Akademik Görüş

Demiryolu ve Denizyolu Taşımacılığı

Doç. Dr. NECMETTİN AKTEN

 

Seyir Defteri

Meslek Örgütlerine Özen Gösterelim

Kapt. CAHİT İSTİKBAL

 

Mercek Altında

Kılavuz Kaptanlık Mesleği

Kapt. OĞUZ CEBECİ

 

Hukuk Penceresi

Yargı Muafiyeti ve Yabancı Gemiler

Av. BÜLENT TATAR

 

Teknik Bakış

Yüzyılın En Önemli Tehdidi

Kapt. CAHİT YALÇIN

SANLI BAYRAGIMIZ

TURK

KILAVUZ KAPTANLAR

DERNEGI

T U R K I S H   M A R I T I M E   P I L O T S'   A S S O C I A T I O N

TUMPA LOGO

marineCare

TUMPA ENGLISH SITE

Burada önemli son dakika haberleri yer alacaktır. Bizi izlemeye devam ediniz...

temizdeniz.gif (1310 bytes)
İçindekiler
Haberler
Dış Basın
Yazarlar
İstatistikler
IMO
F.A.Q.
Yönetim Kurulu
Üye Girişi
Arama
Çevre
Yeni Ne Var?
marineCare
Meteoroloji
Software
Şiir
Eğlencelik
Adresimiz
Bize Yazın!
Linkler
Sitenizi Ekleyin
Tüm Forumlar
Eğitim Forumu
İş Arayanlar
Misafir Defteri

Kılavuzluk,

Güvenilirliğin

İnsana

Dönüşmüş

Şeklidir.

Joseph CONRAD


  Arama Motoru

TUMPA WEB



IMPA Üyesiyiz


EMPA Üyesiyiz


click to see our site statistics!

 

Seyir Defteri                                                             08 Ağustos 2003

Kılavuz Kaptan Sorumlu Mudur?

Cahit İstikbal

 

Geçtiğimiz günlerde, denizcilikle ilgili gündemdeki konuların ele alındığı katılımcılarının çoğunu  sektörün donatan-acentecilik yapan kesimlerinin oluşturduğu bir toplantıya katıldım. Hükümet ve devlet yetkilileri de ticari denizcilik konusunda yapılan çalışmalar konusunda bilgi vermek üzere toplantıya katılmışlardı.

Geçtiğimiz günlerin ülkemiz denizciliği açısından en önemli olayı, şüphesiz liman hizmet tarifelerinin yeniden düzenlenmesiydi. Düzenlenen hizmet tarifeleri içerisinde, sektörün donatan ve acentelik yapan kesimlerinden gelen eleştirilerin, kılavuzluk hizmeti için ödenen ücretler üzerinde yoğunlaşmış olduğu görülüyordu. Ancak yapılan indirimlerden tatmin olmuş da gözükmüyorlardı.

Uluslararası Denizcilik Örgütü’nün 19. Genel Kurulu’nda aldığı 827  numaralı Karar’ı, Türk Boğazlarından geçiş güvenliğinin arttırılması için kılavuz kaptan alınmasını kuvvetle tavsiye ettiği halde, Türk Boğazlarından geçen Güney Kıbrıs gemilerinin %84 ü; Yunanistan gemilerinin %95 i kılavuz kaptan alırken; Türk Bayraklı gemilerin kılavuzluk alma oranının %1 oluşu gerçeğinin  (yanlış okumadınız, sadece yüzde bir) önemli bir kısım yerli donatanlarımızın büyük çoğunluğunun IMO ile aynı fikirde olmadıklarını ve kılavuzluğu bir güvenlik hizmeti olarak görmediklerini açıkça ortaya koyduğunu bildiğim halde, kılavuzluk sistemine donatanların ve acentelerin takındığı olumsuz tavrı canlı olarak görmek, beni hem üzdü, hem de düşündürdü.

Onları dinlerken, bayrağımızı taşıyan gemilerin yurtdışı liman devleti kontrollerinde  bir türlü istenilen düzeylere gelememesinin aslında bir rastlantı olmadığını düşündüm.

Çünkü denizcilik  eğitim sistemiyle, ekonomi anlayışıyla, ticaretiyle, deniz güvenliğine nasıl bakıldığıyla bir  bütündür, bir kültürdür. Bir yönünü ıskalamışsanız, diğer tarafında başarıyı sağlamanız mümkün olamıyor. Denizcilik kültürünü geliştirmeyi de içine alan geniş bir yeniden yapılanma  içerisinde yer almadıktan sonra,  liman tarifelerinin indirilmesi olsun, ÖTV nin indirilmesi olsun, palyatif (palliative) girişimler olarak kalma riski içerisindedir; yani belli bir bölgedeki ağrıyı dindirecek, ancak hastalığı tedavi etmeyecektir.

Dünyada artık deniz taşımacılığında söz sahibi ülkeler  "imaj" a büyük önem veriyorlar, vermek zorundalar. Çünkü, Erica ve Prestige kazaları, bu gemilerle yük taşıtan şirketlere, bunların teknik uygunluğunu kontrol eden  klas kuruluşlarına  büyük prestij kaybettirdi. Artık  hiç bir büyük şirketin, güvenlik önlemlerinden tırtıklayarak karını yükseltme veya bu önlemleri feda ederek navlunda haksız rekabete girme hiç bir bayrak devletinin de buna göz yumma gibi bir lüksü bulunmuyor. Bizde ise  gemilerinin güvenliğinin kendileri dışında da çevre ve deniz güvenliği için de önem taşıdığı bilinci henüz sahiplerinde yeterince oluşmuş değil. Kamu otoritesi de masaya yumruğunu vuracak bir güven sergilemek yerine aman kızdırmayayım tavrına girince, deniz ve çevre güvenliğinin savunması sadece bizim gibi  birkaç sivil toplum kuruluşunun üzerine kalıyor. Boğaz'dan gemileri geçen büyük petrol şirketleri, yaptıkları kira sözleşmelerinde "kılavuz kaptan alınmasını" şart koşuyorlar. Çünkü bir kaza halinde "mümkün olan bütün güvenlik önlemlerini aldıklarını" kamuoyuna göstermek zorundalar. Bu acaba kimseye bir örnek oluşturuyor mu, örneğin %1 lik oranın dışında kalan %99 luk çoğunluğa?

Kılavuz kaptanlar, sonuçta, donatanların ve denizciliğe yatırım yapanların, büyük maddi değer taşıyan gemilerinin ve taşıdıkları yüklerin, riski yüksek deniz alanlarında güvenli seyrini sağlamak için çalışıyorlar. Bu sistemi zaafa uğratmaya çalışmakla kimin eline ne geçecektir?  Güvenli olmayan bir taşımacılık türünün sürdürülebilir olması ve talebinin artması olanaklı mıdır?

Deniz kazalarında sadece gemi sahibi ya da yük sahibi gemisini ya da yükünü kaybetmiyor; bu kazalarda çok büyük çevresel zararlar da söz konusu olabiliyor.

İşte bunun içindir ki; dünyada istisnasız hemen her ülke, kendi boğaz, nehir ya da liman gibi, yüksek riskli deniz alanlarından geçen gemilerin, kılavuz kaptan almalarını “zorunlu” tutuyor.

Türkiye de aynısını yapıyor. Türk Limanlarına giriş-çıkış yapan belli bir gros tonajın üzerindeki (yerlilerde 1000, yabancılarda 500) bütün gemiler, kılavuz kaptan almak zorunda.

İşte bazı kesimlerin düştüğü  yanlışlık da buradan kaynaklanıyor. Donatan; kılavuz kaptana sadece kendi gemisine yardımcı olmak için gelen parasını ödediği kişi gözü ile bakıyor.

Burada kamu otoritesinin, mümkün olan her yerde gemiye seçenek bırakmadığı ve  kılavuz kaptan almasını zorunlu tuttuğu gerçeği çoklukla değerlendirmeden kaçıyor.

Aslında kılavuz kaptanın sorumluluğu konusundaki sorunun aramakta olduğumuz cevabı da burada yatıyor.

Eğer kılavuz kaptan, iddia edildiği gibi sorumsuz bir kişi ise, neden kamu otoritesi, gemilere kılavuz kaptan almayı zorunlu tutuyor?

Neden BM’in denizcilik otoritesi IMO, Türk Boğazları da dahil dünyanın pek çok hassas deniz alanında, kılavuz kaptan alınmasını şiddetle tavsiye ediyor?  Bu tavsiyeye donatanlarımız dünyanın diğer bölgelerinde ne kadar uyuyorlar, Türk Karasuları dahilinde ne kadar uyuyorlar?

Kılavuz kaptanların sorumluluğu yoktur diyenler, kılavuz kaptanların gemiye karşı olan görevini tek görevi zannedenlerdir.

Oysa kılavuz kaptan, yarı kamusal bir görev yapmaktadır. Bu görevin  gemiye karşı olan yönü vardır ama bir de kamuya karşı olan yönü vardır.

İlgili liman, boğaz ya da sahil devleti kılavuz kaptan alınmasını nasıl zorunlu tutabiliyorsa, eğer isterse, Panama Kanalı’nda olduğu gibi, kılavuz kaptanı “geminin yönetiminden sorumlu” da yapabilir. Bu durumda, meydana gelen bir kazada geminin kaptanı sorumlu olmaz, sorumluluk kılavuz kaptana ve dolayısıyla ilgili liman, boğaz ya da sahil devletine ait  olur.

Ancak, Panama Kanalı, Kiel Kanalı ve Korent Kanalı gibi bazı örnekler dışında, hiçbir ülke bu yolu tercih etmez. Ülkeler genellikle kılavuz kaptan almayı zorunlu tutarlar, ancak kaptanın üzerindeki sorumluluğu almazlar.

Bunun nedeni şudur: sorumluluk alan, kaza sonucu ortaya çıkan sorumluluğu da alacaktır. Ben bu geminin yönetiminin sorumluluğunu alıyorum deyip, meydana gelecek hasarın maddi sorumluluğunu kabul etmiyorum demek, mümkün değildir.

İşte bu yüzden, hiçbir ülke, kendisini dezavantajlı duruma düşürecek böyle bir sorumluluğu-üstelik zaten zorunlu kılavuzluk uygulamasını sorumluluk almadan da yapabiliyorken- tercih etmez.

Öte yandan, ilgili devlet, gemiden kaynaklanacak bir kazanın mali sorumluluğunu yüklenmekten bu yolla kaçınırken, kılavuz kaptanı da sorumluluktan kurtarmaz.

Yani, kendi mesleğimizden pek çok kişinin de yanıldığı gibi kılavuz kaptanın sorumluluğu yoktur sözü, aslında yanlış bir sözdür. Çünkü; “kılavuz kaptanın sorumluluğu var” dır.

Örnek vermek gerekirse; Türkiye’de gerek Türk Boğazları deniz Trafik Düzeni Tüzüğü, gerekse ilgili liman tüzükleri, kılavuz kaptanlara açıkça sorumluluk yüklerler.

Denizci Avrupa ülkelerinde de, kılavuz kaptan, meydana gelecek bir kazada gemiye karşı sorumlu tutulmamakla birlikte, kusuru veya ihmali varsa, kendi kamu otoritesine karşı sorumlu tutulmaktadır.  Almanya gibi bazı ülkelerde ise, kılavuz kaptanın, eğer hasarın oluşmasında büyük çapta ihmali veya kastı varsa, donatanın veya 3. şahısların uğradıkları zararlardan dolayı sorumlu tutulabilmeleri  yolu açıktır.

Toplantıda kılavuzluk ücretleri de tartışıldı. Ancak; denizcilik sektörünün donatan kesiminde; sistemin işleyiş dinamiği olarak;  kılavuz kaptanın bir kılavuzluk teşkilatına bağlı olarak çalıştığı ve ücretini buradan aldığı, gemilerin de ödedikleri kılavuzluk ücretini kılavuz kaptana değil, kılavuzluk teşkilatına ödedikleri gerçeğini ayrımında olmadıkları ya da olmak istemediklerini gördüm. Yaptıkları hesaplama; gemi kaptanı 30 günx24 saat şu kadar aylık alıyorsa, kılavuz kaptan da gemi üzerinde kaldığı kadar aynı oranda ücret alsın tarzında bir hesaplamaydı.

Tabii bütün donatanların aynı düşüncede olduklarını söylemek doğru olmayabilir; ancak kürsüden görüşlerini dile getirenler, böyle söylediler.

Oysa kılavuz kaptanın arkasında yatırım masrafları hiç de az olmayan kılavuzluk teşkilatı bulunmaktadır. Kaliteli kılavuzluk servisleri nasıl garanti edilecektir? Ülkemizin denizciliğinin gelişmesi sadece donatanlarımızın masraflarını devlet eliyle azaltarak daha fazla para kazanmalarını sağlayarak mı olacaktır; yoksa boğazlarımızın, limanlarımızın güvenliğine da gerçekten ve samimi olarak, gerekli özeni göstermemiz de mi gerekiyor? Sormaya fırsat bulamadığım bu gibi soruların yanıtlarını aradım, ancak sormaya muvaffak olduğum bir sorunun yanıtını alamadığım gibi, konuşulanlar içerisinde bu sorulara da yanıt bulamadım.

Daha da vahimi, ne donatanların yaklaşımında, ne de hükümet ve devlet yetkililerinin yaklaşımında, "kılavuzluk sisteminin ilgili IMO Kararlarında ve denizcilikte ileri ülkelerde verilmekte olan kalite standartlarında olmasını sağlamak için gerekli güvenceler düşünüldü mü" kaygısını gözlemleyemedim. Belli ki olaya sadece ekonomik derinlikte- ya da sığlıkta- yaklaşılıyordu. Bu sığlıkta seyir yaparken işlerin iyi gittiği müddetçe problem yoktu; ancak; bir gün ayrıcalık verilerek kılavuz kaptan almayan bir Türk bayraklı geminin Boğazlar bölgesinde vahim bir kazaya yol açması durumunda; suçlu arayan parmakların donatanlara değil, bizzat gerekli düzenlemeleri yapmayan kamu otoritesine yöneleceği gerçeğini görmek için de müneccim olmak gerekmez.  "Bir şey olmaz" felsefesi kültürümüzde olsa da; artık denizde risk yönetimi konusunu da  hem literatürümüze, hem de denizcilerimizin kafasına yerleştirmemiz gerekiyor.  Hala, "radarlı gemiler de kaza yapıyor öyleyse radar gereksizdir" varımının saçmalığını ayrımsamadan, "kılavuz kaptanlı gemiler de kaza yapıyor" kolaycılığına kaçanlar belli ki olayları kendi ekonomik gözlüklerinden başka bir boyutta inceleme yetisine sahip değiller.

Dileyelim; bu konular önümüzdeki günlerde yine denizcilerin yer aldığı tarafsız platformlarda özgürce konuşulsun ve tartışılsın ki, denizciliğimizde temel taşlar yerine otursun. Zaten karaya oturmuş olan denizciliğimizi sığ sulardan kurtarmak için, önce sığ kafalardan kurtarmalıyız; aksi takdirde kamu çıkarı ve gelirlerinden  yapılan fedakarlıkların  dün olduğu gibi, bugün de boşa gitmesi kaçınılmazdır. Doğrusu yazık olur.


 

Bu Yazıya Siz de Yorum Ekleyebilirsiniz...


Adınız-Soyadınız:




ISIM:
Muhammed Ali KART
Date:
19-08-2004

YORUM

SAYIN CAHİT İSTİKBAL. bizler gelecegin kaptanları olarak size bu konu üzerinde durduğunuz,kılavuz kaptanların güvenlik için nekadar önemli oldugunu ve asıl sorumluluklarının gemiye değil kamuya karşı olduğunu anlattıgınız için teşekkür ederiz. umarım ilgili mercilerde bu yazılarınızı okuyup biraz ders alırlar ve braz düzene girerler. Yazılarınızın devamını bekliyor ve size tekrar tekrar teşekkürü bir borç biliyoruz KARADENZ TEKNİK ÜNİVERSİTESİ GÜVERTE BÖLÜMÜ 1.SINIF ÖGRENCİSİ


ISIM:
Cahit İstikbal
Date:
18-11-2003

YORUM

Sayın Mahmut Aydın; Benim sözüm siz değildi; ama üzerinize alındığınıza göre yerini bulmuş demek ki. Yazımda yeterli maddi delil var. Can Kurtarma, Sahil Sıhhiye ve Fener rüsumları vergi değildir; hizmete karşılık alınmaktadırlar. Türkiye can kurtarma, Sahil Sıhhiye ve Fenerlerin bakım-tutumuna büyük kaynak ayırıyor; elbette ki karşılığını alacak. Siz ise bu hizmetlerden alınan paralardan kılavuzluğun da sübvanse edimesini istiyorsunuz. Denizden kar elde edenler elbette ki vergilerini veriyorlar. Ancak Boğazlarımızı kullanan gemilerin %60 ı yabancı. Kılavuz kaptan alan gemilerin %99 u yabancı. Bunlar vergilerini Türkiye Cumhuriyeti'ne ödemiyorlar. Türk Vatandaşlarının ödediği vergilerle %99 oranla yabancı gemilere verilen bir hizmeti sübvanse etmek fikri sanırım çok parlak bir fikir değildir. Yine de sizin görüşleriniz bu köşede hiç sansürsüz yayınlanmaktadır;farklı fikirlere karşı olsaydık onları yayınlamazdık. Saygılarımızla.


ISIM:
Mahmut AYDIN
Date:
18-11-2003

YORUM

Sayin Istikbal, Farklı fikirlerle alay etmek yerine kendi göruslerinizi maddi delillerle savunsaydınız daha inandırıcı olurdunuz. Uslubunuzu size hic yakıstıramadım. Sizler de pek ala biliyorsunuz ki ,Denizde ticari kazanc saglayanlar,yani armatorler ve diger tuccarlar tum vatandaslarımız gibi vergilerini veriyorlar. Yabancı gemilerse ,bogazlarımızdan bedava gecmiyorlar, Can Kurtarma,Sahil Saglık,Fener vs gibi vergileri veriyorlar. Armatorlere,Denizden ticari kazanc saglayanlara vergi vermiyorlar,bedavacılar gibi yakısıksız ithamlarda bulunanlar sizin deyiminizle ''Yılın Parlak Zekaları '' olsa gerekler. Bogazlardan gecen gemilerden alınan Can Kurtarma,Sahil Saglik, fener rusumları gıbi vergiler tek catı altında toplanıp kılavuzluk ve diger kamusal guvenlik hizmetlerinde kullanılsa ,bu catı altında Bogazlarımızda Kılavuzluk hizmetleri ucretsiz olarak verilse ve tüm gemiler de kilavuz alsalar cok mu kötü olur.Bunu dusunup dillendirmek icin ''yılın parlak zekası ödülünü ''almak sartmıdır. Saygılarımla


ISIM:
Mahmut AYDIN
Date:
18-11-2003

YORUM

Sayin Istikbal, Farklı fikirlerle alay etmek yerine kendi göruslerinizi maddi delillerle savunsaydınız daha inandırıcı olurdunuz. Uslubunuzu size hic yakıstıramadım. Sizler de pek ala biliyorsunuz ki ,Denizde ticari kazanc saglayanlar,yani armatorler ve diger tuccarlar tum vatandaslarımız gibi vergilerini veriyorlar. Yabancı gemilerse ,bogazlarımızdan bedava gecmiyorlar, Can Kurtarma,Sahil Saglık,Fener vs gibi vergileri veriyorlar. Armatorlere,Denizden ticari kazanc saglayanlara vergi vermiyorlar,bedavacılar gibi ithamlarda bulunanlar sizin deyiminizle ''Yılın Parlak Zekaları '' olsa gerekler. Bogazlardan gecen gemilerden alınan Can Kurtarma,Sahil Saglik, fener rusumları gıbi vergiler tek catı altında toplanıp kılavuzluk ve diger kamusal guvenlik hizmetlerinde kullanılsa ,bu catı altında Bogazlarımızda Kılavuzluk hizmetleri ucretsiz olarak verilse ve tüm gemiler de kilavuz alsalar cok mu kötü olur.Bunu dusunup dillendirmek icin ''yılın parlak zekası ödülünü ''almak sartmıdır. Saygılarımla


ISIM:
Cahit İstikbal
Date:
08-11-2003

YORUM

Sayın Aydın; dileklerinize ben de katılıyorum. Ancak; benim yazımı dikkatli okursanız; kamusal hizmet değil; kamusal yönü olan hizmet dediğimi görürsünüz. Denizdeki güvenlik hizmetlerinin sizin bahsettiğiniz karadaki güvenlik hizmetlerinden bir farkı vardır; vatandaşlar vergi öderler ve bunun karşılığında polis, itfaiye gibi hizmetleri ücretsiz alırlar. Denizde ise ticari bir kazanç var; sularımızı kullanıp vergi de vermiyorlar; ve siz bu gemilere kılavuzluk hizmetini bedava verelim diyorsunuz. Sanırım bunu yapacak olana yılın parlak zekası (!) ödülünü verirler. Saygılar.


ISIM:
Mazhar Birinci
Date:
25-10-2003

YORUM

Yazınızın bir bölümünde belirttiğiniz gibi kılavuz Kaptanların sorumluluğu olmalıdır.Ben 2000 Gros ton altında gemilerde kaptanlık yaptım bildiğiniz bu gemiler romorköre tabi değil ve armatör masraf olmasın diye romorkör kullanmamızı mümkün mertebe istemez.Bu durumda zaman zaman kılavuz tavsise etse dahi romorkör alıp almama konusunda çok ikilem yaşamışımdır.Acıkca söyleyeyim üç dört sefer özellikle dar kanal içinde dönüşlerde ve bazen yanaşmalarda ciddi tehlikeler atlattım.İşte bu durumda kılavuzlar sorumlu olsalardı herhalde azami emniyeti gözönüne alarak hiç ikilem içine girmeden romorkör kullanacaklardı.teşekkürler.


ISIM:
Mahmut AYDIN
Date:
23-10-2003

YORUM

Yorumunuzu buraya yazın Yazınızı dikkatle okudum.Cok Onemli bir konudan Kılavuzluk Hizmetinin KAMUSAL bir hizmet oldugundan bahsetmissiniz cok dogru, aynı zamanda bir GUVENLIK hizmetidir de. Sosyal bir Devlet olan T.C Havada ve Karada guvenlik hizmetlerini ÜCRETSİZ OLARAK < ülkemizde yasayan yerli ve yabancı tüm herkese ücretsiz olarak saglıyor. Hava Kontrol Klavuzluk hizmetleri, karadaki yol kılavuzluk hizmetleri ücretsiz olarak veriliyor. Denizdeki GUVENLİK hizmeti de ücretsiz olarak KAMU YARARINA verilemezmi. Ücretsiz olsa Tum gemiler Kılavuz alır ve Bogazlarımız cok daha güvenli hale gelir. Ne dersiniz ? Saygılarımla Mahmut Aydın


ISIM:
soner özdemir
Date:
06-09-2003

YORUM

hazırladığınız bu gemi ve deniz ile ilgili konuların ya da açıklamaların daha geniş daha anlamlı olmasını istiyoruz.Örnek olarak giriş yapan boğazlardan geçen türkiye limanlarına yanaşacak yada demirliyecek gemilerin isimlerini onlarla ilgili ayrıntıları eklerseniz seveniriz.İyi çalışmalar


ISIM:
Cahit İstikbal
Date:
19-08-2003

YORUM

Sayın Erdal Tekin, sanırım aynı şeyi söylüyoruz. Yazıyı bir daha okumanızı tavsiye ederim. Yazıda kılavuz kaptanın sorumluluğunun gemiye karşı değil kamuya karşı olduğu söyleniyor. Siz ise hala gemiye karşı sorumluluğundan söz ediyorsunuz. Yazıda sorumlulukları var derken açıkça ilgili hukuksal düzenlemelere referans veriliyor. Ancak deniz güvenliği denilen mefhumun sadece gemiyi değil, kamu çıkarlarını da ilgilendirdiğini kabul etmeyen insanlar nedense sizin düştüğünüz yanlışa sıklıkla düşüyorlar. Saygılarımla.


ISIM:
Erdal Tekin
Date:
19-08-2003

YORUM

Nasıl yorumlarsanız yorumlayın" KILAVUZ KAPTAN"sorumlu değildir. Sorumlu ise siz bir pilotaj kuruluşu olarak su deklereyi yapın : Yanaşma-kalkma manevralarında pilotumuzun bulunduğu gemi ile yapılan zararları belli oranda paylaşıyoruz. Haydi deklere edin ??? Bir pilotunuzun bir gemimizin Dil iskelesinde bir iskeleye yanaşırken verilen zarar için yazışıp duruyoruz Size bir şey rucu edebilirmiyiz


ISIM:
TUMPA Sistem Yöneticisi
Date:
12-08-2003

YORUM

Sayın Bay; Bahsettiğiniz konuyu daha önce de araştırmıştık. Yağcı olarak mesaj bırakan İlker Uğurlu, 1979 İzmir Doğumlu, İzmir Endüstri Meslek Lisesi mezunu olup, yağcı ehliyetli liman cüzdanıyla iş aramaktadır. Sitemizin iş arayanlar forumuna da bu amaçla http://www.turkishpilots.org.tr/FORUM_ISARAYAN/display.asp?messageNo=5&threadID=2220 adresinde iş ilanı bırakmıştır. Bu ilanda gerek ev, gerekse cep telefonları mevcut olup, kendisi ile biz temas kurduk. Dolayısıyla, eğer siz de gerçekten İlker Uğurlu iseniz, bir isim benzerliği söz konusudur. Sizin Başmühendis olmanız, adaşınızın ise Yağcı olması sanırız onun iş arama hakkını kısıtlama hakkını ne size, ne de bize vermektedir. Yardımcı olabildiğimizi umarız. Saygılarımızla.


ISIM:
ilker uğurlu
Date:
11-08-2003

YORUM

sanırım bu sayfaları siz hazırlıyormuşsunuz. iş arayanlar bölümünde de sizi sert bir dille uyardım. adım ilker uğurlu ( denizcilik fakültesi mk-94). 02-03-2003 tarihinde adıma çıkan ilanı kaldırın. 1 ay önce size bu konuda bir mail atmıştım ama dikkate almamışsınız. biraz daha kızarsam sırf küfür etmeyeceğim ama inanın ki bilgisayar bilgim sitenizi hack-lamam için yeterlidir. isterseniz yine dikkate almayın ve bu siteden bir daha da yararlanamayın:))))))))!!!!!!!!!!!!!!!!


ISIM:
Date:
09-08-2003

YORUM

Yorumunuzu buraya yazın

 

Yazarın diğer yazıları:

Yazıların her hakkı yazara aittir. Kaynak gösterilmek suretiyle alıntı yapılabilir.© Cahit İstikbal


 

© Cahit İstikbal    İzinsiz kullanılamaz.

 

 Hit Counter


© 1996-2004 Türk Kılavuz Kaptanlar Derneği