Akademik Görüş

Demiryolu ve Denizyolu Taşımacılığı

Doç. Dr. NECMETTİN AKTEN

 

Seyir Defteri

Meslek Örgütlerine Özen Gösterelim

Kapt. CAHİT İSTİKBAL

 

Mercek Altında

Kılavuz Kaptanlık Mesleği

Kapt. OĞUZ CEBECİ

 

Hukuk Penceresi

Yargı Muafiyeti ve Yabancı Gemiler

Av. BÜLENT TATAR

 

Teknik Bakış

Yüzyılın En Önemli Tehdidi

Kapt. CAHİT YALÇIN

SANLI BAYRAGIMIZ

TURK

KILAVUZ KAPTANLAR

DERNEGI

T U R K I S H   M A R I T I M E   P I L O T S'   A S S O C I A T I O N

TUMPA LOGO

marineCare

TUMPA ENGLISH SITE

Burada önemli son dakika haberleri yer alacaktır. Bizi izlemeye devam ediniz...

temizdeniz.gif (1310 bytes)
İçindekiler
Haberler
Dış Basın
Yazarlar
İstatistikler
IMO
F.A.Q.
Yönetim Kurulu
Üye Girişi
Arama
Çevre
Yeni Ne Var?
marineCare
Meteoroloji
Software
Şiir
Eğlencelik
Adresimiz
Bize Yazın!
Linkler
Sitenizi Ekleyin
Tüm Forumlar
Eğitim Forumu
İş Arayanlar
Misafir Defteri

Kılavuzluk,

Güvenilirliğin

İnsana

Dönüşmüş

Şeklidir.

Joseph CONRAD


  Arama Motoru

TUMPA WEB



IMPA Üyesiyiz


EMPA Üyesiyiz


click to see our site statistics!

 

Seyir Defteri                                                                        31 Mayıs 2004

Saroz Körfezi’ne Boru Hattı…

Cahit İstikbal

30 Mayıs 2004 tarihli Hürriyet Gazetesinde; Rusya’nın Transneft Şirketi’nin Transtrakya Boru Hattı’na katılmak istediği şeklinde bir haber yer aldı. Yine aynı haberde, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in; Montreux sözleşmesi uyarınca hakları olmasına rağmen; İstanbul ve Çanakkale Boğazlarını petrol taşımacılığında by-pass edecekleri açıklaması yer alıyordu. Konuyla ilgili görüşlerimi açıklamak ve  bunu yaparken de anılan hattın avantajları-dezavantajları açısından  konuya yaklaşarak ışık tutmak istiyorum.

(Kaynak: Hürriyet Gazetesi)

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Hilmi Güler de; Mayıs Başında yaptığı bir açıklamada Boğazları rahatlatmak için iki boru hattı güzergahı düşündüklerini;  Bunlardan bir tanesinin İğneada-Saroz arasında olup Karadeniz’i Ege’ye bağlayacağını, ikinci hattın ise  muhtemelen Samsun’dan Ceyhan’a geçecek olan boru hattı olacağını söylemişti.

Merkezi, ünlü Harrods mağazasının da yer aldığı Londra’nın Knightsbridge semtinde bulunan Küresel Enerji Araştırmaları Merkezi (CGES) baş analisti Julian Lee, 28-30 Ocak 2004 tarihlerinde yapılan Türk Enerji Forumunda yaptığı sunumda; petrol ana ithalat ve ihracat yolları ile ilgili 2020 yılına yönelik yaptığı tahminde; ABD'nin petrol ithalatında ağırlığın 2020 yılında Rusya ve Hazar Bölgesi petrolüne kayacağını; OPEC bölgesinde artan petrol üretiminin ise büyük ölçüde Uzak Doğu'ya yöneleceğini belirtmişti. Değişik uzmanların yapmış olduğu değerlendirmeler göstermektedir ki 2020 yılına doğru dünya petrol rotalarında bazı önemli değişiklikler olacaktır. Rusya ve Hazar Bölgelerinde üretim patlaması yaşanacak, bu üretim artışı Doğu pazarlarından çok Batı Avrupa ve ABD-Kanada pazarlarına yönelecektir. Yine Julian Lee'nin değerlendirmelerine dönersek; bir diğer ilginç nokta; Süveyş Kanalı üzerinden yapılan petrol taşımacılığının da; Körfez bölgesinde üretimin ikiye katlanacak olmasına rağmen 2020 yılına kadar artmayıp bilakis azalmasıdır. Süveyş Kanalı üzerindeki petrol yükü de 2002 yılında gerçekleşen 164 Milyon Ton'dan 2020 yılında 100 Milyon Ton'a düşecektir. Bunun nedeni de açık olarak görülmektedir: Batı Avrupa giderek daha fazla Hazar denizi ve Rus petrolüne yönelecektir.

Julian Lee/CGES: 2020 Yılında Dünyada Petrol Dolaşımı: (Üstü çizili rakamlar 2002 değerlerini gösteriyor.)

Hazar Bölgesinde petrol üretiminin ise 2020-2025 yıllarında zirveye çıkması beklenmektedir. Bu bölgenin toplam üretiminin bu yıllarda 250 milyon ton/yıl olacağı hatta bunu aşacağı tahmin ediliyor. Denize kapalı (Land-Locked) coğrafi konumdaki bu bölgeden Karadeniz kıyısına petrol boru hatları ile ulaşmaktadır. Ayrıca 2005 yılında devreye girmesi planlanan Baku-Tiflis-Ceyhan petrol boru hattı, bölgenin Akdeniz ile bağlantısını sağlayacak ve yılda 60 milyon ton petrolü Ceyhan'daki modern terminale aktaracaktır. Ayrıca Basra petrolünün Doğu pazarlarına yöneleceği öngörüsü içerisinde yine Ceyhan'a petrol ulaştıran Kerkük-Yumurtalık petrol boru hattının akıbeti de ayrı bir merak konusu olmalıdır.

Bilindiği gibi, Hazar bölgesine "Yeni Basra Körfezi" de denilmektedir(New Persian Gulf). Son derece zengin ve kaliteli hidrokarbon yataklarıyla bu bölge bu sıfatı hak etmektedir. Yine bölgenin petrol devi Rusya; Suudi Arabistan2dan sonra dünyanın ikinci büyük petrol ihracatçısıdır. Gerek Batı pazarlarının giderek Rusya-Kazakistan-Hazar Denizi petrollerine yönelmesi, gerekse bu bölgedeki üretim artışı; bu petrolün tamamının yalnızca Türk Boğazları üzerinden ihraç edilmesi seçeneğini sürdürülebilir bir seçenek olmaktan zaten çıkarmıştır ve bu bilinmektedir. Uzun vadeli planlama yapan Batılı ülkeler de bunu zaten iyi bilmekte ve petrol geçiş güzergahlarını buna göre planlamaktadırlar.

Bu perspektiften bakıldığında; şu anda Batı Avrupa'ya petrol aktarmakta kullanılan Sovyetler Birliği zamanından kalma petrol boru hattı ağının artan üretimin taşınmasında yetersiz kalacağını; Türk Boğazları yoluyla petrol sevkinin büyük riskler içermesi nedeniyle tek başına güvenilir (reliable) olmadığını, alternatif güzergahların mutlaka devreye sokulması gerektiğini söylemek için bütün gerekçeler ortadadır. Ancak hangi güzergahlar? Bizim ulusal çıkarlarımız, deniz ve çevre güvenliği açısından bizim hangi güzergahları seçmemizi gerektirmektedir? Önemli sorun buradadır.

ABD Tarafından 2000 Yılında Hazırlanan planda petrol güzergahları (Kesik çizgili hatlar olası hatları gösteriyordu)

Geçtiğimiz yıla kadar hazırlanan petrol taşıma güzergahları planlarında Saroz Körfezi ile Karadeniz arasında bir petrol boru hattı öngörülmüyordu. Planlarda Batı Karadeniz-Ege bağlantısı Burgaz(Bulgaristan) -Dedeağaç (Yunanistan) arasında görülmekte idi; hatta Rusya'nın da bu güzergahı desteklediği çeşitli açıklamalarla dile getirilmişti. Konsorsiyumların Türkiye üzerinden boru hatlarıyla sevkıyat konusunda evvelden çekingen davranmaları çeşitli uzmanlarca "Türkiye'nin siyasi ve ekonomik açıdan riskli ülke" konumunda görülmesi nedenine bağlanmaktaydı. Şimdi petrol güzergahları büyük ölçüde topraklarımızdan geçeceği yönünde aynı uzmanlardan açıklamalar duymamızı neye bağlamalıyız? Belki de en azından, "ekonomik ve siyasi istikrar" açısından iyimser olmamız, sevinmemiz gerekiyor. Aslında çok ilginç spekülasyonları olabilecek bu gözlemin değerlendirmesini ve ekonomik ve siyasi irdelemelerini işin uzmanlarına bırakarak(Nasıl olsa bolca var), izninizle ben Batı Karadeniz'e ve oradan Saroz Körfezi'ne petrol aktarılmasının deniz trafiği ve gerek kara, gerekse deniz çevresi açısından olası sonuçlarını irdelemek istiyorum.

2003 Yılında Türk Boğazları yoluyla 140 milyon ton petrol ve türevi madde taşınmıştır. Bunun tamamı ham petrol değildir elbette. Bu miktarın 70-75 Milyon Tonunun Hazar Bölgesi petrolü olduğunu tahmin ediyorum. Yine de toplamda 1998 Yılındaki 60 milyon tonluk rakamın neredeyse üçe katlanmakta olduğunu görüyoruz. O günlerde 60 milyon ton dahi kabul edilemez limitlerde bulunuyordu; bu nedenle bugün gelinen noktada Boğazların büyük bir petrol yükü altına girdiği ve bunun güvenlik önlemleri ne kadar geliştirilmiş olursa olsun riski artırdığı yadsınamaz bir gerçektir. Bu nedenle, Boğazları devre dışı bırakacak (by-pass edecek) her proje; konuya sırf Boğazların deniz ve çevre güvenliği açısından bakıldığında, olumluudur.

Kıyıköy-Saroz arasında planlandığı söylenen ve yıllık kapasitesi Baku-Ceyhan kadar (60 Milyon Ton/Yıl) olarak düşünülen petrol boru hattı da; günde en az 2 dev tankerin daha Boğazlardan geçmesini engelleyecektir. Baku-Ceyhan ile birlikte yılda 120 milyon tonluk bir ham petrol geçişi olduğunda; 2010 Yılında bölgenin ihraç kapasitesi olması beklenen 180 Milyon Tonun üçte ikisi taşınmış olacaktır. Ukrayna'nın petrolünü büyük ölçüde OPEC ülkelerinden karşıladığı da hesaba katılırsa Boğazlar üzerinde yine en azından 1998 yılında olduğu kadar bir petrol yükü kalacaktır; yani Boğazlar tamamen petrol tankerlerinden arınamayacaktır. Ancak üretim artışının karşılandığı gibi Boğazlar üzerinden önemli ölçüde tanker yükü de kalkacaktır.

Burada tek sorun; Kıyıköy-Saroz hattının yaratacağı çevresel risklerin boyutu olarak görülmektedir.

Saroz Körfezi:Dipte dalgıçları bekleyen balık yuvası haline gelmiş savaş gemisi batıkları; kıyıda uzun yürüyüşler yapılabilecek kumsallar ve temiz bir deniz.(http://www.geziturkiye.com dan alınmıştır)

Saroz körfezi; bakir bir körfezdir. Tarihi Gelibolu Yarımadasını  çevrelemektedir. Bu bölgede gerek deniz altında, gerekse sahilde çok önemli tarihsel ve doğal zenginliklerimiz bulunmaktadır. Bu körfeze günde 2-3 dev tankerin giriş çıkış yapması; bölgeye depolama tesisleri ve yükleme terminali yapılması; bölgenin doğallığını sona erdirecektir. Tarihi yarımadanın özelliği bozulacaktır. Turistik açıdan önemi olan; Çanakkale savaşları nedeniyle de hem bizim için, hem de dünya için çok büyük manevi değer taşıyan 500 bin askerin can verdiği bu toprakların sükunetini ve manevi atmosferini korumak gerektiğini düşünüyorum.

Ayrıca petrol taşıyan tankerler; Çanakkale Boğazı giriş-çıkış bölgesinden aykırı geçiş yapmak durumunda kalacaklar; Kuzey Ege'deki tanker trafiği artacak ve bölgede gerek çatışma, gerekse gemilerin yapısal bozuklukları nedeniyle uğrayabilecekleri kazalar ve sığınma limanı (Places of Refuge)arayışları riski de artacaktır. İspanya'nın sahillerinin açığından transit geçmekte olan tankerler yüzünden  iki kez; önce Erika sonra da Prestige tankeri kazalarıyla; büyük deniz ve kıyı kirlenmesiyle karşı karşıya kaldığını ve bu yüzden özel önlemler aldığını unutmamak gerekir. Elbette ki Saroz Körfezine dev tankerlerin gelip-gidecek olması bizi belki ekonomik yönden mutlu eder; ancak bu mutluluğumuzun bir anda kabusa dönüşebileceğini de riskler hanesine yazmak gerekir.

Öte yandan; unutmayalım ki konunun bir de Karadeniz ayağı var. Karadeniz sahilindeki ana petrol ihraç terminalleri olan Novorossiysk ve Supsa terminalleri Karadeniz'in doğu ucunda yer almaktadır. Karadeniz'in batı tarafında deniz trafiği çok daha yoğun iken; doğu tarafında çok daha azdır. Petrol taşımacılığını Samsun-Ceyhan opsiyonu ile Karadeniz'in doğusu ile sınırlı tutmak yerine  petrol terminallerinden Karadeniz'i boydan boya geçecek şekilde Batı ucundaki Kıyıköy'e petrol taşınması; Karadeniz'deki kaza riskini önemli ölçüde arttıracaktır. Nitekim Sinop'un 75 mil kuzeyinde 02 Mayıs 2003 tarihinde böyle bir kaza meydana gelmiş; Nuria Tapias adlı boş tanker ile Junior M adlı yük gemisi Sinop'un 75 mil kuzeyinde çarpışmış; çarpışma sonucu Junior M batmıştır. Bu kazada Nuria Tapias boş olmasaydı büyük bir deniz ve çevre felaketi yaşanabilirdi. Bir risk de şudur: Kıyıköy2e gelecek ve dönecek olan tankerler; İstanbul Boğazı'na giriş-çıkış yapan yoğun trafikle aykırı geçiş yapmak durumunda olacaklardır ve bu da ayrı bir kaza riski oluşturacaktır. İstanbul Boğazı'nın kuzeyinde meydana gelen bir kazada petrolün akıntı nedeniyle hemen Boğaz içerisine ulaşacağını ve kazanın Boğaz içinde olmuş gibi etkiler yaratacağını tahmin etmek güç değildir.

Öte yandan boru hatlarının çevreye verdikleri zarar da yadsınamaz. Her ne kadar Boğazlardaki kaza riskinin felaket getirebilecek olması nedeniyle boru hatları daha masum bir alternatif gibi gözükse de; boru hatları da geçtikleri yerlerde çevre için risk oluşturmaktadırlar. ABD'de yapılan araştırmalar; boru hattı taşımacılığında yangın/patlama riskinin tanker taşımacılığı ile hemen hemen aynı olarak göstermekte iken; ölümle sonuçlanan kazalarda 4 kat; yaralanma ile sonuçlanan kazalarda ise 3,1 kat daha güvenli olduğu ortaya konulmaktadır.

  Ölüm Yangın/Patlama Yaralanma
Karayolu 87.3 34.7 2.3
Demiryolu 2.7 8.6 0.1
Barç 0.2 4.0 3.6
Tanker 4.0 1.2 3.1
Boru Hattı 1 1 1
Boru hattı taşımacılığı 1 olarak kabul edilirse diğer alternatif taşımacılığın kaza riskleri (Kaynak: http://www.landtech.org)

Bu tablonun ortaya koyduğu sonuç; boru hatlarının çevre kirlenmesi açısından oluşturduğu riskin deniz taşımacılığına yakın bir risk olduğudur. Elbette ki bu risk; yoğun nüfusun olmadığı bozkırlardan geçen bir boru hattı ile nüfus yoğunluğunun olduğu verimli topraklardan geçen bir boru hattı arasında büyük farklılıklar gösterir. Çünkü riskin tanımında olayın meydana gelme sıklığı kadar meydana gelmesi sonucunda oluşturacağı etkiler de büyük önem taşır. Eğer meydana getireceği etki büyük değilse riskin kabul edilebilirliği de artar. Dolayısıyla Trakya bölgesindeki bir risk değerlendirmesi ile orta Anadolu'dan geçen bir boru hattını risk değerlendirmesi de sonuçları açısından farklılıklar gösterecektir ve göstermelidir.

Sismik faaliyeti yüksek olan bölgelerde boru hattı inşası ise ayrı bir risk oluşturmaktadır. Bu açıdan Trakya bölgesi Türkiye'nin diğer bölgelerinden farklı olmamakla birlikte, farklılık sonucun meydana getireceği etki açısından hesaplanmalıdır.

Benim düşüncem; petrolün Karadeniz'in doğusunda kalmasının ve buradan oluşturulacak güzergahlarla Akdeniz'e indirilmesinin gerek deniz trafiği açısından, gerek Saroz Körfezi'nin doğallılığının korunması açısından ve gerekse boru hatlarının oluşturacağı riskin minimize edilmesi açısından daha uygun olduğu yönündedir. Karar vericiler elbette ki bütün boyutlarıyla konuyu değerlendirecekler ve günahıyla sevabıyla sorumluluğu üzerlerine alacaklardır. Varılacak sonucun ülkemiz için en hayırlı olmasını dileyelim, zaten yapacak başka bir şeyimiz de yok.

 

 

Hit Counter


Bu yazıya siz de yorumunuzu ekleyebilirsiniz:

Adınız-Soyadınız:



ISIM:
Murat Kayabaşı/Sazlıdere Köyü/Keşan/Edirne
Date:
30-09-2004

YORUM

Ben de bu Proje'yi ilk duyduğumda çok şaşırdım ve inanmak gelmedi içimden.Dünyanın sayılı denizlerinden birini ve Türkiye'mizin en temiz denizini görmemezlikten gelmek çok ayıp değil mi?Ben Saroz'ta lokanta işletiyorum ve yabancıların körfezimizi fevkalade bulduklarını gözlerimle gördüm. Ama adamlar aşmış ya!Bizim kadar duyarsız olmalarını bekleyemeyiz onlardan.Çevre güzelliklerine zeval gelmeyecekmiş saroz doğa güzelliklerini kaybetmeyecekmiş.Ya hangi insan buna inanır anlayamıyorum.Gelen o tonlarca ağırlığındaki gemilerin bırakın Saroz'a yanaşmalarını açıklarında demirlediğinde dahi sızıntıları yetmeyecek midir?Zaten ne çektiysek şu duyarsızlığımızdan çekmedik mi?Ekonomik yönden büyük faydası olacakmış Transtrakya Projesi'nin.Ya arkadaşlar zaten Saroz Körvezi'ne gelen ve gelecek yerli ve yabancı turistlerin ekonomiye katkısı olmuyor mu, olmayacak mı?50 metre yukarıdan baktığımda denizin içindeki balıkları göremeyeceksem onun yerine açıkta petrol almayı bekleyen onlarca geminin beklediğini göreceksem bu bence ülke ekonomisine yapılan bir iyilik değil ülkenin kendisine yapılan bir kötülük bir sabotajdır.Yapılan mitinglere bölge halkımızın katılmasını temenni ederim.


ISIM:
serkan ucar
Date:
23-09-2004

YORUM

sarozu yok etmelerini karşı çıkalım . bogazlara alternatif olacak diye o güzelim denizi kirletip yok etmesinler çünkü saroz canlı bir deniz..........


ISIM:
Mehmet Tolga AKALIN
Date:
12-08-2004

YORUM

Yorumunuzu buraya yazın Yazı içeriğinizi dikkatlice tetkik ettim. Planlanan hatların devreye girmesi halinde boğaz taşımacılık yükünün 1998 yılı limitlerine çekileceğini belirtmişsiniz. Yine Hazar havzasından batı kaynaklı talebin doğrusal bir ivme ile artacağını belirtmişsiniz. Artan talep ve planlanan hat kapasiteleri dikkate alındığında boğazlarda iddia edildiği gibi sürekli bir rahatlama mı olacaktır? yoksa bu rahatlık kısa dönemli midir? Bir başka deyişle kıyıköy saroz projesi boğazlara alternatif midir? Yoksa artan talebin yeni güzergahı mıdır?


ISIM:
KEZBAN APATYA
Date:
12-08-2004

YORUM

Yorumunuzu buraya yazın BİR BİNA YAPILACAĞI ZAMAN BİLDİĞİM KADARIYLA ZEMİN ETÜDÜ YAPILIR. HAM PETROL TAŞIYACAK BÖYLE BİR HATTA OLASI BİR DEPREMİN SONUÇLARI HAKKINDA ACABA CİDDİ ETÜDLER YAPILIYORMU? YOKSA BU İŞ' TEMİ " BEN YAPTIM OLDU...? "


ISIM:
Ebuzer YAMAK
Date:
11-08-2004

YORUM

Ben Keşan Meciyede yaşamaktayım. Bende sizin gibi olaya mantıken yaklaşıyrum veSamsun -Ceyhan hattının kaza riski ve doğal güzelliklerin korunması açısından doğru bir proje olduğunu düşünüyorum.Ayrıca bölgenin birinci derece deprem bölgesi olduğu da unutulmamalı ;ayrıca kıyı sit alanı


ISIM:
SEYFULLAH TANIŞLAR
Date:
10-08-2004

YORUM

YAZIK ÇOK YAZIK SÖYLENİCEK BAŞKA BİR ŞEY YOK AMA!BUNU ENGELLEMEK İÇİN NE YAPILMASI GEREKİYORSA YAPMAYA HAZIRIM


ISIM:
Date:
10-08-2004

YORUM

Yorumunuzu buraya yazıyeter artık yeter yeter bıkmadınızmı ülkemi kirketmekten bıkmadınızmı yeter son akvaryumu son güzelliği bırakın yazık


ISIM:
Mehmet ÖZCAN Keşan Belediye Başkanı
Date:
06-08-2004

YORUM

Onbeş yılda kirlettiğimiz Ergene nehrini esiki haline getirmek için elli milyar dolar para gerekmektedir, Taranstrakya petrol boru hattı projesiyle Saros körfezini Ergene ye benzetmeyelim. Doğal güzellikleri açısından Dünyanın sayılı körfezleri arasında yer alan Saros körfezi Türkiye nin gelecekteki turizm potansiyeli olan yerler arasındadır. Biz Saros u kaybetmek istemiyoruz. Bu maksatla Saros platformu adı altında 8 Ağustos 2004 Pazar günü saat 11:00 - 15:00 arası İbrice limanında geniş katılımlı Transtrakya petrol boru hattı projesini protesto mitingi düzenledik. Konuya duyarlılık gösteren herkezi bize destek vermeye davet ediyoruz.


ISIM:
gözdem pehlivan
Date:
26-07-2004

YORUM

Yorumunuzu buraya yazın saroz geliboluda 12 yıldır yazlarımı geçiriyorum ve bu yazıyı okuduğum anda tüylerim diken diken oldu.ben hayatımda böyle güzel suyu olan bir deniz daha görmedim.yazıktır günahtır olacak iş değil.bırakın bari türkiyede birtek burası kalsın!


ISIM:
gözdem pehlivan
Date:
26-07-2004

YORUM

Yorumunuzu buraya yazın


ISIM:
emrullah güney
Date:
06-07-2004

YORUM

jeopolitikle ilgilenen bir öğretmen olarak saros körfezine boru hattı yazısından yararlandım. yeni ders yılında yararlanacağım güzel bir kaynak.. teşekkür ediyorum. saygılarımla. prof dr emrullah güney dicle üniversitesi cografya bölüm başkanı- diyarbakır


ISIM:
emrullah güney
Date:
06-07-2004

YORUM

Yorumunuzu buraya yazın jeopolitikle ilgilenen bir öğretmen olarak saros körfezine boru hattı yazısından yararlandım. yeni ders yılında yararlanacağım güzel bir kaynak.. teşekkür ediyorum. saygılarımla. prof dr emrullah güney dicle üniversitesi cografya bölüm başkanı- diyarbakır


ISIM:
Nilgün TEKMEN
Date:
05-07-2004

YORUM

Yorumunuzu buraya yazın Canım Ülkemizin güzide yerlerinden bir tanesi olan Saroz lütfen koruyalım.Öyle güzel denizi herkese tavsiye ediyorum.Lütfen kıymetini bilelim.


ISIM:
HADİ EGE ÖZGÜRKAN
Date:
14-06-2004

YORUM

EVET AMCAMIN OGLUNA CANI GÖNÜLDEN KATILIYORUM LÜTFEN SAROS U KİELLETMEYİN BAKİR BİR BÖLGEMİZ KALSIN


ISIM:
HADİ EGE ÖZGÜRKAN
Date:
14-06-2004

YORUM

EVET AMCAMIN OGLUNA CANI GÖNÜLDEN KATILIYORUM LÜTFEN SAROS U KİELLETMEYİN BAKİR BİR BÖLGEMİZ KALSIN


ISIM:
HADİ EGE ÖZGÜRKAN
Date:
14-06-2004

YORUM

EVET AMCAMIN OGLUNA CANI GÖNÜLDEN KATILIYORUM LÜTFEN SAROS U KİELLETMEYİN BAKİR BİR BÖLGEMİZ KALSIN


ISIM:
HADİ EGE ÖZGÜRKAN
Date:
14-06-2004

YORUM

AMCA OĞLUMUN HER DEDİĞİNE KATILIYORUM LÜTFEN SAROS U KİRLETMEYİNİZ.....


ISIM:
HADİ EGE ÖZGÜRKAN
Date:
14-06-2004

YORUM

AMCA OĞLUMUN HER DEDİĞİNE KATILIYORUM LÜTFEN SAROS U KİRLETMEYİNİZ.....


ISIM:
Adem Arıcan (üniversite öğrencisi)
Date:
08-06-2004

YORUM

saroz körfezinin bu doğal güzelliği başka nerede varki.Bu güzelliği neden yok etmek istiyorlar.Biz bu güzelliği yok ettirmeyelim


ISIM:
Adem Arıcan (üniversite öğrencisi)
Date:
08-06-2004

YORUM

saroz körfezinin bu doğal güzelliği başka nerede varki.Bu güzelliği neden yok etmek istiyorlar.Biz bu güzelliği yok ettirmeyelim


ISIM:
Turgut YILDIZ-Öğretmen KEŞAN
Date:
03-06-2004

YORUM

Ekolojik açıdan dünyanın en zengin denizlerinden biriolan Saroz Körfezi,bu projeyle öldürülmek istenmektedir.Marmara Dedizindeki balık türlerindeki azalması marmara denizinin kirliğinden kaynaklanmaktadır.Marmara denizini öldürdük,sıra Saroz Körfezinde.Marmara Denizinden kaçan balık türlerinin sığınma ve üreme yeri olan Saroz Körfezi koruyalım.


ISIM:
Hadi Özgürkan
Date:
02-06-2004

YORUM

saros ölmesin sarosa sahip çıkalım marmarayı maffettiler sarosu maffettirmeyelim


ISIM:
HADİ ÖZGÜRKAN
Date:
02-06-2004

YORUM

ÇOKYANLIŞ BİR PROJE SAROS KÖRFEZİNİDE KİRLETE CEKLER


ISIM:
Hakan Eşme
Date:
01-06-2004

YORUM

Kıyıköy-Saros petrol boru hattı hakkındaki bu değerli yazınız Saros Körfezinde yaşayan bizleri sevindirmiştir. Burada konu ile ilgili gündem oluşturma ve sivil halkı duyarlılığa davet etme çalışmalarına da başladık. Teknik bilgi ve açıklamalarınız bize ışık verecektir. Saygılarımla. Hakan Eşme Keşan Doğa Çevre ve Kültür Derneği (DOÇEK) Yön.Krl.Üyesi


ISIM:
SAROS olmesin
Date:
01-06-2004

YORUM

Yorumunuza katiliyor SAROS, Gelibolu, Gokceadanin korunmasini ve daha da ileri giderek Deniz milli parki olmasini oneriyoruz. Bu bolge tarihi ve dogal guzellikeriyle gelecek nesillere eb tmeiz sekliyle aktarilmalidir


ISIM:
Date:
31-05-2004

YORUM

Akdeniz'e indirilmesinin gerek deniz trafiği açısından, gerek Saroz Körfezi'nin doğallılığının korunması açısından ve gerekse boru hatlarının oluşturacağı riskin minimize edilmesi açısından daha uygun olduğu yönündedir. Karar vericiler elbette ki bütün boyutlarıyla konuyu değerlendirecekler ve günahıyla sevabıyla sorumluluğu üzerlerine alacaklardır. Varılacak sonucun ülkemiz için en hayırlı olmasını dileyelim, zaten yapacak başka bir şeyimiz de yok.


ISIM:
Date:
31-05-2004

YORUM

Akdeniz'e indirilmesinin gerek deniz trafiği açısından, gerek Saroz Körfezi'nin doğallılığının korunması açısından ve gerekse boru hatlarının oluşturacağı riskin minimize edilmesi açısından daha uygun olduğu yönündedir. Karar vericiler elbette ki bütün boyutlarıyla konuyu değerlendirecekler ve günahıyla sevabıyla sorumluluğu üzerlerine alacaklardır. Varılacak sonucun ülkemiz için en hayırlı olmasını dileyelim, zaten yapacak başka bir şeyimiz de yok.


ISIM:
Sarosa Boru Hattı Olmasın
Date:
31-05-2004

YORUM

Burası güzellikleri ile doğaya ait kalsın Saros Körfezine tankerler girmesin

 

Yazarın diğer yazıları:

Yazıların her hakkı yazara aittir. Kaynak gösterilmek suretiyle alıntı yapılabilir.© Cahit İstikbal


 

 

 

 


© 1996-2004 Türk Kılavuz Kaptanlar Derneği