Akademik Görüş

Demiryolu ve Denizyolu Taşımacılığı

Doç. Dr. NECMETTİN AKTEN

 

Seyir Defteri

Meslek Örgütlerine Özen Gösterelim

Kapt. CAHİT İSTİKBAL

 

Mercek Altında

Kılavuz Kaptanlık Mesleği

Kapt. OĞUZ CEBECİ

 

Hukuk Penceresi

Yargı Muafiyeti ve Yabancı Gemiler

Av. BÜLENT TATAR

 

Teknik Bakış

Yüzyılın En Önemli Tehdidi

Kapt. CAHİT YALÇIN

SANLI BAYRAGIMIZ

TURK

KILAVUZ KAPTANLAR

DERNEGI

T U R K I S H   M A R I T I M E   P I L O T S'   A S S O C I A T I O N

TUMPA LOGO

marineCare

TUMPA ENGLISH SITE

Burada önemli son dakika haberleri yer alacaktır. Bizi izlemeye devam ediniz...

temizdeniz.gif (1310 bytes)
İçindekiler
Haberler
Dış Basın
Yazarlar
İstatistikler
IMO
F.A.Q.
Yönetim Kurulu
Üye Girişi
Arama
Çevre
Yeni Ne Var?
marineCare
Meteoroloji
Software
Şiir
Eğlencelik
Adresimiz
Bize Yazın!
Linkler
Sitenizi Ekleyin
Tüm Forumlar
Eğitim Forumu
İş Arayanlar
Misafir Defteri

Kılavuzluk,

Güvenilirliğin

İnsana

Dönüşmüş

Şeklidir.

Joseph CONRAD


  Arama Motoru

TUMPA WEB



IMPA Üyesiyiz


EMPA Üyesiyiz


click to see our site statistics!

 

 

THE WALL STREET JOURNAL EUROPE : HAZAR BÖLGESİNDE KÜRESELLEŞME KARŞITI SALDIRI

Enerji koridoruna karşı kampanyaları başlatan ve destekleyen grupların Batı'dan çıkması da oldukça düşündürücü. Bu grupların hiçbiri şimdiye kadar bölgedeki sivil toplum örgütlerinden kayda değer bir destek sağlayabilmiş değil.

ANKARA, 11/07(BYE)--- İngiltere'de yayımlanan The Wall Street Journal Europe gazetesinin 11 Temmuz 2003 tarihli sayısında, Vladimir Socor imzasıyla ve yukarıdaki başlık altında yayımlanan makalenin çevirisi şöyledir:

Enerji sektörüne yönelik ilkel ve düşmanca tavırlar ve de Güney Kafkasya ve Türkiye'deki yoksul halkın içler acısı durumuna duyarsız bir şekilde kayıtsız kalınması, son günlerde gündeme gelen kapsamlı ekonomik kalkınma projesi için siyasi seferberlik ilan edilmesine yol açtı. Dünyadaki "küreselleşme karşıtı" sol gruplar, Amerikan'ın desteklediği ve de Hazar petrol ve doğalgazının Avrupa'ya ulaştırılması projesiyle oluşacak, Doğu ile Batı arasındaki enerji koridoruna köstek olmak üzere ayaklanarak çeşitli protesto gösterileri düzenliyorlar.

Batı'da insan hakları ve çevre yanlısı grupların en son hesaplanan rakamlara göre yüzde 72'si, bir bütün halinde, enerji projesine karşı çıkıyorlar. Oldukça karmaşık bir durum. Bazı gruplar yasal yollara başvurarak güya bu türden projelerden olumsuz yönde etkilenecek "yöre halkı" adına çok uluslu şirketlere saldırıya geçtiler (ekonomik yatırımlardan direkt olarak çıkar sağlayacak kesimlerin başında bölgede yaşayan yerel halk olduğunu gözardı ediyorlar).

Koalisyonda yer alan diğer gruplar ise, enerji ve çevre alanlarında ciddi uyuşmazlıklar yaşandığı iddiasında bulunurlarken, hedef aldıkları Batılı şirketlerin kapsamlı çevre raporlarını görmezlikten geliyorlar (Diğer yandan da Hazar projesine karşı çıkan Rus Hükümetinin ve enerji şirketlerinin çevreye verdikleri akıl almaz zarara karşı hiçbir şey söylemiyorlar) Netice itibariyle, bazılarının çıkış noktası siyasi ve stratejik nedenlerden kaynaklanıyor. Bunlar sırasıyla; Türkiye'nin ekonomisine zarar verilmesi, Azerbaycan'ın kalkınmasının engellenmesi ve aynı zamanda Amerika'nın Güney Kafkasya Hazar bölgesine yönelik politikasına köstek olunması.

Enerji koridoruna karşı kampanyaları başlatan ve destekleyen grupların Batı'dan çıkması da oldukça düşündürücü. Bu grupların hiçbiri şimdiye kadar bölgedeki sivil toplum örgütlerinden kayda değer bir destek sağlayabilmiş değil. Her ne kadar Batılılar boru hattı projesine karşı çıkmak üzere ön saflarda yer almak isteyecek birkaç yerel grup bulabilmişlerse de; Azerbaycan, Gürcistan ve Türkiye'deki sivil toplum örgütlerinin büyük bir bölümü, projeye ilişkin kendi ülkelerinde sağlanan geniş çaplı görüşbirliğine dikkat çekecek şekilde, enerji koridoru projesine destek veriyorlar.

Doğu-Batı enerji koridoru projesinde, doğalgaz ve petrol için, Hazar Denizi'nden başlayıp Azerbaycan, Gürcistan üzerinden Türkiye'ye kadar uzanacak ve Avrupa ülkelerine enerji sevkiyatı sağlayacak bir ikiz boru hattı çekilmesi öngörülüyor. ABD yönetimi, bu üç ülkenin ekonomik açıdan kalkınması ve son yıllarda Hazar bölgesinde bağımsızlığını kazanan ve petrol üreten ya da transit yol üzerinde bulunan ülkelere önayak olmak amacıyla böyle bir proje ortaya koydu. Söz konusu proje, bu ülkelerle Batı arasında, kendi içlerindeki Batılılaşma yönündeki siyasi birliği yansıtacak ve bu ülkelerin, Rusya'nın Hazar'daki petrolün ve doğalgazın nakliyesi konusunda oluşturmaya çalıştığı tekelden kurtulmalarını sağlayabilecek, direkt bir bağ oluşturacak.

Projenin daha kapsamlı hedefleri arasında, özellikle Avrupa'da sanayileşmiş ve yüksek miktarda enerji tüketen ülkelere yönelik enerji arzının artırılması ve farklı yollardan temini, ayrıca Batı'nın enerji alanında gerek Orta Doğu'ya gerekse Rusya'ya olan bağımlılığının azaltılması da var. Projenin baş işletmecisi British Petroleum ve Norveç'in Statoil şirketi, hem petrol hem de doğalgaz projelerinde Avrupa'nın önde gelen şirketleri durumunda.

Yedi yıl önce projeye başlanmasından bu yana, projenin finansmanı sorunu ve siyasi konular, süreci yavaşlatıyor. Şimdi ise proje tam hızıyla devam ediyor. Muhalifler ise birtakım yeni siyasi iddialar ortaya atıyorlar. Geçen ay, insan hakları ve çevreyle bağlantılı gruplardan oluşan bir koalisyon, inşaat çalışmalarının durdurulması çağrısında bulunurken, bazı gruplar tarafından da halen boru hattı projesi konsorsiyumuna iştirak eden şirketlere karşı yasal girişimlerde bulunuldu.

Örneğin, Uluslararası Af Örgütü, Türkiye'nin inşaat çalışmalarında meydana gelecek herhangi bir gecikme ya da Türkiye'deki çalışmalardan dolayı projenin maliyetinin aşırı oranda artması durumunda, Türkiye'nin konsorsiyuma ödemekle yükümlü olduğu tazminat konusunda varılan anlaşmaya karşı çıkıyor. Örgüt, bu yöndeki bir anlaşmanın işçi haklarının ve güvenli çalışma koşullarının gözardı edilmesine neden olacağını ve boru hattı projesi için topraklarını satmak zorunda kalacak yerel halka yeterli oranda tazminat ödenmesi konusunu riske sokacağını ve de genel anlamda boru hattının rotası üzerinde yaşayan halkların "insan haklarına" önem verilmeyeceğini iddia ediyor. Boru hattına ev sahipliği yapacak ülkelerinin anlaşmaya vardıkları bu proje sonucunda ortaya "insan haklarının olmadığı bir koridor" ortaya çıkacağı yönünde suçlamalar yönelten Af Örgütü ve diğer gruplar, kendilerinin insan hakları maddeleri olarak adlandırdıkları birtakım koşulların, boru hattı projesi anlaşmasına ilave edilmesini talep ediyorlar.

Bu yöndeki yasal girişimlerin, kendi özel siyasi gündemlerini kendileri belirleyen diğer örgütlere, özellikle hedef alınacak özel şirketler ve ülkeler açısından, uluslararası topluma yasal emsal oluşturması amacıyla yapıldığı görülüyor. Diğer yandan da son aşamada, "insan haklarına ilişkin" maddelerin eklenmesi amacıyla anlaşma metinlerinin tekrar açılması talebi, projeyi geciktirme ya da maliyetini artırmak amacıyla öne sürülen bahanelerden ibaret. Zaten bu haklar nasıl olur da tekrar tanımlanabilir ya da insan hakları örgütleriyle bu hususların ele alınıp müzakere edilmesi ne kadar zaman alacak? Dahası, bu koşulların yerine getirildiğini kim denetleyecek ya da herhangi bir koşulun ihlal edildiğini kim iddia edecek? Güya aynı örgütler... Bu bağlamda öyle görünüyor ki, öne sürdükleri teklifler sadece fuzuli işlerden ibaret.

Bu koalisyondaki Avrupa merkezli Kürt kökenli Türk gruplar, Türk ordusunun yoğun baskısı nedeniyle Türkiye'de devletle, boru hattı rotasına ilişkin karşılıklı müzakarelerde bulunmanın neredeyse imkansız olduğunu iddia ediyorlar. Bu gruplar Türkiye'ye zarar vermek isteyebilir, ancak esas itibariyle, ekonomik kalkınmanın boru hattı projesine bağlı olduğu kendi memleketlerindeki Kürtlerin çıkarlarına zarar veriyorlar. Türk devleti ve Kürt halkı, Türkiye'nin doğusunda ekonomik kalkınma ve istikrar teşvik edildiği takdirde, bu projelerden aynı oranda çıkar elde edecek.

Azerbaycan ve Gürcistan'da proje karşıtı mücadele daha çok çevresel faktörlere dayalı. Bu nedenle, Uluslarası Doğa Dostları Örgütü ve diğer çevre örgütleri, boru hattı projesine mali yardım ve kredi verilmemesi doğrultusunda, Dünya Bankası ve Avrupa Yeniden Yapılanma ve Kalkınma Bankası'na yönelik lobi faaliyetlerinde bulunuyorlar.

Gürcistan'da yaşanan tartışmalar ise, ülkenin neredeyse ulusal sembolü haline gelmiş olan ve dış ülkelere ihraç da edilen maden suyu üretimi açısından hayati öneme sahip, koruma altındaki Borjomi bölgesinden kaynaklanıyor. Boru hattı koridoru bu bölgeden geçiyor ve konsorsiyum gerekli önlemlerin alındığını öne sürüyor. Bir yandan hükümet ve sivil toplum güçlü bir şekilde projeyi desteklerken, diğer yandan bir çevre örgütü şu sıralar Gürcistan Hükümetine ve boru hattı konsorsiyumuna karşı, çevresel faktörlerin yeni uzmanlar aracılığıyla ve kamuoyunda yeniden tartışılarak değerlendirilmesi amacıyla dava açmış durumda.

Batılı gruplar, bölgede varılmış olan geniş çaplı görüş birliğini, boru hattına karşı oluşturulan küreselleşme karşıtı gündemi Güney Kafkaslara taşımak uğruna, görmezlikten geliyorlar. Boru hattı, bölgeye iş imkanı sağlayıp, gelişmemiş bölgelerde boru hattı rotası boyunca hizmet sektörü alanında pazar oluşmasını sağlayacak. Daha ilk aşamada, halihazırda yerel halka yönelik binlerce iş imkanı ortaya çıkmış durumda ve daha da çıkacak. Bölgede yaşayan yerel halk, gıda ve hizmet sektöründen ve arazi satışlarından para kazanacak. Yol, köprü ve elektrik hatları gibi altyapı çalışmaları ise boru hattı projesinin bölgedeki sıradan vatandaşa sağlayacağı temel faydalardan bir tanesi. Projeler ayrıca, yoksul Gürcistan ve Azerbaycan'a önemli oranda bütçe geliri sağlayacak, bu gelirlerin bir miktarı, daha boru hattından petrol akışı başlamadan elde edildi bile.

Doğu-Batı Enerji Koridoru şimdiye kadar, parçalanma olgusunun sürekli gündemde olduğu ve işbirliği kültürünün daha yeni yeni öğrenilmeye başlandığı bu bölgede, başarılı bir bölgesel işbirliği için iyi bir şablon olabilir. Batılı gruplar bu projeyi engelleme girişimleri çerçevesinde sadece bölge ülkelerine ve halklarına zarar vermekle kalmayıp aynı zamanda diğer alanlarda çevreyle ve insan haklarıyla ilgili konularda kendilerinin güvenlilirliklerine zarar veriyorlar.


 

(Başbakanlık Basın, Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü Web Sayfalarından Alıntıdır)

 

BU HABERE YORUM EKLEYEBİLİRSİNİZ.

 

Adınız-Soyadınız:


Dış Basından Bütün Başlıklar:

 
 

 

Hit Counter

 

 


© 1996-2004 Türk Kılavuz Kaptanlar Derneği