Akademik Görüş

Demiryolu ve Denizyolu Taşımacılığı

Doç. Dr. NECMETTİN AKTEN

 

Seyir Defteri

Meslek Örgütlerine Özen Gösterelim

Kapt. CAHİT İSTİKBAL

 

Mercek Altında

Kılavuz Kaptanlık Mesleği

Kapt. OĞUZ CEBECİ

 

Hukuk Penceresi

Yargı Muafiyeti ve Yabancı Gemiler

Av. BÜLENT TATAR

 

Teknik Bakış

Yüzyılın En Önemli Tehdidi

Kapt. CAHİT YALÇIN

SANLI BAYRAGIMIZ

TURK

KILAVUZ KAPTANLAR

DERNEGI

T U R K I S H   M A R I T I M E   P I L O T S'   A S S O C I A T I O N

TUMPA LOGO

marineCare

TUMPA ENGLISH SITE

Burada önemli son dakika haberleri yer alacaktır. Bizi izlemeye devam ediniz...

temizdeniz.gif (1310 bytes)
İçindekiler
Haberler
Dış Basın
Yazarlar
İstatistikler
IMO
F.A.Q.
Yönetim Kurulu
Üye Girişi
Arama
Çevre
Yeni Ne Var?
marineCare
Meteoroloji
Software
Şiir
Eğlencelik
Adresimiz
Bize Yazın!
Linkler
Sitenizi Ekleyin
Tüm Forumlar
Eğitim Forumu
İş Arayanlar
Misafir Defteri

Kılavuzluk,

Güvenilirliğin

İnsana

Dönüşmüş

Şeklidir.

Joseph CONRAD


  Arama Motoru

TUMPA WEB



IMPA Üyesiyiz


EMPA Üyesiyiz


click to see our site statistics!

 

 FRANKFURTER RUNDSCHAU
BAZEN YEMEKTE TATLI YERİNE TANKER VAR
...

32 km uzunluğundaki su yolu, aynı bir iğne deliği gibi. Dümenciler, gemileriyle kısmen sadece 660 metre genişliğindeki 14 dar virajlı Boğaz'dan manevra yapmak zorundalar. Tehlikeli akıntılar, manevrayı ilaveten zorlaştırıyor.

BERLİN, 02/06(BYE)--- Tiraji günde 183 bin olan Frankfurter Rundschau gazetesinin 02 Haziran 2003 tarihli sayısında, Gerd Höhler imzasıyla ve yukarıdaki başlık altında yayımlanan İstanbul çıkışlı yorumun çevirisi şöyledir:

Boğaz'daki İskele restoranında oturmak oldukça keyifli. Balık taze ve beyaz şarap iyi soğutulmuş. Alt tarafta suya doğru inşa edilmiş tahta iskeleye dalgalar vuruyor. Boğaz'ın parıldayan suları üzerinden bakıldığında Asya yakası gözüküyor. Sadece birkaç yüz metre uzaklıkda olan diğer kıta, sanki elle tutulacakmış gibi yakın. Fakat büyük petrol yüklü gemilerden biri geçtiğinde, insan kendini kötü hissediyor. Böyle bir dev tankerin dümeninin kontrolü kaybedilirse ne olurdu? Geçen hafta yine böyle bir an yaşandı. Mete Demir, yüzen bir gemi-restoranda tatlısını yerken birden şiddetli bir çarpışma oldu. Üniversite öğrencisi "Önce deprem oldu zannettim" dedi. Fakat bu gürültünün kopmasına neden olan sadece Yunan tankeri "Polyxeni I" idi. Geminin dümencisi kontrolü kaybetmiş ve Karadeniz'den Çanakkale Boğazı'na gitmekte olan 23 bin ton mazot yüklü tanker, kıyıya bağlı üç restoran gemisine çarpmıştı. Bu gemilerden biri olaydan az sonra battı. Yine de şansları vardı ki kimse yaralanmadı ve tanker de hasar görmedi. Bu kazadan hiç etkilenmemişcesine yoluna devam etmeye çalışan Yunan kaptan, az sonra Türk Sahil Güvenlik ekipleri tarafından durdurularak gözaltına alındı.

Boğaz'da bu tür kazalar hiç de ender değil. Boğaz'ın iki yakasındaki insanlar sürekli bir felaket korkusuyla yaşıyorlar. Ancak Moskova'daki hükümetin isteğine bırakılacak olsa, gelecekte daha fazla tanker Boğaz'dan geçecek. Geçen hafta, BM'ye bağlı bir kuruluş olan Uluslararası Denizcilik Örgütü'ne (IMO), Rusya Federasyonu'ndan bir başvuru geldi. Giderek artan petrol üretiminin büyük bir kısmını gemilerle Karadeniz'den yola çıkarak Boğazlar üzerinden Akdeniz'e sevk eden Ruslar, Türkiye'den Boğaz'daki katı trafik kurallarını gevşetmesini istiyorlar.

Oysa bu kurallar, yaşanan birkaç şiddetli kazanın ardından daha ekim ayında katılaştırılmıştı. O dönemden beri 200 metreden uzun olan gemilerin Boğaz'dan gece geçmesine izin verilmiyor. Tankerler de dahil, tehlikeli yük taşıyan gemiler geçişlerini 48 saat önceden bildirmek zorundalar. 250 metreden uzun gemiler, Boğaz'dan geçeceğinde karşı trafik durdurulmak zorunda.

32 km uzunluğundaki su yolu, aynı bir iğne deliği gibi. Dümenciler, gemileriyle kısmen sadece 660 metre genişliğindeki 14 dar virajlı Boğaz'dan manevra yapmak zorundalar. Tehlikeli akıntılar, manevrayı ilaveten zorlaştırıyor. Boğaz'dan her yıl 50 bin gemi geçiyor. Hiç durmadan Avrupa ve Asya yakası arasında mekik dokuyan ve sahile yanaşan çok sayıda araba, yolcu ve tur gemileri hariç, her gün geçen gemilerin sayısı 140'ı buluyor. Gerçi Türkiye, trafiği gözetmek için Boğaz'ın her iki yakasına da çok sayıda radar istasyonu kurmuş. Ancak buna rağmen Boğaz Gemicilik İdaresi her yıl ortalama bir düzine kaza olduğunu saptıyor.

Bunların çoğu ucuz atlatılıyor, fakat bazıları değil. Yaşlı bir İstanbullu öfkeyle 15 Kasım 1979 tarihini hatırlıyor. O tarihte Boğaz'ın güney girişinde Romanya tankeri "Independenta" bir Yunan yük gemisiyle çarpışmıştı. Petrol gemisi infilak etmiş ve yanan petrol Boğaz sularının üzerine yayılmıştı. 104 gemicinin öldüğü kazada alevler günler boyunca göğe yükselmiş, İstanbul kenti üzerinde kapkara bir duman bulutu oluşmuştu. Sadece rüzgarın uygun esmesi sayesinde yangın kente sıçramamıştı.

Benzer bir kaza da 1994 yılının mart ayında yaşanmıştı. Boğaz'a girişde 50 bin 567 ton ham petrol yüklü "Nassya" adlı bir Rus gemisi, Kıbrıs yük gemisi "Ship Broker" ile çarpışmıştı. Birkaç dakika içinde bir ateş fırtınası kopmuş, sadece çarpışan gemiler yanmakla kalmamış, alevlerin denizin üzerine de yayıldığı kazada 34 denizci ölmüştü.

Türkiye, geçtiğimiz 10 yıl içinde denizcilik kurallarına, adım adım çok sayıda yeni sınırlandırmalar getirdi. Karadeniz'e kıyısı olan devletler, en başta da Rusya, bunları şiddetle protesto etti. Ruslar bu sınırlandırmaları, 1936 yılında imzalanan ve tüm ticari gemilerin Boğaz'dan serbest geçişini garanti eden Montrö Anlaşması'nın ihlali olarak görüyorlar. Ankara hükümeti ise bu protestoları geri çeviriyor ve sınırlandırmalara gerekçe olarak, giderek artan tanker trafiği yüzünden güvenlik önlemlerinin artırılması gerektiğini gösteriyor. Sadece Rusya değil, orta Asya cumhuriyetleri de petrollerinin büyük bir kısmını Boğaz'dan geçirerek ihraç ediyorlar.

Ancak Türkiye'nin boğazlardaki tanker trafiğini giderek daha fazla sınırlandırmasının tek nedeni, haklı olduğu güvenliği sağlamak ve çevreyi korumak amacını taşımıyor. Ülke bu yolla geliri oldukça yüksek olan çok sayıda boru hattı projesini de geliştirmek istiyor. Türk ve yabancı firmalar, eylül ayından beri, petrolün üretildiği Hazar Denizi'nden, Gürcistan güzergahından Türk Akdeniz limanı Ceyhan'a ham petrol taşıması öngörülen 1730 km uzunluğunda bir boru hattını inşa ediyorlar. Yaklaşık üç milyar dolara mal olacak projenin 2005 yılının ilkbaharında tamamlanması bekleniyor. Rusya ve İran'ın dışından geçtiği için bu hat, ABD tarafından da güçlü bir şekilde destekleniyor. Petrol nakliyatından para kazanmak isteyen komşu Yunanlar da bu arada, Rusya ve Bulgaristan ile, Karadeniz'in Burgaz kentinden Yunanistan'ın kuzeyine uzanacak olan bir petrol boru hattı üzerinde uzlaşmaya varmış bulunuyor. 700 milyon euroya mal olacak bu boru hattıyla yılda, Rusya'nın Noworosisk limanından tankerlerle Karadeniz'den Burgaz'a taşınacak 35 milyon ton Rus petrolünün Yunanistan'ın kuzeyindeki Aleksandropolis limanına pompalanması öngörülüyor. Bu hat Boğaz'a paralel olarak yürüyecek ve böylece Boğaz'ın yükünü büyük ölçüde azaltacak.


 

 

(Başbakanlık Basın, Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü Web Sayfalarından Alıntıdır)

BU HABERE YORUM EKLEYEBİLİRSİNİZ.

 

Adınız-Soyadınız:



ISIM:
Date:
23-12-2003

YORUM

Yorumunuzu buraya yazın


ISIM:
Date:
23-12-2003

YORUM

Yorumunuzu buraya yazın


ISIM:
Date:
23-12-2003

YORUM

Yorumunuzu buraya yazın

Dış Basından Bütün Başlıklar:

 
 

Hit Counter

 

 

 


© 1996-2004 Türk Kılavuz Kaptanlar Derneği