BAKÜ, 11/03(BYE)--- Tirajı günde 2 bin 500 olan muhalefet eğilimli
Hürriyet gazetesinin 11 Mart 2004 tarihli sayısında, Müşfik
imzasıyla ve yukarıdaki başlık altında yayımlanan makalenin çeviri
şöyledir:
Rusya'nın İnternet medyasında Kremlin'in Hazar bölgesindeki petrol
projelerini ve Türkiye ile ilişkilerini eleştiren yazılar
yayınlanmaya başlandı. Vladimir Putin'in I. Petro dönemini geri
getirme politikasını eleştiren basın, bu adımların Rusya'yı uçuruma
sürüklediğini bildirdi. Konuyla ilgili olarak yayınlanan makaleler
arasında Nikolay Silayev'in, "Rusya Bakü-Ceyhan'da kaybetti"
makalesi dikkati çekiyor:
Durumun düzeltilmesi için vaktin hala geç olmadığını kaydeden yazar,
Rusya'ya acilen Hazar bölgesinde hakimiyet politikasından vazgeçme
çağrısında bulunarak şöyle diyor: "Rusya Dışişleri Bakanlığı, BTC
petrol boru hattı projesine karşı verdiği mücadeleyi sürdürüyor.
Geçtiğimiz günlerde Dışişleri Bakan Yardımcısı (şimdiki Enerji
Bakanı) Viktor Kalyujnı, Rus tankerlerinin İstanbul ve Çanakkale
boğazlarından geçişini sağlamak için bir kez daha Türkiye'ye baskı
yaptı."
Yazar, bu olayı Türklerin gaddarlıkları ile ilişkilendirmeye
çalışmış olsa da, gelecekte bu boğazlardan Rusya'nın petrol ihraç
etme çabalarını önemsiz bulduğunu ifade ederek, "Hazar petrolünün
ihracı bu hızla artmaya devam ederse, (yalnız Kazakistan'ın petrol
üretimi bazı hesaplamalara göre, 2015 yılına kadar üç kat artacak)
hiçbir boğaz bu yükü kaldıramaz." diye belirtiyor.
Petrol boru hatları konusunda Rusya ve Türkiye arasında son 10
yıllık dönemde süregelen çekişmeden söz edilen makalede, Kremlin'in
tehditleri başarısız ve sonuçsuz tehditler olarak değerlendiriliyor.
Makalede devamla şu ifadeler yer alıyor: "Biz ayrılıkçı Kürtlerle
yakın ilişki içerisinde olduk. Azerbaycan ve Türkmenistan'ı Hazar
Denizi'ndeki bazı petrol yatakları yüzünden hilekarca birbirinden
ayırdık. Kıbrıs'a S-300 füzelerini konuşlandırmaya çalıştık. Bütün
bunlar, Rus petrolünün ihraç yollarının Türkiye'den geçtiğini
unuttuğumuz için eğlenceli bir oyunu anımsatıyordu, oyun bitti.
Türkiye bütün boru hatlarını ele geçirdi. Şimdi ne yapılması
gerektiğini düşünmeliyiz. Bir şey çok açık: Eski mantıkla hareket
edersek, köşeye sıkışırız. Türkiye'ye cevap veremiyoruz. Eğer
herhangi biri çıkıp da, petrol naklinin boğazlar yoluyla yapılmaya
devam edeceğini iddia ederse, bunu ciddiye almak mümkün değil. Eğer
bir petrol boru hattı yapımına ihtiyaç var idiyse, bu boru hattı
artık yapılmaktadır."
Silayev Rus dış politika yönetiminin Türkiye'yi düşman ilan etmesini
tenkit ediyor. Yazar, çıkış yolu olarak Türkiye'yle iyi ilişkiler
kurulmasını öneriyor. "Rus dış politikasında ciddi değişikliklere
gidilmeli ve bu yenilenmeye ilk olarak Türkiye'yle ilişkilerden
başlanmalıdır" yorumunda bulunan yazar devamla şöyle diyor:
"Tutumumuzu değiştirerek dış politikada Türkiye'ye yönelik iyi bir
konuma gelmeliyiz. Peki BTC ile nasıl mücadele etmeliyiz? sorusunun
yanı sıra, şöyle bir soru daha ortaya çıkıyor. Ne yapmalıyız ki,
boru hatları Rusya için daha verimli olsun? Birinci sorunun cevabı,
'BTC'ye ortak olmamız daha doğru olurdu' şeklinde verilebilir.
Ortaklık çeşitli şekillerde yapılabilir. Boru hattını yapanlar,
sürekli olarak mali sıkıntılarla karşı karşıya kalıyorlar. Bunlar,
Rus petrol şirketleri tarafından finanse edilebilir."
Makalede Rusya'nın petrol ihracatıyla ilgili sıkıntılarından çıkış
yolu olarak, Türkiye ile ortak petrol projelerinin hayata
geçirilmesi öneriliyor. Yalnız petrol alanında değil, her alanda
Rusya ile Türkiye'nin ortak siyasi ve ekonomik çıkarlarının iyice
belirgenleştiğini ifade eden yazar yazısını şu şekilde
sonlandırıyor. "BTC'nin yapımıyla en çok Türkiye, Azerbaycan ve
Kazakistan ilgilenmektedir. Bu ülkeler boru hattını Rusyasız inşa
etmek istiyorlar. Ancak böyle bir kısıtlama olmasa, ilişkilerimiz
daha iyi olur, Rusya'dan para kazanabilir ve siyasi yakınlık
görebilirler. Türkiye'yle mevcut ekonomik ilişkilerimiz öyle bir
noktadadır ki, ciddi bir siyasi münakaşa doğması halinde, dikkate
değer ekonomik kayıplar söz konusu bile olamaz. Her iki ülkenin
temel ihracat ürünleri mukayese bile edilememesine rağmen, hem
Rusya, hem de Türkiye Avrupa pazarına girmek istiyor. Rusya'nın
metal üretimi ile Türkiye'nin ayakkabı üretimi mükayese edilemez. Bu
nedenle de bu iki ülkenin siyasi alanda da yakınlaşması, Rusya'nın
çıkarları açısından önem arz ediyor. Tarihi anlaşmazlıkları bir
kenara koyduğumuzda, çok sayıda ortak noktamız olduğu ortaya çıkar.
Türkiye'deki terör eylemleri bu ülkenin de Rusya gibi radikal
İslamdan zarar gördüğünü ortaya çıkardı. Türkiye de bizim gibi
Avrupa ve ABD'yle ilişkilerini yoluna koymaya çalışıyor. Bu ülkelere
bağımlı olmak istemiyor. Biz çoktan beri ayrılıkçı Kürtlerle
itibarlı bir işbirliği kurmuşuz, Türkler de Çeçenistan yönetimiyle.
Çok şeyin değiştiği zamanımızda (teröristler artık Türklerin
kendilerini de tehdit ediyorlar. Kürtler ise tam olarak ABD'nin
kontrolüne girmiş durumdalar) ister istemez ilişkilerimizi de
değiştirmenin zaruretiyle ilgili fikirler seslendirilmeye başlandı.
Böyle bir değişim, BTC'de işbirliği ile sonuçlanabilir. Eğer Rusya
BTC aleyhine mücadelesini sürdürmeye devam ederse, müttefiki ve
yakın komşusu olan Kazakistan'ı da kaybeder."