|
7 Ağustos 1992 günü dev yolcu gemisi Queen
Elisabeth II, ABD’nin Massachusetts bölgesindeki Vineyard Sound’dan (Vineyard
Bankı) geçerken birdenbire büyük bir gürültüyle sarsıldığında saatte 25
Knots* süratle seyretmekteydi. Kaza sırasında geminin dip tanklarının 4
tanesinin dış kaplama saçları yırtılmıştı. Deniz sakindi; panik içindeki
yolcuların tamamı tahliye edilebildi. Can kaybı olmadı.
Ancak gemideki hasar ağırdı. 2 ay
tersanede kalan geminin hasarı 13,2 Milyon Dolar
|
 |
|
Queen Elizabeth II: Squat
Etkisinin en ünlü kurbanı. |
karşılığında ancak tamir edilebildi.
Yırtılmanın dip tanklarda oluşu gemiye dolan suyun tanklar bölgesinde
kalmasını sağladı ve batmasını önledi. Peki ama bu kadar önemli bir
gemi, güvenli olarak seyretmesi gereken bir bölgede nasıl böyle bir kaza
yapmıştı? Ne olmuştu?
295 Metre uzunluğundaki dev gemiye ne
olduğu önce anlaşılamadı. İlk başlarda denizdeki bir cisme çarptığı iddia edildi.
Geminin deniz dibine çarpmış olamayacağı düşünülüyordu; çünkü geminin
su altında kalan kısmı 9,8 metre idi; oysa kazanın olduğu yerde deniz
derinliği 12 metre idi. Gemi, omurgasının altında iki metreden fazla
derinlik kalana bir yerde deniz dibine çarpmış olamazdı; öyle
düşünülüyordu. Fakat
bir cisme çarptığını iddia edenler de sonradan kabul ettiler ki o
derinlikte deniz dibinde bir cisme de çarpmış olamazdı.
Konuyla ilgili bir araştırma komisyonu
kuruldu. Komisyonun yaptığı araştırma sonucunda geminin “Squat (Gömülme)
Etkisi” nedeniyle deniz dibine çarptığı açıklandı. Geminin 12 metre
derinliğindeki sulardan güvenle geçeceği planlamasını yapanlar; ne
geminin kaptanı ne de gemide bulunan kılavuz kaptan; Queen Elizabeth 2
Transatlantiğinin dururken 9,8 metre olan su çekiminin hızı arttıkça
orantılı olarak artacağını ve 25 Knots (Saatte Mil) hıza ulaştığında
squat etkisinin 2 metreyi geçebileceğini bilmiyorlardı. Oysa Queen
Elizabeth II bu bölgeden geçerken 25 Knots olan hızını 10 Knots'a
düşürse idi; bu kaza olmayacaktı.
Squat (Ya da Gömülme) geminin deniz
içerisinde suları yararak ilerlemesi nedeniyle oluşur. Gemi suları
yararken, hızıyla orantılı olarak yardığı suların içerisine gömülür. Bu
etki açık denizlerde seyrederken çok önemli değildir. Ancak deniz
derinliği ile geminin su çekiminin arasında 5 metreden az mesafe kaldığı
durumlarda kritik bir hal alır. Eğer geminin seyrinden sorumlu kişiler
squat etkisini bilmiyorlarsa; harita üzerinde yaptıkları tespitlerde
rahatlıkla geçebileceklerini gördükleri deniz alanlarından geçerken eğer
hızlarını düşürmezlerse, bu bölgelerde deniz dibine çarpabilirler.
Dolayısıyla squat etkisinin yüksek hızlı teknelerde mutlaka göz önüne
alınması gerekir.
Squat etkisinin dar boğazlarda ve kısıtlı
deniz alanlarında seyrederken ayrı bir önemi daha vardır. Bu da; sığ sularda geminin dümen dinleme yeteneği
azalacağından; squat etkisi altındaki gemilerin dümen dinleme
yeteneklerinin de olumsuz etkileneceğidir.
Squat etkisinin yukarıda belirtmeye
çalıştığımız önemi nedeniyledir ki, her geminin bir
squat cetveli bulunur. Bu cetvelde geminin hangi yük durumunda ve hızda
ne kadar gömüleceği diyagramı vardır. Kaptanların ve kılavuz kaptanların
bulundukları geminin squat cetveli hakkında mutlaka bilgi sahibi
olmaları gerekir.
Çift gövdeli anlamına gelen katamaran teknelerin
yüksek hızları ve gömülmeye müsait tekne yapıları nedeniyle kullanma
talimatlarında sığ bölgelerden geçerken squat etkisi nedeniyle hızlarını
düşürmeleri gerektiği belirtilir.
**********************
 |
| Hızır Reis adlı deniz otobüsü; Uluç
Ali Reis adlı kızkardeşi eşliğinde Bandırma'ya götürülüyor
(Fotoğraf: Murat Öztürk-Milliyet Gazetesi) |
1 Ağustos 2004 Pazar günü; yaz dönemi
nedeniyle ek sefer yapan İstanbul Deniz Otobüsü İşletmesi'ne bağlı
"Hızır Reis" adlı deniz otobüsü; 400 Yolcusu ve 6 mürettebatı ile
Yenikapı'dan sabah saat 0830 da hareket etti. Hareketinden yaklaşık 1
Saat 15 Dakika sonra Bandırma'ya yaklaşmış iken; Fener Adası
yakınlarında yolcular büyük bir gürültü duydular. Gemi kuvvetle
sarsıldı; motorlar durdu ve yolcular yapılan anonsla can yeleklerini
giydiler. Daha sonra Bandırma'dan yola çıkan "Uluç Ali Reis" adlı diğer
deniz otobüsüne yolcular tahliye edildi. Uluç Ali Reis; kaza geçiren
"Hızır Reis" i de yedeğine alarak Bandırma'ya getirdi.
Kaza sonrası yapılan ilk belirlemelerde
geminin pervanesinin kopmuş olduğu; sancak tarafında bir metre, iskele
tarafında yarım metrelik yırtık oluştuğu; iskele alt kısmında da 30
santimlik bir yırtık oluştuğu belirlendi.
Adnan Menderes feribotu da; 26 Temmuz 1998
de aynı bölgede kaza geçirmiş ve kayalıklara çarpmıştı. Aynı bölgede
daha önce de kazaların olması; kazalardan ders alınmadığını göstermesi
bakımından ayrıca ilginçti. Dileriz ki bu kazadan sonra ders alınır ve
artık denizcilerimiz ve yolcular bu bölgede tehlike yaşamazlar.
*************************
Hızır Reis deniz otobüsünün geçirdiği
kazadan sonra yapılan açıklamalar; Queen Elizabeth II Transatlantiğinin
geçirdiği kazadan sonra yapılanlarla benzerlik gösteriyor. Bu benzerlik
aklıma squat etkisini getirdi. Hızır Reis adlı deniz otobüsüne bir
cismin çarpması akla yakın bir olasılık gibi görünmüyor. Gemi kaptanının
elinde deniz haritası var; bu nedenle geçemeyeceği bir rota üzerinden
rotasını çizmesi de olası değil. Geriye kalan olasılıklardan birisi de
squat etkisinin bilinmemesi yahut ihmal edilmesidir.
Kurulmuş olan bilirkişi heyetinin
kimlerden oluştuğunu bilmiyorum; ancak dilerim araştırmalarını yaparken
denizciliğin diğer teknik bilgileri ile birlikte squat etkisini de
dikkate alırlar.
Bu kazanın nedeni squat mıdır değil midir
şu aşamada bilemiyoruz; ama ben yine de yüksek hızlı deniz aracı yöneten bütün kaptanları
squat etkisini bilmeleri ve ona göre rotalarını ve hızlarını
düzenlemeleri; gemi su çekimi açısından kritik olan yerlerden
geçmemeleri ya da geçmek zorundalar ise bu bölgelerden geçiş esnasında
hızlarını düşürmeleri konusunda uyarmayı bir görev biliyorum.
*Knots;
denizde hız ölçme birimidir; Mil/Saat anlamında olup; 1 Knots yaklaşık
1,85 Km/Saate karşılık gelir |