32 km uzunluğundaki su yolu, aynı bir iğne deliği gibi.
Dümenciler, gemileriyle kısmen sadece 660 metre genişliğindeki 14 dar
virajlı Boğaz'dan manevra yapmak zorundalar. Tehlikeli akıntılar, manevrayı
ilaveten zorlaştırıyor.
BERLİN,
02/06(BYE)--- Tiraji günde 183 bin olan Frankfurter Rundschau gazetesinin 02
Haziran 2003 tarihli sayısında, Gerd Höhler imzasıyla ve yukarıdaki başlık
altında yayımlanan İstanbul çıkışlı yorumun çevirisi şöyledir:
Boğaz'daki
İskele restoranında oturmak oldukça keyifli. Balık taze ve beyaz şarap iyi
soğutulmuş. Alt tarafta suya doğru inşa edilmiş tahta iskeleye dalgalar
vuruyor. Boğaz'ın parıldayan suları üzerinden bakıldığında Asya yakası
gözüküyor. Sadece birkaç yüz metre uzaklıkda olan diğer kıta, sanki elle
tutulacakmış gibi yakın. Fakat büyük petrol yüklü gemilerden biri
geçtiğinde, insan kendini kötü hissediyor. Böyle bir dev tankerin dümeninin
kontrolü kaybedilirse ne olurdu? Geçen hafta yine böyle bir an yaşandı. Mete
Demir, yüzen bir gemi-restoranda tatlısını yerken birden şiddetli bir
çarpışma oldu. Üniversite öğrencisi "Önce deprem oldu zannettim" dedi. Fakat
bu gürültünün kopmasına neden olan sadece Yunan tankeri "Polyxeni I" idi.
Geminin dümencisi kontrolü kaybetmiş ve Karadeniz'den Çanakkale Boğazı'na
gitmekte olan 23 bin ton mazot yüklü tanker, kıyıya bağlı üç restoran
gemisine çarpmıştı. Bu gemilerden biri olaydan az sonra battı. Yine de
şansları vardı ki kimse yaralanmadı ve tanker de hasar görmedi. Bu kazadan
hiç etkilenmemişcesine yoluna devam etmeye çalışan Yunan kaptan, az sonra
Türk Sahil Güvenlik ekipleri tarafından durdurularak gözaltına alındı.
Boğaz'da bu tür
kazalar hiç de ender değil. Boğaz'ın iki yakasındaki insanlar sürekli bir
felaket korkusuyla yaşıyorlar. Ancak Moskova'daki hükümetin isteğine
bırakılacak olsa, gelecekte daha fazla tanker Boğaz'dan geçecek. Geçen
hafta, BM'ye bağlı bir kuruluş olan Uluslararası Denizcilik Örgütü'ne (IMO),
Rusya Federasyonu'ndan bir başvuru geldi. Giderek artan petrol üretiminin
büyük bir kısmını gemilerle Karadeniz'den yola çıkarak Boğazlar üzerinden
Akdeniz'e sevk eden Ruslar, Türkiye'den Boğaz'daki katı trafik kurallarını
gevşetmesini istiyorlar.
Oysa bu
kurallar, yaşanan birkaç şiddetli kazanın ardından daha ekim ayında
katılaştırılmıştı. O dönemden beri 200 metreden uzun olan gemilerin
Boğaz'dan gece geçmesine izin verilmiyor. Tankerler de dahil, tehlikeli yük
taşıyan gemiler geçişlerini 48 saat önceden bildirmek zorundalar. 250
metreden uzun gemiler, Boğaz'dan geçeceğinde karşı trafik durdurulmak
zorunda.
32 km
uzunluğundaki su yolu, aynı bir iğne deliği gibi. Dümenciler, gemileriyle
kısmen sadece 660 metre genişliğindeki 14 dar virajlı Boğaz'dan manevra
yapmak zorundalar. Tehlikeli akıntılar, manevrayı ilaveten zorlaştırıyor.
Boğaz'dan her yıl 50 bin gemi geçiyor. Hiç durmadan Avrupa ve Asya yakası
arasında mekik dokuyan ve sahile yanaşan çok sayıda araba, yolcu ve tur
gemileri hariç, her gün geçen gemilerin sayısı 140'ı buluyor. Gerçi Türkiye,
trafiği gözetmek için Boğaz'ın her iki yakasına da çok sayıda radar
istasyonu kurmuş. Ancak buna rağmen Boğaz Gemicilik İdaresi her yıl ortalama
bir düzine kaza olduğunu saptıyor.
Bunların çoğu
ucuz atlatılıyor, fakat bazıları değil. Yaşlı bir İstanbullu öfkeyle 15
Kasım 1979 tarihini hatırlıyor. O tarihte Boğaz'ın güney girişinde Romanya
tankeri "Independenta" bir Yunan yük gemisiyle çarpışmıştı. Petrol gemisi
infilak etmiş ve yanan petrol Boğaz sularının üzerine yayılmıştı. 104
gemicinin öldüğü kazada alevler günler boyunca göğe yükselmiş, İstanbul
kenti üzerinde kapkara bir duman bulutu oluşmuştu. Sadece rüzgarın uygun
esmesi sayesinde yangın kente sıçramamıştı.
Benzer bir kaza
da 1994 yılının mart ayında yaşanmıştı. Boğaz'a girişde 50 bin 567 ton ham
petrol yüklü "Nassya" adlı bir Rus gemisi, Kıbrıs yük gemisi "Ship Broker"
ile çarpışmıştı. Birkaç dakika içinde bir ateş fırtınası kopmuş, sadece
çarpışan gemiler yanmakla kalmamış, alevlerin denizin üzerine de yayıldığı
kazada 34 denizci ölmüştü.
Türkiye,
geçtiğimiz 10 yıl içinde denizcilik kurallarına, adım adım çok sayıda yeni
sınırlandırmalar getirdi. Karadeniz'e kıyısı olan devletler, en başta da
Rusya, bunları şiddetle protesto etti. Ruslar bu sınırlandırmaları, 1936
yılında imzalanan ve tüm ticari gemilerin Boğaz'dan serbest geçişini garanti
eden Montrö Anlaşması'nın ihlali olarak görüyorlar. Ankara hükümeti ise bu
protestoları geri çeviriyor ve sınırlandırmalara gerekçe olarak, giderek
artan tanker trafiği yüzünden güvenlik önlemlerinin artırılması gerektiğini
gösteriyor. Sadece Rusya değil, orta Asya cumhuriyetleri de petrollerinin
büyük bir kısmını Boğaz'dan geçirerek ihraç ediyorlar.
Ancak
Türkiye'nin boğazlardaki tanker trafiğini giderek daha fazla
sınırlandırmasının tek nedeni, haklı olduğu güvenliği sağlamak ve çevreyi
korumak amacını taşımıyor. Ülke bu yolla geliri oldukça yüksek olan çok
sayıda boru hattı projesini de geliştirmek istiyor. Türk ve yabancı
firmalar, eylül ayından beri, petrolün üretildiği Hazar Denizi'nden,
Gürcistan güzergahından Türk Akdeniz limanı Ceyhan'a ham petrol taşıması
öngörülen 1730 km uzunluğunda bir boru hattını inşa ediyorlar. Yaklaşık üç
milyar dolara mal olacak projenin 2005 yılının ilkbaharında tamamlanması
bekleniyor. Rusya ve İran'ın dışından geçtiği için bu hat, ABD tarafından da
güçlü bir şekilde destekleniyor. Petrol nakliyatından para kazanmak isteyen
komşu Yunanlar da bu arada, Rusya ve Bulgaristan ile, Karadeniz'in Burgaz
kentinden Yunanistan'ın kuzeyine uzanacak olan bir petrol boru hattı
üzerinde uzlaşmaya varmış bulunuyor. 700 milyon euroya mal olacak bu boru
hattıyla yılda, Rusya'nın Noworosisk limanından tankerlerle Karadeniz'den
Burgaz'a taşınacak 35 milyon ton Rus petrolünün Yunanistan'ın kuzeyindeki
Aleksandropolis limanına pompalanması öngörülüyor. Bu hat Boğaz'a paralel
olarak yürüyecek ve böylece Boğaz'ın yükünü büyük ölçüde azaltacak.
(Başbakanlık Basın, Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü Web Sayfalarından
Alıntıdır)
| BU HABERE YORUM EKLEYEBİLİRSİNİZ. |
|
|
- ISIM:
- Date:
- 23-12-2003
YORUMYorumunuzu buraya yazın
- ISIM:
- Date:
- 23-12-2003
YORUMYorumunuzu buraya yazın
- ISIM:
- Date:
- 23-12-2003
YORUMYorumunuzu buraya yazın
Dış Basından Bütün Başlıklar: |
|
|
|
|

|