|
Seyir Defteri
08 Ağustos 2003 |
|
Kılavuz Kaptan
Sorumlu Mudur? |

|
|
Cahit İstikbal
|
Geçtiğimiz günlerde,
denizcilikle ilgili gündemdeki konuların ele alındığı katılımcılarının
çoğunu sektörün donatan-acentecilik yapan kesimlerinin oluşturduğu bir
toplantıya katıldım. Hükümet ve devlet yetkilileri de ticari denizcilik
konusunda yapılan çalışmalar konusunda bilgi vermek üzere toplantıya
katılmışlardı.
Geçtiğimiz günlerin
ülkemiz denizciliği açısından en önemli olayı, şüphesiz liman hizmet
tarifelerinin yeniden düzenlenmesiydi. Düzenlenen hizmet tarifeleri
içerisinde, sektörün donatan ve acentelik yapan kesimlerinden gelen
eleştirilerin, kılavuzluk hizmeti için ödenen ücretler üzerinde yoğunlaşmış
olduğu görülüyordu. Ancak yapılan indirimlerden tatmin olmuş da
gözükmüyorlardı.
Uluslararası Denizcilik
Örgütü’nün 19. Genel Kurulu’nda aldığı 827 numaralı Karar’ı, Türk
Boğazlarından geçiş güvenliğinin arttırılması için kılavuz kaptan alınmasını
kuvvetle tavsiye ettiği halde, Türk Boğazlarından geçen Güney Kıbrıs
gemilerinin %84 ü; Yunanistan gemilerinin %95 i kılavuz kaptan alırken; Türk
Bayraklı gemilerin kılavuzluk alma oranının %1 oluşu gerçeğinin
(yanlış okumadınız, sadece yüzde bir) önemli bir kısım yerli
donatanlarımızın büyük çoğunluğunun IMO ile aynı fikirde olmadıklarını ve
kılavuzluğu bir güvenlik hizmeti olarak görmediklerini açıkça ortaya
koyduğunu bildiğim halde, kılavuzluk sistemine donatanların ve acentelerin
takındığı olumsuz tavrı canlı olarak görmek, beni hem üzdü, hem de
düşündürdü.
Onları dinlerken,
bayrağımızı taşıyan gemilerin yurtdışı liman devleti kontrollerinde
bir türlü istenilen düzeylere gelememesinin aslında bir rastlantı olmadığını
düşündüm.
Çünkü denizcilik
eğitim sistemiyle, ekonomi anlayışıyla, ticaretiyle, deniz güvenliğine nasıl
bakıldığıyla bir bütündür, bir kültürdür. Bir yönünü ıskalamışsanız,
diğer tarafında başarıyı sağlamanız mümkün olamıyor. Denizcilik kültürünü
geliştirmeyi de içine alan geniş bir yeniden yapılanma içerisinde yer
almadıktan sonra, liman tarifelerinin indirilmesi olsun, ÖTV nin
indirilmesi olsun, palyatif (palliative) girişimler olarak kalma riski
içerisindedir; yani belli bir bölgedeki ağrıyı dindirecek, ancak hastalığı
tedavi etmeyecektir.
Dünyada artık deniz
taşımacılığında söz sahibi ülkeler "imaj" a büyük önem veriyorlar,
vermek zorundalar. Çünkü, Erica ve Prestige kazaları, bu gemilerle yük
taşıtan şirketlere, bunların teknik uygunluğunu kontrol eden klas
kuruluşlarına büyük prestij kaybettirdi. Artık hiç bir büyük
şirketin, güvenlik önlemlerinden tırtıklayarak karını yükseltme veya bu
önlemleri feda ederek navlunda haksız rekabete girme hiç bir bayrak
devletinin de buna göz yumma gibi bir lüksü bulunmuyor. Bizde ise
gemilerinin güvenliğinin kendileri dışında da çevre ve deniz güvenliği için
de önem taşıdığı bilinci henüz sahiplerinde yeterince oluşmuş değil. Kamu
otoritesi de masaya yumruğunu vuracak bir güven sergilemek yerine aman
kızdırmayayım tavrına girince, deniz ve çevre güvenliğinin savunması sadece
bizim gibi birkaç sivil toplum kuruluşunun üzerine kalıyor. Boğaz'dan
gemileri geçen büyük petrol şirketleri, yaptıkları kira sözleşmelerinde
"kılavuz kaptan alınmasını" şart koşuyorlar. Çünkü bir kaza halinde "mümkün
olan bütün güvenlik önlemlerini aldıklarını" kamuoyuna göstermek zorundalar.
Bu acaba kimseye bir örnek oluşturuyor mu, örneğin %1 lik oranın dışında
kalan %99 luk çoğunluğa?
Kılavuz kaptanlar,
sonuçta, donatanların ve denizciliğe yatırım yapanların, büyük maddi değer
taşıyan gemilerinin ve taşıdıkları yüklerin, riski yüksek deniz alanlarında
güvenli seyrini sağlamak için çalışıyorlar. Bu sistemi zaafa uğratmaya
çalışmakla kimin eline ne geçecektir? Güvenli olmayan bir taşımacılık
türünün sürdürülebilir olması ve talebinin artması olanaklı mıdır?
Deniz kazalarında sadece
gemi sahibi ya da yük sahibi gemisini ya da yükünü kaybetmiyor; bu kazalarda
çok büyük çevresel zararlar da söz konusu olabiliyor.
İşte bunun içindir ki;
dünyada istisnasız hemen her ülke, kendi boğaz, nehir ya da liman gibi,
yüksek riskli deniz alanlarından geçen gemilerin, kılavuz kaptan almalarını
“zorunlu” tutuyor.
Türkiye de aynısını
yapıyor. Türk Limanlarına giriş-çıkış yapan belli bir gros tonajın
üzerindeki (yerlilerde 1000, yabancılarda 500) bütün gemiler, kılavuz kaptan
almak zorunda.
İşte bazı kesimlerin
düştüğü yanlışlık da buradan kaynaklanıyor. Donatan; kılavuz kaptana sadece
kendi gemisine yardımcı olmak için gelen parasını ödediği kişi gözü ile
bakıyor.
Burada kamu otoritesinin,
mümkün olan her yerde gemiye seçenek bırakmadığı ve kılavuz kaptan almasını
zorunlu tuttuğu gerçeği çoklukla değerlendirmeden kaçıyor.
Aslında kılavuz kaptanın
sorumluluğu konusundaki sorunun aramakta olduğumuz cevabı da burada yatıyor.
Eğer kılavuz kaptan, iddia
edildiği gibi sorumsuz bir kişi ise, neden kamu otoritesi, gemilere kılavuz
kaptan almayı zorunlu tutuyor?
Neden BM’in denizcilik
otoritesi IMO, Türk Boğazları da dahil dünyanın pek çok hassas deniz
alanında, kılavuz kaptan alınmasını şiddetle tavsiye ediyor? Bu tavsiyeye
donatanlarımız dünyanın diğer bölgelerinde ne kadar uyuyorlar, Türk
Karasuları dahilinde ne kadar uyuyorlar?
Kılavuz kaptanların
sorumluluğu yoktur diyenler, kılavuz kaptanların gemiye karşı olan görevini
tek görevi zannedenlerdir.
Oysa kılavuz kaptan, yarı
kamusal bir görev yapmaktadır. Bu görevin gemiye karşı olan yönü
vardır ama bir de kamuya karşı olan yönü vardır.
İlgili liman, boğaz ya da
sahil devleti kılavuz kaptan alınmasını nasıl zorunlu tutabiliyorsa, eğer
isterse, Panama Kanalı’nda olduğu gibi, kılavuz kaptanı “geminin
yönetiminden sorumlu” da yapabilir. Bu durumda, meydana gelen bir kazada
geminin kaptanı sorumlu olmaz, sorumluluk kılavuz kaptana ve dolayısıyla
ilgili liman, boğaz ya da sahil devletine ait olur.
Ancak, Panama Kanalı, Kiel
Kanalı ve Korent Kanalı gibi bazı örnekler dışında, hiçbir ülke bu yolu
tercih etmez. Ülkeler genellikle kılavuz kaptan almayı zorunlu tutarlar,
ancak kaptanın üzerindeki sorumluluğu almazlar.
Bunun nedeni şudur:
sorumluluk alan, kaza sonucu ortaya çıkan sorumluluğu da alacaktır. Ben bu
geminin yönetiminin sorumluluğunu alıyorum deyip, meydana gelecek hasarın
maddi sorumluluğunu kabul etmiyorum demek, mümkün değildir.
İşte bu yüzden, hiçbir
ülke, kendisini dezavantajlı duruma düşürecek böyle bir sorumluluğu-üstelik
zaten zorunlu kılavuzluk uygulamasını sorumluluk almadan da yapabiliyorken-
tercih etmez.
Öte yandan, ilgili devlet,
gemiden kaynaklanacak bir kazanın mali sorumluluğunu yüklenmekten bu yolla
kaçınırken, kılavuz kaptanı da sorumluluktan kurtarmaz.
Yani, kendi mesleğimizden
pek çok kişinin de yanıldığı gibi kılavuz kaptanın sorumluluğu yoktur sözü,
aslında yanlış bir sözdür. Çünkü; “kılavuz kaptanın sorumluluğu var” dır.
Örnek vermek gerekirse;
Türkiye’de gerek Türk Boğazları deniz Trafik Düzeni Tüzüğü, gerekse ilgili
liman tüzükleri, kılavuz kaptanlara açıkça sorumluluk yüklerler.
Denizci Avrupa ülkelerinde
de, kılavuz kaptan, meydana gelecek bir kazada gemiye karşı sorumlu
tutulmamakla birlikte, kusuru veya ihmali varsa, kendi kamu otoritesine
karşı sorumlu tutulmaktadır. Almanya gibi bazı ülkelerde ise, kılavuz
kaptanın, eğer hasarın oluşmasında büyük çapta ihmali veya kastı varsa,
donatanın veya 3. şahısların uğradıkları zararlardan dolayı sorumlu
tutulabilmeleri yolu açıktır.
Toplantıda kılavuzluk
ücretleri de tartışıldı. Ancak; denizcilik sektörünün donatan kesiminde;
sistemin işleyiş dinamiği olarak; kılavuz kaptanın bir kılavuzluk
teşkilatına bağlı olarak çalıştığı ve ücretini buradan aldığı, gemilerin de
ödedikleri kılavuzluk ücretini kılavuz kaptana değil, kılavuzluk teşkilatına
ödedikleri gerçeğini ayrımında olmadıkları ya da olmak istemediklerini
gördüm. Yaptıkları hesaplama; gemi kaptanı 30 günx24 saat şu kadar aylık
alıyorsa, kılavuz kaptan da gemi üzerinde kaldığı kadar aynı oranda ücret
alsın tarzında bir hesaplamaydı.
Tabii bütün donatanların
aynı düşüncede olduklarını söylemek doğru olmayabilir; ancak kürsüden
görüşlerini dile getirenler, böyle söylediler.
Oysa kılavuz kaptanın
arkasında yatırım masrafları hiç de az olmayan kılavuzluk teşkilatı
bulunmaktadır. Kaliteli kılavuzluk servisleri nasıl garanti edilecektir?
Ülkemizin denizciliğinin gelişmesi sadece donatanlarımızın masraflarını
devlet eliyle azaltarak daha fazla para kazanmalarını sağlayarak mı
olacaktır; yoksa boğazlarımızın, limanlarımızın güvenliğine da gerçekten ve
samimi olarak, gerekli özeni göstermemiz de mi gerekiyor? Sormaya fırsat
bulamadığım bu gibi soruların yanıtlarını aradım, ancak sormaya muvaffak
olduğum bir sorunun yanıtını alamadığım gibi, konuşulanlar içerisinde bu
sorulara da yanıt bulamadım.
Daha da vahimi, ne
donatanların yaklaşımında, ne de hükümet ve devlet yetkililerinin
yaklaşımında, "kılavuzluk sisteminin ilgili IMO Kararlarında ve denizcilikte
ileri ülkelerde verilmekte olan kalite standartlarında olmasını sağlamak
için gerekli güvenceler düşünüldü mü" kaygısını gözlemleyemedim. Belli ki
olaya sadece ekonomik derinlikte- ya da sığlıkta- yaklaşılıyordu. Bu
sığlıkta seyir yaparken işlerin iyi gittiği müddetçe problem yoktu; ancak;
bir gün ayrıcalık verilerek kılavuz kaptan almayan bir Türk bayraklı geminin
Boğazlar bölgesinde vahim bir kazaya yol açması durumunda; suçlu arayan
parmakların donatanlara değil, bizzat gerekli düzenlemeleri yapmayan kamu
otoritesine yöneleceği gerçeğini görmek için de müneccim olmak gerekmez.
"Bir şey olmaz" felsefesi kültürümüzde olsa da; artık denizde risk yönetimi
konusunu da hem literatürümüze, hem de denizcilerimizin kafasına
yerleştirmemiz gerekiyor. Hala, "radarlı gemiler de kaza yapıyor
öyleyse radar gereksizdir" varımının saçmalığını ayrımsamadan, "kılavuz
kaptanlı gemiler de kaza yapıyor" kolaycılığına kaçanlar belli ki olayları
kendi ekonomik gözlüklerinden başka bir boyutta inceleme yetisine sahip
değiller.
Dileyelim; bu konular önümüzdeki günlerde yine
denizcilerin yer aldığı tarafsız platformlarda özgürce konuşulsun ve
tartışılsın ki, denizciliğimizde temel taşlar yerine otursun. Zaten karaya
oturmuş olan denizciliğimizi sığ sulardan kurtarmak için, önce sığ
kafalardan kurtarmalıyız; aksi takdirde kamu çıkarı ve gelirlerinden
yapılan fedakarlıkların dün olduğu gibi, bugün de boşa gitmesi
kaçınılmazdır. Doğrusu yazık olur.
|
Bu Yazıya Siz de Yorum Ekleyebilirsiniz...
- ISIM:
- Muhammed Ali KART
- Date:
- 19-08-2004
YORUMSAYIN CAHİT İSTİKBAL. bizler gelecegin kaptanları olarak size bu konu üzerinde durduğunuz,kılavuz kaptanların güvenlik için nekadar önemli oldugunu ve asıl sorumluluklarının gemiye değil kamuya karşı olduğunu anlattıgınız için teşekkür ederiz. umarım ilgili mercilerde bu yazılarınızı okuyup biraz ders alırlar ve braz düzene girerler. Yazılarınızın devamını bekliyor ve size tekrar tekrar teşekkürü bir borç biliyoruz KARADENZ TEKNİK ÜNİVERSİTESİ GÜVERTE BÖLÜMÜ 1.SINIF ÖGRENCİSİ
- ISIM:
- Cahit İstikbal
- Date:
- 18-11-2003
YORUMSayın Mahmut Aydın; Benim sözüm siz değildi; ama üzerinize alındığınıza göre yerini bulmuş demek ki. Yazımda yeterli maddi delil var. Can Kurtarma, Sahil Sıhhiye ve Fener rüsumları vergi değildir; hizmete karşılık alınmaktadırlar. Türkiye can kurtarma, Sahil Sıhhiye ve Fenerlerin bakım-tutumuna büyük kaynak ayırıyor; elbette ki karşılığını alacak. Siz ise bu hizmetlerden alınan paralardan kılavuzluğun da sübvanse edimesini istiyorsunuz. Denizden kar elde edenler elbette ki vergilerini veriyorlar. Ancak Boğazlarımızı kullanan gemilerin %60 ı yabancı. Kılavuz kaptan alan gemilerin %99 u yabancı. Bunlar vergilerini Türkiye Cumhuriyeti'ne ödemiyorlar. Türk Vatandaşlarının ödediği vergilerle %99 oranla yabancı gemilere verilen bir hizmeti sübvanse etmek fikri sanırım çok parlak bir fikir değildir. Yine de sizin görüşleriniz bu köşede hiç sansürsüz yayınlanmaktadır;farklı fikirlere karşı olsaydık onları yayınlamazdık. Saygılarımızla.
- ISIM:
- Mahmut AYDIN
- Date:
- 18-11-2003
YORUMSayin Istikbal,
Farklı fikirlerle alay etmek yerine kendi göruslerinizi
maddi delillerle savunsaydınız daha inandırıcı olurdunuz.
Uslubunuzu size hic yakıstıramadım.
Sizler de pek ala biliyorsunuz ki ,Denizde ticari kazanc saglayanlar,yani armatorler ve diger tuccarlar tum vatandaslarımız gibi vergilerini veriyorlar.
Yabancı gemilerse ,bogazlarımızdan bedava gecmiyorlar,
Can Kurtarma,Sahil Saglık,Fener vs gibi vergileri veriyorlar.
Armatorlere,Denizden ticari kazanc saglayanlara vergi vermiyorlar,bedavacılar gibi yakısıksız ithamlarda bulunanlar sizin deyiminizle ''Yılın Parlak Zekaları '' olsa gerekler.
Bogazlardan gecen gemilerden alınan Can Kurtarma,Sahil Saglik, fener rusumları gıbi vergiler tek catı altında toplanıp kılavuzluk ve diger kamusal guvenlik hizmetlerinde kullanılsa ,bu catı altında
Bogazlarımızda Kılavuzluk hizmetleri ucretsiz olarak verilse ve tüm gemiler de kilavuz alsalar
cok mu kötü olur.Bunu dusunup dillendirmek icin
''yılın parlak zekası ödülünü ''almak sartmıdır.
Saygılarımla
- ISIM:
- Mahmut AYDIN
- Date:
- 18-11-2003
YORUMSayin Istikbal,
Farklı fikirlerle alay etmek yerine kendi göruslerinizi
maddi delillerle savunsaydınız daha inandırıcı olurdunuz.
Uslubunuzu size hic yakıstıramadım.
Sizler de pek ala biliyorsunuz ki ,Denizde ticari kazanc saglayanlar,yani armatorler ve diger tuccarlar tum vatandaslarımız gibi vergilerini veriyorlar.
Yabancı gemilerse ,bogazlarımızdan bedava gecmiyorlar,
Can Kurtarma,Sahil Saglık,Fener vs gibi vergileri veriyorlar.
Armatorlere,Denizden ticari kazanc saglayanlara vergi vermiyorlar,bedavacılar gibi ithamlarda bulunanlar sizin deyiminizle ''Yılın Parlak Zekaları '' olsa gerekler.
Bogazlardan gecen gemilerden alınan Can Kurtarma,Sahil Saglik, fener rusumları gıbi vergiler tek catı altında toplanıp kılavuzluk ve diger kamusal guvenlik hizmetlerinde kullanılsa ,bu catı altında
Bogazlarımızda Kılavuzluk hizmetleri ucretsiz olarak verilse ve tüm gemiler de kilavuz alsalar
cok mu kötü olur.Bunu dusunup dillendirmek icin
''yılın parlak zekası ödülünü ''almak sartmıdır.
Saygılarımla
- ISIM:
- Cahit İstikbal
- Date:
- 08-11-2003
YORUMSayın Aydın; dileklerinize ben de katılıyorum. Ancak; benim yazımı dikkatli okursanız; kamusal hizmet değil; kamusal yönü olan hizmet dediğimi görürsünüz. Denizdeki güvenlik hizmetlerinin sizin bahsettiğiniz karadaki güvenlik hizmetlerinden bir farkı vardır; vatandaşlar vergi öderler ve bunun karşılığında polis, itfaiye gibi hizmetleri ücretsiz alırlar. Denizde ise ticari bir kazanç var; sularımızı kullanıp vergi de vermiyorlar; ve siz bu gemilere kılavuzluk hizmetini bedava verelim diyorsunuz. Sanırım bunu yapacak olana yılın parlak zekası (!) ödülünü verirler. Saygılar.
- ISIM:
- Mazhar Birinci
- Date:
- 25-10-2003
YORUMYazınızın bir bölümünde belirttiğiniz gibi kılavuz Kaptanların sorumluluğu olmalıdır.Ben 2000 Gros ton altında gemilerde kaptanlık yaptım bildiğiniz bu gemiler romorköre tabi değil ve armatör masraf olmasın diye romorkör kullanmamızı mümkün mertebe istemez.Bu durumda zaman zaman kılavuz tavsise etse dahi romorkör alıp almama konusunda çok ikilem yaşamışımdır.Acıkca söyleyeyim üç dört sefer özellikle dar kanal içinde dönüşlerde ve bazen yanaşmalarda ciddi tehlikeler atlattım.İşte bu durumda kılavuzlar sorumlu olsalardı herhalde azami emniyeti gözönüne alarak hiç ikilem içine girmeden romorkör kullanacaklardı.teşekkürler.
- ISIM:
- Mahmut AYDIN
- Date:
- 23-10-2003
YORUMYorumunuzu buraya yazın
Yazınızı dikkatle okudum.Cok Onemli bir konudan Kılavuzluk Hizmetinin KAMUSAL bir hizmet oldugundan bahsetmissiniz cok dogru, aynı zamanda bir GUVENLIK
hizmetidir de.
Sosyal bir Devlet olan T.C Havada ve Karada guvenlik hizmetlerini ÜCRETSİZ OLARAK < ülkemizde yasayan yerli ve yabancı tüm herkese ücretsiz olarak saglıyor.
Hava Kontrol Klavuzluk hizmetleri, karadaki yol kılavuzluk hizmetleri ücretsiz olarak veriliyor.
Denizdeki GUVENLİK hizmeti de ücretsiz olarak KAMU YARARINA verilemezmi.
Ücretsiz olsa Tum gemiler Kılavuz alır ve Bogazlarımız
cok daha güvenli hale gelir.
Ne dersiniz ?
Saygılarımla
Mahmut Aydın
- ISIM:
- soner özdemir
- Date:
- 06-09-2003
YORUMhazırladığınız bu gemi ve deniz ile ilgili konuların ya da açıklamaların daha geniş daha anlamlı olmasını istiyoruz.Örnek olarak giriş yapan boğazlardan geçen türkiye limanlarına yanaşacak yada demirliyecek gemilerin isimlerini onlarla ilgili ayrıntıları eklerseniz seveniriz.İyi çalışmalar
- ISIM:
- Cahit İstikbal
- Date:
- 19-08-2003
YORUMSayın Erdal Tekin, sanırım aynı şeyi söylüyoruz. Yazıyı bir daha okumanızı tavsiye ederim. Yazıda kılavuz kaptanın sorumluluğunun gemiye karşı değil kamuya karşı olduğu söyleniyor. Siz ise hala gemiye karşı sorumluluğundan söz ediyorsunuz. Yazıda sorumlulukları var derken açıkça ilgili hukuksal düzenlemelere referans veriliyor. Ancak deniz güvenliği denilen mefhumun sadece gemiyi değil, kamu çıkarlarını da ilgilendirdiğini kabul etmeyen insanlar nedense sizin düştüğünüz yanlışa sıklıkla düşüyorlar. Saygılarımla.
- ISIM:
- Erdal Tekin
- Date:
- 19-08-2003
YORUMNasıl yorumlarsanız yorumlayın" KILAVUZ KAPTAN"sorumlu değildir.
Sorumlu ise siz bir pilotaj kuruluşu olarak su deklereyi yapın : Yanaşma-kalkma manevralarında pilotumuzun bulunduğu gemi ile yapılan zararları belli oranda paylaşıyoruz. Haydi deklere edin ???
Bir pilotunuzun bir gemimizin Dil iskelesinde bir iskeleye yanaşırken verilen zarar için yazışıp duruyoruz
Size bir şey rucu edebilirmiyiz
- ISIM:
- TUMPA Sistem Yöneticisi
- Date:
- 12-08-2003
YORUMSayın Bay;
Bahsettiğiniz konuyu daha önce de araştırmıştık. Yağcı olarak mesaj bırakan İlker Uğurlu, 1979 İzmir Doğumlu, İzmir Endüstri Meslek Lisesi mezunu olup, yağcı ehliyetli liman cüzdanıyla iş aramaktadır. Sitemizin iş arayanlar forumuna da bu amaçla
http://www.turkishpilots.org.tr/FORUM_ISARAYAN/display.asp?messageNo=5&threadID=2220
adresinde iş ilanı bırakmıştır.
Bu ilanda gerek ev, gerekse cep telefonları mevcut olup, kendisi ile biz temas kurduk.
Dolayısıyla, eğer siz de gerçekten İlker Uğurlu iseniz, bir isim benzerliği söz konusudur. Sizin Başmühendis olmanız, adaşınızın ise Yağcı olması sanırız onun iş arama hakkını kısıtlama hakkını ne size, ne de bize vermektedir.
Yardımcı olabildiğimizi umarız. Saygılarımızla.
- ISIM:
- ilker uğurlu
- Date:
- 11-08-2003
YORUM sanırım bu sayfaları siz hazırlıyormuşsunuz. iş arayanlar bölümünde de sizi sert bir dille uyardım. adım ilker uğurlu ( denizcilik fakültesi mk-94). 02-03-2003 tarihinde adıma çıkan ilanı kaldırın. 1 ay önce size bu konuda bir mail atmıştım ama dikkate almamışsınız. biraz daha kızarsam sırf küfür etmeyeceğim ama inanın ki bilgisayar bilgim sitenizi hack-lamam için yeterlidir. isterseniz yine dikkate almayın ve bu siteden bir daha da yararlanamayın:))))))))!!!!!!!!!!!!!!!!
- ISIM:
- Date:
- 09-08-2003
YORUMYorumunuzu buraya yazın |
Yazarın diğer yazıları:
Yazıların her hakkı yazara aittir. Kaynak
gösterilmek suretiyle alıntı yapılabilir.©
Cahit İstikbal
|