|
Seyir Defteri
|
|
Denizcilik
Eğitiminde Üniversitenin Yeri ve Önemi*
|
 |
|
Cahit İstikbal
|
 |
| Kapt. Cahit İstikbal sempozyum
bildirisini sunarken |
Biz
ortaokuldayken “münazara”lar yapardık; örneğin “çocuk eğitiminde okul mu
daha önemli, aile mi daha önemli” diye. İnanın o münazarada dahi
tartışılabilecek karşı görüş oluşturulabilecek bir şeyler vardı. Bugün
“Denizcilik eğitiminde üniversite eğitimini önemi” ni birilerine anlatacak
noktaya gelmişsek, ortada çok ciddi bir sorun var. Bu sorunu tartışmalıyız
ve denizciliğimizin geleceği adına mutlaka sonuçlandırmalıyız.
Bizim Türk Kılavuz Kaptanlar Derneği olarak, Internet’te
açtığımız bir web sitesi var. Bu sitede denizcilik eğitimi konulu bir forum
açtık. Burada çeşitli düzeydeki eğitim kurumlarındaki öğrencilerden
ve meslek mensuplarından görüşler geliyor ve tartışmalar yapılıyor.
Buraya gelen yüzlerce mesajdan çıkan sonuç şu: Kurslarda okuyan öğrenciler,
aynı hocalardan eğitim aldıklarını söyleyerek sonuçta aynı yeterlik
belgesini alacak olmalarından da gelen cesaretle kendilerini üniversitede
okuyanlarla aynı görüyorlar, üniversitede okuyanlar da kurslardan da aynı
yeterlik belgesi verilmesinden dolayı büyük bir moral bozukluğu ve kızgınlık
içerisindeler. Ancak konunun böyle devam edemeyeceğinden ve uluslararası
gelişmelerin de bu yönde olduğundan biraz teselli buluyorlar.
Denizcilik,
bildiğiniz üzere, uluslararası niteliği olan bir sektördür. Dolayısıyla,
bizim ülkemizde denizcilik konusunda atacağımız her adım, gerek teknik
anlamda, gerekse insan kaynakları konusunda, endüstrinin bu uluslararası
yönünü mutlaka dikkate almalıdır. Denizcilik sektöründe uluslararası
standartların belirlendiği, kuralların konulduğu kurum, Uluslararası
Denizcilik Örgütü’dür. Bu örgütün ve uluslararası denizcilik camiasının
günümüzde fikir birliği ettiği husus, el birliği ile çalışarak
taşıdıkları bayrak ne olursa olsun bütün gemilerin standart hale
getirilmiş kurallar ve düzenlemelere tabi tutulması yönündedir. Bu amaçla
gemilerin standartlara uygunluklarını sağlamak ve kontrol etmek amacıyla
Liman Devleti Kontrolü için bölgesel bazda anlaşmalara gidilmiş, mutabakat
zabıtları imzalanmıştır. Bunlardan 18 Avrupa ülkesinin üye olduğu Paris
Mutabakat Zabtı (Paris Memorandum Of Understanding, MOU) bu yılın ocak
ayında IMO’ya sunduğu raporda,
-
Türk Bayraklı 1987 gemide yapılan
denetim faaliyetinin sonucunda bu gemilerden 436’sının
alıkonulduğunı,
-
Yapılan
denetimlerde tutulma sayısının en fazla 158 olması gerekirken bu sayının
Türk gemilerinde 436 ya ulaştığını,
-
Böylelikle
Türkiye’nin Paris MOU tarafından belirlenmiş %7 barajının çok üzerinde yer
alarak, Kara Liste’de bulunan 12 ülke arasında “Çok Yüksek Riskli Ülke”
konumunda bulunduğunu
Belirtmiştir.
Böylelikle Türkiye,maalesef, Gürcistan, Cezayir, Libya, Bengladeş,
Azerbaycan gibi ülkelerden bile daha kötü durumda gösterilmiş, bu şekilde
IMO’ya rapor edilmiştir.
Öte yandan,
İngiltere’de geçtiğimiz yıl yapılan liman devleti kontrollerinde, Türkiye,
%40 lık alıkonma oranı ile birinci sırada yer aldı.
Gemilerimizin yurt
dışında limanlarda bu kadar yüksek oranda tutulmasının personel
politikalarıyla ve dolayısıyla denizcilik eğitimi ile yakından ilgili olduğu
yadsınamaz bir gerçektir. Üstelik, Liman devleti kontrollerinde artık,
personel kalitesi de ölçülmekte ve bir tür sınav dahi yapılabilmekte, bu
yüzden gemiler tutulabilmektedir.
Öte yandan,
Türkiye’nin Uluslararası Denizcilik Örgütü tarafından Eğitim ve Vardiya
Standartları Sözleşmesi’ne uygunluğu belirlenen ülkelerin oluşturduğu Beyaz
Liste’de yer aldığını da belirtmek gerekir. Bu liste 2000 yılı Aralık ayında
yapılan ve benim de hazır bulunduğum IMO Deniz Güvenliği Komitesi’nde
açıklanmıştı ve bu listedeki 71 ülkenin arasında Türkiye de bulunmakta idi.
Ancak, bu beyaz liste’ye girilebilmesine olanak sağlayan kriterler,
Türkiye’nin denizcilik eğitimi ve sertifikalandırma sistemi’nin IMO’nun
denetimine sunduğu kadarının incelenmesiyle oluşturulmuştur. Türkiye’nin bu
listede hakkıyla yer almadığı liste açıklandıktan sonra Lloyds List de dahil
olmak üzere çeşitli yayın organlarında yer aldı. Önümüzdeki yıllarda,
sürekli güncellenecek olan IMO Beyaz Listesi’nde yerimizi koruyabilmemiz
için de, denizcilik eğitiminde kaliteyi arttırmak ve sertifikalandırma
sistemine özen göstermek zorundayız. Standart belirlemesi için yapılan
değerlendirmeler, her zaman tek okul ile sınırlı kalmayabilir, Isle of Man
olayından sonra Türkiye’nin özellikle büyüteç altına alınacağı ve sertifika
veren bütün eğitim kurumlarının değerlendirmeye alınacağı beklenmelidir.
Bütün bunların
“Üniversitelerin denizcilik eğitimindeki yeri” ile ne ilgisi var
diyebilirsiniz. Ancak unutmayalım ki gerek liman devleti kontrollerine büyük
ağırlık verilmesi, gerekse 2002 yılında uygulamaya girecek olan STCW 95
Sözleşmesi’ne bu kadar ağırlık verilmesinin nedeni, deniz yolu ile yapılan
taşımacılığın “daha güvenli” hale getirilmesi kaygısıdır. 1999 Aralık Ayında
meydana gelen Erika kazası, bundan bir yıl sonra meydana gelen Ievoli Sun ve
daha sonra Castor kazaları, özellikle de Erika kazası, önlemlerin
hızlandırılmasında etkili olmuştur. Deniz kazalarında insan hatasının payı
yapılan araştırmalara göre %82 olarak belirlenmiştir. İnsan hatasını
azaltmanın en iyi yöntemi ise eğitimde kaliteyi arttırmaktır. Amerika ve
Avrupa ülkeleri ve diğer çağdaş denizcilik ülkeleri bunun farkına
varmışlardır, ve artık maliyet tasarrufu amacıyla personel kalitesinden ödün
verilen bir dönem kapanmak üzeredir. Burada ülke olarak bizim de şu sorulara
cevap aramamız gerekmektedir:
-
Deniz personeli
kalitesi açısından dünya denizciliğinin neresindeyiz?
-
Daha kaliteli
denizciler yetiştirebilmek ve bu denizcileri hem kendi sektörümüzü daha
verimli ve dünya limanlarında artık gemi tutulmaları ile birlikte
anılmayan bir sektör haline getirebilmek, hem de dünya denizcilik
endüstrisine ihraç etmek üzere değerlendirmek için eksiklerimiz nelerdir
ve neler yapmalıyız?
Bugün , özel sürücü
kursundan verilen yeterlik belgesi ile 4 yıllık lisans eğitimi sonunda
alınan yeterlik belgesinin aynı olduğu bir sistem içerisinde bunlar komik
sorular olarak görülebilir.
Ancak denizcilikte gitgide dünya gerçeğinden uzaklaştığımızı,
bayrağımızı taşıyan gemilerin dünya limanlarına giremez duruma gitmekte
olduklarını, her ülkede Port State Kontrol memurlarının limandaki ilk uğrağı
ve hedefi haline gelmişken, hala kendi liman devleti denetimlerimizi
yapamadığımızı da görmezden gelemeyiz. Ülkemiz, 10 Ülkenin yer aldığı
Akdeniz MOU’sunun ve 6 Ülkenin yer aldığı Karadeniz MOU’sunun üyesidir ve
Karadeniz MOU’sunun sekreteryası da Ülkemizde bulunmaktadır. Bu faaliyetleri
yürütecek uluslararası nitelikte değeri olan denizcileri nasıl
yetiştireceğiz? Sürücü kursundan yeterlik belgesi verilirse, aynı yeterlik
belgesini almak için lisans eğitimi yapacak olanlar üzerinde caydırıcı
etkisi olmaz mı? Bu soruların cevabını mutlaka bulmamız gerekmektedir.
Türk Kılavuz
Kaptanlar Derneği olarak biz, eğitimin gerekliliğine inanıyoruz ve bu konuda
kurum ayırımı yapılması taraftarı değiliz. Üniversiteler de, çeşitli
seviyede diğer eğitim kurumları ve kurslar da tabii ki denizcilik eğitimi
verebilirler. Ancak burada tercihimizi çok iyi yapmalıyız. Üniversite
eğitimine birinci önceliği vermeli ve onu yaralıyacak hiç bir girişime izin
vermemeliyiz. Başka türlü kalite standartlarını arttırmayı kararlı bir
şekilde ana politika haline getirmiş dünya denizcilik endüstrisi içinde yer
alamayız. Açıkça ifade edeyim, üniversiteleri kurslarla rekabet etmek gibi
bir durumda bırakmamalıyız. Rekabet iyi şeydir ancak haksız rekabet de
suçtur. Bu ülkedee elbette ki kurslar da eğitim versinler, ancak
unutulmamalıdır ki her denizcilik eğitimi veren kurum kaptan ya da mühendis
yetiştirmek zorunda değildir. Gemilerde miço’ya, serdümene, siliciye,
yağcıya, lostromoya, pompacıya da ihtiyaç vardır. Gündemde olan bir konu ,
Gemiadamı Yönetmeliği yenileniyor, taslak yönetmelikte Uzak Yol Güverte
Zabiti olmak için şu şart konmuş; “Dört yıllık fakülte ve yüksekokul
mezunları ile baraj puanı ile girilen dört yıllık kurslardan mezun olmak”.
Aynı koşul, Uzak Yol Vardiya Mühendisi/Makinisti için de geçerli. Her
uygulamanın bir gereksinimden kaynaklandığını kabul ederek soruyorum: uzak
yol zabiti ya da vardiya mühendisi yetiştirilmesinde kurslara neden ihtiyaç
var? Acaba yüksekokul ve fakülte düzeyindeki eğitim kurumları, yeterli
sayıda mezun veremiyorlar mı? Kurslarla aynı yeterlik belgesini alacağını
bilen bir üniversite öğrencisinin olumlu yönde motive olamayacağına
inanıyorum. Bu ayrıca üniversitelerin puan düzeyini dolayısıyla öğrenci
kalitesini de düşürücü etki yapacaktır.
Son zamanlarda
denizciliğimizde üzülerek gözlemlediğimiz bir konu var; yönetmelikler
değiştiriliyor, bu yönetmelikler konusunda bilgi ve deneyiminden
yararlanılacak meslek kuruluşlarına
ya haber verilmiyor, ya da söyledikleri dikkate alınmıyor. Denizcilik
sektörü bir bütündür. Hep aynı örneği veriyorum, yine yine söyleyeceğim, bir
Çin atasözü var, “Bir kişiye balık verirseniz bir gün, balık tutmasını
öğretirseniz her gün doyar” der. Bizim denizcilik sektörümüz de balık
tutmasını öğrenmek istemediği için her gün balık istemek zorunda kalıyor.
Kurslar konusunu da sektöre verilen balık olarak değerlendiriyorum. Ancak
dış dünyanın gerçeklerine kapalı
politikalarla uluslararası niteliği olan bir sektörün varlığını
sürdürmesi olanaksız hale gelmiştir.
2000 Yılı Mayıs
Ayı’nda Honolulu’da yapılan ve benim de katıldığım Dünya Kılavuz Kaptanlar
Birliği Kongresinde bir konuşma yapan IMO Genel Sekreteri William O’Neil,
“Denizcilerin özellikle de güverte ve makine zabitlerinin sayıları
giderek azaldığını ve önümüzdeki on sende daha da kötüye gideceğni,
denizcilik sektöründe OECD ülkelerinden olanların %40 ının 50 yaşın %18 inin
ise 55 yaşın üzerinde bulunduğunu,pek çok denizcilik şirketi yöneticisinin 5
ila 10 yıllık bir zaman süreci içerisinde deniz ticaretinde çalışan üst
düzey zabitlerin büyük oranda Asya ve Doğu Avrupa ülkelerinden olacağını
tahmin ettiklerini”
belirterek
“gelecekte kalitenin odak noktası olacağını, Eğer düşük standarttaki
gemiler yeni ve iyi bakımlı gemilerle değiştirilirse o zaman donatanlar
onları yürütecek personel için de daha yüksek standartlar talep edeceğini”
özellikle vurgulamıştı.
IMO Genel Sekreteri
bunları söyledikten sonra, önümüzdeki dönemde standart altı gemiler,
standart altı mürettebat, standart altı bayraklar, standart altı gemi
işletmecileri-ve standart altı kiralayıcılar- ile daha etkili bir şekilde
mücadele edileceğini de sözlerine eklemişti.
IMO Genel
Sekreteri’nin de belirlediği gibi, gelişmiş ülkelerin gemileri, önümüzdeki
yıllarda daha da artan oranda kaliteli yabancı gemiadamına gereksinim
duyacaklar. Biz de bu amaçla kaliteli denizciler yetiştirmeye ağırlık
vermeliyiz. Denizcilik sektörü teknolojiyi giderek daha fazla kullanırken,
denizcilik sektöründeki meslek grupları da çeşitlenmektedir. Eğitim
kurumlarımız da bu teknolojileri takip ederek öğrencileri değişen dünya
koşullarına hazırlamalıdırlar.
Sonuç olarak şunları
belirtmek istiyorum:
-
Denizcilik
politikası gözden geçirilmeli ve üniversite ve kurs konusunda temel
ilkeler belirlenmelidir.
-
Denizcilik
eğitiminde üniversitenin yeri zedelenmemelidir.
-
Üniversiteler
kurslarla değil kendi aralarında rekabet etmelidir.
-
Kurslara
üniversiteler ile aynı yeterlik belgesi verme olanağı-öğretim süreleri
aynı olsa dahi- verilmemelidir.
-
Kurslar, daha alt düzeyde yeterlik belgesi verme yönünde bir
eğitim programına kendilerini hazırlamalıdır.
-
Sırf yeterlik
belgesi vermek için kurulmuş, gereksinimden doğmayan, tamamen ticari
amaçlı olup sistemde enflasyona yol açan kurumlar sistemden
ayıklanmalıdır. Bu amaçla kalite kontrol araçları geliştirilmeli ve
disiplin içinde kullanılmalıdır.
Sözlerimi Büyük Atatürk’ümüzün yıllar önce söylediği, ancak bizim
bugüne kadar gerçekleştiremediğimiz sözleri ile noktalamak istiyorum: :
“Denizciliği Türk’ün büyük milli ülküsü olarak düşünmeli ve onu az zamanda
başarmalıyız.”
Hepinize saygılar
sunarım.
(*14
Nisan 2001 Tarihinde 9 Eylül Üniversitesi Deniz İşletmeciliği ve Yönetimi
Yüksekokulu Tarafından düzenlenen
"Denizcilik Eğitiminde Üniversitenin Yeri" konulu Sempozyoum'da
sunulmuştur.)
Yazarın Diğer Yazıları:
Yazıların her hakkı yazara aittir. Kaynak
gösterilmek suretiyle alıntı yapılabilir.©
Cahit İstikbal
|
|
fırat Karadeniz Teknik Üniversitesi Sürmene Deniz Bilimleri Fakültesi Balıkçılık Teknolojisi Mühendisliği Bölümü mezunuyum kaptanlık yapmak istiyorum bunun bana ve benim gibi kaptanlık yapmak isteyen arkadaşlara bir yol gösterirmisiniz SAYGILAR.....
xamorpha_xxx@mynet.com
BREEZE 34 balıkçılık teknolojisi mühendisliği mezunuyum.........bizim kaptanlık belgesi almamız engellenmemeli!!!!!!!!!!!!(breeze34@mynet.com)
LÜTFEN BU KONUYU ARAŞTRIN.....KARADENİZ TEKNİK ÜNİVERSİTESİ ..SÜRMENE DENİZ BİLİMLERİ FAKÜLTESİ ...BALIKÇILIK TEKNOLOJİSİ MÜH.
--------------------------------------------------------------------------------
balıkçılık tek.müh balıkçılık teknolojisi mühendisliği mezunuyum.........bizim kaptanlık belgesi almamız engellenmemeli!!!!!!!!!!!!(breeze34@mynet.com)
ali hasan bu kadar biz gemide bir aileyiz zaten meslekten yetişmiş çok saygın insanlarlada çalışıyoruz behsettiğiniz kurslardanda bir çok insanla çalışıyoruz okulunuzunda bir çok öğrencisiyle çalışıyoruz ama bu şekilde onların içine o kadar büyük bir kin duygusu yerleştirmişsiniz ki (tabi ki hepsi değil) onlara bu kinin saçmalık olduğunu anlatmak inanın çok zaman alıyo. biz bu mesleğe gönül vermiş yeni kuşağız ve lütfen bize huzursuz bir çalışma ortamı yaratmayın saygılar....
ali hasan denzici bir aileden geliyorum aynı ailede üç farklı okuldan aynı mesleği seçmiş insanlarız ve hepimiz bu mesleği çok büyük bir sevgi ve gururla yapıyoruz evde herkez birbirinden fikir alışverişi yapabiliyo hepimizde birbirimizin eksiklerini beraberce kapatıyo0ruz ve hepimizde çalıştığımız firmalarda çok başarılı ve sevilen insanlarız bence bırakın bu insanları kinleştirmeyin
ali hasan keşke okulunuzun diğer okulların önünü kesmek için değil de onların gelişimi konusunda bir katkısı olsada daha kaliteli bir çalışma ortamımız olsa öss puanından yüksek puan alıp üniversiteye geirmek değil okuduğun okulu veya kursu başarıyla bitirip gönül vererek bu mesleği yapmak önemli. keşke sizin gibi saygıdeğer büyüklerimizde diğer okullarla malum okulu karşı karşıya getireceğine beraberce dostluk içinde aynı ortamı paylaşabilmeleri konusunda yardımcı olsalar.
birol yaya ben cuhuriyet üniversitesi şebinkarahisar meslek yüksek okulu makina programı mezunuyum.gemilerde calışmak üzere liman başkanlığına başvurduğumda bize verilen belge silici belgesi verildiğini söylediler,meslek lisesi mezununa yağcı belgesi veridiği halde nedenbize silici belgesi veriliyor.Sizden bu konu hakkında bize yardımcı olmanızı rica ediyorum.mail adresim:birol_yaya@mynet.com |