Akademik Görüş

Demiryolu ve Denizyolu Taşımacılığı

Doç. Dr. NECMETTİN AKTEN

 

Seyir Defteri

Meslek Örgütlerine Özen Gösterelim

Kapt. CAHİT İSTİKBAL

 

Mercek Altında

Kılavuz Kaptanlık Mesleği

Kapt. OĞUZ CEBECİ

 

Hukuk Penceresi

Yargı Muafiyeti ve Yabancı Gemiler

Av. BÜLENT TATAR

 

Teknik Bakış

Yüzyılın En Önemli Tehdidi

Kapt. CAHİT YALÇIN

SANLI BAYRAGIMIZ

TURK

KILAVUZ KAPTANLAR

DERNEGI

T U R K I S H   M A R I T I M E   P I L O T S'   A S S O C I A T I O N

TUMPA LOGO

marineCare

ANASAYFA

Burada önemli son dakika haberleri yer alacaktır. Bizi izlemeye devam ediniz...

temizdeniz.gif (1310 bytes)
İçindekiler
Haberler
Dış Basın
Yazarlar
İstatistikler
IMO
F.A.Q.
Yönetim Kurulu
Üye Girişi
Arama
Çevre
Yeni Ne Var?
marineCare
Meteoroloji
Software
Şiir
Eğlencelik
Adresimiz
Bize Yazın!
Linkler
Sitenizi Ekleyin
Tüm Forumlar
Eğitim Forumu
İş Arayanlar
Misafir Defteri

Kılavuzluk,

Güvenilirliğin

İnsana

Dönüşmüş

Şeklidir.

Joseph CONRAD


  Arama Motoru

TUMPA WEB



IMPA Üyesiyiz


EMPA Üyesiyiz


click to see our site statistics!

 

TÜRK BOĞAZLARINDAN GEÇEN GEMİ TRAFİĞİNİN ÇEVREYE OLUMSUZ ETKİLERİ

Cahit İSTİKBAL

Bilindiği gibi dünyamızın dörtte üçü sularla kaplıdır. Doğanın dolayısıyla insanın varlığının devam ettirebilmesi için deniz çevresinin sağlıklı olmasının gereğini bu oran bile yeterince ifade etmektedir. Birleşmiş Milletler verilerine göre dünya nüfusunun yarısından fazlası denize 60 kilometre mesafede yerleşmiştir ve kara kaynaklı kirlilik ise denizlerdeki kirliliğin %70 ini oluşturmaktadır.

Deniz taşımacılığı ve taşımacılık kaynaklı atıklar ise denizlerdeki toplam kirliliğin %20 sini oluşturmaktadır. Bu açıdan bakıldığında deniz taşımacılığından kaynaklanan deniz kirliliğinin toplam denizi kirleten etkenler içerisinde çok büyük bir oran oluşturmadığı düşünülebilir. Ancak yılda ortalama “altı yüz bin ton” petrol ve türevi madenin normal gemicilik operasyonları, kazalar ve kaçak sintine boşaltmaları ile denizlere atılması ürkütücü boyutta bir kirlenmeyi de ifade etmektedir.

Türk Boğazları yukarıda ifade ettiğimiz kirlenmelerin hepsinin etkisi altındadır. Ancak İstanbul şehrinin de içerisinde bulunduğu Türk Boğazları sisteminin farklı bir konumu daha vardır ki o da geçen gemi trafiğinin tehdidi altında olmasıdır.

Türk Boğazlarından geçen deniz trafiği son yıllarda giderek artarak kritik boyutlara ulaşmıştır ve trafik hacmi bu boyutu ile yalnızca deniz çevresini değil İstanbul halkının yaşamını da tehdit edecek hale gelmiştir.

Evet, burada “geçen gemi trafiğinin tehdidi altındadır” dedik; bunu açıklamak için yine rakamlara başvurmamız gerekmektedir.

İstanbul Boğazı’ndan yılda elli binden fazla gemi geçmektedir. Bu gemilerin 4303 tanesi tankerdir. Bu da günde ortalama 12 tanker geçişine karşılık gelmektedir.

Bilinmelidir ki her gemi geçişi tamamen ortadan kaldırılması olanaksız olan bir riski de beraberinde getirmektedir. Ancak bu riskler tamamen ortadan kaldırılamasa da en aza indirilmesi bazı önlemler almakla olanaklı olabilir. Tabii ki hangi önlemlerin alınması ile kazaların en aza indirilebileceğini bulabilmenin en mantıklı yolu kazaların neden olduğunu bulmak ve önlemleri de ona göre almaktan geçmektedir. 

Türk Boğazlarında deniz kazalarının nedenleri, şunlardır:

    • İnsan Hataları

    • Eksik ya da arızalı teknik donanımı olan ya da standart dışı olan gemiler

    • Kötü doğa koşulları

Yine kaza istatistiklerine baktığımızda görüyoruz ki, Türk Boğazlarında meydana gelen kazalar %85 oranında kılavuz kaptan almayan gemiler tarafından yapılmıştır. Kılavuz kaptan alan gemiler büyük oranda kazasız geçiş yapmaktadırlar. Buradaki gerçek şudur: kazaların büyük çoğunluğu insan hatası nedeniyle oluşmakta ve insan hatası da ancak kılavuz kaptan alınması ile en aza indirilebilmektedir.

Ancak yine bilindiği gibi Türk Boğazlarından uğraksız geçiş yapan gemiler 1936 Montrö Sözleşmesi’nin meşhur ikinci maddesi uyarınca kılavuz kaptan almak zorunda değillerdir. Bir başka deyişle kılavuz kaptan almaları kendi isteklerine bağlıdır. Bu yüzden de kazaları önlemedeki bu çok önemli faktör tam anlamıyla etkin olarak kullanılamamaktadır.

Kazaları önlemek üzerinde özellikle durulması gerekmektedir çünkü dünyada henüz denize sızan petrolün temizlenebilmesi için çok etkili yöntemler geliştirilebilmiş değildir. İbret verici bir örnek olması bakımından 1996 yılında Güneybatı İngiltere’deki Milford Haven liman kentindeki rafineriye ham petrol götüren Sea Empress adlı tankerin yaptığı kazayı hatırlatmak isteriz. Avrupa’nın en denizci ülkelerinin burnunun dibinde olan bu kazada tankerin taşıdığı 140 bin ton ham petrolün 72 bin tonu denize sızmıştır. Üstelik bu sızma yavaş yavaş ve üç günlük bir zaman zarfında olmuştur ve bu kaza, Sea Empress adlı tankerin şehrin girişindeki boğazın deniz dibi kayalıklarına çarparak kaplama saçlarının yırtılması nedeniyle olduğundan dökülen ham petrol alev de almamıştır. Sonuç bir çevre felaketidir: etkilerinin 30 yılda ortadan ancak kalkabileceği tahmin edilmektedir. Bu olayda her türlü modern temizleme aracı da kullanılmasına rağmen, denize dökülen 72 bin ton ham petrolün ancak 3500 tonu (yani yüzde beşi) temizlenebilmiştir. İngilizler kazadan sonra “Bu olay oluncaya kadar tek bir kazanın böyle büyük bir felakete yol açabileceğini aklımıza getirmiyorduk” demişlerdir. Burada şüphesiz kaza sonrası önlem alınmasın demek istemiyoruz; tabii ki bu önlemler de alınmalıdır. Ancak bir petrol tankeri kazasından sonra yapılabilecek çok şeyin olmadığının da bilinmesi gerekmektedir çünkü bu bilinirse önleyici önlemlere daha ağırlık vermek gerektiği anlaşılabilecektir.

Türk Boğazlarından geçen gemi trafiği ile ilgili bir yabancı gözlemcinin sözlerini de burada yer vermeye değer buluyoruz. The New York Times gazetesinde geçtiğimiz aylarda çıkan bir makalede şöyle denmektedir: 

“Türk Boğazları’ndan geçen dev tankerlerin uluslar arası tanker filosunun iyilerinden olduğunu söylemek oldukça zor. Bazıları Rus ve Ukrayna Bayrağı taşıyan pas yığınları. Diğerleri de yine aynı ölçüde denize elverişli gözükmeyen Yunanistan ve Malta adına kayıtlı olanlar. Deniz kıyısında otururken insanlar bu döküntülerin zig-zag lı boğazda dönüşlerini görünce korkudan ürperiyorlar.” 

Evet. Ortasından yüz binlerce ton petrol taşıyan dev tankerlerin geçtiği İstanbul Şehri böyle bir tehlikenin tehdidi altındadır.

© Cahit İSTİKBAL 1999

Yazarın Diğer Yazıları:

Yazıların her hakkı yazara aittir. Kaynak gösterilmek suretiyle alıntı yapılabilir.© Cahit İstikbal

 

 


© 1996-2008 Türk Kılavuz Kaptanlar Derneği