Akademik Görüş

Demiryolu ve Denizyolu Taşımacılığı

Doç. Dr. NECMETTİN AKTEN

 

Seyir Defteri

Meslek Örgütlerine Özen Gösterelim

Kapt. CAHİT İSTİKBAL

 

Mercek Altında

Kılavuz Kaptanlık Mesleği

Kapt. OĞUZ CEBECİ

 

Hukuk Penceresi

Yargı Muafiyeti ve Yabancı Gemiler

Av. BÜLENT TATAR

 

Teknik Bakış

Yüzyılın En Önemli Tehdidi

Kapt. CAHİT YALÇIN

SANLI BAYRAGIMIZ

TURK

KILAVUZ KAPTANLAR

DERNEGI

T U R K I S H   M A R I T I M E   P I L O T S'   A S S O C I A T I O N

TUMPA LOGO

marineCare

TUMPA ENGLISH SITE

Burada önemli son dakika haberleri yer alacaktır. Bizi izlemeye devam ediniz...

temizdeniz.gif (1310 bytes)
İçindekiler
Haberler
Dış Basın
Yazarlar
İstatistikler
IMO
F.A.Q.
Yönetim Kurulu
Üye Girişi
Arama
Çevre
Yeni Ne Var?
marineCare
Meteoroloji
Software
Şiir
Eğlencelik
Adresimiz
Bize Yazın!
Linkler
Sitenizi Ekleyin
Tüm Forumlar
Eğitim Forumu
İş Arayanlar
Misafir Defteri

Kılavuzluk,

Güvenilirliğin

İnsana

Dönüşmüş

Şeklidir.

Joseph CONRAD


  Arama Motoru

TUMPA WEB



IMPA Üyesiyiz


EMPA Üyesiyiz


click to see our site statistics!

Seyir Defteri                                                           

Gemiadamları Yönetmeliği'nin Değerlendirilmesi*

Cahit İstikbal

Çok değerli konuklar, değerli meslektaşlarım;

 Sizlere 24 Temmuz 2001 Tarihinde yürürlüğe giren Gemiadamları Yönetmeliği ile ilgili olarak,  bir meslek kuruluşu, bir sivil toplum kuruluşu gözüyle Türk Kılavuz Kaptanlar Derneğinin görüşlerini aktarmaya çalışacağım.

Yönetmeliğin teknik incelemesini yapacak ya da konunun çok ayrıntısına girecek değilim.  Bu nedenle ben konuyu daha makro düzeyde, ülkemizin genel denizcilik politikaları içerisinde olası projeksiyonları açısından değerlendirecek ve olumlu ve olumsuz yanlarını irdelemeye çalışacağım.

Öncelikle, konuşmama başlamadan önce, bir konuyu özellikle vurgulamak istiyorum.

Bizler, Türkiye’de kurs, vakıf  ya da başka bir adla eğitim veren kurumların varlığına karşı değiliz ve onları ortadan kaldırmaya çalışıyor da değiliz. Dolayısıyla, yapacağımız eleştiriler tamamen denizciliğimizdeki toplam kalitenin yükselmesi adına duyduğumuz kaygının sonucudur, eğitimde haksız rekabetin, “ben senin gibi olamıyorsam seni kendim gibi yaparım” mantığının eleştirilmesidir. Yoksa biz asla eğitim kurumlarının, her ne şekilde olursa olsun, var olmalarına, insanları eğitmelerine karşı değiliz. Öncelikle bunu vurgulamak istiyorum.

Şimdi gelelim Gemiadamları Yönetmeliği’ne…

Yönetmeliğin amacı nedir?

Birinci Maddeden öğreniyoruz ki, yönetmeliğin iki satırı bile doldurmayan bir amacı var: oda şu:

“Gemilerin yola elverişlilik bakımından donatılmalarında gemiadamları ile ilgili gerekleri belirlemek”

Görülüyor ki, daha işin başında, kısıtlı ve yetersiz diyebileceğim bir amaçla yola çıkılmış.

Oysa, bir Gemiadamları Yönetmeliği’nin denizciliğimizdeki insan unsurunun kalitesinin yükseltilmesi gibi bir amacı olmamalı mı? Gerektiğinde ülke savunmasına katkıda bulunma bir amaç olmamalı mı?

Üstelik rahmetle andığımız Gündüz Hocamızın buradaki “gerek” kelimesi ile ilgili haklı eleştirisi de dikkate alınmamış. Gerek orada duruyor. Ne demek “gerekleri belirlemek” “gereklilikleri belirlemek”  ya da “zorunlulukları belirlemek” olamaz mıydı?

Efendim, merak etmeyiniz, Yönetmeliği madde madde eleştirecek değilim. İlk maddeyi böyle ele alışımın nedeni şu: Temel’in daha çalmaya başlamadan iskemleyi piyanoya çekmek yerine, piyanoyu kendine çekmesi gibi, daha başlarken durum belli.

Yönetmelikte, denizciliğimizin gelişmesinde ve daha kaliteli denizciler yetiştirmemize engel olacağını düşündüğümüz maddeler Yeterlik Şartları’nın incelendiği 8. ve 9. Maddelerdir.

Bu maddelerde Uzakyol 1. Zabiti (ya da Makine bölümü için bunun eşdeğeri) olmanın koşulları şöyle belirleniyor; alıntılarla söylüyorum: dikkatinizi istirham ediyorum;

“Dört yıllık fakülte ve yüksekokul mezunu olmak ya da beş sömestr eğitim veren kurslardan mezun olmak”

Yani binbir emekle ve güçlükle,  üniversiteye girip, dört yıllık fakülte mezunu olsanız da, 5 sömestr kursa gitseniz de, Yönetmeliğe göre farkınız yok; aynı kategoridesiniz ve Uzakyol 1. Zabiti olabiliyorsunuz.

Yani ha dört yıl üniversitede okumuş lisans eğitimi almışsınız, ha 5 sömestr kursa gitmişsiniz. Gemiadamları Yönetmeliğini hazırlayan muhteremlerin gözünde farkınız yok.

Efendim, şu söylenebilir: Hepsi sınava girmiyor mu? Başarılı olan yeterlik belgesini almıyor mu?

Evet giriyor. Ancak burada da yanıltma var ve burada da haksız rekabet var.

Saygıdeğer hocalarım daha iyi bileceklerdir. Fakültelerin müfredatlarına bakınız. Mesleki dersler ne kadarını oluşturuyor, lisans eğitimi için alınması gerekli dersler ne kadarını oluşturuyor? Yeterlik sınavında lisans eğitimi ile ilgili derslerden soru geliyor mu?

Dolayısıyla sırf bu sınava göre başarı değerlendirmesi yapmak doğru değil. Üstelik fakülte mezunları ile kurs mezunlarını aynı sınava sokmak da doğru değil.

Herkes kendi kulvarında yarışmalı. Bir kurs öğrencisi bu sınavlardan birinde hasbelkader daha başarılı oluyor, kendini fakülte mezunundan üstün görüyor. Fakülte mezunları gerçek bir eğitim testi olmayan bu sınavdan olumsuz etkileniyorlar. Ben bunu internette açtığımız denizcilik eğitimi forumu’na gelen mesajlardan biliyorum. Bakın bir TÜDEV mezunu ne diyor:

“Üniversiteler bilim adamı yetiştirir. Meslek adamı yetiştirmek üniversitelerin görevi değildir.Ben tercihimi TÜDEV den yana kullandım.Çünkü TÜDEV'de o çok değer verdiğiniz Üniversitelere göre çok daha iyi ve ciddi eğitim verilmektedir.”

Buyrun!

Bir başka mesajda, bu kez fakülte mezunu bir kişi, şöyle soruyor:

“Yönetmeliği hazırlayan Başbakanlık Denizcilik Müşteşarlığı- denizcilikten sorumlu Devlet Bakanı Sn. Prof.Dr. Ramazan Mirzaoğlu’nun sahip olduğu akademik ünvana Tüdev kurslarını bitirenlere de belli bir prosedürden sonra vermeye çalışsalar ne derler kendileri acaba.?” Diye soruyor. Şöyle devam ediyor bu meslektaşımız: “Üzerinden dört yıl geçti ve beklenen yönetmelik yayımlandı. Görünürde yeni yönetmelik için; eski yönetmelikle karşılaştırıldığında en başta kavramlar olmak üzere pek çok şeyin değişmiş gibi olduğu ve değişmeyen tek şeyin yine hakkaniyetten uzak bir yönetmelik olduğu söylenebilir.... Neden mi ? - Yeni yönetmelikte bu sefer MYO / kurslar ile fakülte arasında başlangıçta alınan yeterlikler arası ayrım yapılmış fakat ileri safhalar için ; yeterlikler arası geçiş imkanı var (Her ne kadar zor da olsa – Dikkat çekerim zor ile imkansız,kavram olarak birbirinden farklıdır ve zor hiçbir zaman imkansız değildir-)

Bu şekilde gelen yüzlerce mesaj var, şikayetler bitmek tükenmek bilmiyor.

Şimdi bunları bir yana bırakıp, dünya denizciliğinde istihdam edilen gemiadamlarının durumuna dikkatlerinizi çekmek istiyorum.

Dünya denizcilik piyasasında Hintli bir 1. Zabitlerin aldığı ücret ortalaması 100 birim kabul edilip yapılan araştırmada, Norveçli bir 1. Zabitin ücreti 234 birim, Fransız’ın 172 birim, Hırvat’ın 98 birim, Çinli’nin ise 73 birim olduğu görülmektedir. Yani dünya piyasasında en pahalı zabitler Norveçliler iken,  en ucuz ücretle çalışan zabitler Çin tarafından piyasaya sürülmektedir. Alt sınıf gemiadamlarında ise 208 birim ile Hollandalılar en pahalı mürettebat iken, Papua Yeni Gine tabiiyetli mürettebat 43 birim ile en ucuz çalışan mürettebat gözükmektedir, 2000 yılı için.

Öte yandan, yaş ile ilgili istatistiklere baktığımızda görüyoruz ki, dünya filosunda çalışan OECD ülkeleri kaynaklı yani Türkiye’nin de aralarında bulunduğu 30 üyenin oluşturduğu Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü kaynaklı zabitler, %36 oranında bulunuyor. Yaş olarak baktığımızda, OECD ülkelerinden gelen zabitlerin, %41 oranında 50 yaşın üzerinde olduğunu görmekteyiz. 31 yaşın altında olanların oranı ise, son 10 yılda sürekli düşerek %15 lere kadar gerilemiş durumda. Öte yandan, Uzak Doğu ülkelerinin zabitan kadrolarına baktığımız zaman, 50 Yaş üstü oranının sadece %8 olduğunu ve son 10 yılda azalma trendinde olduğun, 31 yaş altındaki durumun ise %29 gibi yüksek bir oranda olduğunu ve son 10 yılda oranın artma trendinde olduğunu görmekteyiz. Dolayısıyla, şu anda dünya denizciliğindeki zabitan sınıfı iş gücünün %36 sını OECD ülkeleri, %32 sini Uzak Doğu ülkeleri sağlar iken, bu oranın önümüzdeki yıllarda uzak doğu ülkeleri lehinde değişmesi kaçınılmazdır.

Deniz işgücünün dünya üzerindeki dağılımına baktığımızda ise, %36 ile OECD ülkeleri ilk sırayı alırken, %32 ile Uzak Doğu ülkeleri 2. sırada, %15 ile Doğu Avrupa ülkeleri 3. Sırada yer almaktadır.

Bu noktada Türkiye’nin elinde bir fırsat var: Genç bir nüfusa ve yüksek işsizlik oranına sahip Türkiye, dünya ticaret filosuna zabitan ihracı yapabilir. Ancak şu soruya yanıt aramalıyız: bu genç nüfusumuzu üniversitelerde mi eğiteceğiz, yoksa kurslarda mı eğiteceğiz? Her ikisiyle de eğiteceksek, üniversite eğitimi ayrıcalıklı olacak mı, yoksa onu kurslarla bir tutup dejenere edecek, yozlaştıracak mıyız? Hangisiyle rekabet gücümüz daha fazla olur? Öte yandan, neden Gemiadamı ihracı da yapmayalım?Zabitleri üniversitede, diğer gemiadamlarını kurslarda eğitsek daha başarılı olur muyuz?

Lloyds List Gazetesinde 8 Temmuz 1997 tarihinde çıkan bir haberi dikkatlerinize sunmak istiyorum, şöyle deniyordu bu haberde:

“Hindistan, Denizcilik Eğitim Enstitülerini bir çatı altında toplayarak yeni bir üniversite haline getiriyor”

Enstitülerin bir çatı altında toplanıp yeni bir üniversiteye dönüştürülmesi kararını alan da, Hindistan’ın bir hükümet kuruluşu, Denizcilik Eğitimi Komitesi.

Şimdi, Amerika’yı yeniden keşfetmeye gerek yok. Dünya piyasasında bugün neden Hintli zabitlerin, uzak doğulu zabitlerin hızla arttığı sorusunun cevabı işte burada.

Biz ne yapıyoruz? Denizcilik Fakültemizi özendirici olmaktan, tercih edilir olmaktan çıkarıyoruz. Kısa vadeli kısır politikalara mahkûm oluyoruz. Düşününüz, yukarıda bahsettiğim Gemiadamları Yönetmeliğinin 8. Maddesi kursları  Üniversiteleri aynı kefeye kor iken, üniversite eğitiminin özendiriciliği kalır mı? Üniversitede okuyan öğrencide moral kalır mı? Böyle bir denizcilik politikası, böyle bir anlayış dünya piyasasında örneğin Hindistan ile rekabet edebilir mi?

Konunun doğrudan bizi, kılavuz kaptanları da ilgilendiren bir yönü var. Bildiğiniz gibi, kılavuzluk, dar su yolları, boğazlar ve limanlarda gemilerin seyir güvenliğini sağlamaya yönelik bir meslektir. Kılavuz kaptan olabilmek için öncelikle uzak yol kaptanı olmak gerekmektedir. Gerçi bazı kalite düşmanları bununla da uğraşıyorlar. Bunu bir kenara bırakalım. Bu yönetmelik ile kurs mezunlarına da uzak yol kaptanı olma yolu açıldığı için orta ve uzun vadede kılavuz kaptanlık mesleğinin de kaynaklarında sıkıntı baş gösterebilecektir.

Bitirirken, tekrar vurgulamak istiyorum: bizim kurslarla, vakıflarla bir işimiz yok. Konuyu hiç kimse saptırmaya çalışmasın. Kurslar da vakıflar da olsunlar. Eğitim versinler. Ama fakülte ile aynı yeterlik belgesini verme hakkına sahip olamasınlar ki,denizcilik eğitiminde fakültenin özendiriciliği sürsün. Yoksa bu trend sürer ise, nasıl Türk Bayrağından kaçılıyor ise, kaçanlar kendilerini iyi bilirler, Türk Zabitinden de kaçılır hale gelinecektir. Neden Türk Bayrağından kaçıyorlar? Çünkü Türk Bayrağını liman devleti kontrollerinde hedef haline getirdiler, kara liste şampiyonu yaptılar da ondan kaçıyorlar. Peki neden düzeltme yoluna gitmediler de kaçıyorlar? Şimdi sıra okullarda. Okulları düzeltecek hareketleri de onlardan beklemeyin. Burada görev hükümetimize düşmektedir. Dünyadan örnekler verdim, her konuda dünyadan örnekler vererek bir şeyleri anlatma ihtiyacı duymak zorunda kalıyoruz. Bundan artık hicap duyuyorum.Bazı şeyleri de biz, kendi inisiyatifimizle ve kendimiz için yapalım. Yoksa, ekonomiden sorumlu devlet bakanımızın önünde, “şimdi gökten zembille bir milyar dolar düşse” demek zorunda kalırız. Diyoruz ki, doları gökten zembille inecek diye beklemeyelim. Onu kazanmak, kazanmak için de üretmek, üretmek için akıllı olalım, akılcı olalım.

Hepinize saygılar sunuyorum.

*Bu yazı Cahit İstikbal'in03 Kasım 2001 Tarihinde "Gemiadamları Yönetmeliği'nin Değerlendirilmesi" Konulu Seminer-Panel'de yaptığı konuşma metnidir.

Yazarın Diğer Yazıları:

Yazıların her hakkı yazara aittir. Kaynak gösterilmek suretiyle alıntı yapılabilir.© Cahit İstikbal

Bu yazıya siz de yorumlarınızla katılabilirsiniz...

Adınız, Soyadınız:    



Yorumunuzu gönderdikten sonra, kütüğe eklediklerinizi görmek için bu sayfayı tarayıcınızla yeniden yüklemeniz gerekir.


aa asd

YORUMUNUZU BURAYA YAZIN


gökhan aydın

.Buna emin olablirsinizki yüksek denizcilik okulu bitiren asker vabulu gibi birçok zabitle çalıştım.ben deniz karamürsel mezunuym ve 1. zabitlik görevinde bulunuyorum.demek istediğim şudur ki isterseniz dünyanın en iyi denizcililk okulunu bitirin bu iş kendinizi yetiştirmeye bakar.sizden ricam fatih arkadaşımızın maili gibi benimkinide yayınlamanız.eğerki bu maili yayınlamazsanız samimiyetinizden şüphe edeceğim.saygılarımla...


gökhan aydın

.Buna emin olablirsinizki yüksek denizcilik okulu bitiren asker vabulu gibi birçok zabitle çalıştım.ben deniz karamürsel mezunuym ve 1. zabitlik görevinde bulunuyorum.demek istediğim şudur ki isterseniz dünyanın en iyi denizcililk okulunu bitirin bu iş kendinizi yetiştirmeye bakar.sizden ricam fatih arkadaşımızın maili gibi benimkinide yayınlamanız.eğerki bu maili yayınlamazsanız samimiyetinizden şüphe edeceğim.saygılarımla...


Fatih ALTUNTAŞ

Saygıdeğer hocam,söylediklerinize katılıyor ve hak veriyorum.Ben KARAMÜRSEL mezunuyum.Uzakyol vardiya Zbt. yeterliliğim var ve mesleğimi en iyi şekilde icra edebilmenin uğraşı içerisindeyim.Başarılı mıyım?Çalıştığım şirketlere sormak lazım.Ama sanırım EVET.Ben kendimi daha iyi yetiştirmek ve Fakülte mezunları ile aramdaki açığı kapatmak istiyorum.Önerileriniz için LÜTFEN fatihaltuntas2003@yahoo.com Ayrıca Kaptanlığın salt bilgiden ziyade otorite ve idarecilik olduğunu düşünüyorum.

 

 

Hit Counter

 


© 1996-2004 Türk Kılavuz Kaptanlar Derneği