Akademik Görüş

Demiryolu ve Denizyolu Taşımacılığı

Doç. Dr. NECMETTİN AKTEN

 

Seyir Defteri

Meslek Örgütlerine Özen Gösterelim

Kapt. CAHİT İSTİKBAL

 

Mercek Altında

Kılavuz Kaptanlık Mesleği

Kapt. OĞUZ CEBECİ

 

Hukuk Penceresi

Yargı Muafiyeti ve Yabancı Gemiler

Av. BÜLENT TATAR

 

Teknik Bakış

Yüzyılın En Önemli Tehdidi

Kapt. CAHİT YALÇIN

SANLI BAYRAGIMIZ

TURK

KILAVUZ KAPTANLAR

DERNEGI

T U R K I S H   M A R I T I M E   P I L O T S'   A S S O C I A T I O N

TUMPA LOGO

marineCare

TUMPA ENGLISH SITE

Burada önemli son dakika haberleri yer alacaktır. Bizi izlemeye devam ediniz...

temizdeniz.gif (1310 bytes)
İçindekiler
Haberler
Dış Basın
Yazarlar
İstatistikler
IMO
F.A.Q.
Yönetim Kurulu
Üye Girişi
Arama
Çevre
Yeni Ne Var?
marineCare
Meteoroloji
Software
Şiir
Eğlencelik
Adresimiz
Bize Yazın!
Linkler
Sitenizi Ekleyin
Tüm Forumlar
Eğitim Forumu
İş Arayanlar
Misafir Defteri

Kılavuzluk,

Güvenilirliğin

İnsana

Dönüşmüş

Şeklidir.

Joseph CONRAD


  Arama Motoru

TUMPA WEB



IMPA Üyesiyiz


EMPA Üyesiyiz


click to see our site statistics!

 

Seyir Defteri                                                                        17 Mayıs 2004

Var olmanın Dayanılmaz Hafifliği

 

Cahit İstikbal

 

Milan Kundera; “Varolmanın Dayanılmaz Hafifliği”  adını taşıyan unutulmaz romanında Çekoslovakya’nın Sovyetler tarafından işgali sürecinde Prag’da bir cerrahın yaşadığı karmaşık duygusal ilişkileri anlatır. Yerleşik etik değerlerin savunucusu olan başrol karakterlerinden Tereza; duruma göre değişen dengesiz değerleri temsil eden diğer baş karakter Tomas’a yazdığı ayrılık mektubunda, şöyle der:

“Artık dayanamıyorum. Çünkü yaşamak bana çok ağır geliyor, sana ise çok hafif.”

Geçen günkü Perşembe Rotası’nı okuduğumda ister istemez aklıma Tereza’nın bu sözleri geldi.

Bu köşeyi okuyanlar bilirler, genellikle teknik konuların dışına pek çıkmam.  Ancak; yine teknik düzeyde kalmaya alabildiğince özen göstererek; bazı yanlışlara dikkat çekmek zorundayım.

Dünya Gazetesinin Perşembe günleri ek olarak verdiği “Perşembe Rotası” adlı denizcilik sektörü eki, iki haftadır kılavuzlukla ilgili ve İzmit Körfezinde yaşanan kargaşa ile ilgili yayın yapıyor. Bu yayında; objektif olma adına, her tarafa söz tanıma gibi aslında ilkeli bir yayıncılık politikası izleniyor.

Buraya kadar her şey güzel. Ama.

İlkeli yayıncılık adına her tarafa söz hakkı tanınıyor; ama taraflar bu hakkı ne derece etik kullanıyorlar? Bu noktada ciddi sorunlar var.

Bu konuda çarpıcı bir örnek olması açısından; 13 Mayıs Perşembe Günü çıkan Perşembe Rotası’nda Marmara’nın önemli limanlarından birinde etkili bir kişinin kılavuzlukla ilgili iddialarına denizcilik camiasının dikkatlerini çekmek istiyorum. İddianın yanına ben de Kılavuz Kaptanlık mesleği ile ilgili, hem ulusal hem de uluslar arası alanda meslek sahiplerine karşı ve kamuoyuna karşı sorumlu konumda bir kişi olarak; cevaplarımı yazdım. Takdir kamuoyuna aittir.

·İddia: “Bu iş (Kılavuzluk) insan gücüne dayalıdır. 10 liralık maliyetle 10 bin dolar kazanabilirsiniz. Römorkörden fazla kar elde edilmez.”

Kılavuz kaptanlar deneyimli gemi kaptanıdır. Uzun yıllarını denize verdikten sonra kılavuzluğa geçerler. Kılavuzluk her açıdan bir sanattır. Her kaptan iyi kılavuz kaptan olamaz. İyi bir kılavuz kaptan en az 5 yılda yetişir. Kaptan olmak için denizde geçirmesi gereken en az 10 yılı da üzerine koyun. Üniversite eğitimini katmıyorum. Sonra da gelin burada “10 liralık maliyet” diye edilen hakareti kabul edin. O kişiye şunu sormak istiyorum: ben yarın eğer param varsa 10 tane römorkör satın alabilirim. Ancak sizin 10 tane iyi kılavuz kaptan yetiştirebilmeniz için en az 5 yıl beklemeniz gerekir. Kaldı ki römorkörcülük hizmetleri dünyada genellikle rekabete açık hizmetler iken, kılavuzluk hizmetleri dünya genelinde rekabete kapalı hizmetlerdir. Dolayısıyla kılavuz kaptanı römorkörle karşılaştırmak; kaliteli insan gücünü makine ile karşılaştırmak olur ki; doğru da değildir, gereği de yoktur. Tabii iyi niyetli iseniz. İnsan unsurunu bu derece hafife alan anlayışa gelin siz kılavuzluğu ve hatta limanı teslim edin. Yazık.

·İddia: Kılavuzluk hizmetinin şirketlere verilmesi yanlıştır. Dünyanın hiçbir yerinde böyle bir uygulama yoktur.

Sorumlu bir yöneticiden beklenen; “Dünyanın hiçbir yerinde…” şeklinde iddialı bir şekilde söze girmeden önce bunu destekleyecek doğruları araştırmaktır. Uluslar arası kuruluşlar vardır; Uluslar arası Deniz Ticaret Odaları Birliği (ICS), Uluslar arası Kılavuz Kaptanlar Birliği (IMPA) Limanlar Uluslar arası Birliği (IAPH) gibi. Bunlara sorarsınız; dersiniz ki; “dünyadaki kılavuzluk kuruluşlarında yapı nasıldır” ve bir cevap alırsınız. Yahut kendiniz o ülkelere gider araştırma yaparsınız. Kendisinin acaba bir limancı olarak IAPH’den haberi var mıdır? IMPA’nın Başkan yardımcısı bir Türk’dür. Kendisinin bundan haberi var mıdır ve “dünyanın hiçbir yerinde..” diye söze girmeden merak edip bir sormuş mudur bu kişiye, “dünyanın diğer yerlerinde kılavuzluk kuruluşlarının yapısı nasıldır?” diye. Bilmiyorum. Ama hadi bunları yapmadı diyelim. Avrupa Kılavuz Kaptanlar Birliği (EMPA) nın http://www.empa-pilots.org/status.htm adresinden bütün Avrupa ülkelerinin kılavuzluk yapısını da mı inceleyemez? Bunu “her şeyi ben bilirim” acı cehaletiyle tezahür eden “yarım bilmek hiç bilmemekten daha tehlikelidir” deyişinin doğrulanması olarak açıklamaktan başka geriye çare kalıyor mu? Çünkü şurada burnumuzun dibinde Romanya’da; Ukrayna’da “kılavuz kaptanların kurduğu ve yönettiği kılavuzluk şirketleri” var. ABD’de bütün kılavuzluk şirketleri özel ve sahipleri kılavuz kaptanlar. Hollanda Hükümeti; kılavuz kaptanların kurduğu özel şirket “Dutch Pilots Corporation”  ile 2015 yılına kadar kılavuzluk hizmetlerinin verilmesi için anlaşma imzalamış durumda. Belçika’da yine devlet içerisinde kılavuz kaptanların yönetiminde özerk bir oluşum var. Almanya’da ve Fransa’da yine kılavuz kaptanların kurmuş oldukları kurumlar tarafından kılavuzluk hizmetleri veriliyor. Daha sayalım mı? Benim acizane önerim; “Dünyanın hiçbir yerinde” diye başlamadan önce dünyanın yerlerinin bir merak edilip öğrenilmesi ondan sonra konuşulmasıdır. Gerçekler nasıl olsa ortaya çıkıyor; o yüzden gerçeği geciktirmenin gereği de; yararı da yoktur.

·İddia: Kılavuzluk ve römorkaj ya liman bazlı olur ya da limanın hizmetlerini verecek taşeron ya da müteahhit bir firmayla olur:

Olur mu? Peki “..dünyanın hiçbir yerinde…” var mı? Kılavuzluk hizmetleri sadece limana ait hizmetler değildir. Kılavuz kaptanın ürettiği hizmetin müşterisi yalnızca “Gemi” ve “Liman” değildir. Kamu menfaatleridir, “Halk” tır.

·İddia: Kılavuz kaptanın aslında görevi yanaşmayı uygun görmediği yönünde kaptana tavsiyede bulunmak. Yanaştırmamak değil.  Kaptan bu tavsiyeye uymayabilir:

Acaba öyle mi? A.960 sayılı IMO Kararı kılavuz kaptana “güvenli görmediği kılavuzluk hizmetini reddetme” hakkı veriyor. Peki veriyor da ne oluyor? Kaptan, kılavuz kaptan uygun görmeyip gemiden indikten sonra örneğin Ambarlı limanına ben kendim kılavuz kaptansız yanaşıyorum diyebiliyor mu? Diyemiyor çünkü kılavuzluk kaptanın tercihine bırakılmamış; zorunlu. Dolayısıyla; kılavuz kaptan bir gemiye hizmet vermeyi güvenlik gerekçesiyle reddederse o gemi limana yanaşamaz.  Kılavuz kaptan gemide yoksa o gemi limana giremez. Dolayısıyla burada “kaptan bu tavsiyeye uymayabilir” demek; gerçeği yansıtmıyor. Demagoji oluyor. Burada kritik bir soru soralım; Peki o limanda rekabet halinde ikinci bir kuruluş varsa, kılavuz kaptan yukarıda değindiğimiz  “reddetme” hakkını kullanabilir mi?

·İddia: Münferit çalışan 20 kılavuz kaptan ya da 4 tane kılavuzluk teşkilatı olabilir:

Peki bunu neye bakarak söylüyor? “Dünyanın hiçbir yerinde” var mı, ya da geçmişte olmuş mu, olmuşsa ne olmuş da vazgeçilmiş? Bunlardan haberi var mı? Yok. Burası Türkiye; hiç kimse “sen ne diyorsun arkadaş, böyle bir şeyi nerede gördün de öneriyorsun” demeyeceği için dilin döndüğü gibi konuş. Yeri gelince “..dünyanın hiçbir yeri” diye söze başlarsın; yeri gelince de kendin kafana göre meslek ve organizasyon yapısı çizersin. Yarım bilmek hastalığı.

·Liman kendi büyük yatırımını kılavuzluk hizmetlerini intizamsız vererek tehlikeye atmaz: Elbette atmaz. Ama bunun karşılığı Limana “sen buraya büyük yatırım yaptın, al bu kılavuzluk hizmetlerini de kafana göre ver” demek değildir. Öyle olsaydı; uçak alana istediğini pilot yap çalıştır; havaalanı yapana istediğin gibi uçak indir denilirdi. Kılavuzluk hizmetleri kendi bütünlüğü içerisinde hizmet verecek, liman da kendi yatırım programını yapacak. Herkes kendi işini yapacak. Kamusal yönü bulunan kılavuzluk hizmetleri de limandan bağımsız olarak verilmelidir. Almanya, Hollanda, Yunanistan; bütün Avrupa böyle yapıyor da biz neden yapmayacağız?

***********************

Ortada hiç kimsenin değinmek istemediği ve bilenlerin de görmezden geldiği yalın gerçekler şunlar:

1-  Gemilerin kılavuz kaptan alması Türk Boğazları dışındaki her yerde “mecburi” dir. Geminin ya da limanın tercihi değildir. Dolayısıyla; geminin ya da limanın seçimine bırakılmayıp bizzat kamu otoritesi tarafından “zorunlu” tutulan hizmetlerde kamu menfaatinin ön planda olmadığı düşünülemez. Bu nedenle; bu hizmetlerle ilgili gerek gemiyi temsil eden kesimlerin, gerekse limanı temsil eden kesimlerin “Zorunlu kılavuzluğu koyanın devlet, uygulayanın kılavuz kaptanlar” olduğu gerçeğini göz ardı eden beyanları objektif değildir.

2-  Kılavuzluk hizmetleri dünya genelinde rekabete kapalı hizmetlerdir. ABD Kılavuz Kaptanlar Birliği (APA) eski başkanı Jack Sparks’ın ifadeleriyle “Zorunlu kılavuzluk uzun vadede şimdiye kadar bir hükümet için kendi denizlerini korumak, halkının ve deniz çevresinin güvenliğini sağlamak ve deniz yolu ile yapılan ticareti kolaylaştırmak amacıyla sağlanabilecek en etkili mekanizma olagelmiştir. Etkilidir çünkü bir geminin kumanda merkezi olan köprüüstüne amacı kamu çıkarını korumak  olan bir kişiyi konumlandırmaktadır. Bir kılavuz kaptan yapacağı bu işi alabilmek için rekabet etmek zorunda kalırsa, özellikle de bu işi rekabeti destekleyen bir armatörden veya başka bir kuruluştan alıyorsa, bilir ki kendi yaşamsal çıkarları hükümetin ve halkının çıkarlarını korumakta değildir, kılavuz kaptan seçimini kim yapıyorsa ona bağlıdır. Kılavuz kaptanın rolü bu şekilde tehlikeye atılırsa, kılavuzluk sisteminden de istenen sonuç alınamayacak ve hayal kırıklığı yaratacaktır.”

**********************

Perşembe Rotası’na dünyada kılavuzluk hizmetlerinin nasıl verildiğini ülke ülke gösteren bir tablo gönderdim. Yayınlamadılar. Yayınlansaydı bu konularda insanların daha net bilgi sahibi olmaları sağlanmış olurdu. Dilerim tarafsız yayınlarını sürdürürler ve daha sonra bu tabloyu da yayınlarlar.

Yazımın başında “var olmanın dayanılmaz hafifliğinden” söz etmiştim. Ben; mesleki konularda bir sözü söylemeden önce düşünüyor; araştırıyor; uluslar arası kuruluşlar ile temasa geçiyor; ondan sonra söylüyorum Bu sorumluluğu hissediyorum. Ancak bu güne kadar hiç  kimse de bana, aradan yıllar geçmiş olsa dahi; söylediklerimle ilgili bir yanlış getirmedi. Ben bu şekilde devam edeceğim elbette. Ancak, diğer kişilerden de bir nebze olsun sorumluluk isteme hakkım doğmuş oluyor sanırım.

Ülkemizde deniz güvenliğinin önemli unsurları olan, deneyimli denizciler olan kılavuz kaptanların hak ettikleri dünya standartlarındaki yapılanmaya bir an önce kavuşmaları dileğiyle.

 

Hit Counter


Bu yazıya siz de yorumunuzu ekleyebilirsiniz:

Adınız-Soyadınız:



ISIM:
fiko83@hotmail.com
Date:
30-07-2004

YORUM

Yorumunuzu buraya yazın merhaba sayın forum okuyucuları ben serbest olarak gemi raspa ve boya hizmetleri vermekteyim.yani taşeronum eğer böyle bir işşiniz varsa sizlere yardımcı olabilirim .Beni bilgilendirirseniz sevinirim şimdiden teşeşkkürler

 

Yazarın diğer yazıları:

Yazıların her hakkı yazara aittir. Kaynak gösterilmek suretiyle alıntı yapılabilir.© Cahit İstikbal


 

 

 

 


© 1996-2004 Türk Kılavuz Kaptanlar Derneği