|
Seyir Defteri
Ocak 2004 |
|
Marco Polo, ÖTV’siz Yakıt'a
Nasıl Bakıyor? |

|
|
Cahit İstikbal
|
17 Ocak 2004 Cumartesi günü Ulaştırma Bakanı
Sayın Binali Yıldırım’ın IDO’nun “Adnan Menderes” Feribotuna ilk ÖTV’siz
yakıtı vermesiyle kabotaj hattında çalışan gemilere ÖTV’siz yakıt
kullandırılması uygulaması resmen başlamış oldu. Denizcilik sektörümüze
hayırlı ve uğurlu olmasını diliyoruz.
Ekonomide üretilen malın ya da hizmetin girdi
maliyetleri elbette ki çok önemlidir. Özel sektörün
bir işe girmesi ve o işte oluşturulan katma değerin içinde bulunulan
sektörün lokomotif gücü olması için mutlaka karlılığın olması gerekir; veya
vazgeçilemeyecek sektörlerde sübvanse edilmesi gerekir. ÖTV’siz yakıt
kabotaj hattı taşımacılığında işletme maliyetlerini önemli oranda
düşürecektir; bu yönüyle bu sektöre yatırımı cazip kılacaktır. Taşımacılık
fiyatlarının düşmesiyle de yük ve yolcu talebi artacak, bu şekilde oluşacak
sarmal, kabotaj hattı taşımacılığını-yük ve yolcu taşımacılığını- büyük
ölçüde arttıracaktır. Kağıt üzerinde böyle görünüyor. Peki gerçekte bu böyle
olacak mı? Sektörün dinamikleri üzerinde gerekli yapısal incelemeler
yapılarak sistem ÖTV’siz yakıta hazırlandı mı, yoksa istim arkadan mı
gelecek?
Şöyle bir örnek verelim; Karayolu
taşımacılığının ülkemizde bu kadar gelişmesi ve güçlenmesi acaba bu sektöre
uygulanan özel indirimlerle mi oldu? Kabotaj dahilindeki denizyolu
taşımacılığında sadece yakıtta Özel Tüketim Vergisi'nin kaldırılması ile
(Çünkü liman tarifelerinin indirilmesi kabotaj dahilindeki taşımacılığı çok
fazla etkilemeyecek) amaçlanan talep artışının yakalanması mümkün olacak mı?
Bu konuda nasıl bir makro planımız var ve bu plan hazırlanırken ne gibi
çalışmalar yapıldı; AB Komisyonunun konuyla ilgili know-how ve deneyiminden
yararlanıldı mı? En azından; kısa mesafe taşımacılığında özellikle kısa
mesafeli yolcu taşımacılığınıda çok ileride olan ve büyük deneyimi bulunan
Yunanistan'ın bu ilerlemeyi nasıl sağladığına bakıldı mı?
Bu sorulara cevap aradığım için, gerek
Denizcilik Müsteşarlığı Web Sitesini, gerekse İMEAK DTO Web Sitesini
araştırdım. ÖTV’siz yakıtın sektöre getireceklerinin planlanması ve genel
ekonomi içerisindeki etkileri konusunda acaba bir bilimsel araştırma
yapılmış mı, bir fizibilite çalışması yapılmış mı diye aradım. Maalesef
bulamadım.
DTO Web sitesinde ÖTV konusunda rastladığım
tek şey; Genel Sekreter Murat Tuncer imzalı “DTO ile Petrol Ofisi A.Ş.
arasında yapılan stratejik işbirliği anlaşmasının 20 Ocak tarihindeki imza
törenine davet” yazısı oldu. Bu DTO’nun ÖTV’siz yakıtın
kullanılması konusunda bilimsel bir çalışma yapmayı öncelikli hedef olarak
görmediği halde, bu yakıtın dağıtımı ile yakından ilgilendiğini gösteriyor.
Elbette ki DTO buradan bir kaynak kullanacak; dolayısıyla devletin
vazgeçtiği ÖTV’nin bir kısmı da DTO'nun kasasına aktarılmış olacak. Bir ticaret
odasının maddi olarak desteklenmesi anlamında bu girişim iyi olmuştur
diye düşünülebilir elbette. Ancak konuya eşitlik ve hakkaniyet gözlikleri
ile bakmakta da fayda var.
Denizcilik sektörü zaten alternatifsiz bir
sektördür; çünkü dünyadaki taşımacılığın %90’ı denizyolu ile yapılmaktadır.
Deniz taşımacılığı “alternatifi olmayan” bir sektör olmasına rağmen; biz üç
yanı denizlerle çevrili ülkemizde “karayolu taşımacılığını” denizyolunun
ciddi rakibi haline getirme mucizesini başarmışızdır. Son yıllarda, daha
önceki Hükümetler zamanından başlayarak; uluslararası sularda çalışan Türk
bayraklı gemilerin kullandıkları “transit yakıt” gibi; kabotaj hattında
çalışan gemilerin de; vergiden arındırılmış yakıt kullanması ve bu yolla
kabotaj hattında deniz taşımacılığının teşvik edilmesi gündemde oldu.
Aslında taşımacılığın kara ve demiryolundan
denize daha da fazla kaydırılması ; politika olarak Avrupa Birliğince de
benimsenmiştir ve bu yönde özendirici çalışmalar yapılmaktadır. Ancak orada
olaya “ÖTV’siz yakıt” penceresinden değil; “Kısa Mesafeli Deniz
Taşımacılığı” (Short Sea Shipping) penceresinden bakılmaktadır ve yapılacak
desteklerin nasıl olması gerektiği, sonuç senaryoları gibi çalışmalar
yapılmaktadır. AB Komisyonunun Ulaştırmadan sorumlu Başkan Yardımcısı Loyola
di Palacio; Yunanistan’da yapılan ve benim de katıldığım “Posidonia 2002”
Fuarında yaptığı konuşmada; AB ülkeleri arasında deniz otoyolu kurulacağını
ve kısa mesafeli deniz taşımacılığının destekleneceğini bu amaçla “Marko
Polo Projesi” ni yürüttüklerini açıklamıştı. Bunu yeni söylemiyoruz; bu
konudaki geniş yazıyı sitemizde bulabilirsiniz.
(Bakınız:
Denizciliğin kalbi Pire'de attı- adım adım Posidonia 2002
fuarı...)
AB Komisyonu’nu harekete geçiren aslında,
önlem alınmaması halinde kara yolu taşımacılığının AB içerisindeki ülkelerde
2010 yılında %50 artacağı yönünde uyarının yer aldığı “2010 Yılında AB
Taşımacılık Politikası” başlıklı “Beyaz Kitap” (White Paper) oldu. Aynı
kitap, sınır ticaretinde de 2020 yılına kadar %50 artış olacağını
belirtiyordu. Karayolundaki bu yükün önemli ölçüde trafik sıkışıklığına ve
çevre kirliliğine yol açacağını hesaplayan AB Komisyonu; bu yükü mutlaka
denize kaydırmak istiyordu; Marco Polo programı da bunun altyapısını
hazırlamak amacıyla düşünüldü.
2003-2007 Döneminde 115 Milyon EURO Kaynak
ayrılan Marco Polo Programı, üç geniş alanı kapsıyor:
1- Orta vadede verimli olabilecek
karayolu-harici taşımacılık hizmetlerine ilk kurulma yardımı: karayolu
dışında yeni taşımacılık hizmetlerini başlatmak her zaman risklidir.
Örneğin, düzenli deniz, demir ve iç suyolları taşımacılık hizmetleri verimli
olabilmeleri için %70 ila %90 arasında doluluk faktörüne gereksinim
duyarlar. Yeni bir servis başlatma işinde en fazla %30 oranında maddi destek
sağlanmalıdır.
2- Avrupa için stratejik öneme sahip
hizmetlerin ya da sistemlerin başaltılması için destek: Bunun
içerisinde, örneğin, "bir duraktan hepsinin satın alınması" esasıyla çalışan
deniz otoyolları oluşturmak veya yüksek kalitede uluslararası demiryolu
hizmetleri oluşturmak var. Bu etkinlikler karayolu-haricindeki navlun
taşımacılığı yapılış şekillerini değiştirmeli trans-Avrupa taşımacılık ağı
ile pan-European koridorunu kullanmalıdır. Azami yardım miktarı %35'tir.
3- Navlun lojistik pazarında işbirliğinin
teşvik edilmesi: Taşımacılık alanında faaliyet gösterenler
faaliyetlerini taşımacılık türleri arasında geçişler yapacak şekilde
planlamalıdırlar. Bu sayede pazarda yığılmalar olmasının ve karayolu
taşımacılığı üzerindeki ticari baskının üstesinden gelinebilir. Azami yardım
miktarı %50 dir.
Görüldüğü gibi Avrupa Birliği'nin konuya
yaklaşımı; "ne vereceğini ve ne isteyeceğini planlamak, verdiğinin
karşılığını alacağını görmek, ondan sonra vermek" ilkesine dayanıyor. Bizde
ise ilke "vermek ve sonra iyi olmasını umut etmek" olarak görünüyor. Yani
bir tür deneme-yanılma metodu.
Ben bizim yaptığımız “ÖTV’siz Yakıt”
projesinde Avrupa Birliğinin “Marco Polo” programından ve bu amaçla Avrupa
Birliğinde yapılan altyapı çalışmalarından ne ölçüde yararlanıldığı
konusunda kaynaklara ulaşamadım. Eğer bu kaynaklardan yararlanılmadıysa,
bilimsel etüd eksikliği gibi, bunun da önemli bir eksiklik olduğu
kanısındayım.
Ayrıca; değerli DTO'muzun bu konuya
yaklaşırken; hemen ticari bir şirket kurup akaryakıt dağıtımından ticari
kazanç elde etmeyi ummak yerine ya da daha öncesinde; Devleti önemli bir
vergi kaleminden edecek olan bu kaynağın kullanımının deniz sektörümüze
verimlilik olarak nasıl yansıtılacağı konusunda çalışmalar yapmasını,
seminerler düzenlemesini, bilimsel projeler hazırlatmasını beklerdim. Bunları
"yapılan yanlıştır" anlamında söylüyorum zannedilmesin. Yapılan iş iyi
neticeler de verebilir. Ben sadece yapılan işin iyi neticeler vermesi için
"gerekli garantilerin alınmadan işin yapıldığını" düşünüyorum. Neden böyle
düşündüğümü de yukarıda Avrupa'dan örnekler vererek açıkladım.
IMEAK DTO'ya eğer ÖTV'siz yakıt üzerinden
kaynak ayrılacaksa-ki kurulan şirketin DTO'ya kaynak aktaracak olup
olmadığını ve elde edilecek karın şirket ortaklarına mı ait olacağını tam
olarak bilmiyorum- bu kaynağın sadece DTO'ya aktarılmasının denizcilik
sektöründe kıt kaynaklarıyla dergi çıkartan, seminerler düzenleyen diğer
meslek kuruluşlarına ve Derneklere haksızlık ve fırsat eşitsizliği olacağını
düşünüyorum.
Ayrıca rekabete çok taraftar olan
Deniz Ticaret Odamızın ÖTV'siz yakıtın dağıtımında neden "kağıt
üzerinde" değil ise bile "fiilen" tekelleşme anlamına gelecek bir uygulamaya
gittiklerini anlıyabilmiş değilim. Ülkemizde petrol dağıtım hakkına sahip
çeşitli kuruluşlar var. Bir meslek odasının bunlardan "sadece birisini"
seçmesi yerine dağıtım belgelerini düzenleyip dileyenin dilediği yerden
almasını sağlaması daha az tartışmaya açık olurdu diye düşünüyorum.
Bir Çin atasözü; "birisine bir balık
verirseniz, bir gün doyar. Ama ona balık tutmasını öğretirseniz her gün
doyar" der. Dileyelimve umalım ki; Devletin kaynaklarından fedakarlık
edilerek denizcilere sunulan kasalar dolusu balık, onlara balık tutmasını da
öğretsin.
|
|
- ISIM:
- abdurrah_man
- Date:
- 14-06-2007
YORUMcok farklı ve acayip birde cin atasözü cok anlamlı bir sey.
- ISIM:
- Mr_Zado
- Date:
- 02-03-2004
YORUMSon derece ilginç!!!
- ISIM:
- Seal
- Date:
- 07-02-2004
YORUMEvet gerçekten konuyu gerekli şekilde ele alıp yazmış Cahit Hoca, kalemine sağlık. Millet olarak hep aynı kafada gidiyoruz ama her zaman işe yaramıyor deneme - yanılma metodu, nitekim bu kadar yıl sonra çok önemli ve beklenen "ötv" muafiyetinin altyapısı hazırlanmadan uygulamaya geçmesi de bana göre çok ilginç sonuçlar doğuracaktır. Örneğin yakıt kaçakçılığının artması, buna bağlı olarak kara taşımacılığının daha fazla denizin önüne geçmesi.
Tabi ki tek başına "ötv" muafiyeti deniz taşımacılığı için yeterli bir çözüm olamayacak, yine de hükümetin denizcilik konularına sempatiyle baktığı kanısındayım ama eklemek zorundayım, Türkiye çok çok gerilerde.İlginçtir bürokrasiyi sevmeyiz ama bürokrasi olmazsa da hemen üçgağıda uydururuz.
Madem atasözleriyle bitiriyoruz, "Balık baştan kokar." sözünü de baştakilere hatırlatalım, konuyu ele alıp, ciddi,etraflıca araştırılmış,danışılmış! ve kararlı bir uygulama gerektirecek düzenlemelerle,projelerle, ayaklar altına alınan Türk milli denizcilik otoritesinin olması gereken (en üst) yere ulaştırılması için hızla önlemler alınması gerektiği kanatindeyim.
- ISIM:
- furkan aziz
- Date:
- 27-01-2004
YORUMHer satırının altına imza atacağım bir yazı. Kral çıplak, demenin başka güzel bir yolu olamazdı herhalde. Denizcilerden başka kimse denizciliğin önünde engel değil demek ki. Dua edelim kasalarca balık kokmasın!!
- ISIM:
- Murat Hatabay (Gv.91)
- Date:
- 26-01-2004
YORUMgemilerin ''ÖTV'siz'' yakıttan olarak duzeltilmeli.
- ISIM:
- Murat Hatabay (Gv.91)
- Date:
- 26-01-2004
YORUMDevlet vergi toplarken, biz vatandaslar ne kadar da
yaratıcı, elestirici ve arastırmacıyızdır, ya vergiler
kalktıgında ? bana dokunmayan yılan nereden beslenecek ?
Artan motorlu tasıt, gelir, vs. ek vergilerden ve yine bizlerden beslenmeyecekmi ?
Hukumetler icin vergileri azaltmak veya kaldırmak pek sevimli olmasa gerek, bu yuzden bu kararı vermeden evvel mustesarlıgın ve maliyenin detaylı bir calısma yaptıgını umuyorum. Turkiye'nin deneme yanılma ile kaybedecek zamanı yok.
Cahit agabey, bu konuda bizleri dusundurdugunuz icin tesekkur ederim.
Siteyi bilmeme ragmen isten pek vakit bulup takip edemiyordum, Istanbul - Izmir arası bos konteynerlerimizi
tasıyan Turk bayraklı gemilerin ÖTV'li yakıttan sagladıkları avantajı navluna yansıtmaları gerektiği konusunda gorusmeden evvel google'da konuyla ilgili metinleri arastırırken yazınıza rastladım.
Bu fizibilite hakkında bilgi sahibi olmakta uygar devletlerde en dogal vatandaslık hakkı ve umarım bu sitenizden gelismeleri de takip edebiliriz.
- ISIM:
- Kaan Kurtulus
- Date:
- 23-01-2004
YORUMotv siz yakit cikmasi ile birlikte deniz tasimaciligi ucuzlayacak ve kara tasimasinin payinini bir kismini deniz tasimaciligi alacaktir.
Fakat bu arada denizlerde daha cok trafik olacagi icin kazalarin cogulmasi olasidir.
Kacakciligin onlenmesi yakitin boyanmasi ve otv li yakitla ilgili olmayip tamamen kamu ve yarginin geregi gibi calimasi ile olabilir.
Birde bu anlasmanin niye PO ile yapildigini anlayamadin sonucta PO ozel bir kurulus ve diger sirketlerle rekabet halinde ..
Saygilar & Sevgiler
Kaan Kurtulus (GV92)
- ISIM:
- barış
- Date:
- 22-01-2004
YORUMBU ÖTV SİZ YAKIT OLAYI ÇIKTIĞINDA AÇIKÇASI BİR DENİZCİ OLARAK( gV 98'LİYİM) OLARAK ÇOK SEVİNDİM.ANCAK ÜÇ BEŞ GÜN SONRA GAZETELERDE YAKIT KAÇAKÇILARININ YAKALANMA HABERİNİ DUYMAYIZ İNŞALLAH DEMEME KALMADAN-Kİ MALUMUNUZ DEĞERLİ ARMATÖRLERİMİZİN BİR ÇOĞUNUN GEÇMİŞİ REÇELLİDİR-
ÇAĞIMIZIN MODERNİTESİNE UYGUN OLARAK SAHİPLERİMİZİN ARTIK İŞİ KURALLARINA UYDURARAK YAPTIKLARI/TEKELLEŞTİKLERİ HABERİ GELDİ.ŞARK TOPLUMUNUN SERBEST PİYASA EKONOMİSİ BÖYLEDİR İŞTE;DEVLET YAPMASIN BİZE VERSİN BİZ DE ÜSTÜNE TEK BİR TAŞ BİLE KOYMADAN,BİR KURUŞ VERGİ BİLE VERMEDEN İÇ EDELİM ,KUMAR MASALARINDA GEMİSİNE ZAR ATALIM.
YİYİN EFENDİLER YİYİN.
- ISIM:
- Date:
- 21-01-2004
YORUMYorumunuzu buraya yazın |
Yazarın diğer yazıları:
Yazıların her hakkı yazara aittir. Kaynak
gösterilmek suretiyle alıntı yapılabilir.©
Cahit İstikbal
|