|
Seyir Defteri
Aralık 2003 |
|
23. Genel Kurul'un
Ardından IMO ve Türkiye |

|
|
Cahit İstikbal
|
AB Dönem Başkanlığı’nı yürüten İtalya’nın IMO
delegasyon sözcüsü Bayan Annamaria Cruciani; “Sayın Başkan; Avrupa Birliği’ni
oluşturan 15 ülke adına konuşuyorum; umuyorum ki aday statüsündeki 10 ülke
de söyleyeceklerimi destekleyecektir” diye konuşmaya başladığında; Arjantin
delegesi “Point of Order” hakkını kullandı: “Sayın Başkan; Avrupa Birliği
Komisyonu burada diğer ülkeler adına konuşamaz; burada ülkeler kendileri söz
alır ve kendi adlarına konuşurlar” diye müdahale etti.
Başkan diye hitap edilen kişi, yani MEPC
Komisyonu Başkanı GKRY’den Andreas Chrysostomou zor bir durumla karşı
karşıya olduğunun bilincindeydi; ancak böyle zor durumlarda işi kıvırabilme
yeteneği vardı. Ne ülkesinin kapısında olduğu AB’nin çıkarlarına aykırı
hareket edebilirdi; ne de birkaç gün sonra yapılacak Konsey seçimleri öncesi
Latin ülkelerini küstürebilirdi. “İtalyan delege kendi Hükümeti adına
konuştu” dedi. “Ancak diğer 15 ülkeyi temsili konusunu burada sayım yaparak
doğrulayabiliriz”
Sayım yapılmadı tabii; çünkü görüşülen konu
esasında, tek cidarlı tankerlerin planlanan takvimden evvel devre dışı
bırakılması konusunda gelişmekte olan ülkelerin seslerini çok fazla duymak
istemiyorlardı gelişmiş ülkeler. GKRY ve Yunanistan gibi henüz gelişmekte
olan ülke tanımlamasının dışına çıkmamış ülkeler de elbette kendilerine
gerekli maddi teminat sözlerini almışlardı. Ancak yukarıdaki diyalog; IMO
içerisindeki kamplaşmanın arttığını göstermesi bakımından bir uyarı işareti
olarak da anlaşılmalı.
IMO’nun 23. Genel Kurulu’na damgasını vuran;
ne Konsey seçimleri; ne Genel Sekreterliğin el değiştirmesi, ne IMO’nun yine
arttırılan bütçesi ve üye devletlerin aidatlarının arttırılması konusu oldu;
tam bir “Helen rüzgarı” esen Genel Kurula damgasını MEPC Komitesi’nin
yaptığı olağanüstü oturum vurdu. Ve delegeler, Genel Kurul Başkanından çok,
MEPC Başkanı’nı dinlediler. Başkan GKRY’den; seçilen Genel Sekreter
Yunanistan’dan ve IMO Toplantılarında neredeyse her konuda söz alan GKRY en
ön sırada oturuyor olunca; zaman zaman esprili hal de alan paslaşmalarla 14
günlük süre geçti.
Önemli kararlar alındı tabii. Örneğin;
yukarıda değindiğimiz MARPOL 73/78 de yapılacak değişikliklerle tek cidarlı
tankerlerin erken devre dışı bırakılması kabul edildi. Bu konuda “Sessiz
Kabul” prosedürü uygulanacak; yani MARPOL Tarafı ülkelerden bu konuda itiraz
gelmediği takdirde değişiklikler kabul edilmiş sayılacak.
Yapılan değişikliklerle; Kategori 1 de denilen
Marpol öncesi tankerlerin devre dışı kalma tarihi, 2007’den 2005’e
çekiliyor. Kategori 2 ve Kategori 3 olarak adlandırılan MARPOL sonrası
tankerler ve küçük tankerler için ise, devre dışı bırakılma tarihi 2015’den
2010’a çekiliyor. Bir diğer kabul edilen değişiklik ise; kısaca CAS da
denilen “Durum Değerlendirme Sistemi” nin 15 seneden daha yaşlı “bütün” tek
cidarlı tankerlere uygulanacak olması. Daha önceden bu sistem sadece 2005
sonrası çalışmaya devam eden Kategori 1 tankerler ile 2010 sonrası için
Kategori 2 tankerlere uygulanacaktı; şimdi ise pratik anlamda bütün tek
cidarlı tankerlere uygulanacak. Uygulanma tarihi de yapılan değişikliklerin
yürürlüğe giriş tarihi, yani 5 Nisan 2005.
Bu arada daha önceden taslakta olmayan yeni
bir değişiklik daha da getirildi: MARPOL’un 13. Kuralına eklenen (h) maddesi
ile; ağır yakıtların 5000 GRT’dan büyük tek cidarlı gemilerle taşınması
yasaklandı. 600 GT ile 5000 GT arasındaki tek cidarlı tankerler ise, ağır
yakıt taşımasında 2008 yılına kadar kullanılabilecekler. Ayrıca bu gemiler
uluslar arası seferlerde kullanılmayacaklarsa, ilgili İdare bu gemilere 25
yaşına kadar kendi iç sularında ağır yakıt taşıma hakkı verebilecek. Bu
arada ağır yakıtın tanımlanması da ihmal edilmedi: 15 Santigrat derecede 1
metreküpü 900 Kilogram veya daha fazla gelen ham petrol ile yine 15
Santigrad derecede 1 metreküpü 900 Kg dan daha fazla olan Fuel Oil yakıtı,
ağır yakıt (Heavy Grade Oil, HGO) sayılacak. MEPC Komitesinde kabul edilen
bir başka Karar'da da MARPOL Tarafı ülkeler ağır yakıt taşımacılığı ile
ilgili yeni kuralları; devreye girecekleri tarihi (5 Nisan 2005) beklemeden;
mümkün olan en kısa sürede yürürlüğe koymaya davet edildi. AB Komisyonu bu
konuda ısrarlı; çünkü Kararlar sonrası yaptığı açıklamada komşu ülkelerde ve
özellikle de Rusya ve Akdeniz'deki diğer ülkelerin bu tavsiyelere uyup
uymadıklarını sıkı bir şekilde takip edeceklerini belirttiler.
Sonuçta;zenginlerin sesi fakirleri bastırdı ve
Avrupa Birliği; önerilerini IMO'ya kabul ettirdi diyebiliriz. Nitekim
Fransız Ulaştırma Bakanlığı Deniz Güvenliği (Security) Bölümü Başkan
Yardımcısı Eric Berder; konuyla ilgili basına yaptığı açıklamada
"Avrupalıların talepleri üzerinde geniş bir fikir birliği sağlandı" derken;
AB Komisyonu'nun enerji ve ulaştırmadan sorumlu Başkan Yardımcısı Loyola di
Palacio da açıklama yapmakta gecikmedi: "Avrupa'nın güvenlik, can güvenliği
ve çevre korunması konularındaki standartlarının küresel ölçekte kabul
görmesinden mutluyum" dedi. O Palacio ki; Deniz güvenliği aleyhine verdiği
ve tüm gücüyle desteklediği öneri daha bir hafta önce AB Parlamentosunda
reddedilmişti. Bu öneri kabul edilseydi; AB'de çeşitli liman güvenlik
hizmetleri ticari statüye alınacaktı. İşte AB böyle tezatlar içerisinde;
bunları iyi görmek ve yeri geldiğinde de yüzlerine vurmak gerekiyor; çünkü
kendi deneyimlerime dayanarak söylüyorum; en iyi bu dilden anlıyorlar.
Öte yandan;Sigapore Times Gazetesi'ne göre ise
IMO'daki Avrupa Birliği ağırlığını kırmak için Güney Kore, Japonya,
Filipinler ve Singapur; AB önerisine alternatif oluşturmak üzere güçlerini
birleştirme kararı aldılar. Bu ülkelere göre 5000 GT altındaki tek cidarlı
tankerlere ağır yakıt taşıma konusunda getirilecek yakın tarihli bir
yasaklama ağır yakıt ticaretinde ciddi sorunlar çıkartacak ve bu tankerlerin
de daha büyük tankerlerde olduğu gibi devre dışı bırakılmalarını uzun vadeli
bir takvime yaymak gerekli. Bu güç birliği bir ölçüde işe yaradı da
denilebilir; çünkü ağır yakıt taşıma kuralları iç sularda 25 yaşına kadar
ilgili İdare'nin takdirine bırakıldı. AB'nin zaman zaman ticari kaygılardan
da kaynaklanabilen IMO'yu yönlendirme gayretleri karşısında bu tür
yapılanmaların da oluşması gerekli; çünkü dünyadaki ülkeler AB Ülkeleri
kadar zengin değil; bunlara bizim ülkemiz de dahil.
Genel Kurul'da ele alınan konulardan birisi
de; Greenpeace (Yeşil Barış) Örgütü'nün IMO Sözleşmelerinin uygulanmasına
zarar verdiği gerekçesiyle IMO'daki danışmanlık statüsüne son verilmesi
konusuydu. Genel Kurul bu konuda Konsey'in "Yeşil Barış Örgütü'ne bir şans
daha verilmesi" yönündeki tavsiyesine uydu. Bu konuyla ilgili bir başka konu
da ; Gemisökümü (Shipbreaking) konusunda bir tavsiye kararı hazırlanması
idi. IMO'nun gemi sökümü ile ilgili hazırlamakta olduğu karar tasarısı; gemi
sökümü ile ilgili anahatları (Guidelines) belirliyor. Pek çok ülke -ki
bunlara Türkiye de dahil- hazırlanan anahatların isteğe bağlı uygulanmasını
ve zorunlu hale getirilmemesini isterken; bu anahatlara MARPOL içerisinde
referans verilerek zorunlu hale getirilmesini isteyenler de mevcut. Konunun
aslında enteresan bir tarafı da var; o da şu; zengin Avrupa Ülkeleri; gemi
sökümünü Bangladeş, Pakistan; Hindistan ve Türkiye gibi ülkelerde olduğu
kadar ucuza maledemiyorlar, bu konuda bu ülkelerle rekabet edemiyorlar.
İddia ise şu: AB Ülkeleri, gelişmekte olan ülkelerdeki gemi sökümü işine zor
kurallar getirip, işlemi pahalılaştırmak ve bu ülkelerin rekabet gücünü
kırmak istiyorlar. Bu konuda Yeşilbarış (Greenpeace) Örgütü'nün de
kullanıldığı iddiaları dolaşıyor ki ben bu görüşe katılmıyorum.
Tabii Güney Kıbrıslı Oturum Başkanı
Chrysostomou’nun toplantıların ortasına denk düşen doğum günü ihmal
edilmedi. Panana temsilcisi söz alarak; “Sayın Başkan; bugün doğum gününüz,
doğum günü pastasız olmaz, onun için işte size pasta” diyerek yerinden
kalktı ve Başkanlık Kürsüsüne pasta götürdü. Yunan Delegesi; “Mumsuz Pasta
olmaz” diyerek pastanın mumlarını götürürken; GKRY Temsilcisinin geri
kalması düşünülemezdi; o da bir şişe şarabı kürsüye götürerek hemşehrisine
takdim etti. “Ben bu şarabı içersem günün devamında oturumu nasıl yönetirim”
diyen Chrysostomou’yu cevap veren Genel Sekreter O’Neil, belki de sahneye
konulan bu oyuna müdahale isteğinden olacak, günün ve hatta, "14 Günün" esprisini yaptı;
“Andreas, bırak bunları,hepimiz senin biraz yağlanınca daha iyi iş
gördüğünü biliyoruz!...” (...we all know you function better when lubricated!)…
Türkiye için Genel Kurul, tek cidarlı
tankerlerin devre dışı bırakılması konusunun ele alındığı MEPC 50
toplantılarından Konsey seçimleri nedeniyle önem taşıyordu. Türkiye IMO
toplantılarına hep en kalabalık heyetle gelip, en az söz alan ve hemen hemen
hiç kağıt vermeyen bir ülke olagelmişti. Bu kez önemli değişiklikler vardı
Türkiye Delegasyonunda. Bir kere, delegasyon kalabalık değildi, bu bile, tek
başına olumlu bir imaj için yeterliydi, ancak bunun fazlası vardı. Heyetteki
herkes, dersine çalışarak gelmişti. Denizcilik Müsteşarlığı, İngilizcesi iyi
olan, meslekten gelen genç ve dinamik bir kadro ile katılıyordu; Dışişleri
ve Londra Büyükelçiliği; gerçekten çok iyi çalışmıştı ve seçilmeye yetecek
kadar ülkeyle karşılıklı mutabakat zabıtları imzalamış, seçim öncesi
yapılması gereken her şeyi yapmıştı. Dışişlerinin genç ve çalışkan
elemanları; kısa sürede bütün delegasyonlarla temas kurarak Konsey
adaylığımızın Konsey Üyeliğine dönüşmesi için gereken girişimleri yaptılar.
Doğrusunu söylemek gerekirse; çoğumuza lobi faaliyeti adına ülkelerin
her öğlen ve akşam verdikleri resepsiyonlara katılarak ikram edilenleri
yemek ve içmekten başka bir faaliyet de bırakmadılar. Değerli
Dışişleri ve Londra Büyükelçiliği elemanlarını etkin çalışmalarından dolayı kutluyor ve devamını diliyorum.
Tabii bu arada; Delegasyonu her öğlen
paydosunda toplayan ve yapılacakları değerlendiren Müsteşar Yardımcısı Dr.
Sıtkı Ustaoğlu'nun başarılardaki hakkını teslim etmemek de haksızlık olur.
Önceden ABD Delegasyonu'nun her sabah 0830'da toplandığını her zaman
görürdük; bu kez bizim delegasyon da her gün değerlendirme toplantıları
yaptı. Bu uygulamanın da devam etmesini diliyorum.
Ancak; IMO’nun önemli Komitelerinden olan
Eğitim ve Vardiya Standartları Komitesi (STW) Başkanlığını yürüten Prof. Dr.
Osman Kamil Sağ’ın Genel Kurul’a katılmaması; bizim açımızdan önemli bir
eksiklik; hatta “eksi” idi. İstisnasız her delegasyon bize Osman Kamil Sağ’ı
sordu. Buna IMO Sekreteryası da dahil. Ayrıca Prof. Sağ’ın Ocak 2004’de
yapılacak STW Oturumuna katılıp katılmayacağı da belli değil. Katılıp
yeniden aday olursa seçilecek. Ancak adaylığını da açıklamış değil. Türkiye;
1958 yılından beri IMO’nun üyesi ve ilk kez bir Komite Başkanlığı
Türkiye’nin elinde ve onu da elimizde tutmamak için her şeyi yapıyoruz;
gerçekten yazık oluyor. Değerli Hocamız Prof. Sağ’a her türlü manevi
desteğin yapılarak mutlaka STW Oturumlarına katılmaya razı edilmesi
gerektiğini düşünüyoruz.
Ayrıca; Ülkemizin insanlarına fırsat
verildiğinde neler yapabildiklerini hepimiz biliyoruz; ancak iş bunu yapmaya
gelince, gerçekleştirmeye gelince çok başarılı değiliz. Artık bundan
vazgeçmeli ve insanlarımızı iyi değerlendirerek “sonuç almalıyız”. Örneğin;
IMO Kadrolarına yerleştirmek istediğimiz meslekten gelen başarılı genç
arkadaşları; yurtdışında Uluslar arası Hukuk ve Deniz Hukuku eğitimlerine
göndermeliyiz; buralarda ileri düzeyde dil eğitimi de almalarını sağlayarak;
ondan sonra IMO’da bu kişilere sürekli görevler vermeliyiz. Bu kişiler
mutlaka IMO’nun sekreteryasında görev almayı başaracaklardır. IMO’da
etkinliğimizi ve katılımımızı daha da arttırmak istiyorsak; her gidişimizde
iki GKRY Temsilcisini bütün gün dinlemek istemiyorsak; bunları vakit
geçirmeden yapmalıyız diye düşünüyorum.
Bu arada; Kılavuz Kaptanların Eğitimi
Sertifikalandırılması ve Çalışma Usulleri ile ilgili A.485(12) sayılı IMO
Kararının da 6 yıllık uzun bir gözden geçirme döneminden sonra nihayet
sonuçlandığını ve artık “IMO Kararı” haline geldiğini de söylemeliyim.
Denizcilik İdaremiz başta olmak üzere, bütün Kılavuzluk Teşkilatlarımızın bu
Karar’ı inceleyerek “Minimum Standartlar” ı içeren bu Karar’a mutlaka
uymalarını ve Ülkemize yakışır şekilde bu standardın üzerine çıkmalarını
diliyorum.
İlgili Karar’ın Türkçe çevirisine
buradan
ulaşabilirsiniz.
Kılavuzlukla ilgili son bir bilgi ve
teşekkürle yazımı noktalamak istiyorum: IMO Genel Kurulu, İstanbul'daki
üzücü terör saldırılarının hemen sonrasına rastladı. IMPA Başkanı; bizlere
taziyetlerini sundu; ve 2004 yılında İstanbul'da yapılacak olan IMPA
Kongresi hakkında üye ülkelerden ve özellikle Kanada, ABD ve İngiltere'den;
Hükümetlerinin yaptığı "Türkiye'ye gitmeyin" çağrısı çerçevesinde
kaygılarını ileten mektuplar aldığını söyleyerek, konuyu
değerlendireceklerini söyledi. Bu aşamada Delegasyon Başkanımız başta olmak
üzere hazır bulunan bütün yetkililerden büyük destek gördük; ve IMPA
Kongresi'nin İstanbul'da yapılması teyit edildi. IMO Genel Sekreteri
Efthimios Mitropoulos'un da katılacağını teyit ettiği IMPA 2004 Kongresi'ni
İstanbul'da en iyi şekilde, ülkemizin yüzünü ağartacak şekilde yapacağımıza
olan inancım bir kere daha pekişti. Buradan yardımcı ve destek olanlara
teşekkürlerimi iletmek istiyorum.
|
|
- ISIM:
- Date:
- 12-12-2003
YORUMYorumunuzu buraya yazın |
Yazarın diğer yazıları:
Yazıların her hakkı yazara aittir. Kaynak
gösterilmek suretiyle alıntı yapılabilir.©
Cahit İstikbal
|