözleşmesini çok iyi bilmeyenler 2. Madde’nin “serbest geçiş”
sözcüklerine takılıp Türk Boğazlar’ından geçişi açık denizde olan “tam
serbest” geçiş hakkıyla karıştırabilirler.
Oysa, Türk Boğazları ne açık denizdir ne de
“uluslararası bir su yoludur”. Türk Boğazları, uluslararası bir sözleşmeye
tabii olan, Türkiye’nin bir iç su yolu olup ayrıca “uluslararası deniz
ulaşımında kullanılan” önemli bir boğazdır.
“Uluslararası su yolu” ile “uluslararası deniz
ulaşımında kullanılan su yolu” tabirlerinin ayırımı son derece önemlidir.
Mesela, 1982 BM Deniz Hukuku Sözleşmesinin Boğazlar kısmında “uluslararası
su yolu” kelimesi geçmez çünkü ülkeler kendi karasularında olan boğazlarının
“uluslararası” -yani bir “açık deniz” -konumuna getirilmemesine dikkat
ettiler. Bu nedenle kelimeleri her zaman çok dikkatle kullanmak gerekiyor.
Eğer Türk Boğazlarından geçiş hakları açık
denizlerin “serbest geçiş” hakları ile aynı değilse 2. maddeye nasıl bir
anlam vermek gerekiyor?
Yıllar önce, Prof. Dr. Sevin Toluner 1936
yılında toplanan Montrö Konferansının tutanaklarını inceleyerek bu sorunun
cevabını önemli bir şekilde aydınlattı. Montrö konferansında Türkiye
temsilcilerinden olan Sn. Tevfik Rüştü Aras orada bulunan yabancı
delegelere Türk Boğazlarından geçişin “zararsız” olacağını ve Türkiye’nin
polis ve idari yetkisini saklı tuttuğunu açıkça beyan etti. Hiç kimse de
buna itiraz etmedi. Bunun anlamı, Boğazlardan geçişin “zararsız” olacağı ve
Türkiye’nin bunu düzenleme ve denetleme hakkını saklı tutacağıdır. Bu
haklarımızı kullanmazlık edersek bunları bir şekilde kaybedebiliriz.
1994/1998 Türk Boğazları Geçiş Tüzüğünün, getirmiş olduğu seyir güvenliğinin
öneminin yanı sıra Türkiye'nin kendi yetkisini dünyaya kabul ettirip
kullanması da önemlidir..
Bu, Türkiye'nin Boğazlar konusunda her zaman
istediği gibi hareket etme hakkına sahip olduğu demek değildir. Türkiye
kendisine yakın bir tehdit oluşturmadıkça zararsız geçen gemilerin
geçişlerine sebepsiz yere müdahale ederse bu hukukça sakıncalı olur. Ama,
yanan bir gemiye, tehlikeli madde sızdıran bir gemiye, ve infilak etmek
üzere olan bir gemiye şüphesiz Türkiye müdahale edebilir.
Hukuk açısından zorluk yaratan, duraksız geçiş
yapan ve uluslararası standartlara uymayan gemilerin geçişlerini denetlemek
ve bunlara geçiş şartlarını uygulamaktır. Kuşkusuz bu durum uzman
hukukçuların alanıdır ve Türk Boğazlarından geçiş haklarının
değerlendirilmesinin uzmanlar tarafından yapılması muhakkak ki daha sağlıklı
olacaktır. Gemilerin geçiş hakları, deniz çevresinin korunması ve güvenli
geçiş hukuku karmaşık ve uzmanlık gerektiren konulardır.
Türk Boğazlarını korumak ulusal çıkarımız
içindir ve hepimizin görevidir. Bu nedenle Türkiye devletinin de Türk
Boğazları gibi tarih boyunca dış siyasetimizde çok büyük bir önemi haiz bir
konuda ancak uzmanlara danışarak bir politika oluşturması ve buna göre
beyanlarda bulunması daha sağlıklı ve yararlı olacaktır.
bogazdan gecen gemileri kontrol altına almamiz gerek cunku bızım kara sularımızdan herturlu kacakcılık yapılıyor
ISIM:
EXELANS BARMEN
Date:
18-04-2004
YORUM
BENCE BİRAZ DAHA BİLGİ YAZABİLİRSİNİZ BU MONTRÖ HAKKINDA
ISIM:
funda coban
Date:
04-04-2004
YORUM
motrö antlaşmasında yer alan 5 yılda bir degiştirilebilme hukmune atfen ileride gundeme gelebilecek boyle bir degişiklik konusunda NATO nun tavrı ne olur başlıklı bir odev hazırlamaktayım.kaynak anlamında yardımcı olabilirseniz sevinirim.zira arastırmalarıma ragmen butunsel bir kaynaga ulaşamadım.
yazışma adresim:eylullegelen@mynet.com
gazi üni.uluslararsı ilişkiler 3.sınıf ögrencisi
ISIM:
ZAFER
Date:
02-04-2004
YORUM
MADDELERİNİDE EKLESİNİZ DAHA AÇIKLAYICI OLURDU
ISIM:
Date:
28-03-2004
YORUM
biraz daha uzun olabilir
ISIM:
Sefa BİNGÖL
Date:
22-02-2004
YORUM
Ben boğazları,pamuk tarlasının içinden geçen tırlara benzetiyorum.Demir yığını tankerlerin yolaçtığı kirliliğe karşılık,acaba anlaşma devletlerinden 'temizlik'vb. adı altında bir tazminat alınıyormu.Birgün bu devletler bunun hesabını vereceklerdir..orası yol geçen hanı değilllllllllllll.
ISIM:
PINAR TUNÇ
Date:
29-12-2003
YORUM
TURK BOĞAZLARININ TURK DIS POLITIKASINA ETKILERINI MERAK EDIYORUM DAHA AYRINTILI OLURSA SEVINIRIM
ISIM:
ALİ ÖZ
Date:
01-11-2003
YORUM
bana türk boğazlarının hukuki statüsü lazım biraz daha ayrıntılı olabilirmi